21 Ekim Perşembe 2021

Analiz - Yunus Emre Demirci | Sahi ne oldu CHP-HDP seçim ittifakı?

Analiz - Yunus Emre Demirci | Sahi ne oldu CHP-HDP seçim ittifakı?

Bugünlerde mecliste milletvekilliği düşürülen CHP’li Enis Berberoğlu, HDP’li Leyla Güven ve Musa Farisoğulları ismi sıkça gündemde. Peki neydi bu milletvekillerinin “milletvekilliğinin düşürülme” gerekçesi? CHP Milletvekili Berberoğlu MİT tırlarının durdurulması ile ilgili davada “siyasi ve askeri casusluk maksadıyla devletin güvenliği, iç veya dış siyasal yararları bakımından niteliği sebebiyle gizli kalması gereken bilgileri açıklamak” suçundan ceza alırken; HDP’li Güven ve Farisoğulları ise “silahlı terör örgütüne üye olmak” suçundan ceza aldı. Yine Erzurum karayazı belediye başkanı Melike Göksu aynı suçtan ceza alması tesadüf olmasa gerek. 

 

Diyarbakır, Mardin ve Van… 

Terör örgütüne verdikleri destek sebebiyle milletvekillikleri düşürülen ve belediye başkanlıklarından alınan HDP yöneticilerini terör dosyası olduğu halde aday gösterildi. Bir meydan okuma gerçekleştirildi. Kürtçü siyasal parti, Terör ile olan iltisak ve birlikteliklerini “seçilmişlik maskesi” altında meşru göstermeye kalkıştı.

Buraya kadar olan kısmına itirazım yok. Çünkü hukuk devleti, içerisinde ki örgüt üyelerini devletinin devamı ve bölünmez bütünlüğünü sağlamak için anayasanın ve kanunların verdiği yetki ile gereğini yapar. İlgili kurumlar bir zaafiyet oluşmaması için gerekli görevlendirmelerini yaparak sürekliliği sağlar. Asıl itiraz edilen kısım HDP’li milletvekillerin, yani bu örgüt üyelerinin milletvekili seçilebilmesi için marjinal sol ve CHP seçmeninin, bu partiye oy vermesi için konsolide edilmesinedir. Çünkü sözde cumhuriyetçi kesim eğer büyükşehirlerde desteklemeseydi HDP baraj altı kalacak ve Kürtlerin taleplerine kulak verecekti. Doğu ve Güneydoğu’da yaşayan Kürtler, devletin bütünlüğünden yana tavır alırken özellikle aşırı radikal guruplar HDP’nin bu ayrılıkçı duruşunu onaylamış ve her fırsatta devletin zayıflamasını, emperyalist güçlerin maşası olarak zayıf devlet otoritesini kullanmayı hedeflemiştir. HDP ile bu ortak paydada buluşan DHKP-C, ÖDP, MLKP gibi grupların devamı olan radikal sol guruplar devletin bütünlüğüne karşı birlikte hareket etmiştir.

 

HDP’nin baraj altında kalmaması için marjinal sol kesim ve CHP seçmeni olağanüstü bir çaba sarfetmişti. Doğu ve Güneydoğu Bölgesi dışında ki HDP oy oranı özellikle büyükşehirlerde sürpriz yaparak; İstanbul’da 1 Kasım seçimlerinde %10,27 oy alan HDP’nin 24 Haziran seçimlerinde yaklaşık %20 oylarını artırarak 12,7 aldığı görülmekteydi. Diğer Büyükşehirlerimizden olan Ankara’ya bakıldığında %4,43 olan HDP oylarının yaklaşık %45 artarak 6,4, İzmir ilinin %8,89 olan HDP oy oranını %30 artırarak  %11,5 oy alması “HDP’ye baraj kıyağı” olarak tarihin sayfalarına geçmişti. Şiddet ve terörle arasına mesafe koymamış bir partiye verilen bu oylar kuşkusuz karşılıksız değildi. Çünkü Üstü kapalı anlaşma yapılarak, yerel seçimlerde büyükşehirlerde CHP adayının desteklenmesi sözü verilmişti. Ancak içeriği ve sınırları paylaşılmayan bu anlaşmanın bir üst aklın organizasyonu olduğu belliydi. Öyle ki İstanbul’a marjinal bir il başkanı atanması tesadüfi değildi…

 

Bu gizli anlaşma ile HDP ve CHP geçişkenliği göstermektedir ki HDP ile CHP aynı kareye girmekten imtina etse de birlikte hareket ettikleri, ortak amaçlarının olduğu ve daha önemlisi ülkeyi birlikte yönetme arzusu aşikar görülmektedir. Aslında CHP’nin Kürtlerle oluşturmaya çalıştığı sempatinin arka planında iktidarı her ne pahasına olursa olsun yerinden etmek ve yıllardır iktidar olamama hırsı yatmaktadır. Bu hırs öyle ki Türkiye Cumhuriyeti’ni bölme emelleri olan ayrılıkçı örgütün organizasyonu bir parti ile gizli ittifak yaptırmaktadır. CHP’nin bu tavrı, kuruluşundan bugüne Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün partisi olarak gören ve oy veren, ülkesini seven seçmenini üzmektedir. Bir adım ötesine götürecek olursak; şehit ve gazilerimizin kemikleri sızlamaktadır!

Yeni Yorum