18 Haziran Salı 2024
3 yıl önce

Avrupa basını: Afrika’yı Türkiye’ye kaptırdık

İtalyanca ve İngilizce yayım yapan haber sitesi Inside Over, Türkiye'nin Afrika'daki etkinliğini artırdığına dair dikkat çeken bir yazı yayımladı. Yeni Şafak'ta yer alan haberde, "Türkiye Afrika Boynuzu'nu İtalya'dan nasıl devraldı?" başlıklı yayımlanan haberde İtalya'nın Afrika'yı Türkiye'ye kaptırdığı belirtildi. "OSMANLILAR ERDOĞAN LİDERLİĞİNDE YENİDEN KITADA" Ülkeler bazında Türkiye'nin yaptığı yatırımların sıralandığı haberde, "Osmanlılar, Akdeniz'i çevreleyen Arap limanlarından Sahel'e ve Afrika Boynuzu'ndan Ümit Burnu'na kadar inşa ettikleri kara kıtaya, Erdoğan liderliğindeki Türkiye ile yine girdi" ifadesi kullanıldı. "TÜRKİYE 2011'DEN BERİ DİKKAT ÇEKEN YATIRIMLAR YAPTI" Türkiye'nin kıtadaki yatırımlarından bahsedildiği yazıda, "Türkiye, ciddi bir kıtlık yılı olan 2011'den bu yana dikkat çekici ve yoğun bir şekilde yatırım yapmaya başladı ve sadece on yılda bir yüzyılı aşkın İtalya üstünlüğünü aşındırdı" denildi. AFRİKA BOYNUZU VE ÖNEMİ Afrika'nın Kuzeydoğusu'nda Somali, Cibuti, Etiyopya ve Eritre'nin yer aldığı bölgeye "Afrika Boynuzu" deniyor. Afrika Boynuzu, Avrupa ile Uzakdoğu'yu bağlayan deniz yoluna hakimiyeti nedeniyle siyasi ve ekonomik açıdan önemli bir konumda bulunuyor. Bu nedenle küresel ve bölgesel güçler Afrika Boynuzu'ndaki liman, askeri ve havalimanlarının işletmesini almak için rekabete girmiş durumda.

3 yıl önce

Cumhurbaşkanı Erdoğan'dan Avrupa Birliği mesajı

Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Avrupa Birliği'nin güçlü bir küresel aktör olmasının önündeki en büyük engelin stratejik sabır ve vizyon eksikliği olduğunu belirterek, "Başta karar alma mekanizmalarının gözden geçirilmesi olmak üzere, Avrupa Birliği'nin yeni bir kurumsal yapıya, yeni bir vizyona, kuşatıcı yeni bir söyleme ihtiyacı vardır." ifadesini kullandı. Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığından yapılan açıklamaya göre, Erdoğan, 9 Mayıs Avrupa Günü dolayısıyla mesaj yayımladı. Avrupa'nın bütünleşmesinin temellerini atan Schuman Deklarasyonu'nun ilanının, Türkiye'nin Avrupa Birliği'ne adaylık statüsünün tescil edildiği 1999 yılından beri Türkiye'de de "Avrupa Günü" olarak kutlandığını hatırlatan Erdoğan, Avrupa Birliği'nin, geliştirdiği ortak politikalarla kıtada ve ötesinde barış, istikrar ve refahın tesis edilmesine önemli katkılarda bulunduğunu vurguladı. Birliğin, son dönemde, mülteci krizi, İslam düşmanlığı, yabancı karşıtlığı, finansal ve mali kırılganlıklar, Birleşik Krallık'ın üyelikten ayrılması ve yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgını gibi pek çok meydan okumayla karşı karşıya olduğuna işaret eden Erdoğan, "Birliği ve geleceğini tehdit eden bu sıkıntıların aşılması; dayanışmaya, iş birliğine, cesur ve kuşatıcı bakış açısının yeniden hakim olmasına bağlıdır. Birliğin güçlü bir küresel aktör olmasının önündeki en büyük engel stratejik sabır ve vizyon eksikliğidir. Başta karar alma mekanizmalarının gözden geçirilmesi olmak üzere, Avrupa Birliği'nin yeni bir kurumsal yapıya, yeni bir vizyona, kuşatıcı yeni bir söyleme ihtiyacı vardır." değerlendirmesinde bulundu. Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu maksatla bugün başlayan "Avrupa'nın Geleceği Konferansı"nın, doğru bir tespitle yola çıktığına, ancak aday ülkelerin davet edilmemesi nedeniyle kendisini dar kalıplara mahkum ettiğine dikkati çekerek, "Tarihi, coğrafi ve beşeri bakımdan Avrupa'nın bir parçası olan Türkiye, Birliğin karşılaştığı sorunların çözümü ve etkinliğinin artırılması hususunda üzerine düşeni yapmaya hazırdır. Ülkemizin katkısı ve desteği olmadan Birliğin güçlü bir şekilde varlığını devam ettiremeyeceği aşikardır." görüşünü paylaştı. Avrupa Birliği'nin, tam üyelik yolunda Türkiye'ye verdiği sözleri yerine getirmediğini ve Türkiye'nin üyelik sürecinin sürekli yokuşa sürüldüğünü belirten Erdoğan, şunları kaydetti: "Bazı üye ülkelerin Türkiye'yle ikili meselelerini Birlik koridorlarına taşıması, Avrupa Birliği-Türkiye ilişkilerini esir almış, Birliğin küresel tehditlerle mücadele kapasitesini zayıflatmıştır. Temennimiz, Avrupa Birliği'nin, Türkiye'yle ilişkilerini karşılıklı saygı ve güven üzerine inşa edilen, sağduyulu ve stratejik bir bakış açısıyla yürütme yeteneğini sergilemesidir. Türkiye, maruz kaldığı çifte standarda ve engellemelere rağmen stratejik hedefi olan Avrupa Birliği üyeliği yolunda kararlı tutumunu ve çalışmalarını sürdürmektedir. Türkiye'nin üyeliği, bölgesel ve küresel düzeyde etkin, kendi vatandaşlarının yanı sıra bölgesine ve tüm dünyaya umut aşılayan bir Avrupa'nın yükselişinin önünü açacaktır. Bu düşüncelerle 'Avrupa Günü'nün, Birliğin içine düştüğü stratejik körlükten kurtulmasına vesile olmasını diliyor, başta vatandaşlarım olmak üzere, tüm Avrupalıların 9 Mayıs 'Avrupa Günü'nü tebrik ediyorum."

3 yıl önce

Avrupa'yı Türkiye korkusu sardı

Türkiye’nin Libya’da Ulusal Mutabakat Hükümeti’ne (UMH) destek vermesi uluslararası basının gündeminden düşmüyor. UMH güçlerinin Hafter’e karşı elde ettiği başarılar pek çok habere konu olurken, İngiliz basını bu kez Türk Donanması’nın Libya karasularındaki etkisini yazdı. İngiltere’nin önde gelen gazetelerinden The Times, ‘Türk gemileri, Avrupa’nın Libya sularındaki rolünü zorluyor’ başlıklı bir makaleyle bölgedeki durumu okuyucularına aktardı. Türkiye’nin Libya Sahil Güvenlik ekipleriyle birlikte hareket ettiğini vurgulayan makale, 13 Mayıs’ta bir Türk fırkateyninin Libya’nın Khoms şehrinin 28 mil açıklarında göçmen teknelerine müdahale ettiğini aktardı. Bu operasyon sonucunda Libya Sahil Güvenlik ekiplerinin 97 mülteciyi yakaladığı belirtildi. TÜRKİYE KALPLERİ KAZANDI’ Konuyu The Times’a yorumlayan uzmanlardan Roma’daki ISC Direktörü Gabriele Iacovino, “Türkiye boşluğu doldurdu” ifadelerini kullandı. İsviçre merkezli Ulusötesi Organize Suçlara Karşı Küresel Girişim (Global Initiative Against Transnational Organized Crime) analisti Jalel Harchaoui ise Türkiye’nin Libya’da kalpleri ve akılları kazandığını söyledi. Harchaoui, “Ankara tarafından eğitilen bir Libyalı, hayat boyu Türkiye hayranı haline geliyor. Bu durum politik olarak Avrupa için korkutucu” diye konuştu.

3 yıl önce

İçişleri Bakanı Süleyman Soylu: Uyuşturucuyla mücadelemiz ve yakalamalar olmasa; Avrupa, tamamen uyuşturucuya teslim olurdu

İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, "Uyuşturucuyla mücadelemiz ve yakalamalar olmasa; Avrupa, tamamen uyuşturucuya teslim olurdu." dedi ve verileri paylaştı. Soylu’nun paylaşımları şöyle;

2 yıl önce

Türkiye, jeotermalde Avrupa'da lider oldu: 16 yılda çağ atlandı

Türkiye, jeotermal enerji alanında geride kalan 20 yıllık süreçte yatırımlara hız verirken, kurulu güç bakımından 2020 yılı sonu verilerine göre Avrupa'da 1. sırada, dünyada ise 4. sırada yer aldı. Nisan ayı itibariyle Türkiye genelinde 62 adet jeotermal santrali bulunuyor. Sektör bünyesinde yaklaşık 6 bin kişiye istihdam sağlanıyor. Yeni Şafak'ta yer alan habere göre son yıllarda yenilenebilir enerji kaynaklarına yönelik izlenen sıkı politika ile bu alandaki kurulu güç önemli oranda arttı. Jeotermal enerji kaynakları da en yoğun yatırımın yapıldığı alanların başında geliyor. Ülkemizde ilk jeotermal enerji santrali 1975 yılında MTA Genel Müdürlüğü tarafından kurulan, 0,5 MW güce sahip Kızıldere Santrali oldu. Bu alandaki kurulu güç 2005 yılından itibaren ise yüksek ivmeli artış gösterdi. Ülkemiz jeotermal enerjisi kurulu gücü bakımından 2020 yılı sonu verilerine göre Avrupa'da 1. sırada, Dünya'da ise 4. sırada yer aldı. Dünya sıralamasında ABD, Endonezya ve Filipinler'den sonra 2020 yılı sonu itibarıyla dünya jeotermal kurulu gücünün %11,5'i Türkiye'de bulunuyor. Ayrıca Türkiye 2002 yılından itibaren dünyada jeotermal kurulu gücünü en çok artıran ülke konumunda yer alıyor. 16 YILDA ÇAĞ ATLANDI Jeotermal enerji alanındaki kurulu güç 2005 yılında 15 megavat civarındayken, 2015 yılında 624 megavata kadar çıktı. Geçtiğimiz nisan ayı itibariyle ise bu alandaki kurulu güç bin 647 megavata yükseldi. Yenilenebilir enerji kaynakları içerisinde jeotermal kaynakların payı 2005 yılında sadece yüzde 0,01 olurken, bu oran nisan ayı itibariyle ise yüzde 3,2 olarak gerçekleşti. Yine jeotermal kaynaklı elektrik üretiminde de son 20 yıl içerisinde önemli aşama kaydedildi. 2005 yılında elektrik üretimi 94 gigawatt saat seviyesinde bulunurken, bu rakam 2015 yılında 3 bin 424 gigawatt saat, 2020 yılında ise 9 bin 929 gigawatt saate yükseldi. 2020 yılı itibariyle jeotermal kaynaklı elektrik üretiminin toplam üretim içerisindeki payı yüzde 3,3 olurken, yenilenebilir üretim içerisindeki payı ise yüzde 7,7 olarak gerçekleşti. 6 BİN KİŞİYE İSTİHDAM SAĞLIYOR Geride kalan nisan ayı itibariyle Türkiye genelinde 62 adet jeotermal santrali bulunuyor. Bunun yanında Türkiye'nin toplam jeotermal teorik elektrik potansiyelinin ise 4.500 MWe olduğu öngörülüyor. Toplam teorik jeotermal görünür ısı potansiyeli de 35 bin 500 MWt olarak tahmin ediliyor. Mevcut durumda değerlendirilen ısı potansiyelinin, yaklaşık 3.495 MWt seviyelerinde olup 340 bin konut ısıtmasına eşdeğer olduğu değerlendiriliyor. Bu açıdan teorik jeotermal ısı potansiyelinin yaklaşık yüzde 10'luk bir bölümünün kullanıldığı görülüyor. Jeotermal kaynaklı elektrik üretim sektörü yaklaşık 6 bin kişiye iş kapısı oldu. YEKDEM 2010'DA DEVREYE ALINDI 2005'te çıkarılan 5346 sayılı "Yenilenebilir Enerji Kaynaklarının (YEK) Elektrik Enerjisi Üretimi Amaçlı Kullanımına İlişkin Kanun" ile yenilenebilir enerji kaynaklarına dayalı elektrik üretim tesisleri için teşvik mekanizması (YEKDEM) 2010 yılında oluşturuldu. Bu adımla birlikte yenilenebilir enerji kaynaklarına dayalı elektrik enerjisi üreten tesislerde yurt içinde imal edilen ekipmanların kullanılması durumunda da yerli ürün kullanım desteği devreye alındı. YERLİ ÜRETİM ÖN PLANA ÇIKTI Jeotermal alanındaki pek çok aksam Türkiye'de üretiliyor. Gaz türbinini oluşturan egzoz sistemi, yağlama sistemi ve hız kontrol sistemi isimli bütünleştirici parçalar ile buhar enjektörü, jeneratör ve güç elektroniği yerli üretimden karşılanıyor. Yerli aksam destekleri ile ulaşılan noktada jeotermal gaz türbinlerinin üretimi için 4, jeneratör için 3 ve ejektör için 1 fabrikada yerli üretim imkanı sağlandı. Yerli katkı ilavesi fiyatı uygulamasından ilk olarak 2014 yılında yararlanılmaya başlandı. 2014 yılında yerli katkı ilave fiyatından yalnızca 1 adet JES tesisi faydalanırken, 2021 yılı itibariyle toplam 33 adet JES'e yerli yerli katkı ilave fiyatı veriliyor. KAMUOYU YANLIŞ BİLGİLENDİRİLİYOR Jeotermal alanındaki çalışmaları değerlendiren Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Fatih Dönmez, Türkiye'de jeotermal kaynaklarla ısınan yaklaşık 140 bin konutun bulunduğu belirtti. Bakan Dönmez, jeotermal tesislerinde çıkan suların yer altına yeniden verildiğini söyledi. Zaman zaman kamuoyunda bu konuda yanlış bilgilendirme yapıldığına dikkati çeken Dönmez, "Bu tesislerin sürekli düzenli üretim yapabilmesi için ısı enerjisini aldıktan sonra soğuyan suyu tekrar yerin altına, aynı seviyelere deşarj etmesi lazım. Hem bizim bakanlığımız hem de Çevre ve Şehircilik Bakanlığımızın yetkilileri bu denetimleri sık sık yapıyor" dedi. Jeotermalin diğer ısı kaynaklarına göre daha temiz ve ekonomik olduğunu vurgulayan Dönmez, sadece elektrik üretiminde değil, sağlık turizmi, tarım alanları ve konut ısıtmada da kullanıldığını ifade etti.

2 yıl önce

Avrupa'nın göbeğinde dehşet!

Avusturya’nın Almanya sınırında yer alan Salzburg eyaletine bağlı Hallein kasabasında sağanağın yol açtığı sele kapılan Salih ve Ayşe Karaaslan çiftini, Avusturyalı komşuları Alexander Eisenmann kurtardı. lmanya’dan sonra Avusturya’da da etkili olan sağanak ve kötü hava koşulları, Salzburg eyaletindeki birçok yerleşim yerinde hayatı olumsuz etkilerken, selin en çok etkili olduğu Hallein kasabasında restoran işletmeciliği yapan Karaaslan çiftinin de ölümle karşı karşıya gelmesine neden oldu. Salih Karaaslan, Hallein’ın merkezinde restoran işlettiklerini, yoğun yağış nedeniyle restoranın bahçesinde suların birikmeye başladığını fark ettiğini ve durumu o sırada dinlenmekte olan eşine aktardığını söyledi. Yaklaşık 5 dakika gibi kısa bir sürede suyun 1,5 metreye kadar yükseldiğini belirten Karaaslan, sele kapılmış bir aracın evlerinin önünde geçtiğini görünce hemen kendi arabasını güvenli bir yere park ettiğini kaydetti. Karaaslan, sele kapılan üç aracın bulundukları yerdeki nehrin üzerindeki köprüyü tıkadığını bu durumun suyun daha da artmasına yol açtığını ifade etti. SELİN ŞİDDETİ KARŞISINDA ŞOKE OLDULAR! Daha sonra restorandan eşini alarak bulundukları yerden uzaklaşmak istediklerini ancak bu sırada eşinin selin şiddeti karşısında şoka girdiğini ve bir müddet bulundukları yerden hareket edemediklerini aktaran Karaaslan, "Restoranın köşesinde beklerken, itfaiye, polis birçok yeri aradık ancak bir sonuç alamadık. Artık karar vermem gerekiyordu ya karşıya geçecek ya da boğulacaktık. Başka bir şansımız yoktu. Orada dursaydık büyük ihtimalle su bizi alıp götürecek ve boğulacaktık." diye konuştu. SELE KAPILDILAR Karaaslan, yolun karşısına geçerken eşi Ayşe'nin suyun şiddetine dayanamadığını ve sürüklenmeye başladıklarını belirterek "Suyun içinde sürüklenirken ben bir yandan eşimi kazağından yakaladım bir yandan da mücadeleye devam etmeye çalıştım. O esnada sağ olsun Avusturyalı komşu suya atladı, onun da yardımıyla suyun şiddetli olduğu yerden kendimizi kurtarmayı başardık." ifadelerini kullandı. 'AVUSTURYALI KOMŞUMUZ GÖZÜNÜ KIRPMADAN SUYA ATLADI' Karaaslan, "Yan komşumuz Alexander Eisenmann bizi suda görünce sağ olsun gözünü kırmadan suya atladı ve bize yardım etti.” dedi. Selden kurtulduktan sonra yüksek bir duvarın üzerine çıkarak itfaiyenin kedilerini kurtarmalarını beklediklerini dile getiren Karaaslan, eşinin yaralandığını ve hastaneye sevk edildiklerini söyledi. BÜYÜKELÇİ VE BAŞKONSOLOS HEMEN İRTİBATA GEÇTİ Olayın hemen sonrasında hem Türkiye’nin Viyana Büyükelçisi Ozan Ceyhun hem de Salzburg Başkonsolosu Berkan Pazarcı’nın kendilerini arayarak geçmiş olsun dileklerinde bulunduğunu aktaran Karaaslan, "Sağ olsunlar bizi aradılar, 'Nasıl yardımcı olabiliriz, neye ihtiyacınız var' diye sordular. Şu an birçok kişi ve kurumun yardımıyla toparlanmaya çalıştığımızı ve herhangi bir şeye ihtiyacımızın olmadığını söyledim kendilerine, yalnız pasaport ve bazı evraklarımız da ne yazık ki suya kapıldı. Bu hususta Başkonsolos bey her türlü yardımı yapacaklarını söyledi bize." dedi. Hallein'de selde en çok hasar gören iki işletmeden birinin kendi restoranları olduğunu vurgulayan Karaaslan, işletmelerinin selden çok ciddi etkilendiğini, tamamen kullanılmaz hale geldiğini, 100 bin avroya yakın zararlarının olduğunu aktardı. 'ÇOCUKLARIM AKLIMA GELDİ' Ayşe Karaaslan da çok kötü bir felaket yaşadıklarını belirterek "Avusturya’da 4 yıldır yaşıyorum, sele kapıldığımda Türkiye’de yaşayan çocuklarım aklıma geldi, başka bir şey düşünemedim." diye konuştu. Vücudunun selde sürüklenen tarafında açık yaraların oluştuğunu, hastanede tedavi edildikten sonra iş yerlerine geldiklerini dile getiren Ayşe Karaaslan, sel sularının harap ettiği restoranlarını onarmak için çalıştıklarını aktardı. DIŞİŞLERİ BAKAN YARDIMCISI KIRAN'DAN GEÇMİŞ OLSUN MESAJI Bu arada Büyükelçi Ceyhun yaptığı açıklamada, aslen Ordu ve Giresunlu olan Karaaslan çiftini, Dışişleri Bakan Yardımcısı Yavuz Selim Kıran’ın arayarak geçmiş olsun dileklerinde bulunduğunu söyledi. Ceyhun, Büyükelçilik ve Başkonsolosluk olarak Karaaslan ailesinin yanında olduklarını belirterek "Ayrıca onları kurtaran Avusturyalı komşularına da şahsen teşekkür edeceğim." dedi. Kıran, Twitter hesabından yaptığı açıklamada, Karaaslan çiftinin kurtarıldığı görüntüleri de paylaşarak "Avusturya Salzburg bölgesindeki sel felaketinde suya kapılan Ordulu hemşehrimiz Salih Karaarslan ve eşi Ayşe Karaarslan Avusturyalı komşuları tarafından kurtarıldı. Vatandaşlarımızı arayarak geçmiş olsun dileklerimizi ilettik. Çok şükür durumları iyi." ifadelerini kullandı. Karaaslan çiftini kurtaran Alexander Eisenmann isimli Avusturyalı için de paylaşım yapan Kıran, "Avusturya'nın Salzburg kentindeki sel felaketinde suya kapılan vatandaşlarımızı hayatı pahasına kurtaran komşuları Alexander Eisenmann'a en kalbi şükranlarımızı sunuyoruz. Alexander Bey'in insani sorumluluk bilinciyle gösterdiği kahramanlık takdire şayan." ifadelerine yer verdi. ALMANYA'DA SEL FELAKETİNDE ÖLENLERİN SAYISI 156'YA YÜKSELDİ Almanya’da Rheinland-Pfalz, Kuzey-Ren Vestfalya ve Bavyera eyaletlerinde aşırı yağışların neden olduğu sel ve su baskınlarında ölenlerin sayısının 156'ya yükseldiği bildirildi.

2 yıl önce

EUROCONTROL: İstanbul Havalimanı günlük 979 uçuşla Avrupa'da zirvede

Avrupa Hava Seyrüsefer Emniyeti Teşkilatı (EUROCONTROL), koronavirüsün (Kovid-19) Avrupa'nın en iyi havalimanları üzerindeki etkisine ilişkin yayınladığı raporda İstanbul Havalimanı'nı değerlendirdi. Değerlendirmede, son verilere göre 7 günlük ortalamada İstanbul Havalimanı'nın uçuş sayısının günlük 979'a ulaşarak Avrupa'da zirveyi yakaladığı kaydedildi. İstanbul Havalimanı'ndaki trafiğin 2020'ye kıyasla yüzde 130 arttığı, 2019 yılına oranla ise yüzde 23 düşük olduğu belirtildi. Raporda, İstanbul Havalimanı'ndan en çok uçuş gerçekleştiren şirketin günlük 808 uçuşla Türk Hava Yolları (THY) olduğu ve en çok uçuş gerçekleştirilen yerin ise günlük ortalama 15 uçuşla Antalya olduğu kayıtlara geçti.

2 yıl önce

Avrupa’ya gitmesin Esed’e verelim

Suriyeli sığınmacılar üzerinden siyasi pirim kazanmaya soyunan CHP, kendisiyle de çelişti. CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun Suriyeliler üzerinden yürüttüğü ırkçı propaganda, Bolu Belediye Başkanı Tanju Özcan üzerinden devam ediyor. Son günlerde Suriyeli göçmenleri ülkelerine geri gönderme açıklamalarını sıklaştıran CHP, hükumetin takındığı politikalara farklı zamanda farklı tepkiler gösterdi. ‘İNSANLIK SUÇU’ DEMİŞLERDİ ‘Suriyelileri evlerine göndereceğiz’ diyen CHP, geçtiğimiz yıl şubat ayında Türkiye’nin göçmenler ve sığınmacıların Avrupa’ya yönelik geçişleri için sınır kapılarını açmasına da karşı çıkmıştı. Bugün CHP’nin istemediği göçmenler ve sığınmacılar sınır kapılarından Avrupa’ya geçerken CHP’liler, bunu ‘insanlık suçu’ olarak nitelemişti. Göçmenlere sınır kapılarının açıldığı 28 Şubat 2020 tarihinden sonra CHP Grup Başkanvekili Özgür Özel “Yeni Aylan bebekleri o tarafa sürmek en ağır insan hakları ayıbıdır. Türkiye’nin mültecilere karşı takınması gereken tutumla bağdaşmamaktadır” değerlendirmesini yapmıştı. İNSAN KAÇAKÇILARINA TESLİM EDİLİYOR Kılıçdaroğlu’nun başdanışmanı Sezgin Tanrıkulu ise “Çoluk çocuk, bebek, yaşlı, kadın #göçmenler karşı kıyıya ulaşıp ulaşmayacağı belli olmayan bir botla insan kaçakçılarının ellerine teslim ediliyor. Tarih, işlediğiniz bu suçları affetmeyecek!” ifadelerini kullanmıştı.

1 2 3 4 5 6 7 8 ... 20 21