18 Ekim Pazartesi 2021

Analiz - Yunus Emre Demirci | Atina Radyosu’nda Türk’ün Sesi

Analiz - Yunus Emre Demirci | Atina Radyosu’nda Türk’ün Sesi

Ayasofya camii kararı kuşkusuz Türk’ün ve İslam aleminin ayağında ki prangalardan birinden kurtulduğunun müjdesiydi.

 

1934 yılında alınan garabet kararla Fatih’in emaneti, Fethin sembolü; müzeye dönüştürülmüş, bir tarih ve mana yok sayılmıştı.

 

O günden sonra yıllarca Ayasofya mücadelesi verildi… Sivil Toplum Kuruluşları her fırsatta Ayasofya, Camii olmalı diye haykırdı!

 

Tarih: 29 Aralık 1965

Yer: M.T.T.B.

Coşkulu bir kalabalık ve sahnede Üstad Necip Fazıl… Mikrofondan gelen hışırtı rahatsız edince üstad:

“Atina radyosundan mı geliyor” diye başladığı Ayasofya konferansı,

“Türk'ün bahtıyla beraber açılmalıdır. Ayasofya'yı kapalı tutmak, Yunanlıya "ben yapamıyorum; sen gel de kendi hesabına aç!" demekten farksızdır.” diye devam ediyor…

Müjdeyi yine konferansın sonunda şöyle ifade ediyor:

“Gençler! Bugün mü, yarın mı, bilemem!

Fakat Ayasofya açılacak!.. Türk'ün bu vatanda kalıp kalmayacağından şüphesi olanlar, Ayasofya'nın da açılıp açılmayacağından şüphe edebilirler. Hem de öylesine açılacak ki, kaybedilen bütün mânalar, zincire vurulmuş masumlar gibi onun içinden fırlayacak!..

Öylesine açılacak ki, bu millete iyilik ve kötülük etmişlerin dosyaları da onun mahzenlerinde ele geçecek...”

 

Evet! Necip Fazıl’ın müjdelediği Ayasofya Camii’nin açılmasıyla zincirler kırılacak ve Türk’ün gücü görülecektir.

 

Tarihi günde 24 Temmuz’da, Cuma hutbesi ile dünyaya bir mesaj verilecek! Kendi kararlarını alan, özgür bir Türkiye iradesi ortaya koyulacaktır.

Bu tarihi günde Fatih’ten, Sultanahmet’e çıkan bütün yolların dolacağı,

Türk’ün gücünün dünyaya gösterileceği Ayasofya Camii’nde görüşmek dileğiyle…  

 

Ayasofya camii mücadelesi veren ve bu kutlu davanın savunucusu olan bütün büyüklerimize rahmet ve minnetle…

Yeni Yorum