22 Ekim Cuma 2021

Naif Analiz - Ali Naif Çakar | Ayasofya, Bellini’nin Portresi ve Öfkeli Kurultay

Naif Analiz - Ali Naif Çakar | Ayasofya, Bellini’nin Portresi ve Öfkeli Kurultay

24 Temmuz Cuma günü tarihi anlara şahitlik ettik. Bizler İstanbul’da namazımızı eda ederken, Anadolu’nun tüm camilerinden de gönülleri İstanbul’da olanların alınları secdeye uzanıyordu.

Küreselleşmeyle beraber bireysel fetihlerle Müslümanların dünyaya yayılmasıyla dünyanın her yerinde bir Ayasofya sevinci sancak olup enlem ve boylam kıvrımlarıyla dalgalanıverdi.

 

MS. 6. Yüzyıldan 1934’e kadar ibadethane olarak kullanılan Ayasofya’nın istirahat süresi doldu ve 2020 yılında önemli bir irade ve kararla dünya maneviyatının hizmetine yeniden açıldı.

Müslümanlar ve Hristiyanlar arasındaki tarihi mekânsal rekabetin bir yansımasıdır camiden kilise, kilisenden cami yapmak.

 

Camiye çevrilen kiliseler ve kilise yapılan camiler...

Bu hususta kim kime galip geldiyse karşı tarafın yüreği muhakkak bir parça sızlayacaktır.

Müslümanların çekildiği veya azaldığı egemenliğin el değiştirdiği bir coğrafyada camileri kiliseleştirmek, Hristiyanların azaldığı bir coğrafyada ise camileri kiliseleştirmek…

Savaşlar ne kadar kanlı, sürgünler ne kadar acılı gerçekleşmiş olsa da, büyük mabetler birer egemenlik unsuruna dönüştürülerek muhafaza edilmiş durumdalar.

 

Ayasofya’nın yeri dünyadaki tüm mabetler içerisinde şüphesiz ki farklıdır. Hz. Peygamberin Miraç mucizesinde Firdevs Cennetinde gördüğü Cami-i Kebir’in dünyadaki minyatürü olan Ayasofya mabet olarak inşa edilmiştir.

İbadet için yapılan Ayasofya bugün yine ibadet için açıldı ve aslına rücu etti…

 

Sosyal medyada izlediğimiz aslı kiliseydi tamtamlarını izlerken şaşırmamak mümkün değil.

İnançsızlık ve imansızlığın bir tercih olduğunu söyleyebiliriz. Ama inanç ve iman cahili insanların sayısının artmış olması son derece üzerinde düşünülmesi gereken bir konu.

 

Servet, tahsil, sosyo-ekonomik sınıf, memleket, yaşanılan semt, siyasi görüş gibi konuların cehaleti azaltmadığı bilakis Ayasofya’nın ibadete yeniden açılmasıyla arttırdığına dönük sosyal bulgular fazlasıyla mevcut.

 

Bellini’nin Portresi

 

Tarihine cahil, medeniyetine cahil ve bugününe esir, geleceğinden yoksun bir şuursuzluk hali de maalesef devam ediyor.

Söz konusu vatansa gerisi teferruattır diyenlerle karşı söz konusu sanatsa gerisi hiçtir diyenlerin mücadelesini izliyoruz ve daha da izleyeceğiz gibi.

Sanat tarihine sevdalı olmak İstanbul’a sevdalı olmak anlamına gelmiyor.

 

Bellini’nin Fatih Portresi olarak kamuoyuna yansıtılan oluk oluk para akıtılan portrenin de ne olduğu gerçek olup olmadığı ne amaçla alındığı bir türlü anlaşılamadı.

 

Türk tarihinin büyük Sultanı Fatih’in türbesine çifte atacak kadar durduğu yerden kopuk bir anlayışı maalesef sanat tarihine olan düşkünlükleri, “üst düzey” kültür camiası, hatta sanat tarihi danışmanları dahi bu yoksunluktan kurtaramaz.

Denize düşen yılana sarılır misali, pozitivizme düşen “çağdaş” sanata sarılır günlerinin içinden yeniden geçiyoruz.

 

Kurultay

 

25 Temmuz günü bir kurultay vardı, elden geldiğince takip etmeye çalıştık.

Demokrasinin sembolik ifade özgürlüğüne indirgendiği, kürsüye çıkanların sözlerinin adeta birer mermiye dönüştüğü, 5 dakikayla sınırlandırılan konuşma sürelerinin sonunda makineli tüfeğe dönüştükleri bir “Demokrasi Reality Show” izledik adeta.

 

Sürenin 5 dakika ile sınırlandırılması öyle anlaşılıyor ki demokrasiye giydirilmiş bir güvenlik kılıfından kaynaklanıyordu. Beş dakikada makineli tüfeğe dönüşen partililer Allah muhafaza 15 dakikada atom bombasına dönüşebilirlerdi.

 

“Dostlara” selam gönderilen bir kurultay “dostlar” özelinde farklı yazılara konu edilebilecek bir içerik barındırıyor.

 

Tarihe not düşelim; kurultayın demokratik çıtasının geriliğinden ve teatral kurgusunun vasatlığından CHP’den yeni siyasi partiler çıkacağını rahatlıkla ifade edebiliriz.

 

Umarız ki, CHP’lilerin içinde biriken ve dün gördüğümüz bu öfke şiddete ve marjinal eylemlere dönüşmesin.

 

Çünkü CHP içerisinde yükselen bir “Öfkeli CHP’liler” gerçeğiyle karşı karşıyayız.

 

   

 

 

Yeni Yorum