26 Ekim Salı 2021

İzmir’in başına gelen en büyük felaket Tunç Soyer’dir

İzmir’in başına gelen en büyük felaket Tunç Soyer’dir

Cumhur Eriş, Seferihisar’da birlikte Mandalina Birliği’ni kurdukları dönemde projelerini sahiplenen CHP’li Başkan Soyer’in gerçek yüzü ile tanıştığını söyledi. Eriş, “Bu süreçte onun milli biri olmadığını gördüm. İnanın şaka falan değil. Bana ‘Abi uğraşma, bu adam koruma altında’ diyorlar. Olsun hiç önemli değil. Soyer, son yıllarda İzmir’in başına gelmiş en büyük felakettir” ifadelerini kullandı.

 

İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı CHP'li Tunç Soyer'in kendisine sosyal medyada "Tunç Soyar" diyerek kişilik haklarına saldırdığı iddiasıyla tazminat davası açtığı Seferihisar'daki eski yol arkadaşlarından Cumhur Eriş, Yeni Asır'a konuştu. 

 

Orta Doğu Teknik Üniversitesi mezunu bir elektrik eloktronik mühendisi olan Eriş, Soyer'le nasıl yola çıktıklarını ve yaşadığı hayal kırıklıklarını anlattı. Soyer'in isteği üzerine Seferihisar Mandalina Birliği'ni kurduğunu ifade eden ve bu süreçte Soyer'in gerçek yüzünü gördüğünü aralarının da bu nedenle açıldığını söyleyen Eriş, Başkan Soyer'e yaptığı bu eleştirilerin basit bir kızgınlıktan kaynaklanmadığını da vurguladı.

 

BİZİ YANLIŞ YÖNLENDİRDİ

 

Eriş, "Bu süreçte Soyer'in milli biri olmadığını gördüm. İnanın şaka falan değil. Bana 'Abi uğraşma, bu adam koruma altında' diyorlar. Olsun hiç önemli değil. Ben uyarı görevimi yapıyorum" dedi. Soyer'in Seferihisar'da başkan olmasının ardından Doğanbey yangınının çıktığını hatırlatan Eriş, "İzmir'de de başkan oldu yine büyük yangın çıktı, sel oldu, deprem oldu. Bakın İzmir'in kaç yıllık belediye binası yıkılıyor şimdi. Tüm bunları alt alta koyduğunuz zaman basit bir sonuç vardır. 'Ayağı uğurlu gelmedi' derler bizde. Soyer, son yıllarda İzmir'in başına gelmiş en büyük felakettir" ifadelerini kullandı. Emekli olup 2009'da İzmir'den memleketi Seferihisar'a döndüğünü ve o yıl Soyer'in de Seferihisar'a başkan seçildiğini anlatan Eriş, ortak arkadaşlarından Soyer ile birlikte çalışması telkini alması üzerine Soyer'le tanıştığını anlattı. Soyer'in kendisini kurmak istediği mandalina birliği için toplantıya davet ettiğini söyleyen Eriş, "O zaman toplantıya gelen diğer 8 kişi de bu teklifi kabul etmedi. Ben kabul ettim ve kurdum. Ama bir ortaya çıktı ki, birliklerin fatura kesme yetkisi yokmuş. Hukukçu olan Soyer bizi neye yönlendirmiş. Neyse uğraştık bu sorunu aştık. Türkiye'de birliklerin de fatura kesebilmesinin yolunu biz açtık" dedi.

 

BANA TUZAK KURMAK İSTEDİ

 

Yeni birlik başkanı olduğunda Başkan Soyer'in mandalina üreticilerinin kullandığı belediye tasarrufundaki Beyler Barajı'nı talebi üzerine İZSU'ya devretmek istediğini ifade eden Eriş, "Beni bu konuda İZSU'yla yapılacak toplantıya çağırdı. Ama ısrarla sormama rağmen toplantının gündemini söylemedi. Ben de toplantıda İZSU'nun isteğini duyar duymaz yetkililere çıkışıp on-ları belediyeden gönderdim. Yoksa Soyer bu barajı verecekti. Halktan tepki gelirse de 'Ben ne anlarım mandalina sulama işinden. Cumhur Eriş başkan da buradaydı o da isteyince verdik' deyip suçu bana atacaktı. Soyer işte böyle biri. Hep kaypak kaypak hareketler. Bu toplantının ardından ben de, 'Bir daha bana tuzak kurma. Ayağını denk al.

Ben senin oynayabileceğin çocuklardan değilim' dedim" ifadelerini kullandı. Eriş, Soyer'i kendisinin bir arkadaşıyla hazırladığı kurutulmuş mandalina projesini kendisine mal etmekle suçladı.

 

PROJEYİ KENDİSİNE MAL ETTİ

 

Aslında Soyer'in bu fikre ilk başta sıcak bakmadığını 'Bundan ne çıkar' dediğini anlatan Eriş, "Ancak proje büyük ses getirdi. O da gelip bu projeyle ilgili dosyayı istedi. Verdim. Ancak sonra bir duydum ki, bir fırın yaptırmış ve bu projeyi uygulamaya çalışıyor. Bize de sormuyor. Çünkü olayı kendine mal etmek istiyor. Sonra bu projeyle gitti bir yarışmada 'İnovasyon Ödülü' aldı. Bizim projeyi sahiplendi. Bize gelip, 'Ben yarışmaya katılıyorum' dese hayır mı diyecektik. Adam neticede Seferihisar'ın belediye başkanıydı ama bunu bile yapmadı. Olayı kendisine mal etmek istedi" diye konuştu.

 

ONA GÜVENDİK YOLDA KALDIK

 

BİRLİĞİ kurduktan sonra belediyeye ait jeotermal şirketinin bir paketleme tesisi aldığını ve kendilerine kiraya verdiğini ifade eden Eriş, "Biz de buna güvenerek yola çıktık. Ancak 2017'de Soyer'in bu tesisi satmak istediğini duyduk. Ya biz sana güvenmişiz. En azından önce bize satmayı teklif et. Ama bizi yok saydı. Hadi bize satmıyorsun bari satış sözleşmesine bizim burayı kullanmaya devam etmemizi sağlama şartı koy. Onu da yapmıyor. Biz hiç yokmuşuz gibi hareket ediyor. Çünkü kendisi toplu para bulma peşinde" dedi.

 

"O DÖNEM YENİ ASIR'A AÇIKLAMA YAPTIM"

 

BUNUN üzerine o tarihte Yeni Asır'a bir açıklama yaptığını anlatan Eriş, "Burası o dönem 8 milyon lira ederdi. Ben de ucuza satılmaması için dedim ki, '12 milyondan aşağı giderse yazık olur. İsyan ederim. Ayrıca burayı satmak istediği için Soyer bundan sonra tesislerimize giremez' dedim" ifadelerini kullandı. Bu açıklaması nedeniyle satışın olmadığını ifade eden Eriş, bu olayın ardından Soyer'le iplerinin tamamen koptuğunu ifade etti. Eriş, Soyer'in Büyükşehir Belediye Başkanı olduktan sonra bu tesisi Seferihisar Belediyesi'nden Büyükşehir şirketine satın aldırttığını anlattı.

 

'MİLLİ BİR İNSAN OLMADIĞINI GÖRDÜM'

 

SOYER'E yönelik eleştirilerinin bu kızgınlıkların çok ötesinde bir nedene dayandığını da vurgulayan Eriş, "Çünkü kendisinin milli bir insan olmadığını gördüm. Mesela adaylık döneminde Seferihisar'da bir konuşma yaptı. Dedi ki, 'Bu değişim Seferihisar'dan başlayarak İzmir'le devam edip bütün Türkiye'yi değiştirecek.' Nasıl değiştirecek, neyi değiştirecek? Bakın CHP İstanbul İl Başkanı çıkıp televizyonda mekap ayakkabılarını gösteriyor. Ben Soyer'e eleştirilerimi milli olmadığını gördüğüm için artırdım. Bakın bu iş şaka falan değil çok ciddi. Yoksa ben de kendi işime bakmak isterim ama bunları söylemek zorundayım. Bana 'Abi uğraşma, bu adam koruma altında' diyorlar. Olsun hiç önemli değil. Ben doğruları söylemeye devam edeceğim" diye konuştu.

Yeni Yorum