03 Aralık Cuma 2021
2 gün önce

Cumhurbaşkanı Erdoğan yeni ekonomi modelini tek tek anlattı: Düşük faizle, üretimi ve ihracatı destekleyeceğiz

Katıldığı bir televizyon programında gazetecilerin gündeme ilişkin sorularına cevap veren Cumhurbaşkanı Erdoğan, faiz ve enflasyona ilişkin önemli açıklamalarda bulundu. Küresel salgın döneminde Türkiye’nin 3 çeyrekte de farklı bir ayrışım ortaya koyduğunu, yılsonu itibariyle de pozitif ayrışmayı devam ettireceğine inandığını belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, ”Türkiye’nin beklentileri de aşarak böyle bir konuma gelmiş olması da özellikle aç kurtlar gibi bekleyenleri de şaşırttı. Biz şaşırmadık. İkinci ve üçüncü çeyrekte aldığımız sinyallerle beklentimiz 10'u bulacağız. Şüphemiz yok. Yılsonu itibariyle enflasyonda da kendisini gösterecek. Faiz sebep, enflasyon neticedir. Faizi düşürüyoruz, enflasyonun da inşallah düştüğünü hep birlikte göreceğiz” diye konuştu. “Kritik dönemde iki önemli destek paketi hazırladık. Bunlardan bir tanesi ilave istihdama destek paketi, diğeri de imalata dayalı ithal ikamesi destek paketidir” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, destek paketlerine ilişkin bilgi verdi. İstihdam oluşturacak girişimcilere müjde veren Erdoğan, “Bu girişimcilerimizin hazine destekli kredi garanti fonu kefaleti ile Sanayi ve Teknoloji Bakanlığımızın vereceği 7 puana kadar faiz desteği ile yatırım yapmalarının önünü açıyoruz. Toplam tutarı 10 milyar lirayı bulan bu destekten Hamle programı kapsamında diğer illerimizde faydalanabilecektir. İşletmelerimize girişimcilerimize hayırlı olsun” şeklinde konuştu. Uygulamaya konulan ekonomi modelinin hatırlatılması üzerine Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Zengini zengin yapan model faizciliktir. Faiz zengini daha zengin yapar, fakiri de daha fakir yapar. Türkiye ne zaman yüksek faiz kıskacından çıkmak için adım atmışsa döviz kuru üzerinden manipülatif baskı ile karşı karşıya kalkmıştır. Ülkemizin bu yolla bir cendereye sokulmak istenmesi bizim tarafımızdan engellenmiştir. Biz buna müsaade etmeyeceğiz. Bir defa bu kur-faiz spekülasyonu ile karşı karşıyayız. Bu spekülasyonu ancak biz engelleriz. Yüksek faiz kazancı için kısa vadeli olarak ülkeye giren küresel fonlar var, bu sıcak para döviz kurunu geçici olarak düşürebilir. Bu bizim için ideal değildir. Bir süre sonra bu fonlar yüksek faiz kazancını alıp düşük kurdan tekrar dövize dönerken kur yeniden yükselir. Yükseler kuru düşürmek için her seferinde daha yüksek faiz vermek gerekir. Sürekli tekrarlanan bu süreç ülkenin kaynaklarını küresel sermayeye aktaran ve ekonomiyi bağımlı hale getiren bir kısır döngüdür. Şuanda bunu yaşıyoruz. Kur-faiz-enflasyon sarmalana böyle sokulduk. Biz de diyoruz ki, kur-faiz-enflasyon sarmalında yaşamayacağız. Yatarımı, üretimi engellemelerine müsaade etmeyeceğiz, büyümeyi istikrarsız hale getirmelerine müsaade etmeyeceğiz. Biz bu sarmaldan çıkacağız. Bu tezgahın bozulmasını istemeyenler kur manipülasyonu ile bizi yeniden bu oyuna çekmek istiyorlar. Küresel finans çevreleri ve içerideki işbirlikçileri bunu başaramayacaklar. Özellikle maliyet enflasyonu denilen bir tez var, sıkıntı bu değil mi? Sanayicinin, yatırımcının en önemli engeli maliyet enflasyonudur. Maliyetler ne kadar yükselirse, onun yatırımdaki gücü de o kadar azalır. Biz tam aksine istiyoruz ki, yatırımda gücünü artıralım, uluslararası ihracatta o yatırımcı yarışa güçlü bir şekilde girsin. Türkiye’nin temel göstergeleri ekonomide çok güçlü. Bunu dışarıdan birileri zayıf göstermenin gayretine giriyor. Bizim ekonomik göstergelerimiz gayet iyi durumda. Ülkemiz artık bu kısır döngüyü kırma noktasına gelmiştir, biz buradan geriye dönmeyeceğiz. Salgın sonrasında dünya ekonomisinde oluşan yeni dengeler bu süreci hızlandırmıştır. Bu olay sadece ülkemizde mi var? Amerika’da var, Almanya’da, İngiltere’de, Hollanda’da var. Hepsi de bu kısır döngü içinde kıvranıyor. Bunlardan Türkiye olarak biz büyük oranda sıyrılmış vaziyetteyiz. Türkiye’nin güçlü ekonomik dinamiklerine güvenen yabancı yatırımcılar için uzun vadeli yatırımların artık zamanıdır. Türkiye ekonomisinin sunduğu bu fırsatları gören önemli yabancı yatırımcıların büyük ölçekli yatırımlar için harekete geçtiğini görüyoruz. Türkiye’ye uzun vadeli yatırım yapanlar her zaman kazanmıştır, bundan sonra da kazanacaktır” ifadelerini kullandı. Türkiye’deki sermayenin temsilcisi konumunda olan STK’nın kendilerine cevap yetiştirmeye kalkmasının çok manidar olduğunun altını çizen Erdoğan, “Eğer kredi istiyorsanız kamu bankaları kredi vermeye hazır. Bizim derdimiz var, bizim derdimiz, kur-faiz sarmallı değil, yatırımı yapacak güçlü yatırımcıları arıyoruz. Biz yeni ekonomi modeli ile yüksek faiz verecek sıcak para çekme politikasını elimizin tersi ile itiyoruz. Düşük faizle yeni yatırımları, üretimi ve ihracatı destekleyeceğiz. Özellikle kamu bankalarının yöneticilerine hep onu söylüyorum, siz özel sektör bankaları ile faiz noktasında yarışa girmeyeceksiniz. Tam aksine düşük faizle yatırımcımızı teşvik edeceksiniz. Biz şuanda ihracatta gayet iyi bir konumdayız. 215-220 milyar dolarlara çıktık. Yılsonuna kadar 220’nin üzerine çıkacak” dedi. Erdoğan, “Benim de yakın çevremde birçok insan bunları geçmişte de savunmadılar. Biz ‘6 sıfırı atıyoruz’ dediğimiz zaman ‘Taksim Meydanı’nda anırırım’ diyenler vardı. En yakınımda olanlardan bile, şuanda o da siyasette ‘kurmayacağım’ dediği halde bir parti kurdu. Daha sonra 6 sıfırı atacağız dedim ben, Başbakanım çünkü. Şimdi de onunla övünüyor. ‘biz 6 sıfır attık’ diyor. Ne sen attın. Başbakan olarak talimatı verdim ve 6 sıfırı attık. Ondan sonra onlar övünmeye başladılar. Benzer birçok ekonomik kararların altında benim imzam var. Sen benim bir bakanımsın, karar merci değilsin ki. Şimdi bir yere geldik. Artık cari açık verip bu açığı dış borç ile finanse eden değil döviz kazanıp cari fazla veren bir ekonomi olma hedefiyle hareket ediyoruz. Bu hedefe de çok yakınız. Döviz kurunda kalıcı istikrar, yüksek faiz ile kısa vadeli ödünç döviz çekerek değil, ihracat, turizm ve diğer hizmet gelirleri ile döviz kazanarak mümkün olabilir. Faizleri artırmanın çözüm olmadığını defalarca gördük, yüksek faiz ile sıcak para çekerek döviz kurunu baskılayıp ithalatı ucuzlatmak enflasyonla mücadele değildir. Bize dayatılan yük ek faiz politikası yeni bir olay değil. Yerli üretimi yok eden, üretim maliyetlerini artırarak yapısal enflasyonu kalıcı hale getiren bir modeldir. Bu model sıcak para her çıktığında kur artışı ile enflasyonun yeniden tetiklendiği ve yeni faiz artırımlarının gündeme getirdiği sonu olmayan bir sarmaldır. Biz bu sarmala son veriyoruz. Bugün geldiğimiz noktada ihracatımızın, bu oran önemli, ithalatımızı karşılama oranları yüzde 90’lara ulaştı. Turizmde toparlanma süreci içindeyiz. Yıllık cari açığımızı aydan aya azaltıyoruz. Önümüzdeki sene yıllık bazda cari fazlaya geçeceğimiz anlaşılıyor ve buna da inanıyorum” diye konuştu. “Ekonomik güvenlik, ulusal güvenliğin bir parçasıdır” Kemal Kılıçdaroğlu’nun ekonomik gelişmelerin MGK’da görüşülmesine gösterdiği tepkinin hatırlatılması üzerine Erdoğan, “Ekonomik güvenlik, ulusal güvenliğin bir parçasıdır. Türkiye ekonomisi güçlüdür. Makro göstergelerimiz ve son dönemdeki ekonomik performansımız gayet iyidir. Döviz kurunda gördüğümüz son hareketliliğin ekonomik temeli olmadığı açıktır. Üretimi, yatırımı, istihdamı, ihracatı ve bununla birlikte gelişen politikalarla ülkemizin giderek güçlenmesi ve bağımsız politikalar izleyecek konuma gelmesi bazılarını rahatsız ediyor. Ana muhalefetin başındaki kişi bundan ciddi manada rahatsız oluyor. MGK bu konuların görüşüldüğü yer olamazmış. Bu kişi siyaseti anlamış değil, siyaseti bilmiyor, hala aynı yerde. SSK’yı batıran o kafa hala aynı yerde. Sen zaten SSK’yı batırdın. Sen değil misin SSK hastanelerinde insanların morglarda öldüğü dönemin sorumlusu? Hiç umurunda değil. Sorumlusu sensin. MGK’da bunları görüşmeyeceğiz de nerede görüşeceğiz? MGK bu işlerin en hassas noktada görüşüldüğü ve görüşüleceği yerdir. Türkiye eski Türkiye değildir. Türkiye finans piyasaları üzerinden, ekonomik tehditlere pabuç bırakmaz, geçti onlar. Reel ekonomimiz bu tehditleri boşa çıkartacak güç ve kabiliyettedir. Bu tehditlere karşı rahatlıkla durabiliyoruz. Algı operasyonları ile bizi zayıflatmak ve engellemek artık mümkün değildir. Bu tehditlerin farkında olduğumuzu, tehditler karşısında gereğini yapacak güçte ve kararlılıkta olduğumuzu MGK’da teyit etmiş olduk” diye konuştu. “Yanındaki sözcü olan zat da iyi bir faizcidir” “Kur baskısı ne zaman ve nasıl kırılır?” sorusuna cevap veren Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Benim normal vatandaşım faiz sarmalı altında inim inim inler. Ana muhalefetin başındaki zat ‘indirin bire, biz destekleriz’ diyor. Ben aksini söylemiyorum. Benim tek başıma bu tür kararı almaya yetkim yok. Ben dikkat edilirse başından beri ilgili mercilere, hatta kendileri ‘merkez Bankası bağımsız değil’ diyor. Merkez Bankası bağımsız değil de sen bağımsız olmayan Merkez Bankası’ndan randevu talep ettiğinde Tayyip Erdoğan bunu engelledi mi? Gidip Merkez Bankası’nı ziyaret ettikten sonra yaptığın açıklamalar belli, işin ahlaki boyutu da yok. İnsan böyle bir ziyareti yaptıktan sonra dışarıda tam aksi, Merkez Bankasını yıpratacak açıklamalar yapar mı? Bunları yaptı. 2016’dan bu yana bunları tekrar tekrar söyledi. Yanındaki sözcü olan zat da iyi bir faizcidir. Kendisi bu işlerden zaten anlamaz. Biz inşallah seçim öncesine kadar ciddi manada faizin düştüğünü, kuru tetikleyen yüksek faizin düşüşü sebebiyle kurda olumlu iyileşmenin olduğunu hep birlikte göreceğiz, buna enflasyon da dahil. Tabi ki takvim veremem ama muhalefetin faiz indirimi konusundaki itirazları bizim doğru yolda olduğumuzun teyididir. Demek ki bu noktaya geldiler. Hemen çark ederler mi onu bilemem. Ben tezimin savunucusuyum” şeklinde konuştu. Gelişmiş ülkelerden büyüme oranları ve enflasyon rakamları hakkında örnekler veren Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bizim derdimiz yatırımları ve yerli üretimleri desteklemek ve artırmaktır” açıklamasında bulundu. “Stokçuluk bir nevi hırsızlıktır” Stokçuluk yapanlara ilişkin konuşan Erdoğan, “Stokçuluğun cezai müeyyidesi bir puan. Bunu yeniden düzenleyip cezai müeyyidesi artması yazım. Stokçuluk dinimizde yeri olmayan bir konudur. Stokçuluk bir nevi, ‘spekülatif hareketler’ deniyor ama hırsızlıktır. Fahiş fiyatlarla mücadele noktasında ilgili bakanlarımıza dedik ki, bu adımları atacaksınız, bununla ilgili gerekirse bir yasan düzenleme yapıp bu fahiş fiyat artışına gidenleri tespit edelim, stoklama yapmak suretiyle malı piyasadan çekenleri yakaladığımızda bunlara gerekli müeyyideleri uygulayalım” dedi. Erdoğan, “Biz kamu maliyesindeki imkanlarımızı kullanarak başta enerji olmak üzere küresel fiyatlardan kaynaklanan maliyet artışlarını vatandaşlarımıza yansıtmamak için gerekenleri yapıyor. Bugün gelinen noktada geçici olacağı öngörülen küresel kaynaklı bir enflasyon artışı söz konusu, yılsonu itibariyle fırsatçıları da defederek olumlu neticeler alacağız” diye konuştu. Özellikle enerjide ve doğal gaz da Avrupa ile mukayese edilemeyecek derece fiyatların ucuz olduğunu söyleyen Erdoğan, “Bu gerçeği muhalefet görmek istemiyor. Avrupa’da fiyatlar bizimle mukayese edilemeyecek derecede pahalı. Biz ise bu kadar ucuz fiyatla doğal gazı verirken, enerjiyi verirken yalan yanlış her türlü haberleri uyduruyorlar. Biz yalancı ile nereye kadar bu şekilde yarışacağız? Biz hanelere doğal gazi dörtte bir, elektriği ise yarı fiyatına veriyor. Sen ne dersen de onlar buna inanmıyorlar. Biz vatandaşımızı enflasyona ezdirmeyeceğiz” şeklinde konuştu. “Babayiğitlik bize yakışır” Asgari ücret ile ilgili ilgili bakanlar ve parti yönetimi ile müzakereleri yaptıklarını belirten Erdoğan, “Asgari ücret konusunda 2002 yılından itibaren ülkemiz adına önemli kazanımlar elde edildi. 2002 yılı sonunda bekar ve çocuksuz bir işçinin eline geçen net asgari ücret 184 lirayken, 2021 yılında bu tutarı 2 bin 825 liraya biz çıkarttık. Asgari ücret 2002’den bu güne kadar nominal olarak 15,3 kat arttı. Asgari ücretin reel oranı yüzde 131 olarak gerçekleşti. Asgari ücretin reel değerinin artması işçilerimizin satın alma gücünün arttığının bir göstergesidir. Uluslararası verilere göre asgari ücretin işçiye bulunduğu ülkede sağladığı satın alma gücüne bakıldığında Avrupa ülkeleri ve Amerika’nın yer aldığı endekste 2002 yılında 14. sırada olan ülkemiz, 2021 yılında 10. sıraya ilerledi. İşçilerimizin satın alma güçlerini yükseltmeyi sürdüreceğiz” dedi. Erdoğan, “Bu asgari ücret çalışmasında işçimizi enflasyondan, fiyat artışlarının olumsuz etkilerinden koruyacağız. Babayiğitlik bize yakışır. Biz de babayiğitliğimizi inşallah gerek ilgili bakanım, gerekse heyeti, gerekse çalışma arkadaşlarım hep birlikte geniş bir istişare yapmak suretiyle fazla uzatmadan kararımızı vereceğiz” diye konuştu. Emekliler için bu zamana kadar yapılanları anlatan Erdoğan, “Emekliler bizim önceliklerimiz arasında yer aldı, bundan sonra da aynı şekilde olacak” ifadelerini kullandı. “Üretimi yaptıkça doğal gazı milletimizle paylayacağız” Türkiye’nin doğal gaz arama çalışmalarına ilişkin bilgi veren Erdoğan, “Biz iktidara geldiğimizde kiralama yöntemi ile bu işi yürütüyorduk ama para vermiyorduk. ‘Bulursanız doğal gazı bunu yüzde 50, yüzde 50 paylaşırız’ diyorduk. Sondaj çalışmaları, sismik çalışmaları yapılıyordu ama bir sonuç alınamıyordu. Biz kendimiz bu adımı attık. Berat Bey’in Enerji Bakanı olduğu dönemde 2 tane sismik araştırma gemisi ve sondaj gemileri aldık. Gemilerimizin sayısı 5’e çıktı. Şimdi 6. gemimize sondaj gemisi olarak kavuştuk. Bunlarla Karadeniz, Akdeniz’de çalışmalarımızı yoğun ve özgüvenli yapmış olacağız. Bu birilerini rahatsız ediyor. 2022 yılı içinde tüm kuyularda üretim öncesi tamamlama operasyonlarının bitmesini planlıyoruz. Hedef bu. Bir taraftan da deniz tabanı üretim sistemleri ile kara tesislerinin malzeme temini ve inşaat çalışmaları hızla devam ediyor. Dağıtım hattının deniz tabanına yerleştirilmesi için tüm çalışmaları 2022 yılının ilk yarısında başlatmayı öngörüyoruz. Bu çalışmaların tamamlanmasıyla 2023 yılı Ocak ayı itibariyle Sakarya Gaz Sahası’nda ilk gaz üretimine geçmeyi hedefliyoruz. Sakarya Gaz Sahası’nda ilk fazda 10 kuyudan günlük 10 milyon metreküp üretim yapmayı planlıyoruz. İkinci fazın tamamlanmasının ardından açılacak kuyu sayısına bağlı olarak bu rakam 40 milyon metreküpe çıkacak. Yeni müjdeler için ekiplerimiz hem arama hem de sondaj faaliyetleri ile bölgede yoğun bir çalışma yürütüyor. Olumlu netice aldıkça müjdeleri milletimizle paylayacağız. Üretimi yaptıkça doğal gazı milletimizle paylayacağız” dedi. “Söz verdiğimiz gibi vatandaşlarımızın yanında olduk” İzmir depreminin ardından yapılan konutların hatırlatılması üzerine Erdoğan, “Devlet olarak söz verdiğimiz gibi vatandaşlarımızın yanında olduk. Bu güzel binaları inşa ettik. Depremzedelerin yarasını sarmak için Elazığ, Malatya ve İzmir’de toplamda 35 bin 28 konut, 4 bin 104 köy evi ve 353 işyeri inşa ediyoruz. Elazığ’da 23 bin 677 konut ve 2 bin 515 köy evi, Malatya’da 6 bin 287 konut ve bin 555 köy evi yapıyoruz. Bir yıl geçmeden konutları teslim etmeye başladık. İzmir depreminin ardından Bayraklı’da yerinde bin 391 konut ve 302 işyeri ve rezerv alanda 3 bin 649 konut ve 511 işyeri inşa etmek için harekete geçti. Bornova Eğridere’deki 34 köy evi ile birlikte İzmir depreminin ardından toplam 5 bin 74 konut ve 353 işyeri yapma kararı aldık. Bu evleri de bir yıl içinde teslim etme sözünü verdik” dedi. Kılıçdaroğlu’nun “Bir Kızılay çadırı bile yok” sözünün hatırlatılması üzerine Erdoğan, “Maalesef içine girdiği çadır Kızılay çadırı. Bu görecek gözü de yok” diye konuştu. “Gündemi seçimle meşgul ederek sözüm ona siyaset yaptıklarını sanıyorlar” Erken seçim söylemlerine ilişkin konuşan Erdoğan, “Kaç defa söyledik bilemiyorum ama daha kaç kez söyleyeceğiz. Söyleyecek herhangi bir sözleri olmayınca bununla oyalanıyorlar. Sayın Bahçeli’nin bugün konuşmasında ifade ettiği gibi bu tavizsiz karar ve irade beyanına sevse de sevmese de alışmalarını ve riayet etmelerini kendilerine tavsiye ediyorum. Millete hayrı, faydası olmayanlar gündemi seçimle meşgul ederek sözüm ona siyaset yaptıklarını sanıyorlar. Küresel gelişmelere bağlı olarak tüm bu yaşanan döviz hareketliliğini bahane ederek seçim çağrısında bulunanlar son olarak halkı sokağa çıkartmaya çağırdılar. Bunların geçmişten beri alışkanlığı budur. Birkaç marjinal grubun çağrısına sağduyulu olan halkımız itibar etmediği gibi güvenlik güçlerimiz de halkı kışkırtanlara karşı gerekli işlemleri başlattı. Ben milletime verdiğim sözü tutan bir siyasetçiyim. AK Parti sözünde duran kadrolardan müteşekkil bir parti, Cumhur İttifakı da sözün erlerinin kurduğu bir ittifaktır. İnşallah vatandaşlarımız Haziran 2023’te sandık başına gidecek ve tercihini yine AK Parti ve Cumhur İttifakı’ndan yana kullanacaktır” ifadelerini kullandı. “Bu ülkenin yüzde 52’sine gayri milli diyeceksin, sonra da helalleşmeye çıkacaksın” Kılıçdaroğlu’nun açıklamalarına ilişkin yayınlanan videonun ardından Erdoğan şu ifadeleri kullandı: “Ülkenin vatandaşlarına, ‘AK Parti’ye oy verdiler’, ‘Erdoğan’ı desteklediler’ diye kullanılan oylarda gayri milli ifadesini kullanmak aymazlıktır, gafilliktir. Bu ülkenin yüzde 52’sine ‘gayri milli’ diyeceksin, sonra da helalleşmeye çıkacaksın. Bu durum bile Bay Kemal’in ne kadar samimiyetsiz olduğunu gösterir. Bunların helalleşmesi gereken dosya o kadar kabarık ki. Tehdit ettikleri, mağdur ettikleri ile helalleşmeye başlasa bile hepsinden helallik almaya ömürlerinin yeteceğini sanmıyorum. CHP zihniyeti arkasında o kadar çok mağdur bıraktı ki, onlarla helalleşmesi bu dünyada bitmez. Başörtülülerden helallik dilemesi lazım. Boraltan faciasında katledilmesine vesile oldukları 146 Azerbaycanlı kardeşlerimizden helallik dilemeleri yazım. 1944’de 146 Azerbaycanlı kardeşimiz Rus zulmünden kaçarak Türkiye’ye sığınmıştı, dönemin CHP yönetimi ne yazık ki 146 kardeşimizi Stalin’in askerlerine teslim etti. Azerbaycanlı kardeşlerimiz Boraltan Köprüsü’nden karşı geçti ve askerlerimizin gözleri önünde katledildiler. Karşıya geçerken, ‘bizi onlara bırakmayın, bizi siz öldürün’ dediler. Hani bir türkü var ya, ‘düşman bekler karşıda önüne kattı beni, can alınan çarşıda gardaşım sattı beni.’ CHP bu. Varsayalım ülkemizdeki vatandaşlarımızla, mağdur ettiği kesimlerle helalleştiler, ya mazlum Suriyelilerle, Filistinlilerle, Libyalılarla, Afrikalılarla nasıl helalleşecekler. Biz gönül coğrafyamıza ulaştıkça, mazlumlara destek çıktıkça, fakir halklara gıda ve tıbbi yardımda bulundukça demedikleri kalmadı. Bay Kemal ‘Adalet Bakanlığı kadrolarını parti örgütüme vermeyip de milliyetçilere mi verseydim’ diyen eski CHP’li bakanların mağdur ettiği kişilerden helalliği nasıl alacak bunu hiç düşündü mü? Bay Kemal SSK Genel Müdürlüğü döneminde beceriksiz yönetimi nedeniyle hastane köşelerinde hayatını kaybeden, tedavi borcu nedeniyle evladının cenazesini alamayan vatandaşlarla önce bir helalleşsin. Her darbenin, antidemokratik eylemin arkasında duran CHP zihniyeti helallik almak için çok ama çok geç kaldı. Her seçim öncesi CHP’liler muhafazakar seçmene şirin görünmek için hep takla atmaya başlarlar. Bu helalleşme atağı aynı minvalde bir harekat ama bu biraz erken oldu sanki. Çünkü Bay Kemal seçimler Haziran 2023’te” açıklamasında bulundu. “Fransız çimento devi Lafarge’ın terör örgütlerini desteklemesi” Fransız şirket Lafarge’ın terör örgütlerine destek vermesi ile ilgili Macron ile görüştüğünü belirten ve Macron’un işten sıyrılmaya çalıştığını söyleyen Erdoğan, “Suriye ihtilafının olumsuz sonuçlarından en fazla zarar gören ülke biziz. Suriye halkını, ülkenin toprak bütünlüğünü ve milli güvenliğimizi tehdit eden terör bu sonuçlardan belki de en önemlisidir. Suriye’deki terör sorununun gerekçelerinin başında terör örgütlerine verilen dış destek geliyor. DEAŞ ile mücadele bahanesiyle bazı ülkeler tarafından terör örgütü PKK-YPG’ye verilen destek kabul edilemez. PKK-YPG’nin terörist kimliği başka isimler atfedilerek değiştirilemez. DEAŞ ile mücadele ettiği iddiasıyla PKK-YPG’ye destek verenlere ülkemizin DEAŞ ile sahada göğüs göğse çarpışan yegane koalisyon ve NATO üyesi olduğunu, 4 bin 500’den fazla DEAŞ teröristini etkisiz hale getirdiğimizi, DEAŞ terörüne en az onlar kadar maruz kaldığımızı hatırlatmak isteriz. Zaman zaman ülkemize yönelik DEAŞ bağlamında asılsız iddialar dile getirenler var. Evvelemirde kendi tutumlarını bunlar gözden geçirmelidir. Lafarge firmasının DEAŞ ile bağlantılı faaliyetleri bu çerçevede Fransız yargısı tarafından ortaya konulmuş ve Fransız yargısı bunu hükme bağlamıştır. Bundan daha başka delil olabilir mi? Bunu Mocron’un kendisine de söyledim. Lafarge’ı nereye koyacaksın? Hiç bilgisi yokmuş, haberi yok muş gibi ayaklara giriyor, işi sıyırmaya çalışıyor. Bunlar maalesef ikiyüzlü. Mehmetçiğimiz orada verdiği mücadele ile onları oraya gömdü” dedi. “Hepsi ile münasebetlerimizi çok daha iyi yerlere getireceğiz” Birleşik Arap Emirlikleri ile yürütülen ilişkilerin yeniden inşa edilmesi, dış politikadaki gelişmeler ve CHP’nin eleştirilerinin sorulması üzerine Erdoğan, “Önce Katar ile başladılar, o tutmadı, biz Katar’a BMC’yi satmadık. Sadece Katar BMC’ye ortak oldu. Yüzde 49 onlar, yüzde 51 biz. Ürettiklerimizin belli yerlere satılmasında onların da olumlu gayretleriyle Arifiye’deki palet fabrikasının restorasyonu ve elden geçirilmesine bu ortaklığın çok büyük faydası oldu. Şimdi ise Abu Dabi yönetimi ele attığımız bu adım tarihi bir adım. 11 milyar dolarlık bir ön anlaşma yapıldı. Yaptığımız ikili görüşmede de Şubat ayı gibi benim bir ziyaretim olacak. BAE ile olan süreç farklı bir konuma erişecek. Biz dargın, küskün olduğumuz zaman ondan kendilerine sermaye çıkartmaya çalışıyor CHP, beraber adım attığımız zamanda da ‘niye bunlar barıştılar’ deyip oradan kendilerine sermaye çıkartmaya çalışıyor. Çatlasanız da patlasanız da hepsi ile münasebetlerimizi çok daha iyi yerlere getireceğiz. Bahreyn’in bize gelme durumu var, onlarla görüşmelerimizi yapacağız. Suud ile olan münasebetleri daha iyi konuma getirmenin gayreti içinde olacağız. Mısır’da da çok farklı gelişmeler olmaz demiyorum, olabilir. Tüm bu bölgenin insanlarının birbiri ile münasebetleri farklı. Kadim tarihi biz beraber inşa ettik, paylaşıyoruz. Bizim Körfez ülkeleri ile aramızda çok ciddi bir işbirliği potansiyeli mevcut. Karşılıklı faydaya dayalı yeni işbirliği projelerini ortak yatırımlar için bir fırsat olarak görüyoruz” diye konuştu.

2 gün önce

PKK’lı Feyman Hüseyin’in koruması Diyarbakır’da polisin bir eve yaptığı operasyonla yakalandı

Diyarbakır polisi bir eve yaptığı operasyondan Şırnak’ta askeri üst bölgesine saldırı, 2 askerin şehit edilmesi ve terör örgütü PKK elebaşı Feyman Hüseyin’in koruması olduğu öğrenilen teröristi saklandığı evde yakaladı. Diyarbakır polisi bir eve yaptığı operasyondan Şırnak’ta askeri üst bölgesine saldırı, 2 askerin şehit edilmesi ve terör örgütü PKK elebaşı Feyman Hüseyin’in koruması olduğu öğrenilen teröristi saklandığı evde yakaladı. Polis ekipleri izini sürdü Edinilen bilgilere göre, 2015 yılında Şanlıurfa’da güvenlik güçlerine teslim olan ve ardından pişmanlık yasasından faydalanıp serbest bırakılan Mehmed kod adlı terörist güvenlik güçleri tarafından Diyarbakır’da bir eve yapılan operasyonda ele geçirilen dijital verilerde Bahoz Erdal kod adlı teröristbaşı Feyman Hüseyin ile fotoğrafları ortaya çıkınca polis ekipleri tarafından izi tekrar sürüldü. Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen terör soruşturması kapsamında polis ekipleri tarafından önceki gün bir eve düzenlenen operasyondan Mehmed kod adlı terörist kıs kıvrak yakalandı. Tutuklanarak cezaevine gönderildi Şırnak’ta çeşitli tarihlerde birçok askeri üst bölgesine yaptığı saldırılarda 2 askerin şehit edilmesi olayı ile Bahoz Erdal kod adlı PKK’lı teröristbaşı Feyman Hüseyin’inde korumalığını yaptığı tespit edilen Mehmed kod adlı terörist emniyetteki ifade işlemleri tamamlandıktan sonra sevk edildiği adli makamlarca tutuklanarak cezaevine konuldu.

2 gün önce

Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı, Gaziantep'te babası tarafından darp edilen bebeğin davasına müdahil olacak

Bakanlıktan yapılan açıklamada, Gaziantep'te bir bebeğin babası tarafından darbedildiği görüntülerin kamuoyuna yansıması üzerine, Bakanlığın ilgili birimlerinin gerekli tedbirlerin alınması için derhal harekete geçtiği belirtildi. Yoğun bakımda tedavisi devam eden mağdur çocuğun, tedavisinin daha sağlıklı yürütülebilmesi amacıyla hakkında sağlık tedbir kararı alınması için adli mercilere başvuru yapıldığı bildirilen açıklamada, şunlara yer verildi: "Ayrıca anne için de 6284 sayılı kanun kapsamında tedbir kararı alınması için süreç başlatılmıştır. Baba adli merciler tarafından tutuklanmıştır. Failin mümkün olan en ağır cezayı alması için Bakanlığımız tarafından davaya müdahil olunacaktır. İnsani hassasiyetlerle bağdaşmayan, son derece vahim bu görüntülere erişimin engellenmesi için de başvuruda bulunulmuştur."

2 gün önce

Kardeşinin dağa kaçırılmasından HDP'li vekil Garo Paylan’ı sorumlu tutuyor

Çocuklarının dağa kaçırılmasından HDP'yi sorumlu tutan ailelerin, 3 Eylül 2019'da başlattığı evlat nöbeti 820. gününde devam ediyor. Diyarbakır'da 17 yaşındayken dağa kaçırılan kardeşi Süleyman Çetinkaya için eylem yapan abla Zekiye Bozdağ, kardeşine ait flaş bellekte, kardeşinin kaçırılmadan 5 ay önce HDP'li Paylan ile çekilen fotoğrafını buldu. Kardeşinden 30 Ağustos 2019'dan bu yana haber alamadıklarını ifade eden Bozdağ, kardeşinin HDP'liler tarafından kandırılarak dağa götürüldüğünü savundu. Kardeşi kaybolduktan sonra geldikleri ilk kapının HDP olduğunu kaydeden Bozdağ, "HDP gençlik kolları kardeşimi kandırıp dağa gönderdi. Bu kapıya gelip sorunca 'Tanımıyoruz, bilmiyoruz, bu çocuktan haberimiz yok.' dediler. Milletvekili Garo Paylan kardeşimi dağa gönderdi. Paylan, kardeşimi kandırdı. Hediye paketi gibi onu süsleyip dağa göndermişler. HDP'den kardeşimi istiyorum." dedi. Yaklaşık 2,5 yıldır sürdürdüğü eyleminden vazgeçmeyeceğini anlatan Bozdağ, konuşmasını şöyle sürdürdü: "Burası, siyasi bir parti değil, Kandil'dir, Kandil'in ana merkezidir. Bütün çocukları burada kandırıp dağa gönderiyorlar. Haklı bir şekilde bütün aileler çocuklarını HDP'den istiyor. Herkes artık uyansın, bu gerçekleri görsün. Kimse keyfine gelip burada oturmuyor, kimse kimseyi burada zorla oturtmuyor, herkes çocuklarını istiyor. Buradaki bütün ailelerin çocukları dağdadır, bu çocukları dağa mahkum edenler de HDP'dir. Elimdeki fotoğraf kardeşim dağa götürülmeden 5 ay önce HDP seçim bürosunda çekilmiş." Kardeşi Muhammed için eylem yapan Ruken Canbey de yüzde 70 engelli kardeşinin dağa kaçırıldığını belirtti. Dağa kaçırılan Süleyman Çetinkaya ile Paylan'ın birlikte çekilmiş fotoğraflarına işaret eden Canbey, şunları kaydetti: "Bu fotoğraf, çocukların HDP tarafından kaçırıldığının kanıtıdır. Çocuğun her tarafını HDP'nin amblemleriyle süslemişler. Hediye paketi haline getirip PKK'lılara satmışlar. Başka bir açıklaması yok. 14-15 yaşındaki çocukları HDP, Garo Paylan, Selahattin Demirtaş ailelerinden koparıp PKK'ya satıyor. Hepimiz bu çocukları HDP'den istiyoruz. Başka siyasi partinin kapısına gidemeyiz çünkü bizim çocukların fotoğrafları başka siyasi parti milletvekilleriyle çıkmıyor. Hep, HDP belediye başkanları, HDP meclis üyeleriyle çıkıyor. Çocukların tamamını almadan da haklı davamızdan vazgeçmeyeceğiz." Oğlu Yusuf için eylem yapan Celil Begdaş ise çocukları dağa götürülen ve kaçırılan ailelere, "Gelin hep beraber evlatlarımızı bu zalimlerin elinden kurtaralım." diye seslendi. Eylemleriyle çok sayıda çocuğun teslim olduğunu ifade eden Begdaş, eylemlerinde kararlı olduklarını vurguladı.

2 gün önce

Gaziantep’te bebeğe şiddet uygulayan baba gözaltına alındı

Gaziantep Valiliği’nden yapılan açıklama şöyle; “Bazı sosyal medya mecralarında İlimizde çekildiği anlaşılan bir babanın bebeğini darp ettiğine dair görüntüler yer almaktadır. 29.11.2021 tarihinde emniyet güçlerimize bildirilen bir bebeğin darp neticesinde yaralandığı olayla ilgili alınan ifadelerde Y.G. isimli şahsın C. G. isimli bebeğini darp ettiğine dair kamera kayıtları bulunduğu anlaşılmıştır. Hastaneye getirilen bebek C.G.’nin doktor raporunda kafasında travmaya bağlı yaralanma olduğu bildirilmiş, hastanede tedavisine başlanmıştır. Olayın şüphelisi Y. G. isimli şahıs yakalanarak gözaltına alınmış ve adli süreç başlatılmıştır.”

3 gün önce

İçişleri Bakan Yardımcısı Çataklı'dan AFAD'ın yaptığı sözlü sınava ilişkin açıklama

Çataklı, AFAD tarafından yapılan görevde yükselme ve unvan değişikliği sözlü sınav sonuçlarına ilişkin sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, uzun zamandır yapılmayan ve AFAD'a dinamizm kazandıracak bir sınavın gerçekleştirildiğini belirtti. Çataklı, "Liyakate büyük önem verdik. Yazılı sınavda başarılı olan ilk 100 adaydan 81'i sözlü sınavda da başarılı oldu. Bu sonuçlardan bile fitne çıkarmaya çalışmak! Pes doğrusu." ifadelerine yer verdi. Başarı oranı yüzde 80'in üzerinde Konuya ilişkin AFAD'dan yapılan açıklamada, söz konusu sınava katılan adayların tamamının halihazırda AFAD personeli olduğu ve sınavın Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı Personeli Görevde Yükselme ve Unvan Değişikliği Yönetmeliği'nde belirtilen usul ve esaslar doğrultusunda şeffaf ve objektif olarak yapıldığı vurgulandı. Adayların atamaya esas başarı puanının yazılı sınavın yüzde 50'si ile sözlü sınavın yüzde 50'si alınarak hesaplanacağı bildirilen açıklamada, şunlar kaydedildi: "Sözlü sınavda, adaylar kurul üyeleri tarafından yazılı sınav puanlarından bağımsız olarak ilgili yönetmeliğimizde yer alan kriterler doğrultusunda, sınavına girdikleri unvanın gerektirdiği temsil kabiliyeti, tutum ve davranışlarının göreve ve ekip çalışmasına uygunluğu, saha tecrübesi, koordinasyon yeteneği ile başkanlığımız görev alanına giren konulara hakimiyeti gibi özelliklerine göre en iyi şekilde değerlendirilmiştir.Söz konusu sınavın sözlü aşamasında sınava katılan 1094 adaydan 795'i başarılı olmuştur. Görevde yükselmeye tabi 'şube müdürü' unvanı için ise sözlü sınava katılan 467 aday arasından 273 aday başarılı olmuştur. Bazı medya kuruluşlarında yer alan iddiaların aksine, şube müdürü unvanı özelinde yazılı sınav sonuçları ilan listesine göre ilk 10 aday arasından sadece 1 aday, 90 ve üzeri puan alan 44 aday arasından ise sadece 3 aday sözlü sınavda başarısız olmuştur. Yazılı sınav sonuçları ilan listesinde yer alan ilk 100 aday arasından 81 aday sözlü sınavda başarılı olmuştur. Başarı oranı yüzde 80'in üzerindedir." Açıklamada, sözlü sınava yönelik itirazların değerlendirme sürecinin ise devam ettiği belirtildi.

3 gün önce

İçişleri Bakanı Soylu: İHA'larla saha operasyonlarının sayısını kat kat yükselttik

Bakan Soylu, 'İnsansız Hava Araçlarıyla (İHA), sahada operasyon yapan birimlerimiz arasında öyle bir irtibat kurduk ki, meseleyi sadece İHA'lara bırakan değil, onun keşif, gözetleme, istihbarat kabiliyetlerine bırakan değil, aynı zamanda sahada operasyon yapan birimlerimizin saha operasyonlarının sayısını kat kat yükselten bir anlayış ortaya koyduk.' dedi.

3 gün önce

Kişisel Verileri Koruma Kurulu, "Yemeksepeti" hakkında resen inceleme kararı aldı

Kişisel Verileri Koruma Kurulu (KVKK), müşteri bilgileri çalındığı ileri sürülen "Yemeksepeti" hakkında resen inceleme başlattı. Kurul, "müşterilere ait kişisel verilerin ele geçirildiği, bu verilerin yayımlanması tehdidiyle 'Yemeksepeti'nden fidye talep edildiği, bunun yerine getirilmediği için 20 bin kullanıcının kişisel verilerinin paylaşıldığı" yönündeki haberler üzerine harekete geçti. Gündem toplantısında iddiaları ele alan Kurul, şirketin "herhangi bir veri hırsızlığının tespit edilemediği" yönündeki açıklamasının doğruluğunun da tespiti için resen inceleme başlatılmasına karar verdi. Yemeksepeti, 16 Kasım'da sosyal medyadan, "kötü niyetli bazı kişilerin, şirket ile ilişkilendirdiği ve kaynağı belli olmayan verileri yayımlama tehdidiyle şirkete ulaşarak fidye talebinde bulunduğu, Yemeksepeti sistemlerinde bir veri ihlali olup olmadığının uzman ekiplerce detaylı şekilde araştırıldığı ve herhangi bir veri hırsızlığının tespit edilemediği" açıklamasını yapmıştı. Kişisel Verileri Koruma Kurulu, 21 milyon 504 bin 83 kişinin etkilendiği belirtilen siber saldırının ardından veri ihlali gerekçesiyle Yemeksepeti hakkında 29 Mart 2021'de de inceleme başlatmıştı.

1 2 3 4 5 6 7 8 ... 289 290