18 Ekim Pazartesi 2021

Naif Analiz – Ali Naif Çakar | HDP denince akla hemen onun adı gelir

Naif Analiz – Ali Naif Çakar | HDP denince akla hemen onun adı gelir

Demokrasi Türkiye’nin vazgeçilmezidir.

Bu nedenle Türkiye’de tartışılmayacak ilk kavram demokratik seçimlerdir.

 

Sandık kutsiyeti ve milletin kararına saygı duyulması Türk siyasetinin kırmızıçizgileridir.

HDP’nin Yüzde 10 bandında oy alabilmesi tek başına düşünüldüğünde demokratik bir sonuçtur.

Yıllar öncesinin meşhur bir sempatik reklamına ve endorfin salgılatan melodilerine uzanıp nostalji yapacak olursak: “ Bisküvi denince akla, hemen onun adı gelir……” 

Bu hatırlatmadan hareketle “HDP denince akla, hemen onun adı gelir….” dendiğinde ilk aklınıza geleni tutun ve unutmayın.

 

HDP denildiğinde ilk akıllara gelen şey HDP’nin aldığı Yüzde 10 bandındaki oyun, HDP adına yapılan açıklamaların ve HDP’ye dair ne varsa hepsinin meşruiyetini sorgulatmaktadır.

Evet, HDP denilince akla gelen ilk şey PKK’dır.

Biliyoruz ama yazının akışı gereği kimdir bu PKK diye soracak olursak ona da kısa bir cevap vermek gerekecektir;

40 Yıllık şiddet ve terör birikimiyle Ortadoğu’nun istikrarsızlaştırılması projesinin kilit terör örgütü ve şiddet taşeronudur.  

 

Sizleri yormayacak daha özet bir anlatımla; PKK, “tek dişi kalmış canavarın” sidik torbasıdır.  

Bu nedenle PKK’nın gölgesinde ve  vesayeti altında yapılan bir siyasetin demokratik vasfı kağıt üzerinde olmaktan öteye geçmemektedir.

HDP’nin her platformda 6 milyon oy aldık savunusu mevcuttur. Hakkını verelim, rakamlar da HDP’yi haklı göstermektedir. PKK bir terör örgütüdür(nokta).

 

Bir terör örgütünün gölgesindeki siyasi partinin aldığı oyların her biri ve bütünü özel bir analiz konusudur. Ancak demokrasinin matematiksel izahı metrik problemlerine neden olmaktadır.

Demokrasi ve HDP kavramlarını bir araya getirmek PKK’ya görünmezlik pelerini giydirmekten başka bir şey değildir. 6 Milyon oya gelince her biri sandıktan çıkmıştır, vatandaşlarımızın seçim sandığına kadar zahmet

edip emek vermişlikleri mevcuttur.

Bunların hiçbiri PKK’nın terör örgütü olduğu gerçeğini değiştirmeyeceği gibi HDP-PKK ilişkisine rakamsal bir meşruiyet üretilmesine de gerekçe gösterilemeyecektir.

 

Gerçek demokratik ve meşru siyasetin temsilcilerine düşen HDP’ye oy veren seçmenlere ulaşıp PKK’nın şiddet, baskı ve HDP aracılığıyla onlar üzerinde kurduğu zihin ve gönül bağının sanallığından onları kurtarmak olmalıdır.

Türkiye’de demokrasiye önemli bir görev düşmektedir; HDP’ye oy veren seçmenlerin büyük çoğunluğunu duygusal seçmenden rasyonel seçmene dönüştürerek özgürlüğe kavuşturmak.

Bu yazı kaleme alınırken gündeme oturan HDP Millet ittifakının neresinde tartışmasını da bir başka yazıya bırakalım. S.Demirtaş’ın son açıklamalarının ne anlama geldiğini de o zaman konuşuruz.

 

Yazar Notu: Bu yazıda PKK , HDP ve Terör ifadeleri sıklıkla bir arada kullanılırken, PKK tarafından istismar edilen ve HDP tarafından kandırılan vatandaşlarımızın çoğunluğunu ifade etmek için kullanılan etnik kökene vurgu yapılmamıştır. Türkiye’de demokrasinin geldiği noktayı ve demokrasiyi yok saymak için ortaya atılan “O” sorunu yazılara konu etmeden meselenin anlatılabilmesi demokrasi ve Türkiye’nin emin ellerde olduğunun nişanesidir.    

 

 

 

 

 

 

 

 

Yeni Yorum