07 Aralık Salı 2021
1 hafta önce

Türkiye'ye yönelik yatırım turuna çıkan ülkelere bir yenisi daha eklendi! Çinli yatırımcılar Gaziantep'i radarına aldı…

İpekyolu Kalkınma Ajansı (İKA) koordinasyonunda Gaziantep Valiliği, Gaziantep Sanayi Odası (GSO), Gaziantep Ticaret Odası (GTO), Güneydoğu Anadolu İhracatçılar Birliği (GAİB) destekleriyle Türkiye-Çin İş ve Yatırım Forumu Gaziantep Buluşmaları düzenlendi. Bölgenin yatırım ve ihracat ekosistemini güçlendirecek çalışmalarını sürdüren İpekyolu Kalkınma Ajansı, 17 Çinli firma ve 25 kişilik yatırımcıdan oluşan heyete Gaziantep’in yatırım ortamını tanıttı. İki gün süren forumda yatırım ve ekonomik işbirlikleri ele alınırken, İpekyolu Kalkınma Ajansı ile Çin Sanayici ve İşadamları Derneği arasında TRC1 Bölgesi’nde Çin yatırımlarının ve ticaretin arttırılmasına yönelik işbirliği protokolü imzalandı. Forum kapsamında fabrikaları gezerek kimya, makina metal, tekstil, gıda, medical, enerji ve lojistik gibi birçok sektörden temsilcilerle bir araya gelen Çinli yatırımcılar, karşılıklı yatırımların artırılması konusunda anlaşmaya vardı. Çin Sanayi ve İşadamları Derneği Başkanı ZhouYanquan, Gaziantep’in İstanbul’un ardından ikinci büyük imalat, ve ekonomi kenti olduğunu, İKA’nın desteğiyle Gaziantep’e geldiklerini belirtti. Tedarik zinciri diğer ihtiyaçları tamamlama arayışında olduklarını belirten Yanquan, telekomünikasyon, güneş enerjisi, güneş paneli sektörlerinin pandemi döneminde üretimi en çok talep edilen sektörler olduğuna dikkati çekerek, iş partnerleri bulabilmeyi planladıklarını kaydetti. Üye işletmecilerinin Gaziantep’e gelmeden önce kentin potansiyelini bildiğine dikkati çeken Yanquan, "Ben kimya sektöründeyim. Gaziantep’in ihtiyaç duyduğu konuydu. Bunu da gelmeden önce az çok biliyorduk. Sadece imalat, ticaret değil ileriye yönelik bir platform oluşturmaya çalışıyoruz. Eğer bir platform oluşturabilirsek hem Gaziantep hem bizler arasında ileri teknoloji, daha yüksek katma değer olabilecek iş buluşmaları yürütülebilecek. Bu bir başlangıç. Forumda, Türkiye’de 5 ile 20 yıldır faaliyet gösteren 17 Çinli şirketin yetkilisi bulunuyor. Çinli iş adamları tedarik zinciri tamamlamak, ihtiyaç duyduğu parçalar için iş birliği hedeflemekte. Heyettekiler Türkiye’yi ikinci memleketi olarak görüyor" dedi. İKA Genel Sekreteri Dr. Burhan Akyılmaz da forum kapsamında Türkiye’de yatırım yapmış firma yetkilisini ağırladıklarını, temel amaçlarının Çin ve Gaziantepli sanayicilerin iş birliğini arttırmak olduğuna dikkati çekti. Gaziantep’in Çin pazarındaki payını arttırmayı amaçladıklarını vurgulayan Akyılmaz, ticaret ve ekonominin yanı sıra tarihi ve doğal güzellikleri de tanıtarak Çinli turistleri kente çekmeyi planladıklarını ifade etti. Gaziantep’in 2021 yılı itibarıyla 192 ülkeye ihracat yaptığını, bu ülkeler arasında Çin’in de bulunduğunu aktaran Akyılmaz, "Ama ihracat rakamlarımız beklentilerin altında. Bu ziyaretler kapsamında bunu arttırmayı hedefliyoruz. Çin pazarında hak ettiğimiz payı almak istiyoruz. Özellikle yapay zeka, büyük veri, nesnelerin interneti, robotik üretim odaklı ürünlerin üretilebileceği, altyapıların kurulabileceği yatırımları hedefliyoruz. Dolayısıyla bu toplantı Gaziantep Çin arasında köprünün başlangıcı olacak" şeklinde konuştu. "Gaziantep doğunun İstanbul’u" Akyılmaz, Çinli yatırımcıların Gaziantep’teki potansiyelin farkında olduğunu vurgulayarak, "Gaziantep’in doğunun İstanbul’u olduğunu düşünüyorlar. Kazan kazan yaklaşımıyla her iki ülke lehine kazançlara dönüştürmeyi planlıyorlar. Çin’in yükselen bir pazar olduğunu düşünüyorum. Gaziantep aracılığıyla Türkiye ve Çin arasında ticari ilişkiler geliştirilecek. Özellikle Çin Cumhurbaşkanlığının başlatmış olduğu "Yol ve Kuşak" projesi çok önemli. Temel amacı Çin’den başlayıp Londra’ya uzanan tarihi İpek yolunu tekrar canlandırmak. Gaziantep’te bu destinasyonda önemli bir nokta. Bizde İKA olarak bu projeyi destekliyor, Gaziantep’in İpek yolunun önemli noktalarından olabilmesi için gerekli çalışmaları yapabileceğimizi belirtmek istiyoruz. Ayrıca gelen firmalar arasında ilaç, altyapı gıda ve enerjiye kadar çok farklı sektör yatırımcıları var. Hem karşılıklı olarak ürün satın alımı hem de ortak yapılabilecek yatırımlar ele alınacak" diye konuştu.

1 hafta önce

Ekonomik İşbirliği Teşkilatı Dışişleri Bakanları Toplantısı'nda konuşan Çavuşoğlu: Bugün, her zamankinden daha entegreyiz

Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, Asya'nın sadece bir üretim merkezi olarak değil, en büyük tüketici pazarı olarak da yükseldiğini belirterek, "İslamabad-Tahran-İstanbul Koridorunu memnuniyetle karşılıyoruz. Başta Zengezur Koridoru olmak üzere, Güney Kafkasya'da kara ve demir yolu bağlantılarının kurulma kararından memnuniyet duyuyoruz." dedi. Ekonomik İşbirliği Teşkilatı (EİT) Dışişleri Bakanları Toplantısı'nda konuşan Çavuşoğlu, Aşkabat Zirvesi'nin çok önemli bir zamanda yapıldığını kaydetti. Çavuşoğlu, yaklaşık 2 yıldır yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgınıyla mücadele edildiğini ve küresel zorluklara karşı her zaman etkin çok taraflılık gösterdiklerini belirterek, buna rağmen bunu gerçeğe dönüştürmekte yetersiz kalındığını dile getirdi. Salgın ve gerekli ekonomik toparlanma gibi zorluklara entegre bir bölgesel yanıta sahip olmak için EİT'den yararlanmaları gerektiğine vurgu yapan Çavuşoğlu, 14. EİT Zirvesi'nde "Kovid-19 sonrası ekonomik iş birliğine" odaklanma kararı aldıklarını söyledi. Çavuşoğlu, odaklandıkları bir diğer önemli alanın da bölgesel ticaret ve bağlantılar olduğuna dikkati çekti. Küresel tedarik zincirlerinde tarihi değişimler yaşandığını kaydeden Çavuşoğlu, "Asya, sadece bir üretim merkezi olarak değil, aynı zamanda en büyük tüketici pazarı olarak da yükseliyor. Bu hepimiz için önemli fırsatlar sunuyor. EİT, Asya ve Avrupa arasında bir ticaret ve ekonomik iş birliği köprüsü olarak hareket etmelidir." dedi. Çavuşoğlu, bu nedenle "ulaşım ve lojistik koridorlarına" odaklanmaları gerektiğine işaret ederek, "Küresel ticaretten ancak bölgesel ticareti ve bağlanabilirliği iyileştirebilirsek daha fazla faydalanabiliriz." diye konuştu. İslamabad-Tahran-İstanbul Koridorunu memnuniyetle karşıladıklarını kaydeden Çavuşoğlu, başta Zengezur Koridoru olmak üzere, Güney Kafkasya'da kara ve demir yolu bağlantılarının kurulması kararından memnuniyet duyduklarını ifade etti. Çavuşoğlu, iş birliğini geliştirmeleri gereken bir diğer alanın da turizm olduğuna dikkati çekerek, EİT bölgesinin doğal ve tarihi güzellikleri ile önemli bir turizm destinasyonu olma potansiyeline sahip olduğunu belirtti. Bakan Çavuşoğlu, Türkiye'de başlatılan "güvenli turizm" girişiminin oldukça başarılı olduğunun altını çizdi. Birleşmiş Milletler (BM) Dünya Turizm Örgütünün 2023'teki Genel Kurul toplantısının yapılacağı yer olarak Semerkant'ın adaylığını da desteklediklerini belirten Çavuşoğlu, misyonlara Semerkant'ı desteklemeleri konusunda talimat verdiğini ve Semerkant'ın seçilmesinin bölge için önemli bir başarı olacağını söyledi. "EİT'Yİ SONUÇ ODAKLI BİR YAPIYA DÖNÜŞTÜRMEK İÇİN DAHA ÇOK ÇALIŞMAMIZ GEREKİYOR" Çavuşoğlu, Türkiye'nin başkanlığı süresince EİT'yi daha etkin bir organizasyona dönüştürmek için çalıştıklarını, bütçe sorunlarını çözmeye ve personel yapısını daha dengeli hale getirmeye odaklandıklarını kaydetti. Çavuşoğlu, "EİT'yi sonuç odaklı bir yapıya dönüştürmek için daha çok çalışmamız gerekiyor. EİT Vizyon 2025'in uygulanması bunun için hayati önem taşımaktadır." dedi. EİT Vizyon 2025 Ara Dönem Değerlendirmesindeki bulgulara katıldıklarını kaydeden Çavuşoğlu, "Türkiye, başından beri Ekonomik İşbirliği Teşkilatı Ticaret Anlaşması (ECOTA) kapsamındaki taahhütlerini yerine getiriyor." ifadelerini kullandı. Çavuşoğlu, anlaşmanın 100 milyar dolarlık ticaret hedefine ulaşmalarına vesile olduğunu belirterek, herkese buna destek olma çağrısında bulundu. Ekonomik İşbirliği Teşkilatı Ticaret ve Kalkınma Bankasının (ECOBANK) desteğe ihtiyaç duyan bir diğer önemli kurum olduğunu aktaran Çavuşoğlu, bankanın kurumsal ve finansman kapasitesini artırmaları gerektiğini belirtti. Çavuşoğlu, tüm üyeleri bankaya katılmaya davet etti. Çavuşoğlu, öte yandan BM Sınai Kalkınma Örgütünün (UNIDO) Küresel Sürdürülebilir Enerji Merkezleri Ağı'nın bir parçası olarak Azerbaycan'da EİT Temiz Enerji Merkezi'nin kurulması konusunda varılan anlaşmayı da memnuniyetle karşıladıklarını dile getirdi. "BUGÜN, HER ZAMANKİNDEN DAHA ENTEGREYİZ" Aşkabat Zirvesi'nin 28 Kasım'da yapılacağını kaydeden Çavuşoğlu, "29 yıl önce o gün 7 yeni üyeyi ağırladık. Bugün, her zamankinden daha entegreyiz. Kabul edeceğimiz belgelerin entegrasyonumuzu pekiştireceğine inanıyorum." dedi. Çavuşoğlu, "Tarihi ticaret yollarının ve kültür merkezlerinin kalbinde yer alan EİT'nin daha aktif ve sesli olması gerektiğine inanıyorum. Bunu başarmak için daha çok çalışmalıyız." ifadesini kullandı.

1 hafta önce

Enerjide büyük avantaj: Dışa bağımlılık azalıyor

Türkiye'nin enerji talebi, büyüyen ekonomisine paralel olarak gelişim gösteriyor. 2000- 2020 yılları arasında yıllık elektrik enerjisi talebi dünyada ortalama yüzde 3 artış gösterirken, ülkemizde bu oran yaklaşık yüzde 4.5 olarak gerçekleşti. Bu yüksek talep artışının güvenli bir biçimde karşılanabilmesi enerji politikasının temel önceliği oldu. Günümüze kadar hidrokarbon bakımından zengin rezervlere sahip olmayan Türkiye'de, yakın zamanda Sakarya Sahası'nda keşfedilen 540 milyar metreküplük doğalgaz keşfiyle birlikte enerji dinamiklerinin değişme sürecine gireceği tahmin ediliyor. PAZARLIKTA AVANTAJ SAĞLAR Sakarya Sahası'ndaki rezervin ve denizlerimizde bulunması muhtemel yeni rezervlerin üretime geçmesiyle birlikte, ülkemizin enerjide dışa olan bağımlılığının, cari işlemler ve dış ticaret açıklarının olumlu yönde etkilenmesinin yanı sıra, enerjide yüksek oranda dışa bağımlılık nedeniyle son kaynak tedarikçisinin katlandığı enerji maliyetlerinin azalması bekleniyor. Sabah'ın haberine göre, Keşfedilen doğalgazın, geliştirilen doğalgaz altyapısıyla birlikte, mevcut uzun dönemli doğalgaz alım anlaşmalarının yeniden müzakere edilmesi sürecinde başta fiyat olmak üzere önemli avantajlar sağlayacağı öngörülüyor. ARZ GÜVENLİĞİ ADIM Arz güvenliğinin yanı sıra, kaynak ülke ve güzergâh çeşitliliği de sağlaması bakımından önem arz eden yüzer LNG depolama ve gazlaştırma ünitesi (FSRU) iskele ve bağlantı hattı yatırımlarına ilişkin çalışmalar devam ediyor. Bu kapsamda, her biri 1.5 milyar m3 /yıl doğal gaz sevk kapasitesine sahip Hatay-Dörtyol FSRU bağlantı hattı ile Edirne-Saros FSRU iskele ve bağlantı hattı yatırımlarına ilişkin çalışmalar sürdürülüyor. Gaz formundaki miktarı 102 milyon metreküpe eşit 170 bin metreküp LNG depolama kapasitesine ve 28 milyon metreküp/gün gazlaştırma kapasitesine sahip olan BOTAŞ'ın yeni FSRU gemisi Ertuğrul Gazi'nin iletim sistemine bağlantısı yapıldı. Arz güvenliği ve mevsimsel talep dalgalanmaları doğalgaz depolama kapasitesinin artırılmasını zorunlu kıldı. DEPOLAMA KAPASİTESİ ARTTI Avrupa ülkelerinin depolama kapasitelerinin yıllık tüketimi karşılama oranı ortalama yüzde 20 düzeyindeyken, ülkemizde bu oran yaklaşık yüzde 8 seviyesinde. 4.6 milyar metreküp depolama ve 75 milyon metreküp/gün geri üretim kapasiteli Kuzey Marmara Doğal Gaz Yer Altı Depolama Tevsii Projesi ile 5.4 milyar metreküp depolama ve 80 milyon metreküp/ gün geri üretim kapasiteli Tuz Gölü Doğal Gaz Yer Altı Depolama Projesinin tamamlanmasıyla birlikte, 2023'te Türkiye'nin toplam yer altı doğalgaz depolama kapasitesinin 10 milyar metreküpe ulaşması öngörülüyor. Doğal gazın ülke geneline yaygınlaştırılması hedefine yönelik çalışmalar devam ediyor. Bu çerçevede, doğal gaza sahip olmayan ve merkez nüfusu en az 20 bin olan ilçeler ile belirli kriterleri haiz OSB'lere doğalgaz ulaştırılmasına yönelik çalışmalar sürüyor. 10.9 MİLYAR DOLAR YATIRIM 2017-2023 yıllarını kapsayan Ulusal Enerji Verimliliği Eylem Planı kapsamındaki eylemler için 2023 yılına kadar 10.9 milyar dolar düzeyinde yatırım yapılması ve enerji tüketiminde 23.9 MTEP tasarruf sağlanması hedefleniyor. Bu çerçevede, 2019 yılında yaklaşık 300 milyon arı parasal karşılığı olan 0.9 MTEP enerji tasarrufu sağlandığı, 2017-2019 döneminin toplamında ise yaklaşık 1 milyar dolar parasal karşılığı olan 2.7 MTEP enerji tasarrufu sağlandığı tahmin ediliyor. Enerji verimliliği yatırımlarından elde edilen tasarrufun önümüzdeki yıllarda önemli oranda artması bekleniyor. YUSUFELİ DÜNYADA ÜÇÜNCÜ 275 metre yüksekliği ile çift eğrilikli beton kemer baraj sınıfında Türkiye'nin birinci, dünyanın üçüncü en yüksek barajı olacak olan Yusufeli Barajı ve HES projesinde, 558 MW kurulu güce sahip olacak hidroelektrik santralinde yıllık ortalama 1.888 GWh elektrik üretimi öngörülüyor. Ayrıca, kamu tarafından işletilen mevcut barajlardan Keban, Karakaya ve Hirfanlı HES'lerinde, verimlilik ve emre amadeliğin artırılması amacıyla rehabilitasyon yatırımları devam ediyor. YEKA'LAR TAM GAZ SÜRÜYOR YENİLENEBİLİR enerji kaynaklarından elektrik üretimini teşvik etmek amacıyla uygulanan Yenilenebilir Enerji Kaynakları (YEK) Destekleme Mekanizması kapsamında 1 Temmuz'dan sonra devreye giren lisanslı santraller için alım fiyatları, hidroelektrik santrallerine 40 TL kuruş/kWh, rüzgâr ve güneş enerjisi santrallerine 32 TL kuruş/kWh, jeotermal enerji santrallerine 54 TL kuruş/kWh ve biyokütle santrallerine kullanılan kaynağa göre 32, 50, 54 TL kuruş/kWh olarak güncellendi. Ayrıca, yenilenebilir enerji kaynaklarının kullanımının yaygınlaştırılması amacıyla elektrik nihai kullanıcılarının tüketimlerini yenilenebilir enerji kaynaklarına dayalı olarak gerçekleştirdiklerini belgelemelerini sağlayan Yenilenebilir Enerji Kaynak Garanti Sistemi (YEK-G Sistemi) işletmeye alındı. Yenilenebilir Enerji Kaynak Alanları (YEKA) modeli kapsamında güneş enerjisine dayalı YEKA GES-3 yarışmaları tamamlanarak, 74 ayrı yatırımcıya, 36 ili kapsayan ve her biri 10 MW, 15 MW ve 20 MW olmak üzere toplam 1.000 MW gücündeki kapasite hakkı sağlandı. YERLİ KÖMÜRE TEŞVİK Milli enerji ve maden politikası kapsamında, yerli kömürün kullanımının artırılmasına yönelik çalışmalar devam ediyor. Bu kapsamda, büyük linyit rezervlerinin elektrik üretiminde kullanılmasına yönelik madencilik açısından Kaynak Raporu ile Rezerv Raporu hazırlanmasına yönelik çalışmalar sürdürülüyor. Kurulu güç bakımından ülkemizin en büyük dördüncü hidroelektrik santrali olan Ilısu Prof. Dr. Veysel Eroğlu Barajı ve Hidroelektrik Santrali'nin altı türbininden ilki 19 Mayıs 2020'de altıncı türbini ise 24 Aralık 2020'de devreye alınarak elektrik üretimine başlandı. Ocak 2021-Eylül 2021 döneminde hidroelektrik santralinde 1.5 milyar kWh elektrik üretimi gerçekleştirildi. 1.200 MW kurulu güce sahip barajda yıllık ortalama 3 bin 833 GWh elektrik üretimi öngörülüyor. AKKUYU İÇİN GERİ SAYIM TEMELİ 2018 yılında atılan ve ülkemizin ilk nükleer santrali olacak olan Akkuyu Nükleer Santrali'nin tamamlanmasına yönelik çalışmalar devam ediyor. Tamamlandığında Türkiye'nin elektrik ihtiyacının yaklaşık yüzde 10'unu karşılayacak olan ve 4.800 MW toplam kurulu güce sahip VVER 1200 tipi 1.200 MW kurulu güçteki 4 üniteden oluşacak olan santralin ilk ünitesinin 2023 yılında, diğer ünitelerinin de birer yıl arayla 2026 yılı sonuna kadar işletmeye alınması planlanıyor. Akkuyu dışında iki nükleer güç santralinin daha kurulmasına yönelik saha seçimi, yer lisansı, teknoloji sahibi şirket veya ülkelerle işbirliği gibi konularda çalışmalar sürdürülüyor.

1 hafta önce

Sakarya Gaz Sahası'nda proje yönetim ortağı İngiliz Wood şirketi olacak

Şirketten yapılan yazılı açıklamaya göre, Türkiye Petrolleri (TP), Birleşik Krallık merkezli global danışmanlık ve mühendislik şirketi Wood'u, Türkiye'nin Karadeniz kıyısından 150 kilometre açıkta yer alan Sakarya Gaz Sahası Geliştirme Projesi'nin entegre proje yönetim ortağı olarak atadı. Projenin ilk etabında entegre proje yönetimi ve mühendislik doğrulama testleri gerçekleştirilecek. Kontrat kapsamında deniz altı üretim sistemi, gaz iletim boru hattı ve Filyos'taki kara işleme tesisinin mühendislik, tedarik ve kurulum süreçlerinin yönetimi de yer alıyor. Açıklamada görüşlerine yer verilen Wood Enerji, İnovasyon ve Optimizasyon Başkanı Andy Hemingway, Sakarya Gaz Sahası'nın Türkiye'nin enerji endüstrisinin ve ekonomisinin gelişmesine ve büyümesine önemli katkı sağlayacağını belirterek, "Onlarca yıllık deneyime sahip Wood olarak, bu yeni önemli projede TP ile uzun süredir devam eden çalışma ilişkimizi sürdürmekten mutluluk duyuyoruz." ifadesini kullandı. Türkiye'nin en büyük gaz rezervi olan Sakarya Gaz Sahası, 405 milyar metreküp doğal gaz kapasitesine sahip. Boru hattının 2023'te tamamlanmasının ardından günde yaklaşık 10 milyon metreküp doğal gazın taşınması hedefleniyor. Türkiye, Rusya, Azerbaycan ve İran'dan petrol boru hatlarıyla doğal gaz ithal ederken, Nijerya, Cezayir ve ABD dahil olmak üzere birçok ülkeden de sıvılaştırılmış doğal gaz alıyor. Sahanın üretime geçmesiyle birlikte Türkiye'nin doğal gazda dışa bağımlılığının azalması bekleniyor.

1 hafta önce

Türkiye ile Libya arasındaki anlaşma sonrası ticaret hacmi yüzde 43 arttı

Türkiye ile Libya'nın Doğu Akdeniz'deki hak ve çıkarlarını korumayı amaçlayan ve uluslararası hukuk kurallarına uygun düzenlenen Türkiye ile Libya arasındaki Deniz Yetki Alanlarının Sınırlandırılmasına İlişkin Mutabakat Muhtırası iki yaşını doldurdu. Aradan geçen sürede her iki ülkenin ve ülke halklarının çıkarına olduğu görülen anlaşma sayesinde, Türkiye ile Libya birbirine daha çok yakınlaştı, ekonomik, ticari, siyasi ve askeri alanlar başta olmak üzere birçok konuda ilerleme kaydedildi. DEİK Türkiye-Libya İş Konseyi Başkanı Murtaza Karanfil, Türkiye ile Libya arasındaki Deniz Yetki Alanlarının Sınırlandırılmasına İlişkin Mutabakat Muhtırası'nın imzalanmasının ikinci yıl dönümü nedeniyle değerlendirmelerde bulundu. Türkiye ile Libya'nın Doğu Akdeniz'deki hak ve çıkarlarını korumayı amaçlayan deniz yetki alanları anlaşmasının imzalanmasının ardından iki yıl geçtiğini dile getiren Karanfil, bu anlaşmanın BM tarafından tescil edildiğine dikkati çekerek, Türkiye'nin yıllardır haklı mücadelesinin uluslararası hukuk kurallarına uygun şekilde kağıda döküldüğü anlaşmanın sadece ülkemizin değil Libya'nın da hak ve çıkarlarını korumayı amaçladığını vurguladı. Anlaşmanın iki tarafa da önemli kazanımlar sağladığını, sadece ülkelerin değil bölgenin de refahına olduğunu aktaran Karanfil, "Anlaşma 'Mavi Vatan' kavramının daha iyi anlaşılmasını sağladı" dedi. Karanfil, Libya'nın istikrarsızlığının, Türkiye'yi jeopolitik ve jeostratejik açıdan doğrudan etkilediğini belirterek, "Türkiye'nin desteği, Libya'nın da bağımsızlığını ve iç barışını garanti altına alıyor. Akdeniz'deki haklarımızı korumanın jeopolitik ve jeostratejik sınırları Libya'dan başlıyor. Türkiye; Akdeniz, Ege ve Kıbrıs adasındaki hukukunu koruması için Libya'ya ile ilişkilere önem vermeli" diye konuştu. " ANLAŞMA, EKONOMİK AÇIDAN DA ÇOK ÖNEMLİ BİR ADIMDI" DEİK Türkiye-Libya İş Konseyi Başkanı Karanfil, anlaşmanın milli güvenlik ve dış konjonktür açısından olduğu kadar ekonomik yönden de çok büyük önem arz ettiğini söyledi. Türk müteahhitlerin ilk yurt dışı pazarı olan Libya'nın Türkiye ekonomisi için öneminden bahseden Karanfil, şu ifadeleri kullandı: "Libya, Türkiye'ye 3 günlük deniz mesafesinde yer alması ve oradan da 56 Afrika ülkesine kara yolu bağlantısının bulunması nedeniyle Türkiye için çok ama çok kritik bir ülke. Avrupa'ya da kısa deniz mesafesinde bulunması, yakıt, gayrimenkul, ulaşım ve kira maliyetlerinin düşüklüğü Libya'yı bizim için çok önemli kılıyor. Libya, 75 milyar dolarlık ihracat hedefimizin bulunduğu Afrika'nın kilidi konumda. Bu yüzden anlaşma, ekonomik açıdan da çok önemli bir adımdı." " 2 YILDA TİCARET HACMİNDE YÜZDE 43'LÜK ARTIŞ" Anlaşma sayesinde Türkiye ile Libya arasındaki ticaret hacminde ivmelenme yaşandığına dikkati çeken Karanfil, "Eylül sonu itibarıyla, son 2 yılda, Türkiye ile Libya arasındaki dış ticaret hacmi yüzde 43 artarak 2,3 milyar dolara çıktı. Salgın yaşanmamış olsaydı bu artış çok daha yüksek olacaktı. Yıl sonunda ikili ticaret hacminin tarihte ilk kez 3 milyar doları aşacağını düşünüyoruz" açıklamasında bulundu. Ocak-ekim döneminde Libya'ya ihracatın 2 milyar dolara dayandığını dile getiren Karanfil, "Hem ihracatta hem dış ticarette artış sürecektir. Çünkü Libya'nın Türkiye'ye, Türk ürünlerine, Türk yatırımcılara ve müteahhitlere ihtiyacı var. Stratejik olarak da Libya bizim için çok önemli" dedi. "EKONOMİK ALANDA YENİ İŞ BİRLİKLERİ GELİŞTİRMELİYİZ" Karanfil, iki ülke arasındaki ekonomik ilişkilerin daha hızlı ivmelenmesi gerektiğini belirterek, "Artık ticari diplomasiye daha fazla ağırlık vermeli, yeni iş birliği anlaşmalarına imza atmalıyız. Ticaret ve sanayi odalarımız ortak çalışmalar gerçekleştirmeli. Çünkü dediğim gibi Libya 7 milyon nüfusu var ancak 1,3 milyar dolarlık Afrika'nın kilidi konumunda" diye konuştu. Türk iş adamlarının özellikle Kuzey ve Orta Afrika'ya girişte Libya'yı merkez alabileceğini vurgulayan Karanfil, hem kamu kuruluşlarından hem de özel sektörden iki ülke arasındaki ekonomik iş birliklerinin geliştirilmesi için daha aktif rol oynamaları çağrısında bulundu. Karanfil, iki yıl önce imzalanan anlaşmada emeği geçenlere teşekkür ederek, "Anlaşma sayesinde ilerleyen dostluğun gelişerek sürdürülmesini temenni ediyorum" diyerek sözlerini noktaladı.

1 hafta önce

Turizm sektörü temsilcileri Antalya’da buluştu… Türkiye dünyada altıncı: Yeni döneme girilecek!

Bakan Ersoy, Güvenli Turizm Sertifikası’nda yeni döneme girileceğini belirterek, güvenli turizm ve yeşil sertifikaya geçiş yapılacağını bildirdi. Kovid-19 salgınının üretimden teknolojiye kadar her alanda kalıcı farklılaşmaları beraberinde getirdiğinin altını çizen Ersoy, “Akılcı ve gerçekçi yaklaşımlarla kendimizi yenileyerek yolumuza devam ediyoruz. 2021 yılı için 25 milyon ziyaretçi 20 milyar dolar olan hedefi 28 milyon turist ve 22 milyar dolar olarak revize etmiştik. Şimdi bu hedefi bir kez daha revize ederek yıl sonunda 29 milyon turist 24 milyar dolar gelir bekliyoruz. En önemlisi de 2018’de 647 dolar olan kişi başı turizm harcamasını 830 dolara çıkardık. Yüzde 40 geriden takip ettiğimiz İspanya’yı geride bırakmayı başardık” dedi. Sürdürülebilirlik ve iklim değişikliği konusunda yeni hedefler belirleneceğini açıklayan Ersoy, “Güvenli turizmi, güvenli ve yeşil turizm sertifikası olarak değiştireceğiz. Turizm sertifikasında olduğu gibi sürdürülebilirlik ve çevre konusunda adımlar atmalıyız. 2022’den itibaren kuralları belirlemeyi amaçlıyoruz” bilgisini verdi. Sürdürülebilir turizm talebi artıyor DenizBank Genel Müdürü Hakan Ateş, sürdürülebilir turizm talebinin arttığını belirterek şöyle konuştu: “Turist sayısında dünyada altıncı sıradayız ancak gelir sıralamasında turist sayısındaki kadar iyi değiliz. Bu nedenle salgın sonrası toparlanmayla beraber potansiyelimizi değerlendirip gelirlerimizi artırmamız gerekiyor. Turizm yatırımlarımızı güvenli, sağlıklı, yeşil ve sürdürülebilir bir geleceğe yönlendirebiliriz. Ekim 2021 itibarıyla KGF’nin 6.47 milyar TL turizm sektörüne sağladığı kefaletin yüzde 18’inde DenizBank var. Pandemi sürecinde Ocak 2020’den bugüne, 1.4 milyar dolar turizm kredimizi yapılandırdık.”

1 hafta önce

15 bin firma ihracata başladı

Pandeminin zorlu sürecine rağmen ihracatta yıl sonu 211 milyar dolar hedefiyle Cumhuriyet tarihi rekoruna koşan Türkiye, Doğu’dan Batı’ya ihracatçı ailesini genişletiyor. Türkiye’nin ihracatı son 12 ayda 167,3 milyar dolardan yüzde 30 artışla 215,7 milyar dolara ulaşarak rekor kırarken, ihracatçı sayısı da 87 bin 268’e ulaştı. Yılın ilk 10 ayında ilk defa ihracat yapan 15 bin 141 firma da ihracat rekoruna milyarlarca dolarlık döviz getirisiyle katkı sağladı. AYLIK 2 BİNİ AŞTI Ayda bazda incelendiğinde sadece ekim ayında 44 bin 932 firmanın 2 bin 477’si ihracatçı ailesine yeni katıldı ve 107,1 milyon dolar ülkeye döviz kazandırdı. Anadolu’da birçok firmanın da boy göstermeye başlamasıyla Türkiye’nin dış satış yaptığı ülke sayısı 230’a dayandı. Avrupa’dan Afrika’ya, Ortadoğu’dan Körfez ülkelerine kadar birçok pazar gelişmesine de katkıda bulunan bu tabloyla dış satışlarda artış yaşanan ülke sayısı 187’ye ulaştı. Bu da 48,8 milyar dolar daha döviz geliri sağladı. AİLE BÜYÜYOR PAZARLAR GELİŞİYOR Gelişen ihracatçı ailesi, otomotivden hazır giyime, çelikten gıdaya birçok sektörü canlandırdı. Bu tablo Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) verilerine de yansıdı. Buna göre, çelik ihracat yılın 10 ayında yüzde 107,8, gemi ve yat yüzde 298,9, fındık mamulleri yüzde 47, demir ve demir dışı metaller yüzde 43, hububat ve bakliyat yüzde 36 artış kaydetti. Sektörlerdeki gelişim, ihraç pazarlarının gelişmesiyle karşılık buldu. AVRUPA VE ABD YÜKSELİŞTE Türkiye’nin en fazla dış satış yaptığı Almanya’ya ihracat yılın ilk 10 ayında yüzde 22,5 artışla 16 milyar dolara dayanırken, ABD’ye yüzde 44,4 artışla 12 milyar dolara yaklaştı. İngiltere’den yüzde 20,7 artışla 10.9 milyar dolar, İspanya’dan yüzde 46,4 artışla 7,9 milyar dolar, Irak’tan yüzde 21,4 artışla 8,7 milyar dolar, Fransa’dan yüzde 29 artışla 7,3 milyar dolar döviz geliri sağlandı. Hatay, İstanbul ve İzmir'i solladı Batı’dan Doğu’ya gelişen ihracat Anadolu illerini de ihracatçı yaptı. TİM verilerine göre, sadece ekim ayında İstanbul’un ihracatı yüzde 17,3, Ankara ve İzmir’in yüzde 27,7 artarken, Hatay yüzde 97,4 artış oranıyla üç büyük şehri solladı. Denizli’ yüzde 28,4, Kocaeli yüzde 20,4, Gaziantep yüzde 11, 5 artış gösterdi. İhracatçı ailesinin gelişmesi, birçok ülke ve bölge pazarını da derinleştirdi. Nepal’e yüzde 628, Singapur’a yüzde 498,7 ihracat arttı. Kalkınma vizyonumuz Türkiye’nin ihracatta önünün açık olduğunu ve yatırımların günden güne arttığını söyleyen TİM Başkanı İsmail Gülle, geçtiğimiz hafta Eskişehir’de KOBİ ödül töreninde yaptığı konuşmada, Anadolu’nun dört bir köşesinde, ihracat potansiyeli olan her firmaya ulaşmayı hedeflediklerini söyledi. Gülle, “İhracat, topyekûn kalkınma amacıyla küçük-büyük demeden tüm firmalarımızın vizyonu olmalıdır. KOBİ’lere eğitim seferberliğiyle iki yılda 37 bin yeni ihracatçı kazandık" dedi. KÜRESEL ŞİRKETLERİN ROTASI TÜRKİYE Uluslararası Taşımacılık ve Lojistik Hizmet Üretenleri Derneği (UTİKAD) Başkanı Ayşem Ulusoy, Kovid-19 sürecinde Çin’den yeterince hizmet ve tedarik sağlayamayan küresel şirketlerin satın alma operasyonlarını Türkiye’ye yönlendirdiğini vurguladı. Ulusoy, “Küresel ticaretteki değişimi, pandemi şokuyla başvurulan geçici bir yöntem olarak değerlendirmiyoruz. Türkiye’ye yönelen satın alma eğilimleri artarak devam edecektir” dedi.

1 hafta önce

Merkez Bankası Başkanı: Bankacılık sektörümüz çok güçlü, genel değerlendirmelerimiz bu yönde

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası Başkanı Şahap Kavcıoğlu, bankacılarla olan görüşmesine ilişkin detayları anlattı. Merkez Bankası ile BDDK'nın karşılıklı görüş alışveriş yaptığını dile getiren Kavcıoğlu, "Genel değerlendirmeler her zaman olduğu gibi Türkiye'nin ekonomik gelişmeleri, bankacılık sektörü ile ilgili yeni bir yıla giriyoruz, durum değerlendirilmesi, Merkez Bankası, BDDK'dan karşılıklı görüş alışverişleri oldu. Her zaman olduğu gibi, değişik bir şey yok" dedi. 'Güçlü bir iletişimle bankacılık sektörü Türkiye'de ve dünyada en başarılı sektör olarak çalışmalarını sürdürüyor' "Banka genel müdürlerimizle karşılıklı birbirimizi bilgilendirdik. İyi bir görüşme oldu. Olumlu bir hava içerisinde çok faydalı bir bilgilendirme oldu. BDDK Başkanımız toplantıdaydı. Zaten biz normalde iletişim halindeyiz. Çok güçlü bir iletişimle bankacılık sektörü Türkiye'de ve dünyada en başarılı sektör olarak çalışmalarını sürdürüyor" diyerek üreci hep birlikte götüreceklerini aktaran Kavcıoğlu şunları söyledi: Her şey kendi içerisinde konuşuldu. Bilgilendirdik. Faiz indirimleri olsun, diğer konularla ilgili. Sektör ve BDDK ile çok uyumlu iletişim içerisindedir. Dünyanın en başarılı sektörlerinden biri olarak bankacılık sektörü bu işi yürütmektedir. Karşılıklı görüş alışverişlerimiz, taleplerimiz, taleplerini değerlendirdik. Her zaman olduğu gibi bu süreci birlikte götüreceğiz. Bu toplantılar daha önceden ayrılan toplantılar. Olağanüstü bir toplantı değildi, onu ifade edeyim. Daha sonra da yapacağımız toplantılardan bir tanesi. "Banka genel müdürlerimizle karşılıklı birbirimizi bilgilendirdik. İyi bir görüşme oldu" diyen Kavcıoğlu, "Olumlu bir hava içerisinde çok faydalı bir bilgilendirme oldu. BDDK Başkanımız toplantıdaydı. Zaten biz normalde iletişim halindeyiz. Çok güçlü bir iletişimle bankacılık sektörü Türkiye'de ve dünyada en başarılı sektör olarak çalışmalarını sürdürüyor" görüşünü dile getirdi.

1 2 3 4 5 6 7 8 ... 21 22