06 Ağustos Perşembe 2020

Naif Analiz - Ali Naif Çakar | Tarihten damıtılmış özgürlüğümsün Ey Ayasofya!

Naif Analiz - Ali Naif Çakar | Tarihten damıtılmış özgürlüğümsün Ey Ayasofya!

Yeni bir fethe hasret fatihler gibi yüzlerce yıllık bir heyecanla yüreklerimizde biriken kıymetli bir mekanın yine, yeni  ve yeniden ezana, kıyama ve secdeye şahitlik etmesiyle heyecanımız beşer bedenlerimize sığmakta zorlanıyor.

Tarih bizi biz yapan silsilelerin ardışık dizilimiyken, o dizilimin en anlamlı kırılmalarından, Peygamber müjdesiyle taçlanmış bir fethin emaneti Ayasofya Cami, hoş geldin!

Hoş geldin, gönlümün fetih çiçeği, İstanbul’un incisi, hoş geldin…

Biz Ayasofya’yı cami bilenlerdeniz.

Roma’nın düşüşüyle dertlenenlerin, Yunan’ın denize dökülmesiyle kederlenenlerin, Ermenilerin tehcirinden yalanlar çıkaranların, Anadolu’nun işgaliyle heyecanlananların yas günüdür bugün, iyi ki açıldın Ayasofya…

Ne mutlu Ayasofya’yı yeniden cami yapana ve ne mutlu heyecandan şahlananlara…

Bir çağı kapatıp yeni bir çağı açan Fatih’in izinden, bir çağın içinden geçip başka bir çağı açabilen günümüzün Fatihlerine selam olsun.

Cami olan bir Ayasofya’nın manasında Roma’nın düşüşü, Sultan Mehmet Han’ın düşü vardır.

Hristiyan bir romanın yerle bir oluşu ve Roma’nın Müslümanca şahlanışı vardır.

Unutmayalım ki, Batı için Müslüman olan bir Roma tahammül edilemeyecek bir gerçekliktir.

Fethedilmiş bir Ayasofya yerinden durdukça Batı Roma mirasçılarının tahammülü sadece sessizliktir.

Cami olan bir Ayasofya’ya Batı Roma’nın sessiz kalması beklenmeyeceği gibi çıkaracakları ‘kargazori’ sesler bir talihsizlik değil tam anlamıyla bir tarihsizlik olacaktır.

(Kargazori meselesine de sonraya taşımayalım biraz açıverelim. Ayasofya’ya karşı çıkan her ses farklı gibi gözükse de gün batımında kavak ağaçlarına sıralanan kargaların çıkardığı her biri birbirinin aynı o bas tonlu gaklamalardan ve istemeyerek bu sese maruz kalanların bıkkınlığını ifade etmek için tarafımdan uydurulmuş adım gibi Naif bir kavramdır.)  

Tarihsizlik meselesi önemli bir meseledir. Üstü kapatılmaya gelmez. 1453’te fetihle çağ açıp çağ kapatmak demek yendiklerinizi de tarihsizleştirmek demektir.

Tarihsizleştirmek yani tarihe gömmekte diyebiliriz.

Tarihe gömülmüş bir medeniyetten İslam’ın ve Türklüğün yeniden yükselişinin sembolüdür Ayasofya.

Batı’dan içli sesler duyar gibiyim ve içimizdeki Konstantinlilerden derin iç çekmelerinin sesleri yükseliyor.

Çağrım gastroenterologlara; uyumayın! ve itfaiyecilere: uyanın! İçten ve dıştan yanmalarına, yangınlarına çare bulmak zor ama millet olarak her ateşe su taşımak şanımızdandır.

Biliyoruz ki, bu büyük karar, bu cesur adım yeni bir yarının müjdecisidir.

Ezanı Muhammedi’nin yükseldiği, tekbirlerin yankılandığı mübarek Ayasofya Müslümana çektirilmiş çilelere ve İslam’a yönelik küçümsemelere karşı en okkalı cevaptır.

Ayasofya’nın Cami olması hak, herkes tarafından ziyaret edilebilmesi de asıldır.

O nedenle buyurun naif dilli Ayasofya methiyemize;

‘Ey Ayasofya, gönlümüzden sana selam yükselir!

Maneviyatla yüklenmiş minarelerinden,

Fetihle taçlanmış kubbelerinden,

Yüzlerce yıllık heybetinden,

Tarihin içinden gelip geleceğe gidişinden,

Ümmetin duasından,

Sana Selam getirdik;

Fatih’in umudundan,

Milletin heyecanından

Erdoğan’nın duruşundan,

Sana çok selam getirdik…

Tarihten damıtılmış

Özgürlüğümsün,

Ey Ayasofya!’

 

 

Yeni Yorum