03 Aralık Cuma 2021
3 gün önce

Cumhurbaşkanı Erdoğan'dan asgari ücret açıklaması: Kimsenin mağdur olmasına müsaade etmeyiz

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Türkmenistan ziyareti dönüşü aralarında Star yazarı Sevil Nuriyeva İsmayılov, Akşam yazarı Taceddin Kutay ve 24 TV Yayın Koordinatörü Ömer Özkök'ün de bulunduğu gazetecilerin sorularını cevapladı. Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın değerlendirmelerinden bazı satırbaşları; Türkmenistan Devlet Başkanı Sayın Berdimuhamedov'un davetine icabetle yaptığımız ziyareti verimli bir şekilde tamamladık. 27 Kasım'da öncelikle ziyaretimizin ikili boyutunu icra ettik. 28 Kasım'da da Ekonomik İşbirliği Teşkilatı 15. Liderler Zirve Toplantısı'na iştirak ettim. Resmi ziyaretim çerçevesinde Sayın Berdimuhamedov ile Türkiye-Türkmenistan arasındaki ilişkileri ele aldık. Türkmenistan'ı ilk tanıyan ülke olarak kadim kardeşliğimizi her alanda geliştirmeye önem veriyoruz. Özellikle enerji, ulaşım, ticaret, eğitim, güvenlik, altyapı alanlarında münasebetlerimizi ilerletme gayreti içerisindeyiz. İkili ticaretimizi en kısa sürede 5 milyar dolara ulaştırma hedefini koyduk. Atacağımız ortak adımlarla bu hedefe ulaşacağımıza yürekten inanıyorum. Ziyaretimde şahsıma tevdi edilen Türkmenistan Devlet İşbirliği Nişanını da kabul ettik. İkili ilişkilerimizi geliştirme irademizi gösteren ortak bildiriyle beraber bu seyahatte toplam 9 anlaşma imzaladık. Ayrıca ülkelerimizi ilgilendiren bölgesel ve küresel konularda fikir teatisi yaptık. Kıymetli dostum Sayın Berdimuhamedov ile işbirliğimizi her alanda ilerletmekte kararlıyız. Ekonomik İşbirliği Teşkilatı'nın 15. Zirvesini de Türkmenistan'ın ev sahipliğinde icra ettik. Aşkabat Zirvesi ile aynı zamanda iki yılı aşkın bir süredir yürüttüğümüz Teşkilatın Zirve Dönem Başkanlığını da Türkmen kardeşlerimize devrettik. Zirve kapsamında teşkilatın etkinliğinin artırılması ile bölge içi ticaretin geliştirilmesini mütalaa ettik. Salgın kısıtlamalarından olumsuz etkilenen ulaştırma sektörünün sorunlarının giderilmesi hususunu görüştük. Zorlu salgın şartlarını geride bırakabilmek için bölgesel ve uluslararası dayanışma ruhunun güçlendirilmesi gerektiğine dikkat çektik. Özellikle terörle mücadele ve düzensiz göç meselesinde işbirliğimizi artırmamız gerektiğini de vurguladık. Bölgemizde ticaret ve ulaştırma ağlarının güçlendirilmesi başta olmak üzere teşkilatın gündemindeki temel konuları ele aldık. Yayınladığımız Aşkabat Eylem Mutabakatı ile de bu yöndeki irademizi ve atacağımız adımları ortaya koyduk. Zirve marjında İran Cumhurbaşkanı Sayın İbrahim Reisi, Tacikistan Cumhurbaşkanı Sayın İmamali Rahman, Pakistan Cumhurbaşkanı Sayın Arif Alvi ve Azerbaycan Cumhurbaşkanı kardeşim İlham Aliyev ile ikili görüşmeler gerçekleştirdik. Bu vesileyle gündemimizdeki konuları samimiyetle değerlendirme fırsatı bulduk. Son derece başarılı geçen ziyaretimin hem Türkmenistan'la hem de Ekonomik İşbirliği Teşkilatı içerisindeki ilişkilerimize katkı sağlamasını ümit ediyorum. Türkmenistan Devlet Başkanı Sayın Berdimuhamedov'a samimi misafirperverliği için ülkem, milletim ve heyetim adına teşekkür ediyorum. SORU-CEVAP HACI YAKIŞIKLI: Türkmenistan özelinde Türk Devletleri Teşkilatı ile ilgili bir soru sormak istiyorum. Sizin dünya çapında verdiğiniz 19 yıllık bir mücadele var, bir emek var. "Dünya 5'ten Büyüktür" ve "Birlikte Daha Adil Bir Dünya" çağrılarınız var. Burada da "Birlikte Geleceğe" temasını işlediniz. Sizin bu verdiğiniz mücadele içerisinde Türk Devletleri Teşkilatı bu mücadeleye yeni bir ivme katar mı? Türk Devletleri Teşkilatı'nın dünyada oluşturduğu yankı nedir? Türk Devletleri Teşkilatı olarak liderler bazında Demokrasi ve Özgürlükler Adası'ndaki zirvemiz üst düzeyde gerçekleşmiş olan bir toplantıydı. Türkmenistan'da da Sayın Berdimuhamedov liderleri üst düzeyde toparlayabilme başarısı gösterdi. Burada bir şeyi özellikle vurgulamam lazım. Küresel dünyada özellikle işbirliklerinin, birlikte hareket etmenin, dayanışmanın en önemli göstergesi bu tür buluşmalardır. Bunlar pek olağan buluşmalar değil ama biz hamdolsun bu dönemde bunu başarabildik. Türk Cumhuriyetleri'nin hepsi liderler olarak buradaydılar. Burada bir konu daha var. Kan bağı ve tarihi, kültürel bağları bulunan kadim Türk milletinin bu adımları atmış olması, aramızdaki bağların çok daha güçlenmesine vesile oluyor. Böylece dünyada çok farklı bir oluşumu gerçekleştirmeye doğru gidiyoruz. Bunlar tabi bizim için hakikaten gurur vesilesi oluyor. 2013 senesinde benim bir ifadem vardı, "21'inci yüzyıl Türkiye'nin yüzyılı olacak" demiştim. Bu aynı zamanda tabi dünyada Türklerin böyle bir yüzyılı inşa edeceklerinin bir ifadesiydi. Biz bunu şu anda yakalamış vaziyetteyiz. Liderlerin bu noktada önemli bir konumu var. Türkmen kardeşlerimiz bizler için ayrı bir anlam taşıyor. Bizlere olan muhabbetleri çok çok farklı. Türkiye'ye karşı muhabbetleri çok çok farklı. İnşallah bu bir vesiledir ve bu vesileyle de ticaret hacmini 5 milyar dolara çıkartabileceğimiz bir Türkiye-Türkmenistan ilişkileri bizleri geleceğe çok daha farklı ulaştıracaktır. SEVİL NURİYEVA: Sayın Cumhurbaşkanım, Türk dünyasının birliği fikri daha önce de vardı ama sizinle birlikte fiili olarak elle tutulur, gözle görülür bir şekilde harekete geçti. Dolayısıyla bugüne kadar Türk birliği ile ilgili söylenen sözler, atılan adımlar kimseyi tedirgin etmemişti ama şimdi siz el atınca coğrafyadaki birtakım ülkeler bunu gündem ettiler. Özellikle Rusya'dan bunu tehdit olarak algılayanlar oldu. Türkiye açısından Türk birliğinin, Türk Devletleri Teşkilatının nihai hedefi ve muradı nedir ve bunu tehdit olarak görenlere mesajınız nedir? Özellikle Demokrasi ve Özgürlükler Adası'ndaki toplantımızda biliyorsunuz Türk Konseyi adını Türk Devletleri Teşkilatı olarak değiştirdik. Bütün liderler bu yeni oluşuma çok sıcak baktılar ama tabi dışarıda bundan rahatsız olanlar olmadı değil, olmuştur da hatta. Bu konuda Rusya rahatsız oldu diyemem. Çünkü cuma günü İlham Aliyev kardeşimizin de Rusya'da görüşmesi vardı. Paşinyan'la birlikte Sayın Putin'in riyasetinde orada bir toplantı gerçekleştirdiler. Bu toplantıyla ilgili olarak İlham Aliyev kardeşimle yaptığım görüşmede bu toplantının gayet iyi ve verimli geçtiğini söyledi. Bu toplantı vesilesiyle de şu anda Aras Nehri boyunca demiryolu, karayolu yapımı konusu da çözüldü. Bu atılacak adımla beraber ayrıca Iğdır'a kadar gelecek otoban konusu var. Otoban konusuyla da özellikle Nahcivan sıkıntısını aşmak, diğer taraftan da Ermenistan topraklarından geçmek suretiyle burada Azerbaycan'ın Iğdır ile buluşmasının da gayet başarılı bir adımı atılmış olacak. Bunun yanında gerek karayolu gerek demiryolu ile insan ve yük taşımacılığında da önemli bir adım atılmış olacak. Daha önce 6'lı platformu gündeme getirmiştik. Rusya, Türkiye, Azerbaycan, Ermenistan, İran ve kabulü halinde Gürcistan'la bu 6'lı platformun devreye girmesi, bölge barışını, bölge sulhunu çok açık net ispatlamış olacak ve bu konuda da olumlu gelişmelerin olduğunu öğrenmiş olduk. YUSUF ERİM: Medyaya yansıyan raporlara göre Ukrayna sınırında 100 bine yakın Rus askeri birikmiş durumda. Birçok ülke şu an çok tedirgin bu durumdan. NATO da çok tedirgin. Türkiye'nin sınırdaki artan gerilime bakış açısı nedir? Hem Rusya hem Ukrayna ile iyi ilişkileri olan Türkiye arabuluculuk rolü oynayabilir mi? Burada bizim tavrımız belli. Biz özellikle başta Kırım Türkleri ile alakalı yaklaşım olmak kaydıyla, bölgede bir barışın egemen olmasından yanayız. Dost Rusya'yla ve özellikle Sayın Putin'le bu tür konuları bu şekilde müteaddit defalar görüştük, görüşüyoruz. Temennimiz odur ki bu bölge savaşın egemen olduğu bir bölge olmasın. Bu bölge barışın hakim olduğu bir bölge olarak geleceğe yürüsün. Bu konudaki tavrın olumlu istikamette gelişmesi arzumuzdur. Bununla ilgili arabuluculuk olur, kendileriyle bu konuyu görüşmek olur, gerek Ukrayna'yla gerek Sayın Putin'le bu görüşmeleri geliştirerek inşallah bunun çözümünde bizim de bir payımızın olmasını isteriz. BETÜL SOYSAL BOZDOĞAN: Ekonomi başlığına dair bir soru sormak istiyorum. Üretim, istihdam ve ihracatı güçlendirmeye yönelik yeni bir ekonomi modelini hayata geçirdiniz. Yerleşik ekonomi düzenini, parayı yöneten sivil fakat dışa bağlı vesayet odaklarını derinden sarsan uygulamaları görmekteyiz. Faizi olabildiğince düşük tutmayı hedefliyorsunuz. 19 yıllık iktidarınızda hangi şartların olgunlaşmasıyla bu modeli hayata geçirdiniz? Yeni modelin artıları yakın vadede ortaya çıkar mı? Bu süreçte dar gelirleri rahatlatacak yeni adımlar olacak mı acaba? İktidara geldiğimiz ilk günden itibaren, belki de tarihimizde ilk kez kendi ihtiyaçlarımıza, önceliklerimize ve gerçeklerimize uygun bir ekonomi politikası izledik. Buna da aynı kararlılıkla devam ediyoruz. Yani biz ekonomik olarak da bağımsızlaşma mücadelesi verdik. Bu adımları attıkça, içeriden dışarıdan vesayetçilerin dirençleriyle, ekonomimize yönelik türlü saldırılarla karşılaştık. Bunların her birini milletimizle birlikte bertaraf ettik. Bizi kendi istedikleri çizgiye çekmek isteyenlerin kur, faiz oyunlarına prim vermedik, vermiyoruz. Büyüme yolculuğumuzda yatırım, üretim, istihdam, ihracat hep önceliğimiz oldu. Felaket tellallarına, mandacı iktisatçılara, ekonomik tetikçilere aldırış etmeden hedeflerimize yürümeyi sürdüreceğiz. Bu ülke bizden önceki yıllarda dünya ortalamalarının çok üstünde oranlarla, yüksek maliyetlerle borçlanmak zorunda bırakıldı. Bu bağımlılık demekti. Ekonomik olarak bağımlı bir ülke kendi politikalarını elbette hayata geçiremez. Belirlenmiş çizginin dışına çıkmaya çalıştığınız zaman karşılaşacağınız şey şantajdır. Buna karşı koyacak dirayetiniz yoksa istikrarsızlığa mahkum edilirsiniz. İşte biz ülkemizi bu durumdan kalıcı olarak kurtarmak için son 19 yılda sergilediğimiz güçlü siyasi irade ve özellikle Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi sayesinde bu mücadeleyi gösterebilecek dirayete, imkana kavuştuk. Son günlerde kur üzerinde iktisadi temelleri bulunmayan hareketler nedeniyle yaşanan fiyat artışlarının oluşturduğu sorunları da milletimizin lehine yatırım, istihdam ve üretimle çözeceğiz. Büyüyeceğiz, büyüdükçe milletimiz kazanacak. Şunu çok açık net söylemem gerekiyor. İktidara geldiğimiz ilk günden bu yana ekonomideki tezimiz özellikle düşük faizdir ve bir de faiz-enflasyon ilişkisini ben devamlı "faiz sebep, enflasyon neticedir" diye işlemişimdir. Bu tezim değişmedi. Bugün de ben yine aynı tezi savunuyorum ve buna inanıyorum. Eğer ben de ekonomi tahsili görmüşsem ve bu ekonomi tahsilinden de öte bazı değerler silsilesi içerisinde de inandıklarım, bilgim varsa, faiz sebeptir, netice değildir; enflasyon neticedir. Tabi burada bazıları bunun tam aksini savunuyorlar. Bunlar enflasyonun sebep, faizin netice olduğunu savunuyorlar. Peki öyleyse dünyaya şöyle bir bakalım; şu anda küresel ekonominin egemen olduğu dünyada acaba enflasyon sebep, faiz netice midir; yoksa faiz mi sebep, enflasyon mu neticedir? Şu anda işte Amerika'da enflasyonun geldiği nokta ortada. Avrupa'da enflasyonun geldiği nokta ortada. İsrail'e bakalım... İsrail'de faiz nedir, enflasyon nedir, oranlar ne durumdadır? Buna bakalım. Buna baktığımız zaman bizim tezimizin doğru olduğunu oralarda zaten görüyoruz. Şu anda da ben yine iddiamdayım. Son dönemlerde ülkemizde bu konuyla ilgili yapılan spekülasyonlar var. Burada en önemlisi, hatırlayın geçmişte Türkiye'de gecelik faizlerin 7.500'lere vardığını gördük. O dönemde iktidarda CHP vardı. CHP'nin olduğu bir dönemin faturasını bu millet ödedi. Tabi şimdi 18 yaş altı genç kesim, genç kuşak bunları yaşamadı ama bunları biz yaşadık, gördük. Şu anda bu CHP'nin Sözcüsü de o dönemin faillerindendir. Hatırlayın Bay Kemal grup konuşmalarında "faizi 1'e indirin, biz de gelip sizi destekleyeceğiz" dedi. Bir insan akşam sabah bu şekilde bir değişiklik gösteremez. "Faizi 1'e indirin, biz de gelip sizi destekleyeceğiz" diyeceksin, ondan sonra da kalkıp şimdi de faiz indirimine tepki göstereceksin. Tayyip Erdoğan'ın böyle zikzakları yok. Tayyip Erdoğan, zaten en başından beri düşük faizden bahsediyor ve "Bu faiz inecek" diyor. Ben hiçbir zaman faizin yükseltilmesini savunmadım, savunmuyorum ve savunmayacağım. Farklı düşünenler de çıksa Tayyip Erdoğan aynı noktadadır. Asla bu konudan taviz vermem. Çünkü bu benim aynı zamanda değerler silsilesi içindeki yapımdır. Bundan taviz veremem ve vermeyeceğim. Bu şekilde gidişle de biz bu işi başaracağız. Göreceksiniz enflasyon inşallah seçim öncesi nerelere düşecek; çok açık net bütün delilleriyle her şeyiyle ortada. Çünkü faiz lobileri kuduruyor. Ben ne dedim TÜSİAD'a? "Hadi buyurun, para sizde, finans sektörü sizde. Niye yatırım yapmıyorsunuz? Arkadaş sen zengin misin, para sende mi, finans sende mi? Biz sizden bir şey istiyoruz; yatırım, istihdam, üretim, ihracat, büyüme... Ama biz size bunu söyleyince siz tam aksini söylüyorsunuz." "Faizi düşürelim", yok... Başta kamu bankaları olmak üzere biz yatırım yapacak olanlara gerekli destekleri vermeye hazırız. Yeter ki yatırım yapın, mevcut yatırımlarınızı büyütün ve bununla birlikte de istihdam oluşsun. İşsizliğin en önemli çözümü istihdam, üretim, ihracat. Arkadan da büyüme geliyor. Büyümede de biz şu anda gayet iyi bir konumdayız ve bu böyle gidecek. Bu işi de başaracağız. BETÜL SOYSAL BOZDOĞAN: Ufak bir ekleme yapmak istiyorum. Cumhuriyet tarihinde ezber bozan bir söylem ortaya koyuyorsunuz. Bu noktada bir gazeteci olarak arz etmek isterim, halkta güven noktasında bir sorun yok fakat daha fazla bilgi ihtiyacı olduğunu söylüyorlar, anlamaya çalıştıklarını söylüyorlar. Bu noktada bu ekonomik argümanı bir model şeklinde aktaracak mısınız halka, yoksa eylem düzeyinde mi kalacak? Elbette aktaracağım. İnşallah, 15'er gün arayla bazı televizyon gruplarında ortak yayınlara bizzat çıkacağım. Bazı arkadaşlarımı ayrıca çıkaracağım. Onlar da bazı açıklamalar yapacaklar. Şu anda biz mesela ihracatta hiçbir dönemde olmayan bir sıçramayı yaptık. Çıkacak Ticaret Bakanım ve bunlarla ilgili nereden nereye geldiğimizi anlatacak. Aynı şekilde Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanım çıkacak, enerjide neredeydik, nerelere geldik, bunu gösterecek. Düşünün, enerjide bırakın bir gemiyi bir sandal yoktu. Şimdi sismik araştırma gemilerimiz var. Üç tane sondaj gemimiz vardı, şimdi ona bir de dördüncüyü ilave ettik ve bu dördüncü de sıfır kilometre. Bunları gayet uygun fiyatlarla aldık ve bunlar kendimize ait. Böyle bir şey yoktu. Kiralama ile gidiyorduk. Diyelim ki BP ile anlaşıyorduk, BP geliyordu bizde araştırma yapıyordu. Ama tabi uyanıklık bizdeydi; biz para vermezdik, araştırmayı yap, kazanırsan yarısı senin yarısı benim. Shell'e de aynısını söylerdik. Ama şimdi biz kendi gemilerimize sahip çıktık. Onlarla birlikte kendi sularımızda hamdolsun keşifler yapıyoruz. Dünyaya da gemilerimizi kiralama yaparız ve bu kiralamayla yine paramızı kazanmaya devam ederiz. BANU EL: 1 Aralık itibarıyla asgari ücret komisyonu toplanacak ve çalışmalarına başlayacak. Vatandaş asgari ücretin ne olacağı konusunda merak içinde. Sizin açıklamalarınız oldu, Bakan Bilgin'in açıklamaları oldu. Sayın Özhaseki'nin "Cumhurbaşkanımız asgari ücreti açıklayacak" dedi. Bu da haliyle beklentiyi yükseltti. Asgari ücretle çalışan vatandaşlar, asgari ücretin artması ile iş verenin, patronun işçiyi çıkartıp çıkartmayacağı konusunda bir korku da besliyor. Bu konudaki değerlendirmenizi almak isterim. Böyle bir olasılığı ortadan kaldırmak için ne gibi tedbirler alınacak? Görüşmelerin akışına göre inşallah biz de kararımızı hayırlısıyla vereceğiz. Asgari ücret arttı diye işçi çıkarma gibi bir durumla karşılaşacağımızı da zannetmiyorum. Biz alt gelir grupları başta olmak üzere milletimizin bütün kesimlerinin hayat şartlarını iyileştirmek için mücadele ediyoruz. İstenmeyen durumların oluşmasını engellemek için elimizdeki araçları kullanırız. Kimsenin mağdur olmasına müsaade etmeyiz. ZAFER ŞAHİN: Son dönemde özellikle un ve şeker gibi bazı gıda maddeleri dahil, hatta hizmet ve üretim sektöründe bazı mal ve hizmetlerin piyasada bulunamadığına -ki üretimde bir sıkıntı yok aslında- karaborsacılığın ve stokçuluğun yaygınlaştığına dair çokça şikayet var hem vatandaştan hem iş dünyasında görüştüğümüz isimlerden. Bu konuda bir ek tedbir yapılabilir mi cezai yaptırımların artmasına yönelik? Bu konuyla ilgili başta Ticaret Bakanlığımız gerekli tedbirleri alıyor, adımları atıyor. Bu tür stokçuluğun yapılması kesinlikle yasaktır. Örneğin şekerle ilgili yapılan açıklamaların ardından Tarım ve Orman Bakanlığımız depolarda ne kadar şeker olduğunu oralarda göstermek suretiyle herhangi bir sıkıntının olmadığını çok açık net ortaya koydular. Böyle bir sıkıntı yok. Bunun dışında sanayide bakıyorsunuz bazı parçaların, yedek parçaların vesaire satışı veya bunların piyasaya sürülmesi noktasında da ne yazık ki depolama yöntemiyle bunu piyasadan çeken ve bu konularda da üretimi engelleyen ahlaksızlar var, edepsizler var. İlgili Bakanlıklarımızla bütün bunların üzerine gitme kararlılığımız var. Arkadaşlara şunu da söyledim; eğer cezai müeyyideleri düşükse, bunların cezai müeyyidelerini artırmak suretiyle biz bu işin üzerine gidelim. Stokçuluk dinimizde de yasaktır. ÜMMÜ GÜLSÜM DURMUŞ: Z kuşağı diye bir kavram var. Z kuşağına ne mesaj vermek istersiniz? Bizim Teknofest kuşağına ihtiyacımız var. Teknofest kuşağı zekalarıyla, teknolojik ve bilimsel çalışmalarıyla şu anda çok ciddi bir yarış içerisinde ve maşallah her tarafı duman ediyorlar. Teknofest'in Azerbaycan'da da önemli bir programı olacak. Samsun'da da bir program var. Teknofest'i özellikle devam ettireceğiz. Şu nokta da çok çok önemli; biz geldiğimizde seçme ve seçilme yaşı 30'du. Biz bu seçme ve seçilme yaşını önce 25'e, sonra 18'e indirdik. Gençleri düşünen, gençlerle yatıp gençlerle kalkan parti AK Parti'dir. Niye bizden önce 25 ve 18 yaş grubu gündeme gelmedi? Biz getirdik. Bütün belgeler, tarih her şey ortada. Çünkü bizim hareket merkezimiz şuydu; bizim ecdadımız Fatih İstanbul'un fethini 21 yaşında gerçekleştirdi. Bu milletin büyükleri 20'li yaşlarında büyük bir fetih gerçekleştiriyorsa bu milletin tevarüs ettiği emanetle biz Allah'ın izniyle her işi başarırız. DENİZ TÜYSÜZ: Birleşik Arap Emirlikleri Prensi'nin ülkemize bir ziyareti oldu. Bir dizi anlaşmaya imza atıldı. BAE ile yeni bir döneme girildi diyebilir miyiz, nasıl değerlendirirsiniz? Muhammed Bin Zayed'le 2011 yılında bir görüşmemiz olmuştu. Ondan sonra bazı değişik dönemler yaşadık. Ama biz tamamen ipleri koparmadık. En azından istihbarat teşkilatları karşılıklı olarak görüşmelerine devam etti. Bu arada ticari olarak da ilişkilerimiz devam etti. Arzu edilmeyen gelişmeler olmasına rağmen sonunda iş iyi bir noktaya geldi. Önce kardeşini gönderdi ve onlar bizim ilgili birimlerimizle görüşmeler yaptılar. Yatırım Ofisimiz'le bazı görüşmelerde bulundular. Türkiye'de yatırım için hazır olduklarını söylediler. Daha sonra da Muhammed Bin Zayed kendisi özellikle ziyaret etmeyi arzu ettiğini söyledi ve bu ziyareti de bu şekilde gerçekleştirdik. Hakikaten adeta bir aile hassasiyeti içerisinde bir ziyaret oldu. Bu ziyarette de bu anlaşmaları gerçekleştirdik. Bu anlaşma metninde olan maddeler inanıyorum ki Türkiye ile Birleşik Arap Emirlikleri arasında yeni bir dönemin başlamasına ve bunu kalıcı kılmaya vesile olan bir adım oldu. Gerek ikili gerek heyetler arasındaki görüşmelerimiz çok çok iyi geçti ve orada imzaları attık. Bundan sonraki sürece yönelik de nasip olursa şubat ayı içerisinde benim bir iade-i ziyaretim olacak. Benden önce gerek Dışişleri Bakanım gerek Milli İstihbarat Teşkilatı Başkanımın ziyaretleri olacak. Ön hazırlıklar olacak. Arkasından şubatta da inşallah ben geniş bir heyetle gideceğim ve bazı adımları çok güçlü şekilde atacağız. 10 milyar dolarlık bir yatırım planı sundular. Bu yatırım planını da uygulamaya koymak suretiyle çok daha farklı bir geleceği inşa etmiş olacağız. Bu konuda da güzel gelişmeler olacak. Tabi Bay Kemal saçma sapan şeyler konuşup duruyor. MAHMUT ÖVÜR: Birleşik Arap Emirlikleri ile başlayan ilişki ister istemez İsrail ve Mısır'la ilişkileri akla getirdi. Siz bu ilişkilere nasıl bakıyorsunuz? İsrail ve Mısır'a büyükelçileri atayacak mısınız? Şimdi zaten kararımızı verdiğimiz zaman tabi ki büyükelçileri de belli bir takvim içinde atama durumunda olacağız. Bu söylediğiniz ülkelerin kiminde maslahatgüzar olarak atılmış bazı adımlar var. Büyükelçi yok ama maslahatgüzar var. Bu adımları da peyderpey belli takvim içinde atmış olacağız. Birleşik Arap Emirlikleri ile aramızda nasıl bir adım atıldıysa, diğerleriyle de buna benzer adımları atacağız. ÖMER ÖZKÖK: Kemal Kılıçdaroğlu, söz konusu ziyarete ilişkin sosyal medya paylaşımında "hakiki Müslümanların sarayın yanında yeri yoktur" ifadelerini kullandı. Bu paylaşımından bir gün önce de zatıalinizin gayri milli olduğunu ve sizi destekleyenlerin de gayri milli olduğu yönünde bir açıklama yaptı. Bu sizi hedef almanın ötesinde sizin seçmeninizi, sizi destekleyenleri hedef alma şeklinde yorumlandı. Bu konu hakkındaki düşünceleriniz nelerdir? Her şeyden önce bu aralar Bay Kemal helalleşmeden bahsediyor. Bir sorun bakalım helal nedir, haram nedir? Madem helalleşmeden bahsediyorsun, helalleşmek isteyen kalkıp da helalleşmek istediklerine bu şekilde gayri milli diye hitap eder mi? Gayri milli diye hitap ettiğin kişiye oy verenler, bu ülkede yüzde 52. Yüzde 52 ile Erdoğan Cumhurbaşkanı seçildi mi? Seçildi. O sebeple "Helalleşmek nedir Bay Kemal?" diye sormak lazım. Helal ve haramı öğrenmesi lazım. Şu anda parti kuran eski arkadaşları bile Bay Kemal'e hakkımı helal etmeyeceğim diyorlar. Yani Tayyip Erdoğan'a kalkıp bunu söyleyen adam, sen kiminle helalleşeceksin? Bir defa önce benim sana hakkımı helal etmem lazım. Neden? Kazandığım davalar var. Avukatlarıma dedim ki "daha üzerine gitmeyeceğim, bu davaları iptal edin." Ben böyle yaklaşmış birisiyim. Ama görüyorum ki sen şu anda bana ve bize oy veren tabanımıza gayri milli dersen biz seninle asla helalleşemeyiz. Bu şekilde saygısızlık yapan, bizden asla helallik beklemesin. ÜNAL KAYA: Helalleşme tartışmasıyla alakalı olarak Kemal Kılıçdaroğlu'nun bu çağrısına terör örgütü FETÖ ve PKK'dan olumlu çağrı geldi. Selahattin Demirtaş'ın muhalefet genel başkanlarına miting çağrısı oldu. Bu çağrının aynı gününde Meral Akşener ve Kemal Kılıçdaroğlu miting yapma kararı aldı. "Erken seçim için elimden gelen her şeyi yapacağım" dedi. Neler söylersiniz? Elinden gelen her şey neymiş? Şu anda AK Parti Genel Başkanı olarak ben, MHP Genel Başkanı olarak Sayın Bahçeli, aynı şekilde Büyük Birlik Başkanı olarak Sayın Destici açıklamalarımızı yaptık. Bu işin tarihi Haziran 2023 dedik. Bu değişmeyecek. Bunu bir kere de değil, defaatle söyledik. Kulağı var duymuyor, gözleri var görmüyor! Bunları bu kadar açık söyledik. Sizin gücünüz bu ülkede bir erken seçim kararı almaya yeter mi yetmez mi? Yetmez! Daha neyi konuşuyoruz, neyi tartışıyoruz. Her şey bu kadar açık ve net ortada. Boşuna uğraşıyorlar. Adeta boş teneke çalıyorlar. Allah nasip ederse Haziran 2023 seçim tarihidir. Türkiye artık ilan edilmiş olan seçim tarihlerine alışacaktır. TACEDDİN KUTAY: İyi Parti kurulduğu günden beri agresif diliyle dikkati çekiyor. Suriyelilere karşı bir pozisyonları var. Hatta Bayırbucak Türkmenleri, Irak'lı Türkmenler ya da Afganistan'dan gelen soydaşlarımız bundan masun kalmadı. Demek ki kan bağı yabancı karşıtlığına mani değilmiş. Sayın Akşener son olarak Sağlık Bakanımızın Almanya'da yaşayan vatandaşlarımızın Türkiye'deki tedavilerine yönelik çalışmalarına da karşı çıktı. İlk defa olarak vatandaşlarımız yabancı gibi hedef alındı. Yani vatandaşlarımıza yönelik yerli karşıtlığını da sahneye koydu. Bu siyasal kültürümüzde olmayan bir şey. Siyasal kültürümüz mü dönüşüyor? Bu iş nereye varacak? Bizim böyle bir derdimiz yok. Olsa olsa Millet İttifakı'nın böyle bir yaklaşımı olabilir. Bunlar da kimdir Bay Kemaldir, Bayan Meral'dir, HDP'dir. Bunlarda nedense mültecilere karşı, ülkemize gelen göçmenlere karşı böyle bir düşmanlık var. Biz ise böyle bir düşmanlığı yapamayız. Şu anda ülkemizde yaklaşık 5 milyon civarında mülteci var. Bunlara karşı da biz ev sahipliğimizi yapıyoruz, elimizden gelen ilgiyi alakayı gösteriyoruz. Çünkü bu milletin değerleri içerisinde ev sahipliği farklı bir yer tutar. Bunu da biz devam ettiriyoruz. Bundan sonra da devam ettireceğiz. Biz şu anda Suriye'nin kuzeyinde tek katlı briket evler yapıyoruz. Bu briket evler öyle bir ateşleme meydana getirdi ki, şimdi bazı ülkeler diyorlar ki bize bir proje bize sunun, tek katlı değil iki katlı, üç katlı konutlar yapalım; Türkiye'ye gelmiş olan mültecilerin kendi yurtlarına, kendi topraklarına dönmesini sağlayalım. Şimdi arkadaşlarımızla birlikte bunun çalışması içindeyiz. İçişleri Bakanlığımız bu işi yakından takip ediyor. İnşallah bu adımları da atacağız. Biz o merhametsizliği yapamayız. Merve İlayda ATLAS: Daha önce gasp ve yaralama gibi birçok suçtan kaydı bulunan bir kişinin hiçbir kontrol olmadan bir metroya bıçakla girebiliyor olması, kamusal alanda şiddetin önlenmesiyle ilgili endişeleri artırdı. Daha önce şiddete karışmış bireyleri HES kodu benzeri bir sistemle kamusal alanın çeşitli alanlarından alıkoymak mümkün olabilir mi? Bu söylediğiniz İçişleri Bakanlığımızın gündeminde. Her türlü tedbiri alacağız. Yoğun bir şekilde bunların üzerine gideceğiz. Giriş kontrollerini ya da içeride polisiye tedbirleri artırmak noktasında gerekli adımlar atılıyor, atılacak.

3 gün önce

Emniyet'ten 'Türkeş etkinliği' açıklaması: Çevik Kuvvet, grupları ayırmış ve olay sonlandırılmıştır

Açıklamada, her etkinlikte olduğu gibi Türkeş için gerçekleştirilen anma gününde de gerekli risk değerlendirmesi yapılarak İl Emniyet Müdür Yardımcısı emrinde yeteri kadar personel görev aldığı belirtildi. Organizasyonu düzenleyen kuruluşun katılımcı sayısı ve isimlere ilişkin emniyeti önceden bilgilendirmediği ve sebeple tüm katılımcıların üst araması yapılarak içeri alındığı belirtilen açıklamada, "Etkinliğe katılımcı gibi gelen şahıslarla etkinliği düzenleyenler arasında salon içerisinde arbede çıkmış, görevli personel ve Çevik Kuvvet personelimiz salon içerisine girerek grupları ayırmış ve olay sonlandırılmıştır" denildi.

3 gün önce

FETÖ elebaşı Gülen'in avukatını rüşvetle ulaştığı ByLock bilgilerini sattığı ortaya çıktı

Fetullahçı Terör Örgütü'nün (FETÖ), rüşvetle 10 bin terör şüphelisinin soruşturma bilgilerinin sızdırdığının ortaya çıkmasının ardından aynı yöntemle ByLock kullanıcı havuzuna da ulaştığı ortaya çıktı. Ankara 24. Ağır Ceza Mahkemesi’nce, örgüt elebaşı Fetullah Gülen'in avukatı Adnan Şeker ile 6 sanığın mahkumiyetine ilişkin hükmün gerekçesi taraflara tebliğ edildi. Gerekçede yer alan tespitlere göre, Şeker'in başında bulunduğu şebeke, rüşvetle UYAP'tan sızdırdığı 10 bin terör suçlusunun soruşturma bilgileri gibi, emniyetin ByLock havuzundaki kullanıcı bilgilerine de ulaştı. Bilgileri satın alan ve ByLock kullanıcı listesinde olduğunu öğrenen bazı örgüt mensupları yurt dışına kaçtı. Örgütün bu şekilde bilgileri sızdırdığı, Yaşar Şeker ile örgüt üyesi M.O'nun yazışmalarının deşifre edilmesiyle ortaya çıktı. M.O, 17 Ocak 2019'da Şeker'den, isim ve kimlik numarası verdiği kişinin ByLock kullanıcı listesinde olup olmadığını sorgulamasını istedi. Yaşar Şeker de ağabeyi Adnan Şeker'e WhatsApp üzerinden, "Abi, bir arkadaşın lock kaydı var mı öğreneceğiz de siz bakıyor musunuz buna? Bu ne nasıl oluyor?" diye sordu. Adnan Şeker de usulsüz sorgulama yaptırabileceği örgüt mensubunu işaret ederek, "Lock kaydı dediği ByLock listesinde olup olmadığı. Bakılabiliyor, 'top sakallı hıyar' bakıyor." cevabını verdi. Bunun üzerine Yaşar Şeker, ByLock sorgusu yaptırabildiklerini, bunun sonucunda kullanıcı ID'si ve irtibat bilgilerini görebildiklerini M.O'ya bildirdi. Bunun ardından örgüt mensubunun listede yer alıp almadığına ilişkin sorgulama, 230 lira rüşvet karşılığında kimliği henüz tespit edilemeyen bir kamu görevlisi aracılığıyla yaptırıldı. Şeker kardeşler, havuzdan ulaştıkları bu bilgileri örgüt mensuplarına kimi zaman 300 avro karşılığında sattı. ByLock sorgusu yapılmasına aracılık eden ve yazışmalarda "top sakallı" olarak anılan kişinin Murat B. isimli Whatsapp kullanıcısı olduğu bildirilen gerekçeli kararda, "Ayrıca, Emniyet Genel Müdürlüğü'nün yazısında, ByLock sorgusunu yapan şüphelinin (kamu görevlisinin) tespiti için ByLock sorgu kayıtlarının incelenmesi hususunda izin talep edildiği, bu amaçla ilgili kurumlardan yazışma yapılmasının talep edildiği belirtilmiştir.” tespiti yapıldı. Kardeşini de sorgulatmış Yaşar Şeker’in yazışmalarında, ByLock sorgulamaları için "top sakallı"nın her seferinde para istediği bilgisine yer verilen kararda, "Yaşar Şeker, şahsın kendisine sorgulamaları 230 TL karşılığında yaptırabileceğinden bahsettiği ve Yaşar Şeker'in Murat B. isimli şahsa yaptırdığı sorgulamalar karşılığında verdiği paraları ajandaya not ettiği görülmüştür." ifadeleri kullanıldı. Yaşar Şeker'in aynı şekilde kardeşi Mustafa Şeker'i de sorgulattığı aktarılan kararda, "Sorgulama sonucunda, Mustafa Şeker'in ByLock kullanıcı listesinde yer aldığı ve ByLock kullanım yoğunluğunun kırmızı kategoride olduğu sonucunun iletildiği, bu şekilde sanıkların örgüt mensupları vasıtasıyla kişilerin ByLock listesinde olup olmadıklarını öğrendikleri anlaşılmıştır." ifadeleri kullanıldı. Bir başka yazışmada ise Yaşar Şeker ağabeyine, "Bu iddianamelere ulaşma konusu vardı ya sanırım ulaşabiliriz gibi. Birisini bulduk da bağlantı kurabilirsek onun aracılığıyla" mesajını gönderdi. Adnan Şeker'in, "Öyle mi? Harika olur. Ayrıca yakalama ve tutuklama kararlarına da ulaşılabilirse çok büyük bir rant ve iş olur." cevabını vererek söz konusu bilgilere ulaşmaları halinde usulsüz sorgulama içinde yüklü miktarda para elde edeceklerini kaydetti. Karar Bir dönem örgüt elebaşı Gülen'in avukatlığını da üstlenen Adnan Şeker'in başında olduğu şebeke, rüşvet verdiği katip aracılığıyla FETÖ'cülerin yanı sıra PKK, DHKP-C ve MKP'li yaklaşık 10 bin terör şüphelisinin soruşturma ve yakalama bilgilerini sızdırdığı ortaya çıkmıştı. Şeker'in bu işlem için yurtdışındaki firari örgüt mensuplarından 300 avro, yurt içindeki şüphelilerden ise 400 lira aldığı, UYAP üzerinden usulsüz işlem yaptırdığı katibe ise sorguladığı her kişi için 50 lira verdiği tespit edilmişti. Ankara 24. Ağır Ceza Mahkemesi'ndeki yargılama sonucunda Adnan Şeker, "silahlı terör örgütüne üye olmak" suçundan 10 yıl, "zincirleme şekilde rüşvet vermekten" 17 yıl 6 ay, "gizliliği ihlalden" 2 yıl 6 ay ve "suçluyu kayırmadan" ise 5 yıl hapis cezasına çarptırıldı.

3 gün önce

Cumhurbaşkanı Erdoğan: 19 yılda verdiğimiz tüm sözleri tuttuk

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan "Sel felaketinden sonra yaptığımız ziyaretlerde milletimize yıkılanın yerine daha güzelini çok daha sağlamını yapacağımıza dair söz vermiştik. İşte bugün Sinop'ta bu sözümüzü gerçekleştirmenin gururunu yaşıyoruz" açıklamasında bulundu Erdoğan, Sinop Ayancık Terminal Köprüsü açılışında açıklamalarda bulundu.  Erdoğan'ın açıklamaları şöyle: Açılışını yaptığımız Sinop Ayancık terminal köprüsünün şehrimize ilçemize ve siz kardeşlerime hayırlı olmasını diliyorum. Ağustosta meydana gelen sel felaketinde hayatını kaybeden vatandaşlarımıza Allah'tan rahmet diliyorum. Bu sene dünyanın farklı yerlerinde olduğu gibi ülkemizde de yıkımlara can ve mal kayıplarına neden oldu. Bir taraftan koronavirüsle mücadelemizi sürdürürken diğer yandan sel deprem ve yangınla mücadele ettik. Avrupa ve Amerika'dan çok daha hızlı çok daha etkili şekilde insanımızın imdadına koştuk. Tüm imkanlarımızla felaketin ilk anından itibaren afetzede kardeşlerimizin yanında olduk. Yaraların sarılması zararların tazmini ve afet bölgelerinin yeniden ayağa kalkması için gereken çabayı gösterdik. Sel felaketinden sonra yaptığımız ziyaretlerde milletimize yıkılanın yerine daha güzelini çok daha sağlamını yapacağımıza dair söz vermiştik. İşte bugün Sinop'ta bu sözümüzü gerçekleştirmenin gururunu yaşıyoruz. 11 Ağustos'ta yaşanan selde ilimizdeki 564 kilometre uzunluğundaki yol ağımızın 54 kilometresinde hasar oluşmuştu. Ayancık-Türkeli arasındaki İkisu Köprüsü ile Ayancık merkezinde bulunan terminal ve Şevki Şentürk Köprüleri de yıkılmıştı. Bu tablo karşısında yol açma çalışmaları için 195 adet iş makinesi ve 219 personeli bölgeye sevk ettik. Geçici köprüler yapmak suretiyle tüm güzergahlarda tahribatları gidererek ilimiz genelinde güvenli ulaşım yapılabilmesini sağladık. Ardından İkisu-Ayancık arası, Türkeli-Ayancık arası, Yenikonak-Erfelek arası, Ayancık-Yenikonak arasında oluşan sel felaketinin giderilmesi için yapım ihalelerini gerçekleştirerek çalışmaları yaptık. 4 açıklıklı 110 metrelik terminal köprüsünü 80 gün gibi rekor sürede tamamladık. Bugün açılışa hazır hale getirdik. Selde yıkılan diğer 2 köprümüzün de inşasını inşallah sırasıyla Aralık ve Mart aylarında bitirmeyi hedefliyoruz. Diğer projelerimizi de yakından takip ediyoruz. Son 19 yılda millete verdiği tüm sözleri tutan bir kadro olarak bundan sonra da insanımıza mahcup olmayacağız. Başkaları ülkenin felaketinden çıkar devşirirken biz Sinop'la beraber 81 vilayetimizin tamamı için çalışmayı sürdüreceğiz. Sizlerden felaket tellallarına kulak asmadan hükümetimize ve devletimize güvenmeye devam etmenizi istiyorum. Bugüne kadar nasıl sırt sırta vererek nice badireyi aştıysak, inşallah bugün de üstesinden hep birlikte geleceğiz. Rabbim bizleri her türlü beladan korusun diyorum. Açılışını yaptığımız terminal köprüsünün bir kez daha hayırlı olmasını diliyorum.

4 gün önce

Fransa: İngiltere'nin iç siyasetine rehin tutulmayacağız

Açıklamalar, Fransa'nın kuzeyindeki Calais kentinde Belçikalı, Alman ve Hollandalı mevkidaşlarıyla yaptığı görüşme sonrasında İçişleri Bakanı Gerald Darmanin tarafından yapıldı. “İngiltere Avrupa'yı terk etti ama dünyayı değil. İç İngiliz siyaseti tarafından rehin tutulmadan bu sorular üzerinde ciddi bir şekilde çalışmamız gerekiyor” dedi.  Bakan, İngiliz kıyılarına ulaşmaya çalışan ve İngiliz Kanalı boyunca tehlikeli bir yolculuğa çıkan göçmen akışından İngiltere'nin sorumlu olduğunu söyledi. Göçmenler “İngiltere özellikle işgücü piyasası tarafından cezbediliyor, bu da İngiltere'de herhangi bir kimlik olmadan çalışabileceğiniz anlamına geliyor” dedi. Görüşme iptal edilmişti Fransa İçişleri Bakanı Gerald Darmanin, İngiltere İçişleri Bakanı Priti Patel ile yapacağı görüşmeyi iptal etmişti. Açıklama Boris Johnson'ın Fransa'yı eleştirmesinden sonra gelmişti. Başbakan Boris Johnson, Fransa'nın hatalı olduğunu söylemiş ve Fransa İçişleri Bakanı Gerald Darmanin İngiltere'yi "kötü göç yönetimi" ile suçlamıştı.

4 gün önce

Taliban geçici hükümeti Afganistan'daki havaalanları konusunda AB'den yardım istedi

Avrupa Birliği (AB) ile Afganistan'daki geçici Taliban hükümeti arasında, Katar'ın başkenti Doha'da, insani yardımlar başta olmak üzere havaalanlarının açık tutulması, kız çocuklarının eğitimi gibi çeşitli konularda görüşmeler yapıldı. Hafta sonunda iki gün süren görüşmelerde, AB heyetine Afganistan Özel Temsilcisi Tomas Niklasson, Afganistan heyetine ise Taliban geçici hükümetinin Dışişleri Bakanı Vekili Emirhan Muttaki başkanlık etti. AB Komisyonundan yapılan açıklamada, görüşmenin, "AB'nin, geçici Taliban hükümetini tanıdığı anlamına gelmediği" özellikle vurgulandı. Açıklamaya göre, görüşmelerde her iki taraf da Afganistan'daki havaalanlarının açık tutulmasının önemini vurguladı. Geçici hükümet, havaalanlarının işler tutulması için AB'den yardım talep etti. Taraflar ayrıca Afganistan'da kötüleşen insani duruma ilişkin endişelerini dile getirdi. AB tarafı, Afgan halkına insani yardımda bulunma niyetini ifade ederken geçici hükümet, kamu çalışanlarına aylardır ödenmeyen maaşlarını ödeme taahhüdünü hatırlattı. AB, insani yardımlara ek olarak uluslararası örgütler ve sivil toplum kuruluşları vasıtasıyla eğitim ve sağlık gibi alanlarda doğrudan Afgan halkının yararına olacak şekilde ciddi miktarda mali yardımda bulunma arzusunu paylaştı. AB'nin açıklamasında, kız ve erkek çocuklarının uluslararası standartlara uygun bir müfredatla eğitimlerine eşit şekilde devam edebilmesinin önemine vurgu yapıldı ve "AB heyeti, Afgan heyetinin kızlara ve erkek çocuklara eğitimde eşit erişim ile kadınlara farklı sektörlerde çalışma hakkı sağlama niyetini memnuniyetle karşıladı." denildi. Afgan heyeti, hukukun üstünlüğü ve iyi yönetişime olan taahhüdünü hatırlatırken, AB tarafı demokrasinin önemine vurgu yaparak kapsayıcı bir hükümet kurulması ve anayasal reform yapılması çağrısında bulundu. Afgan heyeti ayrıca, AB tarafının terörle mücadele edilmesi talebine karşılık, ülkenin başkalarının güvenliğini tehdit eden kişi veya gruplarca üs olarak kullanılmasına izin verilmeyeceğine yönelik taahhüdünü teyit etti. Ülkede diplomatik misyonların mevcudiyetinden duyduğu memnuniyeti dile getiren Afgan heyeti, AB diplomatlarının ülkeye dönmesinden memnuniyet duyulacağını bildirdi. AB tarafı da başkent Kabil'de kısıtlı sayıda bir mevcudiyet bulundurma ihtimaline işaret etti. Bunun, Taliban'ı tanıma anlamına gelmeyeceği, güvenlik durumuna bağlı olarak karar verileceği belirtildi.

4 gün önce

Kaçırılan İş insanı Koray Sarısaçlı: 13 gün boyunca Alparslan Kuytul'dan gelen emirleri uyguladılar

Hürriyet’in haberine göre; Olay, 8 Eylül günü saat 17.30 sıralarında, Seyhan ilçesi Yeşilyurt Mahallesi'nde meydana geldi. İş yerinden çıkan iş insanı Koray Sarısaçlı, yüzünü bez parçasıyla gizlemiş, eldivenli kişilerce otomobile bindirilerek kaçırıldı. Çevredekilerin ihbarı üzerine bölgeye sevk edilen Gasp Büro Amirliği ekipleri, şüphelilerin yakalanması için çalışma başlattı. Güvenlik kamerası görüntülerini inceleyen polis, otomobilin plakasının söküldüğünü ve içinde 4 kişinin bulunduğunu belirledi. Olayın öncesine ait 200'e yakın görüntüyü mercek altına alan ekipler, şüphelilerin, kapatılan Furkan Eğitim ve Hizmet Vakfı ile bağlantılı oldukları öne sürülen Yusuf Tapan (33), Haydar Akoraler (39), Rıdvan Taş (31) ile Erol Ardıç (34) olduğunu ve aracın da bölgede birkaç tur attığını tespit etti. Polis, araştırmasında Koray Sarısaçlı'nın eski eşi Asuman S. ve kızı R.S.'ye ait 70 milyon TL değerinde çok sayıda arsa, iş yeri ve laboratuvarın satış vekaletinin farklı tarihlerde şüphelilerden Yusuf Tapan'a verildiğini tespit etti. Söz konusu iş yerlerinden birinin satış vekaletinin geçen ay yine Yusuf Tapan'a verildiği, sonrasında Koray Sarısaçlı ile eski eşi Asuman S.'nin notere giderek vekaletin iptalini sağladığı belirtildi. ÖNCE SERBEST BIRAKILIP SONRA TUTUKLANDILAR Olaydan sonra kaçan şüphelilerden Yusuf Tapan, Haydar Akoraler ile aracın sahibi Erdal Ergül, eş zamanlı baskınlarla yakalandı. Adreslerinde bulunmayan Rıdvan Taş ile Erol Ardıç ile yardım ettiği belirlenen Emrah Taş'ın yakalanması için çalışma başlatıldı. Emniyetteki işlemlerinin ardından adliyeye sevk edilip serbest bırakılan Yusuf Tapan, Haydar Akoraler ile aracın sahibi Erdal Ergül, savcılığın üst mahkemeye itirazıyla yeniden gözaltına alındı. Mahkemeye çıkarılan Yusuf Tapan ile Haydar Akoralel 'cebir, şiddet veya hileyle kişiyi hürriyetinden yoksun kılma' suçundan tutuklandı, Erdal Ergül ise serbest bırakıldı. Ailesinin işkence gördüğünden endişelendiği Koray Sarısaçlı ise 21 Eylül gecesi evine döndü. Savcılığa ifade veren Sarısaçlı, kendisini kaçırıp para isteyen kişileri tanımadığını, yüzlerini görmediğini söyledi. İşkence gördüğünü öne süren Sarısaçlı, parasının olmadığını anlayınca kaçıranların kendisini serbest bıraktığını belirtti. ARAÇLARI DEĞİŞTİRİP, PLAKASINI SÖKTÜLER Öte yandan firari şüphelilerden Rıdvan Taş'ın, kendi aracını Erdal Ergül'e verip, olayda kullanılan aracı aldığı görüntüler ortaya çıktı. Görüntülerde tokalaşıp, bir süre sohbet eden ikilinin, Rıdvan Taş'ın aracının bagajından aldığı 2 çantayı Erdal Ergül'ün otomobiline yüklediği görüldü. Daha sonra araçlara binerek bölgeden ayrılan ikiliden Rıdvan Taş'ın, Alparslan Türkeş Bulvarı’nda otomobili yol kenarına çekip, ön ve arka plakaları söktüğü anlar da güvenlik kamerasına yansıdı. Bu görüntülerin ortaya çıkması üzerine Erdal Ergül, yeniden gözaltına alınıp, sevk edildiği adliyede çıkarıldığı mahkemece tutuklandı. Aranan şüphelilerden Emrah Taş da bir süre sonra gözaltına alındıktan sonra tutuklandı. Polis ekiplerinin, Rıdvan Taş ve Erol Ardıç'ın yakalanması için çalışmalarına devam ettiği bildirildi. SAVCILIĞA GİDİP İFADESİNİ DEĞİŞTİRDİ İlk ifadesinde kendisini kaçıranları tanımadığını söyleyen ​Koray Sarısaçlı, 9 Kasım'da savcılığa giderek Furkan Eğitim ve Hizmet Vakfı'nın kurucusu Alparslan Kuytul ile vakıf çalışanlarının kendisini kaçırdığı yönünde ifade verdi. Alparslan Kuytul'un talimatlarıyla kaçırıldığını ve mal varlığına el koyulmaya çalışıldığını iddia eden Sarısaçlı, konuşmaması için ailesiyle tehdit edildiğini öne sürdü. Basın mensuplarına yaşadıklarını anlatan Koray Sarısaçlı, kaçırılmadan birkaç gün önce takip edildiğinin farkında olduğunu belirterek, "Olay günü otomobile bindirilip kaçırmaya çalıştıklarında arabanın içinde kafama sopalarla vurup, elektroşok verdiler. Beni inşaat halindeki bir yere götürüp, günlerce işkenceye devam ettiler. 13 gün boyunca Alparslan Kuytul'dan gelen emirleri uyguladılar. Kemiklerim kırık olmasına rağmen vurmaya devam ettiler. Farklı günlerde toplamda 7 milyon dolarlık senet imzalamam karşılığında beni serbest bıraktılar. Gördüğüm işkenceleri söylememem için beni video kaydına aldılar. Gözlerim kapalı işkence yapıyorlardı" dedi. Vakfa farklı zamanlarda para verdiğini anlatan Sarısaçlı, "Derneğe çağırdıklarında gitmediğimde, 'Bugün gelmedin, 4 milyon TL para vereceksin. Yanında çalışan kişi de gelmedi. Onun için de 3 milyon vereceksin' gibi cezalar kesiyorlardı. 8 milyon laboratuvar için 4 milyon TL de çiftlik için para aldılar" diye konuştu. 'ÖLÜM KORKUSUNDAN BİR ŞEY YAPAMADIM' Serbest bırakıldıktan sonra yaşadıklarını anlatmaması için tehdit edildiğini ve vakıftaki kişilerin hiç yanından ayrılmadığını öne süren Koray Sarısaçlı, "Kendi avukatlarımla irtibata geçmememi söylediler. Savcının odasına kadar derneğin gönderdiği avukatlar beraber geldi. Ölüm korkusundan bir şey yapamadım. İşlerin daha da karışacağını anladığım için savcılığa giderek ifademi değiştirdim" dedi. Kaçırıldıktan sonra Alparslan Kuytul’un yanına götürüldüğünü de iddia eden Sarısaçlı, "Devir işlemleri için vekalet vermemle ilgili talimat verdi. Notere giderek vekalet verdim. Senetler ve vekalet ile ilgili savcılığı bilgilendirdik. Hukuki süreci başlattık" diye konuştu. Koray Sarısaçlı'nın avukatı Mehmet Emin Çınar ise "Müvekkilim, alıkoyulduğu süre zarfında bütün olayların azmettiricisinin Alparslan Kuytul olduğunu savcılık makamına iletti. Ortada çıkar amaçlı olarak kurulan suç örgütünün olduğunu görüyoruz. Bu suç örgütü, müvekkilimin mal varlığını, hukuka aykırı yöntemlerle ele geçirmeye çalışmıştır. Müvekkilim kaçırılıp işkenceye maruz kalmıştır" dedi.

4 gün önce

Bulgaristan'dan Türkiye'ye uyuşturucu sevkiyatı yaptıkları belirlenen 5 şüpheli yakalandı

Alınan bilgiye göre, Kırklareli Cumhuriyet Başsavcılığı koordinesinde Kırklareli Jandarma Komutanlığı Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele Şubesi ekiplerince Bulgaristan'dan Türkiye'ye uyuşturucu madde sevkiyatı yapan şüphelilere yönelik operasyon düzenlendi. Teknik ve fiziki takibe alınan 5 şüpheli, Bulgaristan'a sınırı bulunan Demirköy ilçesinde uyuşturucuyu alarak İstanbul'a götürmek isterken suçüstü yakalandı. Şüphelilerin uyuşturucu kaçakçılığında kullandıkları 3 otomobil ile Kırklareli, Edirne ve İstanbul'da şüphelilere ait adreslerde yapılan aramalarda 63 kilogram skunk ele geçirildi. Ayrıca uyuşturucu kaçakçılığında kullanılan 2 motosiklet, 2 uydu telefonu, 2 telsiz ve 6 cep telefonu ile bir miktar paraya da el konuldu. Bulgaristan uyruklu suç örgütü lideri olduğu ileri sürülen E.K'nın da aralarında olduğu 5 şüpheli gözaltına alındı. Öte yandan şüphelilerin Bulgaristan'daki diğer suç örgütü üyeleriyle haberleşmek için uydu telefonu, sınıra yakın bölgelerde ise telsiz kullandıkları tespit edildi.

1 2 3 4 5 6 7 8 ... 289 290