06 Ekim Perşembe 2022
1 yıl önce

The Economist: Türkiye, denizaltılar ile Ege Denizi'nde Yunanistan'a karşı üstünlük elde etti

İngiliz The Economist dergisi Türk donanma gücü ile ilgili makalesinde "İzmit Körfezi'nin güney kıyısında, Gölcük tersanesinde, Türkiye'nin denizcilik geleceği yavaş yavaş şekilleniyor" cümlesine yer verdi. Yazıda, 6 TCG Piri Reis denizaltının da etkisiyle Türk donanmasının Akdeniz'de günden güne güç kazandığına dikkat çekildi. "Bu, Türkiye donanması için bir zafer, Yunanistan için de bir baş ağrısı" ifadesi kullanıldı. "Türkiye'nin donanması daha büyük ve daha yeni" Makalede, Yunanistan'ın bir dizi Fransız savaş uçağı satın aldığı, savunma harcamalarını ikiye katlayarak 5,5 milyar euroya çıkardığı hatırlatıldı. Ancak bunun yine de Türkiye'nin sahip olduğu gücün yarısından daha azı olduğuna işaret edilerek,  "Türkiye'nin donanması daha büyük ve daha yeni" denildi. Alman tasarımı TCG Piri Reis adlı denizaltıların, havadan bağımsız tahrik gücüne sahip olduğu, bunun da yakıt ikmal sorunu olmaksızın hareket etmesini sağladığı vurgulandı. "Su altında 3 hafta kalabiliyor" Geleneksel bir dizel-elektrikli denizaltının iki ya da üç gün su altında kalabileceği ancak Türk donanmasındaki 6 denizaltı için bu sürenin üç hafta olduğu belirtildi. Dergide yer alan makalede, "Bu, sığ sular için mükemmel bir özellik" yorumu yapıldı.

11 ay önce

Erdoğan’ın hayali Economist’in kâbusu

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın “çılgın proje” olarak tanımladığı tarihi proje, tanıtıldığı ilk günden beri Türkiye karşıtı yabancı basının hedefinde. Her fırsatta ve platformda Türkiye aleyhine propaganda yürüten, terör örgütlerine kol kanat geren Batı basını, bir kez daha Kanal İstanbul’u hedef aldı. The Economist’in proje karşıtı muhalif “uzmanların” görüşlerine yer verdiği haberinde, kanalın çevreci olmadığı ve rant için yapıldığı iddia edildi. Haberde “Uzmanlar bu projeyi, Türkiye tarihindeki en büyük rant arayışı ve çevre felaketinin reçetesi olarak nitelendiriyor” ifadelerine yer verildi.

8 ay önce

The Economist: Savaş çıkarsa en savunmasız Almanya! Üç ülke daha var

The Economist'in haberlerinde şu ifadelere yer verildi: Ukrayna Dışişleri Bakanı Dimitro Kuleba, Almanya'nın ülkesine silah göndermeyi reddetmesinin 'Vladimir Putin'i cesaretlendirdiğini' söyledi. Eski Ukrayna Devlet Başkanı'nın eşi de Alman arabalarının boykot edilmesini teklif etti. Almanya'nın NATO'daki müttefikleri daha ihtiyatlı davrandı ancak birçoğu Berlin'in tavrından hayal kırıklığı duyduklarını ima etti. Yabancı basın ise acımasızdı. Üzülecek çok şey var. Müttefiklerinin bütün ısrarlarına rağmen Almanya, Rusya'dan ülkeye gelen ve Ukrayna'yı baypas eden bir ihracat rotası sağlayan Nord Stream 2 boru hattını hurdaya çıkarmayı şimdiye kadar reddetti. KOALİSYON HÜKÜMETİ ZORLANIYOR Almanya'nın koalisyon hükümetine liderlik eden Sosyal Demokratlar (SPD), bu söylemde özellikle suçlu. Birçok Alman politikacı, Avrupa güvenliğinin Rusya'nın rızasını gerektirdiği fikrini koruyor. Şansölye Olaf Scholz da aynısını söyledi. Almanya'nın yeni 'trafik ışığı' koalisyonundaki üç parti, Rusya konusunda gözle görülür bir şekilde bölünmüş durumda ve Putin'in saldırganlığı, aralarındaki farklılıkların umduklarından daha erken test edilmesine neden oldu. Koalisyon tartışmaları liderlik gerektirir ancak konuşmaları belirsiz ve soyut olabilen Scholz, bir dereceye kadar kargaşa çıkmasına izin verdi. Scholz ayrıca, Rusya sorununun yanı sıra hızla yükselen enerji fiyatlarından mülteci akınına kadar birçok sorun karşısında vatandaşlarını hazırlayamadı. MERKEL DEFALARCA GÖRÜŞMÜŞTÜ, SCHOLZ SADECE BİR KEZ Berlin'deki Alman Dış İlişkiler Konseyi'nde Rusya gözlemcisi olan Stefan Meister, “Doğru kararlar vermiş olabilir ancak bu hükümetin korkunç bir iletişim sorunu var” diye konuştu. Angela Merkel, yalanlarından nefret etmesine rağmen Putin ile saygılı bir ilişki kurmuştu. Görevdeki son aylarında Rus lider ile Ukrayna ve Doğu Avrupa güvenliğini defalarca kez tartıştı. Scholz ise yedinci haftasına girdiği görevinde, durumun aciliyetine rağmen bunu sadece bir kez yaptı. Putin şimdi Avrupa liderleri yerine Amerika ile konuşmayı tercih ediyor. Avrupa Birliği doğalgaz tedarikinin üçte birini Rusya’dan sağlıyor. Rus doğalgazının Avrupa’ya erişiminin aksaması bir enerji krizine yol açabilir. ABD'li bir yetkili, Rusya'nın normalde Ukrayna üzerinden Avrupa'ya yılda 40 milyar metreküp (bcm) gaz tedarik ettiğini, ancak bu yolla gönderdiği doğalgaz miktarını şimdiden yarı yarıya azalttığını kaydetti.  Avrupa'da kullanılan gazın yaklaşık üçte birini oluşturan Rus gazının tamamen kesilmesinin düşünülemez olduğu uzun zamandır geleneksel kanıydı. Rus enerjisi üzerine yazılan “Klimat” kitabının yazarı Thane Gustafson, Soğuk Savaş'ın zirvesinde bile Sovyetler Birliği'nin gaz ihracatını durdurmadığını belirtti. 2009'da Rusya'nın Ukrayna ile gaz konusundaki en şiddetli anlaşmazlığı sırasında, yalnızca o ülkeden gelen gaz geçici olarak kesintiye uğradı. Ancak doğal gazın kesilmesi artık düşünülemez bir olasılık değil. Gustafson şunları söyledi: "Putin, gaz musluğunu gerçekten de kesebilir. Sovyet öncüllerinin aksine, Rus lideri kısa bir enerji şokunun maliyetini karşılayabilir." KRİZDEN EN AĞIR ETKİLENECEK ÜLKELER Rusya gaz silahını kullanırsa, Batı'ya ne kadar zarar verir? Kesinti, 2009'da olduğu gibi Ukrayna'dan geçen gazla sınırlı olursa, Avrupa'nın geri kalanı çok zorlanmaz. Birincisi, Gazprom Ukrayna üzerinden gaz akışını çoktan kesti. Bir banka olan Citigroup, buradan giden gazın geçen yıl görülen seviyenin yarısı ve 2019'daki seviyenin dörtte birine zaten düştüğünü belirtti. KABUS SENARYOSU Peki ya Putin'in Avrupa'ya giden tüm gazı kestiği kabus senaryosu? Ani bir kesinti şaşırtıcı olmaz. San Diego'daki California Üniversitesi'nden David Victor, bunun en keskin şekilde Slovakya, Avusturya ve İtalya'nın bazı bölgelerinde hissedileceğini düşünüyor. Büyük Avrupa ülkeleri arasında en savunmasız olanı ise Almanya. Kömürle çalışan elektrik santrallerini emekliye ayırma yönündeki baskısı ve Japonya'daki Fukushima felaketinin ardından aldığı ani karar nedeniyle nükleer santrallerini zamanından önce kapatma kararı alan Almanya, doğalgaza gereğinden fazla bağımlı kalmaya devam ediyor. İyi haber şu ki, Avrupa'nın enerji sistemi 2009 krizinde olduğundan daha dayanıklı. Potsdam'daki Erfurt Üniversitesi'nden Andreas Goldthau bazı faydalı değişikliklere işaret etti. Rekabeti destekleyen önlemler Gazprom'un kontrolünü zayıflattı. Yoğun bir gaz bağlantı ağı, daha önce izole edilmiş ülkeleri artık birbirine bağlıyor. 'ABD ENERJİ TEDARİKÇİLERİYLE GÖRÜŞÜYOR' DW Türkçe'nin haberine göre, işgal kaygısı Avrupa’ya enerji tedarikinin aksaması kaygılarını da beraberinde getiriyor. Biden Yönetimi’nden üst düzey bir yetkili ABD’nin dünya genelinde büyük enerji üreticisi ülkeler ve şirketlerle Rusya’nın Ukrayna’yı işgal etmesi durumunda enerji arzında olası yön değişikliklerini ele almak için görüştüğünü bildirdi. Yetkili ABD’nin görüştüğü ülkelerin ya da şirketlerin adını vermedi ancak görüşmelere aralarında sıvılaştırılmış doğalgaz (LNG) satıcılarının da olduğu çok sayıda tedarikçinin dahil edildiğini belirtti. Yetkili, Kuzey Afrika, Ortadoğu, Asya ve ABD gibi Rusya dışındaki doğalgaz kaynaklarının ek hacmini incelediklerini belirtmişti. Yetkili, "Buna paralel olarak, doğal gaz üretimini geçici olarak arttırma ve bu hacimleri Avrupalı alıcılara tahsis etme kapasitelerini ve isteklerini anlamak için dünyanın dört bir yanındaki büyük doğal gaz üreticileriyle görüşmeler halindeyiz" demişti. ABD'DEN RUSYA'YA YAZILI YANIT Rusya Dışişleri Bakanlığı, güvenlik tekliflerine ilişkin ABD'nin yazılı yanıtını aldığını açıkladı. ABD Dışişleri Bakanı Antony Blinken, gerçekleştirdiği basın toplantısında, "ABD ve müttefiklerinin endişelerini Rusya'ya yazılı olarak ilettik. Rusya'ya cevabımız diyaloğa açık olduğumuzu gösteriyor" dedi. ABD Dışişleri Bakanı Antony Blinken, Ukrayna-Rusya sınırındaki duruma değinerek, "8 bin 500 ABD askeri, konuşlandırılmaya hazır duruma getirildi" dedi.

7 ay önce

The Economist dergisi: "Erdoğan, Türkiye'nin insansız hava araçlarını askeri bir devrimin habercisi olarak görüyor"

Londra merkezli The Economist dergisi, Türkiye'nin savunma gücüne ilişkin bir yazı yayımladı. Yazıda şu ifadelere yer verildi: "Askeri devrimin habercisi" "Erdoğan, Türkiye'nin insansız hava araçlarını askeri bir devrimin habercisi olarak görüyor. Türkiye'nin bağımlı yabancı tedarikçilerini ortadan kaldırmak ve ülkeyi büyük bir silah ihracatçısı haline getirmek istiyor. Önümüzdeki yıl Türkiye, kendi donanmasının kullandığı bir modelden Ukrayna'ya iki korvet teslim etmeyi planlıyor." "Savunma sanayisinde rekor" "Yerli savunma sanayinin geliştirilmesi Erdoğan'ın yönetiminde aşırı hızlandı. Ciro 2002'de 1 milyar dolardan 2020'de 11 milyar dolara yükseldi. Bir zamanlar ihtiyaçların %70'i için yabancı tedarikçilere güveniliyordu. Bu oran şimdi %30'a düştü. Geçen yıl Türk silah ve havacılık ihracatları yeni bir rekor olan 3,2 milyar dolara ulaşıldı. Erdoğan tek başına gitmeye kararlı görünüyor. Geçen yıl, “Ülkemizi dışa bağımlılıktan tamamen kurtarana kadar devam edeceğiz” dedi." "Türkiye kendi savunma araçlarını inşa etmeyi planlıyor" "Türkiye'nin emelleri insansız hava araçlarının çok ötesine geçiyor. Ülke, ilk hafif uçak gemisi olan 25.000 ton TCG Anadolu'yu bu yıl içinde piyasaya sürmeyi planlıyor. Türkiye'nin ilk yerli muharebe tankı olan Altay'ın teslimatlarının 2023'te başlaması planlanıyor. Türkiye ayrıca kendi denizaltılarını, insansız taarruz helikopterlerini ve savaş uçaklarını da inşa etmeyi planlıyor."

5 ay önce

The Economist: Türkiye yardıma ihtiyaç duyduğunuzda açık çek vermesiyle tanınıyor

Londra merkezli haftalık ekonomi ve uluslararası ilişkiler dergisi The Economist, Türkiye ve Afrika ülkeleri arasında yaşanan gelişmeleri ele alan bir makale yayınlandı. Türkiye, Afrika'ya büyük bir diplomatik ve kurumsal hamle yapıyor başlıklı makalede, sağlık, inşaat, kültür-sanat ve askeri alnlarda yapılan işbirliğine dair bilgiler yer aldı. Piotr Zalewski kaleme aldığı makalesinde, Türk iş insanlarının havaalanları, stadyumlar ve camiler de dahil olmak üzere Afrika ülkelerine 78 milyar dolar değerinde yatırım yaptığını belirtti SOMALİ'DE ŞİDDET MAĞDURLARI TEDAVİ EDİLİYOR Somali'nin başkenti Mogadişu'da Türkiye tarafından 47 yoğun bakım yatağına sahip ülkenin en modern hastanesinin açıldığını vurgulayan Zalewski, "Hastaneye Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın adı verildi. 47 yoğun bakım yatağı var, ülkedeki diğer hastanelerden daha fazla, ancak koronavirüs hastalarını tedavi etmiyor." ifadelerini kullandı. Hastane yöneticisi Asir Eraslan'ın "Koronavirüs hastalarına baksaydık onları izole etmemiz gerekirdi ve bombalar sonucu yaralanan hastalara yerimiz kalmayabilirdi." dediğini belirten Zalewski sözlerine şu şekilde devam etti: SOMALİ ORDUSUNU VE KOMANDOSUNU TÜRK SUBAYLARI EĞİTİYOR "Şiddet ve kaçırma riski göz önüne alındığında Mogadişu, Türkler dışında çok az sayıda yabancıyı cezbetmektedir. Bir Türk firması limanı yenilemiş ve işletmektedir. Diğeri ise bir oteli ve Türk Hava Yolları'nın her gün İstanbul'a uçtuğu uluslararası havalimanını işletiyor. Türk firmaları, Türkiye'nin kalkınma ajansının sağladığı fonla şehrin ana yollarını ve parlamento binasını onardı. Ülkenin en büyük yabancı askeri üssünde Türk subayları, 5.000'den fazla Somalili asker ile polis komandosunu eğitti ve donattı. TÜRKİYE, 43 AFRİKA ÜLKESİNDE FAALİYET GÖSTERİYOR Somali; Erdoğan'ın pazarlar, kaynaklar ve diplomatik etki arayışı içinde Afrika'ya yaptığı geniş çaplı girişimin çarpıcı bir örneğidir. Sadece 20 yıl önce Türkiye, Sahra'nın altı Afrika'ya çok az ilgi duyuyordu. Bunun yerine batıya yönelerek, Avrupa Birliği'ne katılmayı hayal etti. Ancak Batı ile ilişkiler soğuyunca Türkiye güneye döndü. Dönüm noktası olan 2011 yılında, Türk işadamları, yardım görevlileri ve İslami hayır kurumlarıyla birlikte Erdoğan, kıtlık ve iç savaşın pençesinde olan Somali'yi ziyaret etti. Yaklaşık 20 yıldır Afrikalı olmayan bir liderin bölgeye olan bu ilk ziyareti, sadece Türkiye'nin Afrika Boynuzu'ndaki ülkelerle değil, kıta çapında daha derin bağların da başlamasına vesile oldu. 2009'da Türkiye'nin Afrika'da sadece bir düzine diplomatik misyonu vardı, şimdi ise 43 büyükelçilikle ilişkilerini geliştimeye devam ediyor. 2004 yılında sadece 4 Afrika şehrine uçan Türk Hava Yolları, şu anda 40'tan fazla şehre uçuyor. Kıta ile ticaret geçen yıl büyük ölçüde genişleyerek 29 milyar dolara ulaştı ve bunun 11 milyar doları Sahra altı Afrika ile neredeyse sekiz katına çıktı. Türk firmalarının Çinlilerin hakimiyetini kırdığı inşaat sektörü de şüphesiz Çin'in kredi vermesindeki düşüşe yardımcı oldu. Türk yetkililer, Türk firmalarının havaalanları, stadyumlar ve camiler de dahil olmak üzere 78 milyar dolarlık Afrika projesini tamamladığını düşünüyor. Geçen yıl sadece Tanzanya, bir Türk firmasına modern bir demiryolu hattı inşası için 1,9 milyar dolarlık bir ihale verdi. TÜRKİYE BÖLGEDE NÜFUZUNU ARTTIRIYOR Türkiye bölgede yaptığı yardımlarla nüfuz kazanıyor. Önceleri Birleşmiş Milletler (BM) gibi uluslararası kuruluşlar aracılığıyla yardım yapıyordu. 2003 yılında Türkiye'den Afrika'ya yapılan yardımların yaklaşık yüzde 60'ı BM üzerinden kanalize edildi. 2019 yılına gelindiğinde bu rakan yüzde 2'ye geriledi. Bu günlerde Türk bayrakları gıda paketlerini, okulları ve su kuyularını süslüyor. Etiyopya'nın başkenti Addis Ababa'da bir İngiliz düşünce kuruluşu olan Chatham House için çalışan Abel Abate Demissie, "Türkiye, özellikle ekonomik veya askeri yardıma çok ihtiyaç duyduğunuzda açık çek vermesiyle tanınıyor." diyor. Türkiye'nin Afrika'ya yatırımları hızla büyümesine rağmen, ekonomik, askeri ve diplomatik erişimi hala Amerika, Çin ve kıtanın eski sömürgeci güçlerininki kadar geniş değil. Çin'in, Afrika ile olan iki yönlü ticaretinin geçen yıl 254 milyar dolar değerinde olduğu, Türkiye'nin ise 29 milyar dolara yakın olduğu düşünülüyor. Türkiye'nin askeri yardımı Batılı güçlerinki bölge ülkelerine inen bir yumruk anlamı taşımamaktadır. Bu yüzde Türkiye, uzun bir oyun oynamaya hazır görünüyor. Türkiye, yardım ve güvenlik yardımı sağlayarak, zamanla kalıcı ödüller kazanacağını umuyor. Somali Savunma Bakanı Nur, Türkiye'den bahsederken, "Şu anda ihtiyacı olan biziz. Ancak bir fırsat olduğunda, arkadaşlarımıza başkalarının sahip olamayacağı bir şans vereceğiz, çünkü en çok ihtiyacımız olduğunda bize yardım ettiler." ifadelerini kullanıyor."

3 ay önce

İngiliz Economist dergisi, Türkiye, İsveç ve Finlandiya'nın imzaladığı ortak bildiriyi "Erdoğan'ın zaferi" olarak yorumladı

Washington Post, flaşında, "Türkiye, Finlandiya ve İsveç'in NATO üyeliğine itirazını bırakarak, ittifakın genişlemesinin önündeki yolu açtı" ifadesine yer verdi. Haber metninde ise söz konusu anlaşmanın Ukrayna savaşının ardından daha da önem kazandığına işaret edildi. New York Times, flaşında, "Türkiye, İsveç ve Finlandiya'nın NATO'ya katılımına yönelik vetosunu kaldırarak bu ülkelerin, NATO üyeliklerinin önündeki diplomatik engeli kaldırdı" ifadesini kullandı. Haberde, Türkiye'nin İsveç ve Finlandiya'nın terör örgütlerine destek vermeyeceği açıklaması öne çıkarılarak, bu ülkelerin NATO'ya katılımının önemi vurgulandı. CNN de flaşında, "Finlandiya Cumhurbaşkanı, Türkiye'nin, Finlandiya ve İsveç'in NATO üyeliklerini destekleyeceğini duyurdu" ifadesine yer verdi. Haberde Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile ABD Başkanı Joe Biden arasında bugün yapılacak ikili görüşme de anımsatıldı. Fox News ise haberini "Türkiye, İsveç ve Finlandiya'nın NATO'ya katılımına itirazını kaldırıyor." başlığıyla verirken söz konusu muhtıra, "önemli ilerleme" olarak nitelendirildi. İspanya'nın başkenti Madrid'de NATO Zirvesi'nin yapıldığı IFEMA Kongre Merkezi'nde gerçekleştirilen dörtlü görüşmenin ardından hazırlanan "Üçlü Muhtıra"ya Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, Finlandiya Dışişleri Bakanı Pekka Haavisto, İsveç Dışişleri Bakanı Ann Linde imza atmıştı. İmza töreni, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Finlandiya Cumhurbaşkanı Sauli Niinistö, İsveç Başbakanı Magdalena Andersson ve NATO Genel Sekreteri Jens Stoltenberg'in huzurunda gerçekleşmişti.

1 ay önce

Economist: Türkiye ekonomisi enflasyona rağmen büyüyor

Koronavirüs salgını ve sonrasında Rusya ile Ukrayna arasında yaşanan savaş, küresel tedarik zincirlerinin bozulmasına yol açtı. Birçok ülkede, Rusya kaynaklı enerji kesintileri nedeniyle yaşanan aksamaların yanı sıra hayat pahalılığı da göze çarpıyor. "Yükselen enflasyonun ortasında bile ekonomi büyüyor" Çarkların dönmeyi sürdürdüğü Türkiye'de ise enflasyona rağmen ekonomik büyüme devam ediyor. Londra merkezli Economist dergisi, Türk ekonomisindeki görünümü, "Türkiye ekonomisinde ters giden bir şeyler var: Yükselen enflasyonun ortasında bile ekonomi büyüyor." diyerek mercek altına aldı. "Şirketler zorluklarla başa çıkmaya alışkın" Derginin gerçekleştirdiği yayına katılan bir uzman, "Böylesi yüksek bir enflasyona rağmen, Türk ekonomisi güçlü bir şekilde büyümesini sürdürüyor." dedi. "Türk ekonomisi bu enflasyon karşısında nasıl büyüyebiliyor?" sorusuna verilen yanıtta, "Özellikle şirketler, bu tür parasal zorluklarla başa çıkmaya alışkın. Dolayısıyla çabucak uyum sağlayabiliyorlar." ifadeleri kullanıldı. Erdoğan: Dünya küçülürken, üreterek büyüyoruz Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, ağustos ayı başında yaptığı açıklamada, "İhracatımızı 250 milyar dolar sınırına getirdik. Dünya küçülürken, biz üreterek büyümeye devam ediyoruz." demişti. Yatırım, istihdam, üretim, ihracat ve cari fazlaya dayanan Türkiye Ekonomi Modeli’nden taviz vermeyerek krizden pozitif ayrışma stratejisini dikkatle uyguladıklarını belirten Erdoğan, "Klasik dayatmaların dışında kalan bu programı başarıyla sürdürüyoruz." vurgusu yapmıştı.