24 Mayıs Cuma 2024
2 yıl önce

BM Genel Sekreteri Guterres: 'Ukrayna'daki katliama son verin'

Guterres, Twitter hesabından yaptığı açıklamada, Ukraynalı sivillerin kendileriyle hiçbir ilgisi olmayan bir savaşın bedelini ödediğine dikkati çekti. Mariupol kentindeki doğum hastanesine yönelik saldırının korkunç olduğunu ifade eden Guterres, ''Bu anlamsız şiddet son bulmalı. Katliama son verin.'' çağrısında bulundu.

2 yıl önce

Cumhurbaşkanı Erdoğan BM Genel Sekreteri Guterres'i kabul etti

Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'ndeki kabul, basına kapalı gerçekleşti. Cumhurbaşkanı Erdoğan BM Genel Sekreteri Guterres'i kabulünde, Ukrayna ile Rusya arasında barışın tesisi için İstanbul Süreci'ni herkesin desteklemesi gerektiğini vurguladı. BM Genel Sekreter Sözcülüğü Ofisinden yapılan yazılı açıklamada, Guterres'in Ankara'yı ziyaretinin ardından yarın Moskova'da Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile 28 Nisan'da ise Ukrayna'da Devlet Başkanı Vladimir Zelenskiy ile görüşeceği açıklanmıştı.

2 yıl önce

NATO Genel Sekreteri Stoltenberg: Endişeleri gidermek için masaya oturacağız!

Stoltenberg'in açıklamalarından satırbaşları: Türkiye önemli bir müttefikimiz. Türkiye, bazı endişelerini dile getirdi ve NATO'da her zaman olduğu gibi, endişeler mevcut olduğunda ortak bir zemin bulabileceğimizden eminim. Çavuşoğlu ile temaslarımızı sürdüreceğiz. Tabi ki Rusya herhangi bir şekilde, hibrit saldırılarda bulunursa karşılık vereceğiz. İsveç ve Finlandiya'nın NATO üyeliği başvurusunun tamamlanması için tüm üye ülkelerin parlamentosunda onaylanması gerekiyor. Avrupa'daki yeni güvenlik gerçeğini yansıtacak şekilde NATO'nun caydırıcılığını ve savunmasını güçlendirmek için önemli kararlar alacağız.

1 yıl önce

AK Parti'den CHP'ye İsveç ve Finlandiya tepkisi: NATO Genel Sekreteri'nin hassasiyeti kadar bir hassasiyet göstermediler

AK Parti Merkez Yürütme Kurulu (MYK), Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan başkanlığında parti genel merkezinde toplandı. AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik, toplantı sonrası açıklamalarda bulundu. Ömer Çelik'in açıklamalarından öne çıkanlar şöyle: Kadın cinayetleri konusu içimizde kanayan bir yara. Bir türlü gündemden düşmüyor. Yasalar çerçevesinde yapılacak mücadele, siyaset olarak üzerimize düşeni yaptık. Bu bir farkındalık seferberliğidir. Her alanda çalışmaya devam etmemiz gerekiyor. DİYARBAKIR ANNELERİNİN EYLEMİ Diyarbakır annelerinin eylemi bininci günü aştı. Bu eylem dünyanın en büyük vicdan eylemine dönüştü. Annelerin verdiği mücadele son derece önemli bir vicdan nöbeti olarak bininci gününü geçmiş durumda. İnşallah bütün annelerin evlatlarına kavuşmalarını diliyoruz. "HAREKATLAR SÜRDÜRÜLECEKTİR" Terör örgütlerinin yok edilmesi için açık ve net tavır defalarca Cumhurbaşkanımız tarafından söylenmiştir. Hem yurt içi hem yurt dışı fiili kararlılık gösterilmiştir. Bundan sonra da Cumhurbaşkanımız açıkladığı gibi bu harekatlar sürdürülecektir. BAKÜ'DEKİ TEKNOFEST Sayın Cumhurbaşkanımızla birlikte çok önemli bir etkinliğe katıldık. Bakü'de TEKNOFEST gerçekleşti. İlk defa Türkiye toprakları dışında gerçekleşmesi bu şekilde mümkün oldu. Cumhurbaşkanımızın ifade ettiği gibi bu bir zihniyet devrimi. Sayın Aliyev'in ev sahipliğiyle gerçekleşti. Sayın Selçuk Bayraktar yaptığı konuşmada gençleri yeni hedeflere yönlendirilmesi çok iyi oldu. Aziz Sancar hocamız da bahsetti. Esas olan zihniyet devriminin arkasından gelen Karabağ zaferinin taçlanması için kültürel, ekonomik, teknolojik alanda yeni zaferlere bu genç kardeşlerimizin vasıtasıyla imza atılacak olmasıdır. KILIÇDAROĞLU'NUN VAKIF İDDİALARINA TEPKİ Sayın Cumhurbaşkanımızın grup konuşmasında bir harekattan bahsetmesinin hemen ertesinde sayın Kılıçdaroğlu'nun sayın Cumhurbaşkanımızın kaçacağını söylemesi çok büyük bir sorumsuzluk olmuştur. Bu yabancıların diliyle etiketlemek olmasıdır. Bu yabancıların zamanlamasına baktığında Türkiye önemli bir dış politika müdahalesi gerçekleştiğinde, iç ve dış siyasette yeni bir reform ortaya çıktığı zaman olmuştur. CHP'de çok temel konularında ayrılıklarımız olabilir. Fakat CHP Genel Başkanlığı koltuğunda oturan Türkiye'nin milli güvenliği konusunda her zaman hassas olmuştur. Bunun tekniği, stratejisi konusunda, nasıl gerçekleşeceği konusunda ayrışabiliriz ama bu hassasiyeti göstermişlerdir. İlk defa CHP koltuğunun bu şekilde istismar edilmesi hem CHP hem de Türkiye için bir ilktir. Sayın Kılıçdaroğlu'nun önüne bir belge getirildiğinde bunun önünü, arkasını iyi sorgulaması lazım. Kendisini bu duruma düşürmemelidir. Sayın Cumhurbaşkanımızın 'biz harekat gerçekleştireceğiz' demesinden hemen bir iki gün sonra oluyor bu. "BUNDAN RAHATSIZ OLAN ÇEVRE FETÖ ÇEVRESİDİR" Vatandaşlarımız öğrenci olarak, iş bulmak için başka ülkelere gittiğinde FETÖ'cüler istiyor ki kendilerinin organizasyonlarına muhtaç olsunlar. Bunlar kendilerini değişik kimliklerle gösterebilirler. Bunlara karşı sivil toplum örgütleri, Türkiye Cumhuriyeti birtakım imkanlar yaratıyorsa, meşru bir biçimde yurt açıyorsa bundan memnuniyet duyulması gerekir. Bundan rahatsız olan çevre FETÖ çevresidir. Buradaki mesele bunların bizim vatandaşlarımıza, ülkemize dönük olarak bu faaliyetleri engellemektir. Sayın Kılıçdaroğlu açıklamayı yapar yapmaz 'Bakın göreceksiniz gizli belge dediği şeyler açık kaynaklarda vardır' dedim. Nitekim ABD Bakanlığının internet sitesinde çıktı. Arkasından bir FETÖ'cü çıktı 'Ben bunları zaten 3-4 yıl önce söyledim' dedi. "SAYIN KILIÇDAROĞLU, KENDİSİ BİLE İNANMIYORDU" Sayın Kılıçdaroğlu, sayın Cumhurbaşkanımızın kaçacağını söylerken kendisi bile inanmıyordu. Şimdi çıkmışlar 'Cumhurbaşkanı ve AK Parti kaybetse bile sonuçlarına razı olmayacak' diyor. 'Çabalamaya devam edecekler' diyor. Buna bir karar verin; çabalamaya mı devam edecekler; yoksa kaçacaklar mı? Türkiye'nin milli politikalarına, kurumlarına husumet üretilemez. Tabii ki siyaset isteriz ki centilmenlik ile yürütülsün. Zaman zaman sertleşse de bir sınırda durulması gerekir. İki üç tane CHP'de aklı selim sahibi, şimdiye kadar siyasi tecrübesi olan, mantıklı, dengeli davranabilen arkadaşlar var. Onlardan iki üç taneyle istişare edilseydi, 'Lütfen bunu gündeme getirmeyin kendimizi saçma sapan duruma getirmeyelim' diyecekti. "SORUMSUZ VE VAHİM BİR YAKLAŞIM" Cumhurbaşkanımız terörle mücadele operasyonundan bahsedecek, iki gün sonra Cumhurbaşkanı Türkiye'den kaçacak diyeceksiniz, böyle sorumsuz ve vahim bir yaklaşım olabilir mi? Bunu defalarca yaptınız, her seferinde bu yaptıklarınız gitti duvara çarptı parçalandı. Bosna'da merhum Aliya İzzetbegoviç'in karargâhına mağara diyorsunuz. Bundan biz utanıyoruz. Yine de diyoruz ki, 'herhalde mantıklı davranırlar, düzeltirler' diye bekliyoruz. Bir sürçü lisan olabilir, bir yorgunluk anına denk gelebilir. Bazen 12 saat bekliyorum, bazen 24 saat bekliyorum düzeltirler diye. Düzeltilmeyince demek ki bunun arkasında duruyorlar. Siyasi alanı zehirlememek lazım. Siz siyasi aklı devre dışı bırakacaksınız, nefret siyaseti, yalan siyaseti, politik dedikoduculuğa savrulacaksınız. Peki o zaman demokrasinin gücü nasıl korunacak? İSVEÇ VE FİNLANDİYA'NIN NATO ÜYELİĞİ TALEBİ Türkiye'nin Finlandiya ve İsveç'e NATO üyeliği konusunda teröre destek vermemek şartıyla desteklenmesinden sonra ortaya çıkan tepkileri izliyoruz. NATO'nun açık kapı politikasını destekliyoruz. Ancak ilkeler çerçevesinde yoluna devam etmesi lazım. Daha önce 'NATO'nun beyin ölümü gerçekleşti' diyenler doğu kanadının güçlendirilmesini istiyor. İttifakın güçlenerek yoluna devam etmesini her zaman savunduk. Aynı şekilde Rusya'nın Ukrayna'yı işgal edilmesinden sonra Türkiye'nin argümanlarının ne kadar önemli olduğu görülmüştür. Bizim buradaki yaklaşımımız bütün bu gelişmelerin, Madrid'de ele alınacak zirvede terör konusunda, dayanışma konusunda ilkeli olmak çerçevesinde yürümesi gerekiyor. Çünkü NATO müttefiklik ruhu bir güvenlik mimarisidir. Birimiz hepimiz için, hepimiz birimiz için mantığıyla kurulmuştur. Cumhurbaşkanımızın ifade ettiği her şey ittifakın ruhunu, mantığını yansıtan sözlerdir. Madrid'de bu yeni konsept tekrar ele alınacak. Türkiye kapsamlı yaklaşımını ortaya koyacak. Dünyanın birçok yerinde NATO müttefiklerinin belirli terör örgütlerini himaye ettiği, müsamahakar davrandığı gibi bir durum var. Bunun ortadan kaldırılması için çalışılması gerekirken, İsveç ve Finlandiya'nın bu politikaları değiştirmeden NATO'ya katılmasının NATO'yu güçlendirecek bir durumu yok. "TÜRKİYE'NİN TUTUMU NATO'YA KATKI SAĞLIYOR" Buradaki güvenliğin bütün üye ülkelerin toplam güvenliğini gözetecek bir şekilde ele alınmasıdır. Ortak güvenlik ve ortak çıkarlar için beraber çalışmayı taahhüt ettiğimiz bir ülkede terörist polis korumasıyla ülkemizi hedef alan eylem yapıyor. Böyle bir şey kabul edilebilir mi? Daha bu konuda tavrımızı koyar koymaz İsveç Dışişleri Bakanı, 'Bizim NATO'ya girmemizi isteyen güçlü ülkeler var, Türkiye'nin onları karşısına almayacağını düşünüyorum'. Böyle bir şey olabilir mi? Müttefiklerinizle nasıl konuşmanız gerektiğini öğrenmeniz lazım. Tam da NATO'nun konseptinin ele alınacağı süreçte Türkiye'nin tutumu NATO'ya katkı sağlayan bir tutumdur. "TÜRKİYE OTOMATİK ONAY MAKAMI MIDIR?" NATO'nun genişlemesine destek vermek NATO'nun güçlenmesi içindir. Türkiye ittifakın ruhuna, temel çerçevesine taahhütlerini yapmıştır. Daha sonra bunu takip eden Türkiye'nin içerisinde maalesef muhalefetin, hükümetin koyduğu bu tavra güçlü bir desteğini görmedik. Halbuki Türkiye'nin düşmanı olan, vatandaşlarımızın düşmanı olan terör örgütlerine karşı tavır konulduğu zaman muhalefetin daha çok sesini duyurması, milli politikaları hayata geçirmesi bakımından kıymetlidir. CHP'li birisinin yazdığı makalede Türkiye'nin bu tutumun taktiksel bir hata olduğunu söylüyor. Türkiye herhangi bir şekilde önüne gelen onay teklifi karşısında otomatik onay makamı mıdır? 'CHP İsveç ve Finlandiya'nın yanındadır' deniyor. Türkiye zaten bunu NATO içerine taşıyor. Madrid'de gündeme getirecek. Türkiye'yi bu şekilde önüne gelene onay vermesi gereken bir ülke olarak algılamak başlı başına bir zihniyet çarpıklığı. CHP adına teklif edilen bu yaklaşımını 12 Eylül'cülerin Yunanistan'ı kayıtsız şartsız geri dönüşüne onay vermekten ne farkı var? "NATO GENEL SEKRETERİ BÜTÜN ÜLKELERİN DENGESİNİ GÖZETMEK ZORUNDA" Katılmadığımız bir sürü politikasına rağmen CHP çizgisinde bunu reddedecek güçlü bir çizgisi olduğunu düşünürdük. Bunu reddetmediler. Türkiye'nin NATO içindeki ülkeler tarafından tepkiyle karşılaşması şaşkınlıkla karşılanmamalıdır deniyor makalede. Böyle bir şey olabilir mi? Teröre destek veren ülkelere destek verme dediğiniz için gelen tepkileri normal karşılıyorsunuz? Teröre destek verenlere yeri geldiğinde veto hakkımızı kullanmak, onları engellemeye çalışmak bizim en meşhur hakkımız. Türkiye Cumhuriyeti'nin diplomatik tarihi içinde bunlar defalarca yapılmıştır. O kadar kendi devletimizin aleyhine bir tutum ki. Onun arkasına istediğiniz kadar taktik önerilerde bulunun. NATO Genel Sekreteri çıkıyor, Türkiye terörden en çok zarar gören ülkelerin başında geliyor, kaygılarını anlıyoruz, hak veriyoruz diyor. NATO Genel Sekreteri bütün ülkelerin dengesini gözetmek zorunda. Türkiye'nin hassasiyetlerini dikkate alıyor ama CHP adına o makalede NATO Genel Sekreteri'nin hassasiyeti kadar bir hassasiyet görmüyoruz. "YUNANİSTAN'IN ŞIMARIKLIĞINA DİĞER ÜLKELERİ EKLEYEMEYİZ" Miçotakis geldi buraya ve Sayın Cumhurbaşkanımız ile görüştü. Görüşmede 'Sorunlarımızı iki ülke arasında çözebiliriz. Üçüncü ülkeleri araya sokmayalım' denildi. Bu konuda mutabık kalındı. Daha sonra ABD Kongresi'nde Türkiye'yi şikayet etti. Türkiye'ye F-16'ların verilmemesi gerektiğini söyledi. ABD Kongresi'nde yalvaran cümlelerle konuşması Yunan basınında da eleştirildi. Siz bulduğunuz her fırsatta başka ülkeler üzerinden bize tehdit savurmaya kalkarsanız bunun sonucu olmayacaktır. Şimdi adaların silahsız olması gerekmesi meselesine 'Modası geçmiş bir yaklaşım' diyorsunuz. Modası geçmişse meseleleri silahla çözmenin mi modası vardır? Böylesi mantıksız bir şey olabilir mi? Burada İsveç ve Finlandiya'nın NATO üyeliği konusundaki tutumumuzun ne kadar doğru olduğunu ortaya çıkarmıştır. AB içindeki Yunanistan'ın şımarıklığına NATO içindeki diğer ülkelerin şımarıklığını ekleyemeyiz. SEÇİM GÜVENLİĞİ POLEMİĞİ Bu herhangi bir dernek, kurum AK Parti'yle ilgisi yok. Birisi çıkmış 'biz bunlara sandığı teslim edemeyiz' demiş. Bu bizi niye ilgilendirir. Biz iktidarın değişimi ancak sandık yoluyla olur diyoruz. İktidarın sandık yoluyla değişimine karşı çıkanlar ortada, biz değiliz. Seçim güvenliğiyle ilgili büyük problemler olacak diye bir ton cümle kuruluyor. Türkiye'nin seçim güvenliği ile ilgili bir ton kapasitesi var. Geçen seçimlerde oy çuvallarının üzerinde yatan vatandaşlarımızı gördük. Hangi partiden olursa olsun gidip de orada bekleyen vatandaşlarımıza saygılarımızı sunuyoruz. İster bizim ister muhalefet partilerinden olsun. Hangi vatandaşımız o oyların başında duruyorsa, birileri müdahale edecekse eğer engelliyorsa bizim için saygıdeğerdir. "HER SEÇİM OLDUĞU GİBİ SAYGI GÖSTERİLECEK, BU KADAR BASİT" Seçimlerin yenilenmesi ya da itirazlar. Bunlar seçim kanunu ve YSK'nın düzenlemeleri içerisinde zaten düzenlenmiş. Biz seçimlere katılımın en yüksek olduğu ülkelerden bir tanesiyiz. Vatandaşlarımı gidecek, siyasi partilerden gözlemciler olacak, insanlar oyların sayılmasını bekleyecekler. Her seçim olduğu gibi saygı gösterilecek, bu kadar basit. Ben bu kürsüden o partilerle ilgili konuşup bir hata yapsam bir daha ağzımı açmam. Sandığın belirleyiciliği dışında kim açıklama yapıyorsa reddediyoruz. Sandığın iradesinin dışında kim başka bir iradeden bahsediyorsa reddediyoruz. CHP adına toplumu tehdit eden, CHP'ye yakın gözüküp de insanları tehdit eden bir sürü tweeti saysam burada basın toplantısını bitiremeyiz. Genel başkanımız hayatı boyunca defalarca seçime girmiştir. Sandığı lekelemeye, hakaret etmeye dönük hangi yaklaşım varsa ayağımızın altındadır. Demokrasi en büyük kazanımdır. Bu sandığımızın korunması için Başbakanlarımızı, bakanlarımızı şehit vermiş milletiz. Bizim için sandık kazanılmış mücadelenin, demokrasinin ürünüdür.

1 yıl önce

NATO Genel Sekreteri, Biden ile Türkiye'yi görüştü: Endişelerin konuşulması gerekiyor

NATO Genel Sekreteri Stoltenberg, ABD Başkanı Joe Biden, Başkan Yardımcısı Kamala Harris ve Ulusal Güvenlik Danışmanı Jake Sullivan ile yaptığı görüşmenin ardından Beyaz Saray'ın bahçesinde gazetecilere açıklamalarda bulundu. Biden ile hem Ukrayna'da devam eden savaşı hem de ay sonunda Madrid'de yapılacak NATO Zirvesi'ni ele aldıklarını aktaran Stoltenberg, "Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, NATO'nun daha az etkili olmasını istedi ve Ukrayna'yı işgal etti. Ancak doğu kanadında daha çok NATO'nun güçlenmesine yol açtı." ifadelerini kullandı. Stoltenberg, NATO'nun daha da genişlemesi kapsamında son olarak İsveç ve Finlandiya'nın üyelik başvurusunda bulunduğunu anımsatarak, Türkiye'nin bu konudaki duruşunu değerlendirdi. "Stockholm, Helsinki ve Ankara'dan yetkilileri bir araya getireceğiz" Türkiye'nin "önemli bir NATO müttefiki" olduğunu vurgulayan Stoltenberg, şunları söyledi: "Bir NATO müttefiki olan Türkiye, bazı endişelerini dile getirdiğinde biz her zaman NATO içinde bunu oturup konuşup, bir ortak yol bulmalıyız. Şu anda da tam olarak bunu yapıyoruz. Ankara ile Türkiye yönetimi ile yakın temas halindeyiz. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile konuşuyoruz. Aynı zamanda İsveç ve Finlandiya ile de konuşuyoruz. Yakın zamanda Stockholm, Helsinki ve Ankara'dan üst düzey yetkilileri bir araya getireceğiz." Stoltenberg, Türkiye'nin güvenlik konusunda önemli katkıları olduğuna, Irak ve Suriye gibi ülkelerle komşuluğu dolayısıyla coğrafi açıdan da önem taşıdığına işaret ederek, "DEAŞ ile mücadelede Türkiye'nin kilit bir rolü vardı. Aynı zamanda Karadeniz'de de Rusya ile yakın ve önemli bir konumda. Bu nedenle de Türkiye ile oturup konuşup, doğru yolu bulmalıyız." değerlendirmesinde bulundu. Tüm NATO üyeleriyle olduğu gibi Biden ile de Türkiye'nin itirazını konuştuklarını bildiren Stoltenberg, bu konunun asıl muhataplarının İsveç ve Finlandiya olduğunu kaydetti.

1 yıl önce

Cumhurbaşkanı Erdoğan NATO Genel Sekreteriyle görüştü: Terörizmi desteklemekten vazgeçecekler

Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığından yapılan açıklamaya göre görüşmede, İsveç ve Finlandiya’nın NATO’ya üyelik talebi ele alındı. Cumhurbaşkanı Erdoğan görüşmede, İsveç ve Finlandiya’nın üyelik taleplerine dair Türkiye’nin güvenlik endişelerinin haklı ve meşru temellere dayandığını belirtti. Cumhurbaşkanı Erdoğan, her iki ülkenin de terörizmi desteklemekten vazgeçtiklerini, Türkiye’ye yönelik yaptırımları kaldırdıklarını, ittifak dayanışması sergilemeye hazır olduklarını çok açık ve net bir şekilde ortaya koymaları gerektiğini vurguladı. NATO Genel Sekreteri Stoltenberg de önemli bir müttefik olan Türkiye’nin beklentilerinin karşılanması gerektiğine dikkati çekti.

1 yıl önce

CHP eski Genel Sekreteri Mehmet Sevigen: Mit tırları belgelerini Kemal Kılıçdaroğlu verdi

https://twitter.com/elonue/status/1533571661915734021?s=21&t=OroOsf_6r4kS8r-ZZXw6Qg 24 TV’de Esra Elönü’nün sunumuyla ekranlara gelen, ‘Arafta Sorular’ programının bu haftaki konuğu CHP eski Genel Sekreteri ve Eski Devlet Bakanı Mehmet Sevigen oldu. Sevigen, partisi ve MİT tırlarının durdurulmasıyla ilgili dikkat çeken açıklamalarda bulundu. "Mit tırlarıyla ilgili belgeleri Kılıçdaroğlu verdi" 2017 yılında Kemal Kılıçdaroğlu tarafından yapılan 'adelet yürüyüşü' için, "Enis Berberoğlu için yapılmadı" diyen Sevigen, Mit tırları davasına değindi. Sevigen, davayla ilgili belgeleri Berberoğlu'na Kılıçdaroğlu'nun verdiğini söyledi. Kılıçdaroğlu'nun adalet yürüyüşünü Berberoğlu'nun konuşmaması için yaptığını da sözlerine ekleyen Sevigen, sözlerini şöyle sürdürdü: "Kılıçdaroğlu o yürüyüşü Enis Berberoğlu konuşmasın diye yaptı" “(Adana’daki MİT tırları belgelerini) Enis Berberoğlu’na kim verdi? Kemal Bey götürdü o belgeyi verdi… Kemal Bey, o yürüyüşü Enis Berberoğlu hapishanede konuşmasın diye yaptı. Bülent Tezcan’a vermişti… Bülent Tezcan da götürmüş (Enis Berberoğlu’na) vermiş. Bunu bilmeyen yok ki… Ama nereden, nasıl aldınız… Bir insan kendi ülkesini şikayet eder mi?..” MİT tırları kumpası Devlet içerisinde yuvalanan Fetullahçı teröristlerin kurduğu alçak kumpaslardan biri olan MİT tırları olayında, hedef Türkiye'yi teröristlere destek veren bir ülke olarak göstermekti. Fetullahçı teröristler tarafından kurulan kumpasın ardından bazı belgeler Enis Berberoğlu tarafından Can Dündar'a servis edildiği öğrenilmişti. Bu belgelerin Enis Berberoğlu'na da CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu tarafından verildiği yıllar sonra itiraf edildi. Bilindiği üzere; Kemal Kılıçdaroğlu, Enis Berberoğlu'nun tutuklanmasının ardından Ankara'dan İstanbul'a Adalet Yürüyüşü başlatmıştı. O günlerde Kılıçdaroğlu'nun Berberoğlu'nu neden bu kadar sahiplendiği merak ediliyordu.

1 yıl önce

NATO Genel Sekreteri Stoltenberg, Cumhurbaşkanı Erdoğan ile İsveç ve Finlandiya'nın NATO üyeliğini görüştü

NATO Genel Sekreteri Jens Stoltenberg, Twitter hesabından yaptığı paylaşımda Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile görüşme gerçekleştirdiği ifade etti. Stoltenberg, "Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile Finlandiya ve İsveç'in NATO'ya başvurularını görüştüm. Önümüzdeki hafta Brüksel ve Madrid'de müzakerelere devam etme konusunda mutabık kaldık" ifadelerini kullandı. Erdoğan, 28-30 Haziran'da İspanya'nın başkenti Madrid'de gerçekleştirilecek NATO Zirvesi'ne katılacak.

1 2 3 4 5