30 Kasım Salı 2021
21 saat önce

Taliban geçici hükümeti Afganistan'daki havaalanları konusunda AB'den yardım istedi

Avrupa Birliği (AB) ile Afganistan'daki geçici Taliban hükümeti arasında, Katar'ın başkenti Doha'da, insani yardımlar başta olmak üzere havaalanlarının açık tutulması, kız çocuklarının eğitimi gibi çeşitli konularda görüşmeler yapıldı. Hafta sonunda iki gün süren görüşmelerde, AB heyetine Afganistan Özel Temsilcisi Tomas Niklasson, Afganistan heyetine ise Taliban geçici hükümetinin Dışişleri Bakanı Vekili Emirhan Muttaki başkanlık etti. AB Komisyonundan yapılan açıklamada, görüşmenin, "AB'nin, geçici Taliban hükümetini tanıdığı anlamına gelmediği" özellikle vurgulandı. Açıklamaya göre, görüşmelerde her iki taraf da Afganistan'daki havaalanlarının açık tutulmasının önemini vurguladı. Geçici hükümet, havaalanlarının işler tutulması için AB'den yardım talep etti. Taraflar ayrıca Afganistan'da kötüleşen insani duruma ilişkin endişelerini dile getirdi. AB tarafı, Afgan halkına insani yardımda bulunma niyetini ifade ederken geçici hükümet, kamu çalışanlarına aylardır ödenmeyen maaşlarını ödeme taahhüdünü hatırlattı. AB, insani yardımlara ek olarak uluslararası örgütler ve sivil toplum kuruluşları vasıtasıyla eğitim ve sağlık gibi alanlarda doğrudan Afgan halkının yararına olacak şekilde ciddi miktarda mali yardımda bulunma arzusunu paylaştı. AB'nin açıklamasında, kız ve erkek çocuklarının uluslararası standartlara uygun bir müfredatla eğitimlerine eşit şekilde devam edebilmesinin önemine vurgu yapıldı ve "AB heyeti, Afgan heyetinin kızlara ve erkek çocuklara eğitimde eşit erişim ile kadınlara farklı sektörlerde çalışma hakkı sağlama niyetini memnuniyetle karşıladı." denildi. Afgan heyeti, hukukun üstünlüğü ve iyi yönetişime olan taahhüdünü hatırlatırken, AB tarafı demokrasinin önemine vurgu yaparak kapsayıcı bir hükümet kurulması ve anayasal reform yapılması çağrısında bulundu. Afgan heyeti ayrıca, AB tarafının terörle mücadele edilmesi talebine karşılık, ülkenin başkalarının güvenliğini tehdit eden kişi veya gruplarca üs olarak kullanılmasına izin verilmeyeceğine yönelik taahhüdünü teyit etti. Ülkede diplomatik misyonların mevcudiyetinden duyduğu memnuniyeti dile getiren Afgan heyeti, AB diplomatlarının ülkeye dönmesinden memnuniyet duyulacağını bildirdi. AB tarafı da başkent Kabil'de kısıtlı sayıda bir mevcudiyet bulundurma ihtimaline işaret etti. Bunun, Taliban'ı tanıma anlamına gelmeyeceği, güvenlik durumuna bağlı olarak karar verileceği belirtildi.

1 gün önce

Kaçırılan İş insanı Koray Sarısaçlı: 13 gün boyunca Alparslan Kuytul'dan gelen emirleri uyguladılar

Hürriyet’in haberine göre; Olay, 8 Eylül günü saat 17.30 sıralarında, Seyhan ilçesi Yeşilyurt Mahallesi'nde meydana geldi. İş yerinden çıkan iş insanı Koray Sarısaçlı, yüzünü bez parçasıyla gizlemiş, eldivenli kişilerce otomobile bindirilerek kaçırıldı. Çevredekilerin ihbarı üzerine bölgeye sevk edilen Gasp Büro Amirliği ekipleri, şüphelilerin yakalanması için çalışma başlattı. Güvenlik kamerası görüntülerini inceleyen polis, otomobilin plakasının söküldüğünü ve içinde 4 kişinin bulunduğunu belirledi. Olayın öncesine ait 200'e yakın görüntüyü mercek altına alan ekipler, şüphelilerin, kapatılan Furkan Eğitim ve Hizmet Vakfı ile bağlantılı oldukları öne sürülen Yusuf Tapan (33), Haydar Akoraler (39), Rıdvan Taş (31) ile Erol Ardıç (34) olduğunu ve aracın da bölgede birkaç tur attığını tespit etti. Polis, araştırmasında Koray Sarısaçlı'nın eski eşi Asuman S. ve kızı R.S.'ye ait 70 milyon TL değerinde çok sayıda arsa, iş yeri ve laboratuvarın satış vekaletinin farklı tarihlerde şüphelilerden Yusuf Tapan'a verildiğini tespit etti. Söz konusu iş yerlerinden birinin satış vekaletinin geçen ay yine Yusuf Tapan'a verildiği, sonrasında Koray Sarısaçlı ile eski eşi Asuman S.'nin notere giderek vekaletin iptalini sağladığı belirtildi. ÖNCE SERBEST BIRAKILIP SONRA TUTUKLANDILAR Olaydan sonra kaçan şüphelilerden Yusuf Tapan, Haydar Akoraler ile aracın sahibi Erdal Ergül, eş zamanlı baskınlarla yakalandı. Adreslerinde bulunmayan Rıdvan Taş ile Erol Ardıç ile yardım ettiği belirlenen Emrah Taş'ın yakalanması için çalışma başlatıldı. Emniyetteki işlemlerinin ardından adliyeye sevk edilip serbest bırakılan Yusuf Tapan, Haydar Akoraler ile aracın sahibi Erdal Ergül, savcılığın üst mahkemeye itirazıyla yeniden gözaltına alındı. Mahkemeye çıkarılan Yusuf Tapan ile Haydar Akoralel 'cebir, şiddet veya hileyle kişiyi hürriyetinden yoksun kılma' suçundan tutuklandı, Erdal Ergül ise serbest bırakıldı. Ailesinin işkence gördüğünden endişelendiği Koray Sarısaçlı ise 21 Eylül gecesi evine döndü. Savcılığa ifade veren Sarısaçlı, kendisini kaçırıp para isteyen kişileri tanımadığını, yüzlerini görmediğini söyledi. İşkence gördüğünü öne süren Sarısaçlı, parasının olmadığını anlayınca kaçıranların kendisini serbest bıraktığını belirtti. ARAÇLARI DEĞİŞTİRİP, PLAKASINI SÖKTÜLER Öte yandan firari şüphelilerden Rıdvan Taş'ın, kendi aracını Erdal Ergül'e verip, olayda kullanılan aracı aldığı görüntüler ortaya çıktı. Görüntülerde tokalaşıp, bir süre sohbet eden ikilinin, Rıdvan Taş'ın aracının bagajından aldığı 2 çantayı Erdal Ergül'ün otomobiline yüklediği görüldü. Daha sonra araçlara binerek bölgeden ayrılan ikiliden Rıdvan Taş'ın, Alparslan Türkeş Bulvarı’nda otomobili yol kenarına çekip, ön ve arka plakaları söktüğü anlar da güvenlik kamerasına yansıdı. Bu görüntülerin ortaya çıkması üzerine Erdal Ergül, yeniden gözaltına alınıp, sevk edildiği adliyede çıkarıldığı mahkemece tutuklandı. Aranan şüphelilerden Emrah Taş da bir süre sonra gözaltına alındıktan sonra tutuklandı. Polis ekiplerinin, Rıdvan Taş ve Erol Ardıç'ın yakalanması için çalışmalarına devam ettiği bildirildi. SAVCILIĞA GİDİP İFADESİNİ DEĞİŞTİRDİ İlk ifadesinde kendisini kaçıranları tanımadığını söyleyen ​Koray Sarısaçlı, 9 Kasım'da savcılığa giderek Furkan Eğitim ve Hizmet Vakfı'nın kurucusu Alparslan Kuytul ile vakıf çalışanlarının kendisini kaçırdığı yönünde ifade verdi. Alparslan Kuytul'un talimatlarıyla kaçırıldığını ve mal varlığına el koyulmaya çalışıldığını iddia eden Sarısaçlı, konuşmaması için ailesiyle tehdit edildiğini öne sürdü. Basın mensuplarına yaşadıklarını anlatan Koray Sarısaçlı, kaçırılmadan birkaç gün önce takip edildiğinin farkında olduğunu belirterek, "Olay günü otomobile bindirilip kaçırmaya çalıştıklarında arabanın içinde kafama sopalarla vurup, elektroşok verdiler. Beni inşaat halindeki bir yere götürüp, günlerce işkenceye devam ettiler. 13 gün boyunca Alparslan Kuytul'dan gelen emirleri uyguladılar. Kemiklerim kırık olmasına rağmen vurmaya devam ettiler. Farklı günlerde toplamda 7 milyon dolarlık senet imzalamam karşılığında beni serbest bıraktılar. Gördüğüm işkenceleri söylememem için beni video kaydına aldılar. Gözlerim kapalı işkence yapıyorlardı" dedi. Vakfa farklı zamanlarda para verdiğini anlatan Sarısaçlı, "Derneğe çağırdıklarında gitmediğimde, 'Bugün gelmedin, 4 milyon TL para vereceksin. Yanında çalışan kişi de gelmedi. Onun için de 3 milyon vereceksin' gibi cezalar kesiyorlardı. 8 milyon laboratuvar için 4 milyon TL de çiftlik için para aldılar" diye konuştu. 'ÖLÜM KORKUSUNDAN BİR ŞEY YAPAMADIM' Serbest bırakıldıktan sonra yaşadıklarını anlatmaması için tehdit edildiğini ve vakıftaki kişilerin hiç yanından ayrılmadığını öne süren Koray Sarısaçlı, "Kendi avukatlarımla irtibata geçmememi söylediler. Savcının odasına kadar derneğin gönderdiği avukatlar beraber geldi. Ölüm korkusundan bir şey yapamadım. İşlerin daha da karışacağını anladığım için savcılığa giderek ifademi değiştirdim" dedi. Kaçırıldıktan sonra Alparslan Kuytul’un yanına götürüldüğünü de iddia eden Sarısaçlı, "Devir işlemleri için vekalet vermemle ilgili talimat verdi. Notere giderek vekalet verdim. Senetler ve vekalet ile ilgili savcılığı bilgilendirdik. Hukuki süreci başlattık" diye konuştu. Koray Sarısaçlı'nın avukatı Mehmet Emin Çınar ise "Müvekkilim, alıkoyulduğu süre zarfında bütün olayların azmettiricisinin Alparslan Kuytul olduğunu savcılık makamına iletti. Ortada çıkar amaçlı olarak kurulan suç örgütünün olduğunu görüyoruz. Bu suç örgütü, müvekkilimin mal varlığını, hukuka aykırı yöntemlerle ele geçirmeye çalışmıştır. Müvekkilim kaçırılıp işkenceye maruz kalmıştır" dedi.

1 gün önce

Bulgaristan'dan Türkiye'ye uyuşturucu sevkiyatı yaptıkları belirlenen 5 şüpheli yakalandı

Alınan bilgiye göre, Kırklareli Cumhuriyet Başsavcılığı koordinesinde Kırklareli Jandarma Komutanlığı Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele Şubesi ekiplerince Bulgaristan'dan Türkiye'ye uyuşturucu madde sevkiyatı yapan şüphelilere yönelik operasyon düzenlendi. Teknik ve fiziki takibe alınan 5 şüpheli, Bulgaristan'a sınırı bulunan Demirköy ilçesinde uyuşturucuyu alarak İstanbul'a götürmek isterken suçüstü yakalandı. Şüphelilerin uyuşturucu kaçakçılığında kullandıkları 3 otomobil ile Kırklareli, Edirne ve İstanbul'da şüphelilere ait adreslerde yapılan aramalarda 63 kilogram skunk ele geçirildi. Ayrıca uyuşturucu kaçakçılığında kullanılan 2 motosiklet, 2 uydu telefonu, 2 telsiz ve 6 cep telefonu ile bir miktar paraya da el konuldu. Bulgaristan uyruklu suç örgütü lideri olduğu ileri sürülen E.K'nın da aralarında olduğu 5 şüpheli gözaltına alındı. Öte yandan şüphelilerin Bulgaristan'daki diğer suç örgütü üyeleriyle haberleşmek için uydu telefonu, sınıra yakın bölgelerde ise telsiz kullandıkları tespit edildi.

1 gün önce

Diyarbakır annelerinden çocuklarına "teslim ol" çağrısı: “Ne olur geri dön”

Çocuklarının dağa kaçırılmasından HDP'yi sorumlu tutan ailelerin, 3 Eylül 2019'da başlattığı evlat nöbeti 818'inci gününde sürüyor. İzmir'den 7 yıl önce 19 yaşında kandırılarak dağa götürülen oğlu Abdulkadir için Tekirdağ'dan gelerek eylem yapan Esmer Kaman, çocuğunu almadan HDP il binası önünden ayrılmayacağını söyledi. 7 yıldır görmediği ve hiçbir haber alamadığı oğluna hasret kaldığını belirten Kaman, "Kadir oğlum bu yağmurda, çamurda, soğukta buradayım, seni bekliyorum. Ne olur geri dön. Senin yurdun, yerin burası. Babanla, kardeşinle seni bekliyorum. Burada seni bekleyeceğim." dedi. Kızı Zübeyde için oturma eylemi yapan Esmer Koç ise tek isteğinin çocuğuna kavuşmak olduğunu belirtti. Kızından 8 yıldır haber alamadığını dile getiren Koç, "Kızım yaşıyor mu yaşamıyor mu bilmiyorum." ifadesini kullandı. Koç, kızına seslenerek, "Kızım gel, teslim ol. Orası senin yerin değil. Senin yerin benim yanımdır." diye konuştu.

1 gün önce

Halk TV’nin “Süleyman Soylu SBK’nın uçağına biniyor” montajı

halktv.com.tr, İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’nun Söğüt Havacılık A.Ş.'den yapıldığı uçak kiralamasını direk firari Sezgin Baran Korkmaz’ın sahibi olduğu SBK Holding’den yapıldığını yalanını güçlendirmek için montaj bir fotoğraf yayınladı. Bakan Soylu, 2017'de yürüttüğü seçim faaliyetleri sırasında Söğüt Havacılık A.Ş.’den ücreti mukabilinde uçak kiralamasında bulunmuş, yazılarında sürekli CHP’li belediyeleri öven, birçok kez organize suç örgütü elebaşı Sedat Peker'in tetikçiliği gündeme gelen ve CHP’li Muğla Büyükşehir Belediyesi’nde danışman olarak çalışan Tuncay Mollaveisoğlu bu kiralamayı 25 Haziran 2021 tarihinde "Bakan Soylu, iddiaya göre Korkmaz'ın uçan sarayını seçim döneminde özel taksisi gibi kullanmış" başlığı ile gündeme getirmişti. Fakat iddia çok geçmeden bakanlık tarafından yalanlanmıştı. Halk TV, o tarihte yalanlanan iddiaları montaj bir fotoğraf ile tekrar gündeme getirdi. Halk TV’nin yayınladığı fotoğrafın montaj olduğu hemen anlaşılıyor.

1 gün önce

İçişleri Bakanlığı'ndan 81 il için yeni 'Metruk bina' genelgesi

Son dakika haberi... İçişleri Bakanlığınca valiliklere gönderilen genelgede, kamu düzeni ve güvenliğinin muhafazası, kent estetiğinin sağlanması, çevre kirliliğinin önlenmesi, uyuşturucu/uyarıcı madde temini ve kullanımı başta olmak üzere suç ve suçlu ile mücadelede kapsamında ülke genelindeki metruk binaların tespit edilmesi, iyileştirilmesi/rehabilite edilmesi, yıkılması ve bu binaların kullanımının engellenmesine yönelik tedbirler alındığı hatırlatıldı. Bu kapsamda bugüne kadar tespiti yapılan 106.792 metruk binanın yüzde 66,06'sı yani 70.546 yıkıldığı, yüzde 15,55'i yani 16.608'i rehabilite edildiği ve güvenlik tedbiri alındığı, ülke genelindeki metruk binaların toplam yüzde 81,61'ine (87.154) işlem yapıldığı, geriye kalan %18,39'luk 19.638 binanın ise yıkılma/iyileştirme çalışmalarının halen devam ettiği ifade edildi. 3194 sayılı İmar Kanununun "Yıkılacak derecede tehlikeli yapılar" başlıklı 39'uncu maddesinde yapılan değişiklikle, genel güvenlik ve asayiş bakımından tehlike arz ettiği valiliklerce tespit edilen metruk yapıların; tebliğinden itibaren yapı sahibince 30 gün içinde ortadan kaldırılması gerektiği, bu yapılmadığı takdirde tehlikenin giderilmesi için belediye veya valilikçe yıkım işlerinin yapılması ve bu masrafın %20'den fazlasının yapı sahibinden tahsil edilmesinin hüküm altına alındığı belirtildi. Genelgede ayrıca 5490 sayılı Nüfus Hizmetleri Kanunun 3'üncü maddesinde yerleşim yeri adresi "sürekli kalma niyetiyle oturulan yer" olarak tanımlandığı, mezkur Kanunun "Adres bilgisi ve güncellenmesi" başlıklı 49'uncu maddesinde il özel idareleri ve belediyelerin sorumluluk alanlarındaki adresleri bu adres standardına uygun olarak tanımlayıp adres bilgilerini oluşturmakla yükümlü oldukları hatırlatıldı. Okul kaydı için metruk binalar yerleşim yeri gösterilemeyecek Metruk binaların, usulüne uygun tebligat yapılmasından kaçınanlar ile okul kaydı vb. özel sebepler nedeniyle yerleşim yeri adresi olarak gösterilmesine son verilmesi için valiliklere gönderilen genelgede şu hususlar belirtildi. Valilik veya belediye tarafından metruk bina olduğu tespiti yapılan yapıların, yerleşim yeri adresi olarak bildirilmesine (tespit tarihinden sonra) müsaade edilmeyecek. Bu doğrultuda Nüfus ve Vatandaşlık İşleri Genel Müdürlüğünce, Mekânsal Adres Kayıt Sistemi (MAKS) ve Adres Kayıt Sisteminde (AKS) yapı ve bina katmanlarına "Metruk Bina" kayıt ve açıklama alanı eklendi. Böylelikle metruk bina olduğu tespit edilen yapılara ilişkin bilgiler yetkili idarelerce (il özel idaresi ve belediye), MAKS ve AKS üzerinden gecikmeksizin Nüfus ve Vatandaşlık İşleri Genel Müdürlüğüne bildirilmesi sağlanacak. Valilikler ve belediyeler tarafından yapının metruk olduğu bilgisinin MAKS ve AKS'ye işlenmesiyle, Nüfus ve Vatandaşlık İşleri Genel Müdürlüğünce metruk yapılara adres bildiriminin yapılması elektronik ortamda engellenecek

1 gün önce

Sınıra 5 km uzaklıkta! Türkiye yeni bir şehir kurdu

Suriye'nin kuzeybatısında yer alan Hatay'ın karşısındaki İdlib vilayeti, iç savaşın başlamasıyla yeni yapıya büründü. Lazkiye, Halep ve Hama gibi illerle komşu olan 1.1 milyon nüfuslu tarım kenti İdlib, rejim saldırıları sonrası göç etmek zorunda kalan Suriyelilerin sığınağı oldu. Göç edenlerle bugün nüfusu 5 milyona yaklaşan İdlib'de Türkiye'ye dönük yeni göç dalgasının önüne geçilmesi için çalışma başlatıldı. Başta AFAD ve Türk Kızılay olmak üzere çok sayıda kurumun katkısıyla, Türkiye sınırına 5 kilometre uzaklıktaki Meşhed Ruhin bölgesinde geçen yıl yapımına başlanan 50 bin briket evin 30 bini tamamlandı. Çadır ve kamplarda zor şartlar altında kalan, Türkiye'ye göç etmek isteyen 180 bin Suriyeli bu evlere yerleştirildi. Hürriyet'in haberine göre, kurulan yeni İdlib'de barınmanın yanı sıra Suriyeli sığınmacılar için okul, hastane, çocuklar için oyun parkları, çarşılar ve sosyal alanlar da yapıldı. Kadınların faydalanacağı kadın merkezleri kurulurken, üretime katılmaları için de tarım projeleri başlatıldı. ÇOCUKLARA EĞİTİM Briket evlerde kalan 180 bin Suriyeli sığınmacının çoğunluğunu ise çocuklar oluşturuyor. Dağlık alanda kurulan yeni bölgede, cadde ve sokaklardaki hareketlilik dikkat çekerken, parklarda eğlenen çocukların ise yüzleri gülüyor. Türkiye'nin desteğiyle de binlerce çocuk okula giderek, eğitim alıyor. Başta kızlar olmak üzere çocukların okula gönderilmesi için de ailelere dönük bilgilendirmeler yapılıyor. GÜNDE 30 BİN EKMEK Türk Kızılay, başta İdlib olmak üzere Suriye'nin Türkiye sınır hattına göç eden sivillere günde 30 bin ekmek, 200 ton su dağıtıyor. Dağıtılan ekmeklerin çoğu ise Suriye'de kurulan fırınlarda üretiliyor. 'DÜZENSİZ GÖÇ ÖNLENDİ' İdlib'deki kamplara yapılan insani yardımları yerinde inceleyen Türk Kızılay Genel Başkanı Kerem Kınık, "Tüm dünyanın gözünü kapattığı, kulağını tıkadığı, sırtını döndüğü Suriye'de Türkiye büyük bir insani operasyon yürütüyor. Briket evleri inşa ettik. İnsanlar daha güvenli, daha huzurlu, 'benim evim' diyebilecekleri bir mekânda yaşamaya başladılar. Türkiye sınırına yakın bu bölgelerde yapılan bu çalışmalar, düzensiz göç hareketinin önüne geçiyor" dedi.

1 gün önce

Ersan hoca ne yapıyorsunuz?

Hukukçu Ersan Şen, Habertürk ekranlarında yayınlanan, Hülya Kökenek'in sunduğu Enine Boyuna programına katıldı. KAMERALARA YAKALANDI Hemen hemen katıldığı tüm canlı yayın programlarında, her konuda bir fikri olan hukukçu Ersan Şen, bu kez kameramanın azizliğine uğradı. BURNUNU KARIŞTIRDI Program sırasında kameraların kendisinde olmadığını düşünen Şen, burnunu karışıtırırken görüntülendi.

1 2 3 4 5 6 7 8 ... 286 287