26 Ekim Salı 2021

NaifAnaliz - Ali Naif Çakar | Avrupa’nın Kürt Düşmanlığı ve Demirtaş Kararı

NaifAnaliz - Ali Naif Çakar | Avrupa’nın Kürt Düşmanlığı ve Demirtaş Kararı

2020 yılının bütçe görüşmeleri heyecanlı daha doğrusu inişsiz ve çıkışlı bir şekilde geçti.

 

HDP’nin kabine üyelerinden yediği şamarın ve ayarın haddi hesabı yoktu.

 

İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’nun “Ohh Ohh” diye nam salan dokunuşu ise bu yılki bütçe görüşmelerine damga vurdu.

 

Geriye dönüp baktığımızda 2020 yılı hayatın her adımını aksatan pandemi’ye rağmen terörle mücadelenin, asayişin, güvenliğin aksatılmadığı bir yıl olarak tarihe geçti.

 

İntikamcı bir saikle “oh olsun” ifadesine başvurulmamış olması, özgüven ve kararlığın vurgusu olan “ohh, ohh” deyişinin meclis kürsüsünde yükselmesi mücadelenin ne denli içselleştirildiğinin de içeriye ve dışarıya göstermiştir.

 

O nedenle 2020 yılı terörle mücadelenin “Ohh Ohh” yılı olarak anılmayı hak eden başarıların yılıdır.

 

Kimse “Ohh ohh”u küçümsemeye kalkmasın, o ohlar bu milletin fedakarlığının ve birliğinin sese dönüşmüş halidir.

 

Ohh makamında icra edilen terörle mücadelenin yanı sıra AİHM’nin Demirtaş ile ilgili verdiği karar oldukça şaşırtıcıdır.

 

Bu şaşkınlığın arka planında gizli bir korku yatmaktadır.

 

Yunanistan’dan Belçika’ya, Berlin’den, Fransa’ya değin AB ülkeleri farklı örgütlerden bir çok teröriste ev sahipliği yapmaktadır.  

 

Himaye edilen her terörist, Avrupa için teröristin kaynak ülkesine ilişkin bir kontrol ve karıştırma aracıdır.

 

Avrupa yıllar içinde İran’a karşı ve Türkiye’ye karşı manipülasyon amaçlı bir çok teröriste gönüllü ve stratejik sığınaklık yapmıştır.

 

Söz konusu Kürtler olunca, PKK başta olmak üzere Kürt’leri ve Kürtlüğü istismar eden diğer örgütleri, kültürel ve siyasi haklar şemsiyesi altında Ortadoğu karşıtı bir formatta dinamik tutup desteklemiştir.

 

“Kürtlerin” bu konudaki en büyük talihsizliği, Avrupa’da Kürt kimliği ile değil PKK’nın sahte Kürt kimliği ile var kılınmaya zorlanmalarıdır.

 

PKK’nın varlığı ve Avrupalı siyasetçilerin dünden bugüne PKK’yı Ortadoğu çıkarlarımıza ilişkin değerlendirebiliriz umuduyla PKK’lı yöneticilerle kurduğu ilişkiler sağlıklı ve “dünya barışına” hizmet eden ilişkiler değildir.

 

Selahattin Demirtaş’a ilişkin kararın arkasında Avrupa’nın derin bir korkusu yatmaktadır.

Avrupa’nın bir PKK korkusu ve PKK sorunu vardır.

 

Türkiye’nin kararlığı karşısında küçülen ve güçsüzleşen PKK’nın Avrupa için karşılığı yönetilemez ve kontrolden çıkabilir bir kitleye tekabül etmektedir.

 

Avrupa’nın Kürtleri PKK üzerinden tanıması ve formatlaması tarihin yazacağı en büyük kültürel asimilasyonlardan birisi olacaktır.

 

Kürt kimliğini ve kültürünü terör örgütü üzerinden tanımlayarak dünyada yaşayan tüm Kürtlerin hakkını gasp eden Avrupa Kürtlere acil bir özür borçludur.

 

Ortadoğu’nun huzursuzluğunun temelinde ABD’nin topu tüfeği ve silahının izleri ne kadar varsa, Kürt’leri Türklerle, Araplarla, Farslarla karşı karşıya getirmek için kültürel istismar uygulayan Avrupa’nın o kadar izi vardır.

 

Kürt tarihini, kültürünü ve varlığını Avrupa milletlerinin fonlarıyla PKK’ya peşkeş çeken Avrupa Kürtlerin ve Kürtlüğün en büyük düşmanıdır ve bu yoldaki işbirlikçisi PKK’nın yaptıkları ortadadır.

 

AİHM’nin Demirtaş kararı Avrupa özelinde terör örgütü kaynaklı bir “Kürt” korkusuna dayanmaktadır. Besleyip büyüttükleri PKK’nın kontrolden çıkmasından endişe duyuyorlar.

 

Avrupa’da PKK’yla özdeşleşmiş ve konuştukları dil dışında Kürtlükle ilişkisi olmayan ideolojik bir zümre de türetmiştir.

 

Avrupa’nın bu derin korkusu Demirtaş kararı üzerinden bu denli AİHM kararlarına yansırken, Mustafa Kemal Atatürk’ün kurduğu parti olan CHP’nin kimden ve neden korkarak Demirtaş kararına sarıldığının izahını bir başka yazıya bırakalım.

Yeni Yorum