18 Haziran Salı 2024
2 yıl önce

THY, günlük 1020 seferle Avrupa'da ikinci 2. sırada yer aldı

Avrupa Hava Seyrüsefer Emniyeti Teşkilatının (EUROCONTROL), 1-7 Kasım tarihleri arasındaki hava trafiği verilerine göre, haftada 150 bin 615 uçuş, günde 21 bin 516 sefer gerçekleştirildi. Yeni tip koronavirüs (Kovid-19) önlemleri kapsamındaki kısıtlamaların büyük oranda kalkmasıyla İrlandalı Ryanair Graup, günlük 2 bin 89 uçuşla Avrupa'nın en çok uçan hava yolu olarak kayıtlara geçti. THY, günlük 1020 uçuşla 2. sırada yer alırken, Lufthansa Havayolları 959 seferle 3. sırayı aldı. Pegasus Hava Yolları da 417 uçuşla listede 10. sırada yer aldı. Raporda, uçuş seferlerinin pandemi öncesi 2019 seviyesinin yaklaşık yüzde 79 oranına yaklaştığı ve son 1 haftalık periyotta yüzde 6,3 oranında azaldığı kaydedildi.

2 yıl önce

Diyarbakır anneleri PKK'ya tepki yürüyüşü düzenledi: Pervin Buldan'ın kızı Avrupa'da geziyor, benim kızım dağda

Çocuklarının dağa kaçırılmasından HDP'yi sorumlu tutan Diyarbakır annelerinin, 3 Eylül 2019'da başlattığı oturma eylemi 801'inci gününde sürüyor. Evlat nöbetinde 800 günü geride bırakan aileler, teröre karşı, "Büyük buluşma" adıyla yürüyüş düzenledi. HDP İl Başkanlığı binası önünde başlayan ve Turgut Özal Bulvarı'nda devam eden yürüyüşte aileler, ellerinde Türk bayrağı, çocuklarının fotoğrafı ile "Artık yeter, düşün yakamızdan", "Kürt-Türk kardeştir, HDP kalleştir", "Türkiye nöbette" yazılı dövizler taşıdı. "Türk-Kürt kardeştir, HDP kalleştir", "Şehitler ölmez, vatan bölünmez", "Hepimiz askeriz, PKK'ya yeteriz", "Annelerin isyanı PKK'yı yenecek" sloganlarının atıldığı yürüyüş, HDP Diyarbakır İl Başkanlığı binası önünde sona erdi. Yürüyüşe Van, Muş Şırnak ve Hakkari'de dağa kaçırılan çocukları için eylem yapan aileler ile Türkiye'nin birçok ilinden gelen evlatları dağa kaçırılan anne ve babalar, sivil toplum kuruluşlarının temsilcileri ve vatandaşlar da destek verdi. "BİZ EVLATLARIMIZI Oğlu Bayram için eylem yapan anne Ayten Elhaman, yaptığı açıklamada, evlatları için eylem yaptıklarını söyledi. Evlatlarını PKK için büyütmediklerini dile getiren Elhaman, şöyle konuştu: "Kız ve erkek çocuk fark etmeksizin 9-10 yaşındaki çocukları acımadan annelerin kucağından alıp dağlarda, taşlarda süründürüyorlar, öldürüyorlar. Biz evlatlarımızı istiyoruz. HDP'nin iç yüzünü artık bütün Türkiye görsün, bütün dünya duysun. HDP, PKK çocuklarımızın katili, çocuk hırsızı." Elhaman, ilk günden bu yana kendilerine desteklerini esirgemeyen Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve İçişleri Bakanı Süleyman Soylu'ya teşekkür etti. Evladına teslim olma çağırısında bulunan Elhaman, "Lütfen gelin Türkiye Devleti'mize, kolluk ve jandarma kuvvetlerimize teslim olun, korkmayın." ifadelerini kullandı. “KÜRTLERİN YÜREĞİNİ ONLAR YAKTI" Oğlu Mehmet için gelen Sariye Tokay da Kürtçe, terör örgütü PKK'nın uzun yıllardır Kürtlerin, asker ve polis annelerinin ciğerini yaktığını belirtti. "Evlatlarımız için mücadele ediyoruz. buradan kalkmayacağız" diyen Tokay, "Hani insan hakları, hani çocuk hakları. Hiçbir gün Kürtleri temsil etmediler. 'Kürtleri temsil ediyoruz.' diyorlar, ben de Kürt değil miyim, yalan söylüyorlar. Kürtlerin yüreğini onlar yaktı." dedi. Oğlu Rojhat için eylem yapan Necibe Çiftçi de çocuğuna kavuşmak istediğini belirtti. HDP ve PKK'ya tepki gösteren Çiftçi, "Allah'ın izniyle bu HDP ve PKK çökertilecek." ifadesini kullandı. Oğluna seslenen Çiftçi, "Oğlum geri dön. 33 oğlumuz dağdan gelip teslim oldu. Yeter artık dağdaki tüm evlatlara sesleniyorum. Geri dönün, artık orası sizin yeriniz değil." diye konuştu. “TÜRKİYE HDP'NİN İÇ YÜZÜNÜ GÖRSÜN" Oğlu Ramazan için eylem yapan anne Mevlüde Üçdağ, evlat nöbetinde 800 günü geride bıraktıklarını söyledi. 6 yıldır evladının kokusuna hasret kaldığını, evlatlarına kavuşan ailelerin yaşadığı mutluğu kendisinin de yaşamak istediğini dile getiren Üçdağ, "Dağda tek bir evlat kalmayana kadar gitmeyeceğiz. Çünkü biz burada evlatlarımızın yolunu gözlüyoruz. Hiçbir şekilde gitmeyeceğiz. Tüm Türkiye HDP'nin iç yüzünü görsün çünkü oğlum HDP tarafından kandırıldı gitti. Oğlum, seni koklamak istiyorum. Gel ne olursun sesime ses ver." diye konuştu. “PERVİN BULDAN SENİN KIZIN AVRUPA'DA GEZİYOR" Kızı Zübeyde için oturma eylemi yapan Esmer Koç, evladına kavuşana kadar eyleme devam edeceğini vurguladı. Kızından 8 yıldır haber alamadığını aktaran Koç, "Kızım HDP'liler tarafından kaçırılarak terör örgütü PKK'ya verildi. 800 gündür evlat nöbetini tutuyorum. HDP ve PKK' dan evladımı istiyorum. Artık yeter versinler evlatlarımızı." dedi. Kızı kaçırıldığında ayağından ameliyatlı olduğunu dile getiren Koç, "HDP'ye sesleniyorum. Pervin Buldan senin kızın Avrupa'da geziyor. Benim kızım dağda, taşta, toprakta geziyor. Lanet olsun size." sözlerine yer verdi.

2 yıl önce

Belarus-Polonya sınırından Avrupa'ya geçmeyi amaçlayan göçmenler, Almanya'da yaşama umuduyla sınır bölgesindeki bekleyişlerini sürdürüyor

Belarus'un Grodno şehrindeki Bruzgi sınır bölgesindeki kişilerin büyük çoğunluğu Irak'ın kuzeyinden geliyor. Vize alarak Belarus'a gelen, Avrupa'ya göçme arayışıyla bu ülkeden de Polonya'ya geçmeye çalışan kişiler, kendileri için ayrılan lojistik merkezindeki kapalı alanda beklerken ümitlerini de kaybetmiyor. Çok sayıda çocuk ve kadının aralarında bulunduğu 2 bin civarındaki kişi, ülkelerindeki zor koşullardan dolayı daha iyi bir yaşam için özellikle Almanya'ya gitme amacıyla ülkelerini terk etmiş durumda. Polonya'nın sınırlarını açarak Almanya'nın kendilerini kabul etmesini bekleyen bu kalabalık, Belarus Cumhurbaşkanı Aleksandr Lukaşenko ile Almanya Başbakanı Angela Merkel'in yaptığı telefon görüşmeleri sonrasında dikkatlerini AB'den gelecek haberlere çevirdi. Lukaşenko, Merkel'e Polonya üzerinden bir koridor açarak sınır boyundaki 2 bin civarındaki göçmenin Almanya'ya gönderilmesi konusundaki mekanizma önerisinde bulunmuştu. Merkel'in bu öneriyi Avrupa Birliği (AB) ile görüşeceği belirtilmişti. GÖÇMENLERİN GEREKÇESİ IRAK'TA YAŞAM KOŞULLARININ ZOR OLMASI Türkmenlerinden Mehmet, Kerkük'ten geldiğini ve Almanya'ya gitmek istediğini belirterek "Irak'ta bize bir şey vermeyecekler. Hakkımız yok orada. O yüzden buraya geldik." dedi. Mehmet, Irak'ın kuzeyinde Türkmenlerin ellerinden haklarının alındığına dikkat çekti. Almanya'da çalışmak istediğini anlatan Mehmet, "Orada iş var, orada çalışırız." diye konuştu. Irak'tan gelen 13 yaşındaki Fırat, Belarus-Polonya sınırına, Almanya'ya gitme hedefiyle geldiklerini söyledi. Fırat, Irak'ta yaşamanın zor, eğitimin de kötü olduğunu belirterek "Ben büyüyünce ne olacağım diye düşününce korkuyorum Irak'ta. Buraya Almanya'ya gitmek için geldim. Hedefim büyüyünce doktor olmak. Irak'ta bizim hakkımızı yiyorlar." diye konuştu. Polonya sınırına yakın ormanlık alanda 20 gün beklediklerini hatırlatan Fırat, "Irak'a gitmek istemiyoruz. Biz Almanya'ya gitmek istiyoruz. Okumak istiyoruz, bir yerimiz olsun istiyoruz." dedi. Irak'ın kuzeyinden gelen Royal Abdulvahid Ahmed, Almanya'ya veya Avrupa ülkelerinden birine gitmek istediğini belirterek "Çünkü benim ülkemde hayat yok." dedi. Ahmed, 10 gün ormanda sınır boyunda yaşadığını ifade ederek kendileri için ayrılan kapalı alanda uyuyabildiğini dile getirdi. Göçmenlerden Iraklı Süleyman da Belarus-Polonya sınırında Almanya'ya gitmek için beklediklerini ifade ederek "Çalışmak için, iyi bir gelecek, iyi bir iş için Almanya'ya gitmek istiyoruz. Benim bütün ümidim bu." diye konuştu. Ülkesinde iyi bir gelecek göremediğini anlatan Süleyman, sınırdaki bekleyişleri esnasında herhangi bir planı olmadığını, geleceklerini Almanya ve Avrupa'nın bildiğini ifade etti. Süleyman, Avrupa'nın kendilerine yardım etmesi halinde iyi bir geleceğe, ümide ve hayale sahip olacağını dile getirdi. Irak'tan Belarus'a gelerek Avrupa'ya gitmek isteyen Muhammed de Irak'ta yaşamak için yeteri kadar para kazanamadıklarını anlattı. Muhammed, "Orada verilen 300-400 dinarla ailemizi geçindiremiyoruz. Sekiz kişiyiz ve kirada kaldığımız için tahammül edemedik." dedi. Suriye'nin Humus şehrinden gelen Yusuf Maruf da Almanya'ya gitmek istediğini belirterek "Suriye'de evimiz yok. Orada hayat kötü. Benim Almanya'ya gitmem lazım. Ardından ailem Almanya'ya gidecek. Çünkü Suriye'de hayat yok." diye konuştu. Belarus-Polonya sınırında 8 Kasım'dan bu yana Avrupa'ya göçme arayışıyla çoğunluğu Irak ve Suriye'den gelerek Belarus üzerinden Polonya'ya geçmeye çalışan kişiler, ormanlık alanda kendi kurdukları kampta ve sınır önünde bekleyişini sürdürüyordu. Bir süre önce bu kişiler sınır boyunda kurdukları kampı tamamen boşaltarak Belarus hükümetinin bölgedeki hazırladığı kapalı alana geçmişti.

2 yıl önce

Selçuk Sevgel, İnterpol İcra Komitesi Avrupa Kıtası Üyeliğine seçildi… Bakan Soylu’dan Sevgel’e tebrik

İçişleri Bakanı Soylu’dan Sevgel’e tebrik İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, ilk turda İnterpol İcra Komitesi Avrupa Kıtası Üyeliğine seçilen Selçuk Sevgel’i tebrik etti: “INTERPOL Genel Kurulu'nda ilk turda Türkiye’nin adayı Selçuk Sevgel, İcra Komitesi Avrupa Kıtası Üyeliğine seçildi. Bu başarı için @EmniyetGM @MehmetAktasgm ve tüm teşkilatımıza, oylamaya katılan tüm ülkelere teşekkürler. Interpol-Europol Daire Bşk. Selçuk Sevgel'e tebrikler.” Selçuk Sevgel kimdir? Selçuk Sevgel 1975 yılında İstanbul’da doğdu, 1997 yılında Polis Akademisinden mezun oldu. Göreve Mersin İl Emniyet Müdürlüğünde başlayan Daire Başkanımız 2004 yılında Misyon Koruma Amiri olarak Çek Cumhuriyeti Prag Türk Büyükelçiliğine atanmış, 2007 yılında misyon koruma görevi sonrası Başbakanlık Koruma Müdürlüğünde göreve başlamıştır. 2008 yılında lisansüstü eğitimi için İngiltere’ye giden Başkanımız 2010 yılında Portsmouth Üniversitesinde Kamu Yönetimi Alanında Yüksek Lisans eğitimini tamamlayarak ülkemize geri dönmüştür. İkinci Bölge Hizmetini yapmak için 2010 yılında Bitlis İl Emniyet Müdürlüğüne atanan Başkanımız 2013 yılında şark hizmetini tamamladıktan sonra Polis Akademisi Başkanlığına Öğretmen Emniyet Müdürü olarak görevlendirilmiştir. Sevgel, 2014 yılı Ocak Ayı itibari ile  Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele Daire Başkanlığında görevlendirilmiş ve 2021 yılına kadar çeşitli kademelerinde görev yapmıştır. 14.09.2021 tarihinde 1.Sınıf Emniyet Müdürü rütbesine terfi ederek Bakanlık oluru ile İnterpol-Europol Daire Başkanı olarak atanan Selçuk SEVGEL 16.09.2021 tarihinde  Daire Başkanı olarak göreve başlamıştır. Sevgel, evli ve iyi derecede İngilizce ile orta derecede Çekçe bilmektedir.

2 yıl önce

Akşener'in algısını Bakan Koca çürüttü: Üzerinde siyaset yaptığınız konu Avrupa'daki vatandaşlarımızı kapsıyor

Sağlık Bakanı Koca, geçtiğimiz günlerde, Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) Avrupa Bölge Direktörü Dr. Hans Kluge ile telefonda görüştü. Görüşme sonrası sosyal medya hesabından bir paylaşım yapan Kluge, Türkiye'ye ve Bakan Koca'ya teşekkür ederek, ihtiyaç halinde Avrupa ülkelerinden Türkiye'nin hasta kabul edeceğini duyurdu. Söz konusu paylaşımı alıntılayarak siyaset yapan ve Bakan Koca'ya tepki gösteren İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, "Sayın Erdoğan’ın ülkemizi sığınmacılar için bir hendeğe çevirmesi yetmedi, şimdi de siz mi çıktınız? Avrupa’nın Kovidli hastalarını kabul etmek ne demek? Milletimizi, sağlıkçılarımızı yeni varyantlarla karşılaşma riskine nasıl sokarsınız!" ifadelerini kullandı. AKŞENER'İN ALGISI ÇÖKTÜ: ANLAŞMA AVRUPA'DAKİ 5 MİLYON VATANDAŞIMIZI KAPSIYOR Akşener'in paylaşımına Twitter hesabından yanıt veren Bakan Koca, "Üzerinde siyaset yaptığınız konu, Avrupa’da yaşayan 5 Milyon insanımızdan Covid-19’a yakalananların İstanbul’da, bir acil durum hastanemizde tedavi olabilmeleri konusudur. Alman Sağlık Bakanı yoğun bakım kapasitelerinin dolmaya başladığını açıkladı." dedi.

2 yıl önce

Cumhurbaşkanı Erdoğan: Türk kadını birçok hakkı Avrupa'dan önce elde etti

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Türk kadınının seçme ve seçilme hakkını elde etmesinin 87. yıldönümü dolayısıyla Video Mesaj yayınladı. Türkiye'nin kadınlara seçme ve seçilme hakkını birçok Avrupa ülkesinden önce verdiğini hatırlatan Erdoğan, "Kadınlarımızın bu imkana Avrupa'daki hemcinslerinden çok daha evvel kavuşması milletimizin kadınlara bakışını yansıtan önemli bir göstergedir. Üstelik bunun bir zorlama yoluyla değil de siyasetin kendi olağan mecrası içinde gerçekleşmesini son derece anlamlı buluyoruz. Cumhuriyetimizin banisi Gazi Mustafa Kemal'in ortaya koyduğu bu vizyonun maalesef ondan sonra gelen vesayetçi zihniyet tarafından devam ettirilmediğini görüyoruz. Ekonomiden eğitime kadar her alanda gazinin emanetine ihanet edenler, kadınlarla ilgili atılan adımları da sabote ettiler. Kılık kıyafetine göre kadınlarımızı ayıranlar, seçilme hakkı başta olmak üzere kadınlarımızın anayasal haklarını kullanmalarını engellediler. Lafa gelince demokrasiyi eşitliği kimseye bırakmayanlar, kamusal alanda olduğu gibi siyasette de kadınlarımızın varlığına tahammül edemedi" ifadelerini kullandı. Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün vefatından sonra 60 yıl boyunca kadınların parlamentodaki temsil oranlarının yüzde 4'ü aşamadığını belirten Erdoğan, "Ülkemize milletimize ve kadınlarımızın Kurtuluş Savaşı'nda verdiği şanlı mücadeleye asla yakışmayan bu vahim tablo ancak 2002 yılında Ak Parti'nin iktidara gelmesiyle değişmiştir. 2002 genel seçimlerinde kadın milletvekili sayısı 24, kadın temsil oranı yüzde 4.4 iken, 2007'de bu sayı 50'ye, temsil oranı yüzde 9.1'e yükselmiştir. 12 Haziran 2011 genel seçimlerinde aynı sayı 79'a çıkmış, oran da yüzde 14.4'ü bulmuştur. 7 Haziran 2015 genel seçimlerinde kadın milletvekili sayısı 98 iken, parlamentodaki kadın temsil oranı ise yüzde 17.82'ye ulaşmıştır. 24 Haziran 2018 tarihindeki son seçimlerde ise parlamentodaki 600 milletvekilinden 104'ünü kadın milletvekilleri oluşturmuştur. Her ne kadar kadınlarımız seçme ve seçilme hakkını 1934 yılında elde etmişlerse de haklarını özgürce kullanmaya AK Parti ile başlamışlardır. Kadınların siyasete ve sosyal hayata katılım mücadelesinde elde ettikleri kazanımlarının çoğunun altında AK Parti imzası vardır. Kadın hakları konusunda yaptığımız çalışmaları saymaya kalksak, saatlerce bitiremeyiz. Birileri kadınların ismini ve fırsat bulduklarında kendini istismar etmenin peşindeyken, biz hiçbir zaman ayrım yapmadan kadınlarımızı gerçek anlamda haklarına, özgürlüklerine kavuşturmak için çalışıyoruz. İnşallah önümüzdeki dönemde başta kadına yönelik şiddet olmak üzere kadınlarımızın sorunlarına çözümler geliştirmeye devam edeceğiz. AK Parti Genel Başkanı ve Türkiye Cumhurbaşkanı olarak hak ve adalet mücadelesinde kadınlarımızın yanında olmayı sürdüreceğiz" diye konuştu.

2 yıl önce

Avrupa'da benzeri yok... Hedef 2021 sonu!

Güvenlik Servisleri Organizasyon Birliği Derneği (GÜSOD) ve Securitas Ülke Başkanı Murat Kösereisoğlu, özel güvenlik görevlileri ve kolluk kuvvetleri arasında gerçekleştirilen Genel Kolluk - Özel Güvenlik İş birliği ve Entegrasyonu Projesi'nin (KAAN) bu yıl sonuna kadar ülke geneline yaygınlaştırılmasının hedeflendiğini bildirdi. Kösereisoğlu, basın mensuplarıyla bir araya geldiği sohbet toplantısında, KAAN'nın etkili iletişim ve koordinasyonu sağlamayı, kamu kaynaklarını daha etkili ve verimli kullanarak mesleğe aidiyet duygusunu geliştirmeyi, suçu meydana gelmeden önlemeyi, olayların genel kolluğa seri şekilde iletilmesini sağlamayı, devam eden olaylara etkin ve zamanında müdahale ederek delillerin sağlıklı şekilde muhafazası ve teslimini gerçekleştirmeyi amaçladığını dile getirdi. Kösereisoğlu, projenin Kasım 2018'de İçişleri Bakanlığınca alınan karar sonrasında pilot olarak uygulanmaya başlandığını söyledi. Birçok ülkede benzer projelerin uygulandığına dikkati çeken Kösereisoğlu, bu kadar kapsamlı, bilgi teknolojilerini kullanarak, ülke geneline yayılmış ve altyapısı sağlam bir sistemin Avrupa'da benzerinin olmadığını kaydetti. Öncelikle özel güvenliğin aktif şekilde çalıştığı kamu hastaneleri, eğitim kurumları, havalimanları, alışveriş merkezleri ile toplu taşıma alanları gibi stratejik noktaların dahil edildiğini anlatan Kösereisoğlu, projeyle etkin, verimli özel güvenlik hizmeti sunulmasının amaçlandığını bildirdi. Pilot bölge olarak İstanbul'da başlayan ve başarılı olan KAAN'ın, Adana, Antalya, Ankara, Bursa ve İzmir başta olmak üzere ülke geneline yayıldığını belirten Kösereisoğlu, "KAAN'ın, 2021 yılı sonuna kadar ülke geneline yaygınlaştırılması hedefleniyor." diye konuştu. "KAAN PROJESİ'NİN ÇOK BAŞARILI MOBİL UYGULAMASI VAR" KAAN Projesi'nin 2019 Eylül'ünde kullanıma sunulan çok başarılı mobil uygulamasının olduğunu ifade eden Kösereisoğlu, şunları kaydetti: "Bu uygulama, arka planda bizim ÖGNET dediğimiz özel güvenlik networkünden yararlanıyor. ÖGNET, özel güvenlik şirketlerinin, çalışan güvenlik görevlileri ve projelerini emniyete bildirdikleri platform. KAAN da bu sistemde akredite olmuş güvenlik görevlilerinin bilgileriyle çalışıyor. Mobil uygulama, aktif görev yapan özel güvenlik görevlileri tarafından mobil marketlerden ücretsiz olarak indirilebiliyor. KAAN halen ülke genelinde özel güvenlik izni verilen 19 bin hizmet noktasında, 140 bin özel güvenlik görevlisi ve 21 bin 500 genel kolluk personelinin katılımıyla aktif şekilde devam ediyor." Projeyle kanun gereği kamu güvenliğini tamamlayıcı mahiyette görev yapan özel güvenlik personelinin görevlerinin genel güvenliğe katkı sağlayacak şekilde yürütülmesi, söz konusu personelin mesleki motivasyon ve tatmin duygularının gelişmesine katkı sağlanmasının hedeflendiğini belirten Kösereisoğlu, şu değerlendirmede bulundu: "Özel güvenliğin her zaman emniyetin asayiş hizmetlerini destekleyici bir rolü vardı ancak şimdiye kadar emniyet ve özellik güvenlik arasında doğrudan bir köprü kurulmamıştı. Bir olay gerçekleştiğinde normal bir vatandaş gibi 155'i arar, bilgi verirdi. Emniyet tarafından yapılan bir dizi çalışmayla özel güvenlikle asayişin arasında köprü kuruldu ve KAAN hayata geçti. Polis, istihbarat ağına özel güvenlik personelini de dahil etti." Kösereisoğlu, KAAN'ın tek yönlü kanal olmadığını bildirerek, emniyet tarafının da özel güvenlik görevlileriyle iş birliği içinde çalışmak için kendi bünyesinde çeşitli eğitimler aldıklarını söyledi. KAAN'ın kamu ve özel sektörün bir arada çalıştığı, kamu güvenliğini tamamlayıcı rolü olan çok özel bir proje olduğunu dile getiren Kösereisoğlu, "Proje çok yeni ve yeni olmasına karşın faydası da ölçülebilir durumda. Proje, alınan geri bildirim ve ölçümlemelerle geliştirilmeye açık." dedi.

2 yıl önce

Avrupa'da oynanan son maçların ardından UEFA ülke puanları değişti: Bir ülkeyi daha geride bıraktık

UEFA ülkeler sıralamasında bu sezon oldukça büyük öneme sahip. Çünkü bu sezon toplanacak puanlar 2023/2024 sezonunda Şampiyonlar Ligi'ne iki takımla katılmamız açısından kritik bir rol oynayacak. Türkiye, UEFA'nın ülke puanı klasmanında geçen sezon 13. sıraya düşerek Şampiyonlar Ligi'ne direkt takım gönderme şansını kaybetmişti. Ayrıca 19. sıraya kadar gerilemişti. Eğer ilk 15 içine giremezsek Avrupa kupalarına göndereceğimiz takım sayısı da 5'ten 4'e düşecek. Avrupa Ligi'ne kimse gidemeyecek Yani, Şampiyonlar Ligi'ne tek takım gidecek ve o ekip play-off oynayacak. Ayrıca UEFA Avrupa Ligi'ne takım gönderemeyeceğiz ve Türkiye'nin diğer 3 temsilcisi de UEFA Konferans Ligi'nde yer alacak.

1 2 3 4 5 6 7 8 ... 20 21