03 Şubat Cuma 2023
3 gün önce

Bakan Soylu duyurdu! 4 ilde eş zamanlı 'Kökünü Kurutma Operasyonu' başlatıldı

İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, Antalya Emniyet Müdürlüğünde "Kökünü Kurutma Operasyonu"na ilişkin açıklama yaptı. Bakan Soylu'nun açıklamaları şöyle: Saat 06.00 itibarıyla yaklaşık 5 aydır planlanan 37. Kökünü Kurutma Operasyonu ile ilgili Antalya'dayız. Aynı zamanda Erzincan, Isparta ve Ordu'da da operasyonlar eş zamanlı olarak başladı. Antalya'da 187 şüpheliden 181'i gözaltına alındı. Ordu'da 25, Isparta'da 18, Erzincan'da 17 gözaltı var.

3 gün önce

İçişleri Bakanlığı: “Olası her türlü provakasyonlara karşı tüm değerlendirmeler yapılmış, güvenlik tedbirlerimiz en üst seviyeye çıkarılmıştır”

İçişleri Bakanlığı’ndan yapılan açıklama şöyle; “Kamuoyumuzun hassasiyetle takip ettiği gibi son dönemlerde, İsveç, Hollanda ve Danimarka’da kutsal kitabımız Kur’an-ı Kerim’e yönelik yapılan meş’um eylemlerden sonra, olası her türlü provakasyonlara karşı tüm değerlendirmeler yapılmış, güvenlik tedbirlerimiz en üst seviyeye çıkarılmıştır. Bu kapsamda, DEAŞ ve EL-KAİDE gibi terör örgütlerinin de sözkonusu menfur olayları gerekçe göstererek, pek çok ülkede eylem arayışında olduğuna yönelik bilgiler de değerlendirilmiştir.   Bu konuyla ilgili olarak, Türkiye için güvenlik uyarısı yapan mezkûr ülkeden ve diğer pek çok ülkeden, dönem dönem tarafımıza iletilen istihbari bilgiler titizlikle kıymetlendirilmektedir. Daha önce dost bir ülkeden de gelen ve söz konusu ülkenin güvenlik uyarısı notunda da adı geçen şahıslar, gözaltına alınmıştır. Yapılan aramalarda herhangi bir silah, mühimmat ve eylem emaresine rastlanmamıştır. Ancak soruşturma, dijital materyal incelemeleri dahil olmak üzere tüm yönleriyle titizlikle sürdürülmektedir. Ülkemizde terör örgütlerine karşı operasyonlar, halihazırda aralıksız devam etmektedir.   2022 yılında DEAŞ terör örgütüne yönelik 1.042 operasyon gerçekleşmiş, 1.981 kişiye gözaltı işlemi; 2023 yılının Ocak ayında ise yine aynı örgüte yönelik olarak toplam 60 operasyon düzenlenmiş, 95 kişiye gözaltı işlemi  gerçekleştirilmiştir. Keza PKK/PYD terör örgütüne yönelik 2022 yılında 134.713 (130.981 kırsal, 3.732 şehir) operasyon gerçekleşmiş, bu operasyonlarda 8.410 gözaltı işlemi yapılmıştır. 2023 yılının Ocak ayında ise yine aynı örgüte yönelik toplam 9.040 (8.781 kırsal, 259 şehir) operasyon düzenlenmiş, operasyonlarda 378 kişiye gözaltı işlemi gerçekleştirilmiştir. Ülkemizde terör örgütlerine karşı operasyonlar, halihazırda aralıksız devam etmektedir.   2023 yılında da PKK/PYD, FETÖ ve DEAŞ terör örgütlerinin ve suç gruplarının ülkemizdeki huzur ve asayişi bozma girişimlerine yönelik her türlü tedbir ve mücadele kararlılıkla devam etmektedir.”

3 gün önce

Cumhurbaşkanı Erdoğan: Kadınların iş gücüne katılımında Cumhuriyet tarihinin rekorunu kırdık

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Denizli'de düzenlenen "Kadınlarla Büyük Türkiye Yolunda" programına katıldı. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Denizli Organize Sanayi Bölgesinde gerçekleştirilen "Emekçi Kadınlarla Buluşma" programına katıldı. Yönetim kurulu başkanı da bir kadın olan fabrikada çalışan kadınları selamlayarak konuşmasına başlayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Ülkemizin en çok kadın işçi çalışan fabrikasında siz üreten, emek veren, değer ortaya koyan kadınlarımızla bir araya gelmekten büyük bir memnuniyet duyuyorum. Burada kadın işçilerimizin yanı sıra bulunan kadın girişimcilerimiz ve STK'larda görevli kadınlarımız, tam da Türkiye'nin ihtiyacı olan fotoğrafı ortaya koyuyor. Kadınları hayatın dışında tutan bir toplum, potansiyelinin yarısından vazgeçmiş, yarısını atıl bırakmış durumdadır. Kadın, anne olarak evlatlarını, evini ve ailesini şefkati ve de emeğiyle kucaklar. Kadın aynı zamanda emeğiyle, becerisiyle, azmiyle, birikimiyle ve mücadelesiyle de özel bir yere sahiptir. Hayatın her alanındaki başarılarını adeta şapka çıkartarak takip ettiğimiz kadınlarımızla her buluşmamızda ülkemizin bu büyük hazinesini geç harekete geçirmiş olmasından dolayı da hayıflanıyoruz. Biz hükümete geldiğimizde kadınların iş gücüne katılımı hele hele girişimcilik düzeyleri öylesine düşüktü ki inanmakta çok zorluk çektik. Cumhuriyet tarihinde kadınlarımızın hem hak ve özgürlüklerini en geniş şekilde kullanabildikleri hem de emekleri ve becerileriyle iş dünyasının her alanında varlık gösterebildikleri dönem bizim dönemimizdir" dedi. "KADINLARIN İŞ GÜCÜNE KATILIMINDA CUMHURİYET REKORU KIRILDI" 20 yıllık iktidarları döneminde kadınlara yönelik atılan adımlardan söz eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Kadınlarımızın en az bir eğitim düzeyini tamamlama oranlarını yüzde 70'lerden yüzde 88 seviyelerine biz getirdik. Hem çalışan hem de evinde ailesi ve çocuğuyla hayatını sürdüren kadınlarımıza verdiğimiz desteklerle hep yanlarında olduk. İş gücüne katılım düzeyleri yüzde 27'lerde olan kadınlarımız, bugün yüzde 36 ile cumhuriyet tarihinin rekorunu kırdı. İstihdamdaki kadın sayısını da 6 milyondan aldık 10,5 milyona yaklaştırdık. Üstelik bu olumlu gelişmeler artarak devam ediyor. Bugün devletin verdiği eğitimlerle meslek sahibi olan ve işe başlayan kadınlarımızı gördükçe mutlu oluyorum. Bugün KOSGEB desteklerinin yarıya yakınını kadınlarımızın kullandığını gördükçe memnun oluyoruz. Kırsal kalkınma destekleriyle kadınlarımızın başardığı işleri gördükçe seviniyoruz. Fabrikalardan kooperatiflere kadar üretimin her alanında kadınlarımızın güçlendiğini gördükçe, geleceğimize güvenle bakıyoruz. Kamu ve özel sektörde yönetim ile karar organlarının her seviyesinde sayıları ve de etkinlikleri artan kadınlarımızla gurur duyuyoruz" şeklinde konuştu. "KADINLARIMIZ HEP BİZİM YANIMIZDA OLDU" "Bir dönem kadınlarımızın kimi zaman kıyafetini, kimi zaman çocuğunu bahane ederek bırakın yönetim organlarına, okullara, fabrikalara sokmamaya çalışan faşist bir zihniyetle mücadele ettik" diyen Erdoğan, sözlerini şu şekilde tamamladı: "Üstelik bu ilkelliklerini çağdaşlık kılıfı altında satmaya çalışıyorlardı. Verdiğimiz büyük mücadele neticesinde tüm bu engelleri, ön yargıları ve yanlış kabulleri birer birer geride bıraktık. Ülkemizi kadına şiddet ayıbından kurtarmaya çalışırken, aynı zamanda eğitimden istihdama her alanda kadınlarımıza her alanda pozitif ayrımcılık uygulama politikalarını da hayata geçirdik. Yaygınlaştırdığımız okul öncesi eğitim ve bakım kuruluşlarıyla, çalışan çocuklu kadınlarımıza destek olduk. TBMM'de en yüksek kadın temsil oranına ulaştığımız, eğitimden bankacılığa pek çok sektörde kadın istihdamının erkekleri geride bıraktığı bir döneme ulaştık. Kadınlarımıza olan güvenimizin en önemli tezahürü, Türkiye'de kadın kolları teşkilatlanmasına resmen ve fiilen bünyesinde yer veren ilk parti ve bunu gerçekleştiren ilk genel başkan olmamızdır. AK Parti, bugün itibariyle 5 milyon 560 bin kadın üyesi olan bir partidir. Diğer partileri şöyle üst üste koyun, bunların bizim kadın üyemiz kadar bile üyeleri yok. Geçmişte sadece belli faaliyetlerin aracısı olarak görülen kadın kolları teşkilatlanmasını, biz partimizin üç ana sacayağından birisi haline getirdik. Kadınları siyasetin nesnesi olmaktan çıkardık, öznesi haline getirdik. Hamdolsun kadınlarımız da bize sahip çıktı, bizim hep yanımızda oldular. Bizimle mücadeleye girecek olan 2 defa düşünmesi lazım. Kadının gücünün ve fendinin galip gelemeyeceği mücadele yoktur. Kadınlarımızın desteği ve duasıyla bugünlere geldiğimiz gibi inşallah Türkiye Yüzyılı'nı da onlarla birlikte inşa edeceğiz. Türkiye Yüzyılı hepimizin ortak hayalini, ortak geleceğini ifade ediyor. Bunun için Türkiye Yüzyılı'nın siyasi değil, milli bir proje olduğunu, milli biz vizyon olduğunu söylüyoruz. Sizlerden de Türkiye Yüzyılı mücadelemize emeğinizle, fikrinizle, tercihinizle katkıda bulunmanızı özellikle istirham ediyorum. Ülkemizi 2023'e nasıl birlikte getirdiysek, inşallah cumhuriyetimizin yeni yüzyılındaki hedeflerine de yine sizlerle birlikte ulaşacağız." Erdoğan, Özay Gönlüm türkülerine eşlik etti AK Parti Kadın Kolları Genel Başkanı Ayşe Keşir'in de Cumhurbaşkanı Erdoğan'a eşlik ettiği programda, devletten aldığı desteklerle önemli işlere imza atan kadın girişimciler ile dünya ve olimpiyat şampiyonu milli sporcular Şeyda Nur Kaplan ve Berfin Altan başarı hikayelerini paylaştı. Program Denizlili merhum sanatçı Özay Gönlüm'e ait türkülere yer verilen müzik dinletisiyle son buldu. Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın da zaman zaman şarkılara sesiyle eşlik ettiği buluşmaya katılan kadınların dansları ve yaşadıkları mutluluk renkli anların yaşanmasına neden oldu. UNESCO tarafından 2020 yılında 'Yaşayan İnsan Hazinesi Listesi'ne alınan sipsi ustası Halime Özke de ilerlemiş yaşına rağmen müzik ziyafeti sundu.

3 gün önce

ABD, Beyoğlu'nu adres göstermişti! Belediye Başkanı Yıldız'dan tepki: Sadece ikaz olmadığı açık!

İsveç'te Türkiye Büyükelçiliği önünde Kur'an-ı Kerim'in yakıldığı provokasyona tepkiler devam ederken, ABD'den de tepki çeken bir açıklama geldi.  ABD: ÖZELLİKLE BEYOĞLU'NA GİTMEYİN Türkiye'de yaşayan vatandaşlarına seyahat uyarısı yapan ABD Büyükelçiliği, "terör saldırıları olabileceğine" dikkati çekti ve "Galata, Taksim ve İstiklal konumlarından uzak durma" çağrısında bulundu. Büyükelçiliğin açıklamasında, şu ifadelere yer verildi: "ABD hükümeti vatandaşlarını, teröristlerin İstanbul'daki kiliselere, sinagoglara ve diplomatik misyonlara ya da özellikle Beyoğlu, Galata, Taksim ve İstiklal bölgeleri olmak üzere Batılıların sıkça gittiği diğer yerlere yönelik olası misilleme saldırılarına karşı uyarmaktadır. Türk makamları bu konuyu soruşturmaktadır. Bu mesaj, Avrupa'daki Kuran yakma olaylarına ilişkin 27 Ocak 2023 tarihli güvenlik uyarısını güncellemektedir.” BEYOĞLU BELEDİYE BAŞKANI YILDIZ'DAN TEPKİ ABD'nin hedef gösteren açıklamasına, Beyoğlu Belediye Başkanı Haydar Ali Yıldız cevap verdi. "Büyükelçiliğin Beyoğlu'nu açıkça adres göstererek terör saldırısı açıklamasını yapmasını kabul etmiyoruz" diyen Yıldız, şu ifadeleri kullandı:  "ABD Büyükelçiliği’nin Beyoğlu’nu açıkça adres göstererek terör saldırısı açıklaması yapmasını kabul etmiyoruz, reddediyoruz. İsveç’te, Danimarka’da, Hollanda’da yaşanan skandal olayın ardından ikinci kez yayınladıkları metinde amacın sadece ikaz olmadığı açıktır. Terörün ve teröristin oluşturmak istediği korku iklimi, bu adımlarla terörden önce oluşturulmakta ve faydadan çok zarar vermektedir. Beyoğlu’nda tüm inançlar yüz yıllardır barış içinde bir arada yaşamaktadır. Her bir cami, her bir kilise, her bir sinagog ve her bir ibadet merkezi, İsveç’te, ABD’de, Avrupa’da gösterilmeyen saygıyla ve hoşgörüyle farklı inançlardaki vatandaşlarımızın hizmetindedir. Teröristin oluşturmak istediği algıya, bir devletin büyükelçiliğinin farklı bir yöntemle fırsat sunması; bu yapılırken Galata’nın, Taksim’in, İstiklal’in adının açıkça belirtilmesi talihsizliktir. ABD Büyükelçiliği’ni Türkiye’nin imajını zedelemeye yönelik adımlardan vazgeçmeye, dini inançlara saygısızılık yapan merkezleri lanetlemeye davet ediyorum. Beyoğlumuz’da gerçekleşen son terör saldırısında yakalanan YPG’li teröristin örgütünün, kimin askerleri tarafından eğitildiğini tüm dünya milletleri bilmektedir. Vatandaşlarına bir ikaz yayınlayacaklarsa teröristi besleyen, eğiten devletlere karşı yayınlayabilirler!"

3 gün önce

Washington Post'tan 'YPG' itirafı

ABD PKK'yı terör örgütü olarak tanısa da yapılan her açıklamada YPG'yi PKK'dan ayrı tuttuğunu belirtip, desteği YPG'ye verdiğini söylüyor. Ancak ülkenin önde gelen medya kuruluşlarından The Washington Post'ta yayımlanan bir haberinin fotoğraf altı yazısında itiraf niteliğinde bir açıklamaya yer verdi. ABD Özel Kuvvetler'de yer alan kadınların karşılaştığı zorluk, ayrımcılık ve tacizin aktarıldığı haberde kullanılan resim altında şu ifadeler yer aldı: "ABD kuvvetleri PKK, Kürdistan İşçi Partisi'ne Eylül'de askeri eğitim verirken. ABD'nin seçkin askeri birliklerindeki kadınlar yıllar önce Özel Kuvvetlere verilen entegrasyon emrine rağmen hala engellerle karşılaşıyor." Güvenlik ve terörizm üzerinde çalışan Prof. Bruce Hoffman, söz konusu haber üzerine sosyal medya hesabından paylaşımda bulundu. Hoffman, "Bugünün Washington Post gazetesinin ikinci sayfasında yer alan fotoğrafın başlığına bakın. ABD Özel Güçleri gerçekten 1997 yılından bu yana ABD Dışişleri Bakanlığı tarafından yabancı terör örgütü listesinde yer alan PKK'ya askeri eğitim mi sağlıyor? YPG veya SDG'deki Kürt güçleri olduğunu düşünüyorum/umuyorum." ifadelerini kullandı. İNTERNET SİTESİNDE AYNI FOTOĞRAF KULLANILMADI Öte yandan, gazetenin basılı versiyonun da kullanılan fotoğraf, internet sitesinde yer alan haberden kaldırılarak; ABD Savunma Bakanlığı'nın (Pentagon) binası konuldu.

3 gün önce

Ekrem İmamoğlu ile ilgili olay iddia! "Bağımsız aday olacak"

Hürriyet yazarı Abdulkadir Selvi, İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu'nun bağımsız cumhurbaşkanı adayı olacağını iddia etti.

4 gün önce

Cumhurbaşkanı Erdoğan'dan 6'lı masaya 'adaylık' cevabı: Milletim hem aday yapacak hem cumhurbaşkanı

Bilecik Vezirhan'da "Kökümüz Mazide, Gözümüz Atide" programı kapsamında gençlerle bir araya gelen Cumhurbaşkanı Erdoğan, şair, romancı ve oyun yazarı Necip Fazıl Kısakürek'in sözlerinin de yer aldığı, Ayasofya-i Kebir Cami-i Şerifi'nin açılışına ilişkin görüntülerin izletilmesinin ardından yaptığı konuşmada, "Duydunuz, dinlediniz, ne diyor? Ayasofya açılacak. Ve Ayasofya açıldı mı? Bize nasip oldu mu? Allah'a hamdolsun. Üstadımızın (Necip Fazıl Kısakürek) mekanı cennet olsun. Görmüş ve nasibi de bize olmuş." ifadelerini kullandı. Cumhurbaşkanı Erdoğan, gençlerden aldıkları enerjiyle, heyecanla, coşkuyla ülkeyi büyütme, milleti güçlendirme mücadelesine daha bir azimle ve daha bir gayretle sarıldıklarını belirterek, gençlerle her bir araya gelişinde gençliğine döndüğünü ve ruhen gençleştiğini söyledi. Kendi gençliklerinin bir yandan yoklukla ve yoksullukla, bir yandan yasaklarla, baskıyla ve kavgayla geçtiğini dile getiren Erdoğan, "Gençler, unutmayın ben de size aşığım. Milletimizin asırlık yorgunluğunu, asırlık çilelerini sırtlanan bir gençlik olarak hayata tutunma mücadelesi verdik. Bu uğurda nice arkadaşımızı ya bedenen ya fikren kaybettiğimiz dönemler oldu. Hamdolsun tüm bu badireleri atlatarak belediye başkanı, başbakan, cumhurbaşkanı olarak milletimize hizmet etme şerefine eriştik. Ne diyorlardı? 'Muhtar bile olamaz' diyorlardı. Ama benim milletim bu kardeşinizi, ağabeyinizi bu ülkede cumhurbaşkanı yaptı. Şimdi altılı masa ne diyor? 'Aday olamaz' diyor. Size rağmen milletim hem aday yapacak hem de cumhurbaşkanı yapacak. Ve tabii o zaman kilonuz da ortaya çıkacak. Bakalım kaç kilosunuz?" diye konuştu. Cumhurbaşkanı Erdoğan, gençlerin misafiri olarak bulunduğu güzel mekanda, şu dönemdeki tecrübesiyle hayata dönüp baktığında Ömer Hayyam'ın "Ömrümüzden bir gün daha geldi geçti. Derede akan su, ovada esen yel gibi. İki gün var ki dünyada, bence ha var ha yok. Daha gelmemiş gün bir, geçmiş gün iki." sözlerinin aklına geldiğini belirterek, "Evet, biz geçmiş günleri yaptığımız eser ve hizmetlerle hatırlayarak tarihe havale ediyor, gelecek günleri de Rabb'imizin takdirine bırakıyoruz." dedi. Karşısındaki tablonun enerjisini, heyecanını ve coşkusunu daha da arttırdığına, altılı masaya da bazı mesajlar verdiğine dikkati çeken Erdoğan, şöyle konuştu: "Bizim için önemli olan, bugün burada siz gençlerimizle gönüllerimizi buluşturmuş olmamızdır. Sizlerle burada yaptığımız hasbihalin lezzeti paha biçilmezdir. Şimdi diyorlar ya, 'Deliler gibi aşığım size' diyorlar ya, ben de deliler gibi aşığım size. Şu güzel tablo, gençlerimize kem gözle bakanlara ibret olsun. Şu fotoğraf gençlerimizi, kendi adamlarına yaptıkları şekilde, ne diyor? Gel deyince gelen, git deyince giden, istedikleri gibi yönlendirebilecekleri bir güruh sananlara da ibret olsun." CHP'nin "Parlamentoyu çoluk çocuğa mı bırakacağız?" dediğini aktaran Erdoğan, "Bunların mantığı bu, mantalitesi bu. Biz de dedik ki, 'Biz öyle bir geldik ki bizim ecdadımız Fatih, 18 yaşında bir çağı kapadı, bir çağı açtı. Onun torunları olarak, bu parlamentoya bu yakışır' dedik. Ve kanunlar önünde reşit sayılan her bir evladımızın şehrinin ve ülkesinin geleceğinde söz sahibi olma hakkını da biz gençlerimize teslim ettik. Bugün ülkemizde siyasi partilerden iş dünyasına kadar her yerde geçmişte hiç olmadığı kadar çok gencimiz, söz ve karar sahibi konumda yer almaktadır. Türkiye ortanca yaşı 33 olan bir ülke olarak dünyanın en genç nüfuslu devletleri arasındaki yerini korumaktadır." değerlendirmesinde bulundu. Erdoğan, özellikle Batı ülkelerinin hızla yaşlanan nüfusuyla karşılaştırıldığında bu gençlik aşısının kendileri için hayati öneme sahip olduğunun altını çizerek, şunları kaydetti: "Böyle bir nüfusu hala 1940'ların, 1970'lerin, 1990'ların zihniyetiyle yönetmeye talip olmak en başta gençlerimize hakarettir. Dünyanın bilgi toplumunu geride bırakıp dijitale yöneldiği, yapay zekayı tartıştığı bir dönemde eski Türkiye vaadiyle sizlerin karşısına çıkanlar ne bu ülkeyi ne de gençleri tanıyor demektir, tanımıyorlar. Ülkemizin e-Devlet Kapısı ile kamu hizmetlerinin neredeyse tamamına yakınını dijitale taşıdığından habersiz olanların zihin dünyaları henüz Cilalı Taş Devri'nden Yontma Taş Devri'ne geçmenin şaşkınlığını yaşıyor. Görüntülü konuşmayı ileri teknoloji sananları, 2023 Türkiye'sini tanımaya, ülkemizin özellikle e-Devlet altyapısını öğrenmeye çağırıyorum Bay Kemal. Rahmetli Özal'ın çok güzel bir sözü vardı. Özal, bu zihniyet için 'Bizim yaptıklarımıza onların hayalleri bile yetişemez.' diyordu. Biz de bugün karşımızdakilerin gündemlerine, söylemlerine, duruşlarına bakıp aynı hissiyata kapılıyoruz." Kendilerinin, "Boğaz'ın altından Marmaray'ı ve Avrasya Tüneli'ni yaptıklarını" söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Bunlara kalsa böyle bir şey yapabilirler miydi? Bu kadar büyükşehir belediye başkanları var. Eserlerinizi bir ortaya koyun ya, ne yaptınız? Ne yaptınız ya bir görelim? Yapamazlar. Şimdi Türkiye uzay yarışında, kutup rekabetinde, teknoloji tasarlama ve geliştirme mücadelesinde yerini güçlendirmenin çabası içindeyken aynı kapıdan 6 kişi birden geçme kavgası verenleri gülerek izliyoruz. Bunlardan ne ülkemize ne milletimize ne de siz gençlerimize hiçbir hayır gelmeyeceğini çok iyi biliyoruz. Dışarıdakiler bile bunlardan umudu kesmiş olmalı ki her gün bir başka küresel medya kuruluşunu devreye sokarak 14 Mayıs için bizzat sahaya inme ihtiyacı hissettiler. Güya aleyhimizde yaptıkları yayınlarla gençlerimizin, kadınlarımızın, milletimizin iradelerini yönlendirebileceklerini düşünüyorlar." ifadelerini kullandı. Cumhurbaşkanı Erdoğan milletin çoktan "yeter" dediğini dile getirerek, "Geçtiğimiz 20 yılda bize verilen her destek, emperyalistlerin ve onların maşalarının yüzlerine haykırılmış bir 'yeter' sözüdür. Biz de bu tarihi meydan okumayı 14 Mayıs'ta bir kez daha 'Yeter, söz de karar da gelecek de milletindir.' diyerek, çok daha yüksek bir seda ile tekrarlamak istiyoruz." diye konuştu. Gençlere güvendiğini ve inandığını dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Çünkü bunlar, milletten alamadıkları destekle elde edemedikleri yönetimi, darbecileri kullanarak gasbedip, Menderes'i idam sehpasına gönderenler; bugün onun 'Yeter, söz milletindir.' sözüne sahip çıkmaya kalkıyorlar. Daha durun bakalım ya siz bunları konuşmazken biz konuşuyorduk. Siz neredesiniz? Sadece tek parti devrinden beri hayatlarını kararttıkları, hatta ellerine kanlarını bulaştırdıkları mazlumların ahı bile bunların akıbetini berbat etmeye yeter." dedi. "TÜRKİYE'NİN ÖNÜNÜ ESARETİN ZİNCİRLERİYLE KESMEK İSTEYENLERE İZİN VERMEYİN" Cumhurbaşkanı Erdoğan, gençlerden tek talebinin büyük emekler, fedakarlıklar ve bedeller karşısında teslim edecekleri özgür, demokrat, kalkınmış, güçlü Türkiye mirasına sıkı sıkıya sahip çıkmaları olduğunu söyledi. Yapmanın zor, yıkmanın kolay olduğunu; müktesebatlarında, yaptıkları tek bir hayırlı iş olmayanların tek bildiği şeyin yıkmak olduğunu kaydeden Cumhurbaşkanı Erdoğan, gençlere şöyle seslendi: "Gençler, özgür Türkiye'nin önünü esaretin zincirleriyle kesmek isteyenlere izin vermeyin. Gençler, bağımsız Türkiye'nin ayaklarına prangalar vurmaya kalkanlara asla izin vermeyin. Gençler, askeri gücüyle, diplomatik maharetiyle, siyasi etki alanıyla eşiğine geldiğimiz Türkiye Yüzyılı'nı hep birlikte yükseltin. Gençler, ülkemizin kazanımlarına sahip çıkın, hedeflerine yürümeye kararlılıkla devam edin. Gençler, hayallerinizden asla vazgeçmeyin. Sizi bunlardan mahrum etmek isteyen içeride ve dışarıda kim varsa bilin ki geleceğinize kastetmiştir, istiklalinize göz dikmiştir. Arkalarına aldıkları küresel güçleri göstererek sizi korkutmaya, yıldırmaya, bezdirmeye çalışan kim varsa Bilecik'i hatırlayın. Anadolu'nun bu küçük şehrinde Osman Gazi'nin diktiği bir çınarın köklerinin Doğu Roma'yı da fethederek nasıl dünyanın en büyük, en güçlü devletinin temellerine dönüştüğünü hatırlayın." Cumhurbaşkanı Erdoğan, kendilerinin de bu yıl ilk asrı geride bırakılan Cumhuriyet için aynı hayalleri kurduklarını, bugüne kadar yaptıklarını, demokrasi ve kalkınma yolunda eksiklerin tamamlanması olarak kabul ettiklerini anlattı. "EMPERYALİST HEVESLERİ YİNE KURSAKLARDA BIRAKMAYA DAVET EDİYORUM" Türkiye Yüzyılı'yla, ardı ardına yaşanan krizlerle sarsılan küresel yönetim düzeninde ülkeyi en üst sıralara çıkartacak atılıma hazırlandıklarını belirten Erdoğan, şunları kaydetti: "Hazır mısınız? Gelin, 14 Mayıs'ta hep birlikte ortaya koyacağımız iradeyle bu tarihi şahlanışı birlikte gerçekleştirmeye var mıyız? Gelin, Türkiye Yüzyılı destanını birlikte yazmaya var mıyız? Gelin, size devredeceğimiz büyük ve güçlü Türkiye'nin kapılarını birlikte aralayalım. Bir asır önce bizi Anadolu topraklarına gömeceklerini sananlar vardı. Milli Mücadele'yle hepsini de hüsrana uğrattık. Bugün de kendi yazdıkları senaryoyu içimizdeki gafilleri kullanarak üzerimizde uygulamak isteyenler olduğunu görüyoruz. Sizleri, üstadın deyimiyle Anadolu kıtası büyüklüğündeki dava taşını gediğine koyarak bu vahşi emperyalist hevesleri yine kursaklarda bırakmaya davet ediyorum. Şu gençlik bizimle birlikte olduğunda bu mücadelenin zaferle neticeleneceğinden şüphe duymuyorum." Cumhurbaşkanı Erdoğan, Osman Gazi'nin beyliği ilan ettiğinde, Fatih Sultan Mehmet'in İstanbul'u fethettiğinde, Kanuni Sultan Süleyman'ın ülkenin yönetimini devraldığında, Abdülhamit Han'ın tahta geçtiğinde, Mustafa Kemal Atatürk'ün Milli Mücadele'yi başlattığında genç olduklarını anımsattı. Osman Gazi'nin bir milletin geleceğini inşa etme yükünü omuzlarına aldığında Şeyh Edebali'nin kendisine, "Ey oğul, artık bundan sonra öfke bize, uysallık sana. Güceniklik bize, gönül almak sana. Suçlamak bize, katlanmak sana. Acizlik bize, hoş görmek sana. Anlaşmazlıklar bize, adalet sana. Ey oğul sabretmesini bil, vaktinden önce çiçek açmaz. Şunu da unutma, insanı yaşat ki devlet yaşasın. İşin ağır, işin çetin, gücün kula bağlı. Allah yardımcın olsun." dediğini vurgulayan Erdoğan, gençlerin de kendi işleri ve hayatlarının beyleri olduğunu vurguladı. Salondaki gençler, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın, "Tek millet, tek bayrak, tek vatan, tek devlet, bir olacağız, iri olacağız, diri olacağız, kardeş olacağız, hep birlikte Türkiye olacağız." sözlerini tekrarladı. Programın sunuculuğunu yapan Pelin Çift'in, Türkiye Yüzyılı için en büyük hayalini sorduğu Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Ben tabii burada şablonu söyleyeyim; Gazi Mustafa Kemal'in ifade ettiği muasır medeniyetler seviyesinin üstüne çıkarmak. Bununla tabii biz bir şeyi yakalıyoruz. Öyle bir mekandayız ki Ertuğrul Gazi buradan bize ön açtı ve ardından Osman Gazi, Fatih... Bütün hepsi kademe kademe bu açılan yoldan yürüdüler ve 600 yıl dünyaya ders verdiler. Dediler ki 'Dünyayı şekillendirme bize ait.' Bizim ecdadımız eğer karadan kadırgaları yürüttüyse, bu durup dururken olmadı. Bu bir azmin, bir imanın gereğiydi ve bunlar yapıldı." yanıtını verdi. Onların ardından giden kendilerinin de Boğaz'ın altından Marmaray'ı, Avrasya Tüneli'ni geçirdiklerini belirten Erdoğan, "Onlarla da kalmadık. Gerek Demirel gerek rahmetli Özal köprüleri yaptılar, birinci-ikinci köprü. Ardından onlar da bizim için bir iz sürümdü. Ne yaptık biz de? Yavuz Sultan Selim Köprüsü'nü yaptık." dedi. Cumhurbaşkanı Erdoğan, seçim kampanyası döneminde CHP'nin çadırına selam vermek için gittiğinden bahsederek, oradakilerle arasında geçen diyaloğu şöyle anlattı: "Tam da çadırın kurulu olduğu yerden Yavuz Sultan Selim Köprüsü'nü görüyorsun. Bizim Huber'in orada. Ne deseler bana beğenirsiniz? 'Bu köprüyü yaptınız güzel de peki bunun adını niye Yavuz Sultan Selim Köprüsü koydunuz?' Yavuz Sultan Selim, bizim için bir tarih. O bir tarih yazdı ve öyle bir tarih ki onun atının üzerinde yürüdüğü çamur için kaftanına oradan sıçrayacak çamuru kendisi için bir şeref layihası gördü. Böyle baktı. Onların bıraktığı izler bizim için bir şereftir. Dolayısıyla onların anılması gerekir. Bu sizi niye rahatsız ediyor? 'Kusura bakmayın. Biz bu ismi unutturmayacağız. Sizin derdinizin de ne olduğunu biz biliyoruz.' dedim. 'Neden oraya bu ismin verilmesinden rahatsız olduğunuzu da biliyoruz. Rahatsız olsanız da olmasanız da biz Yavuz'u unutturmayacağız.' Bak, dedim 'Biz Osman Gazi'yi de unutturmayacağız.' Hani İstanbul-İzmir arasına Osmangazi Köprüsü'nü yaptık, oraya da onun adını verdik ya, o da bunları rahatsız ediyor. Bunlarla da asla kalmayacağız. Ve dedim, 'Siz Genel Başkanınıza söyleyin de İstanbul-İzmir arası 7,5 saatti. Şimdi bu 7,5 saatlik yolu biz 3 saate indirdik.' 3,5 saat İstanbul'dan çıkıyorsun, yollar muhteşem, varıyorsun." Bunlarla da kalmayacaklarının altını çizen Erdoğan, "Çok daha ilginç; biz dağları dele dele aynen nasıl Türkiye'nin bir ucundan diğer ucuna bu şekilde gidiyorsak, bunun dışında daha birçok yerler, şurada Bilecik'e gelirken bile dağlar nasıl delinmiş. Nasıl tünellerden geçtik, gördünüz. Bu tüneller olmasaydı nerelerden dolaşacaktık? Dağlardan. Ama biz aşığız, biz dertliyiz. Onun için de bu tünelleri açarak hamdolsun buralara geldik. Hala da devam ediyoruz, hala da devam edeceğiz. Bu konuda bizimle zaten yarışmaları da mümkün değil." diye konuştu. İSVEÇ'TE KUR'AN-I KERİM'İN YAKILMASI Cumhurbaşkanı Erdoğan, daha sonra gençlerin sorularını yanıtladı. Osmangazi Üniversitesi Tarih Bölümü 4. sınıf öğrencisi Emrah Otay'ın, İsveç Kralı Demirbaş Karl'ın 5 yıl Osmanlı Devleti'ne sığındığını, Osmanlı Devleti'nin de kendisini en iyi şekilde ağırlayarak misafirperverliğini gösterdiğini anımsatması ve "Siz de yaptığı yardımlardan dolayı İsveç'in Osmanlı'ya gönderdiği teşekkür mektubunu İsveç Başbakanı'na hediye ederek, 'Tarih ibret alınırsa tekerrür etmez' demiştiniz. Ancak Cumhurbaşkanım bunlar sanırım çok ibret almamışlar. İsveç Başbakanı sizin söylediklerinizi pek anlamamış gibi duruyor. Neler söylemek istersiniz?" demesi üzerine Erdoğan, şunları kaydetti: "İşte, orada tabii bir eksik var. İsveç Başbakanı Osmanlıcayı bilmiyor, Türkçeyi hiç bilmiyor. Biz tabii kendisine bunları bu şekilde anlattık. Dedik ki 'Bak, eğer siz illa NATO diyorsanız, NATO'ya girebilmeniz için bu teröristleri bize iade edeceksiniz. Eğer bu teröristleri bize iade etmezseniz, 120 kişilik bir liste verdik, kusura bakmayın.' Tabii bunlar o gün bugün bizimle kendilerine göre 'Yok anayasa değişikliği yaptık, yok şunu yaptık, yok bunu yaptık.' kendilerine göre dalga geçiyorlar. Bunlar Türkiye'yi tanıyamadılar. Zannediyorlar ki 20 yıl, 30 yıl, 40 yıl önceki Türkiye bugünkü Türkiye. Değil. Bak, ben bu akşam buradan bir şey söyleyeyim; biz icabında Finlandiya'yla ilgili farklı bir mesaj verebiliriz. Finlandiya'yla ilgili farklı mesajı verdiğimiz zaman İsveç şok olacak. Ama Finlandiya da aynı yanlışı yapmaması lazım." Erdoğan, İsveç'te Kur'an-ı Kerim'in yakılmasına ilişkin de şöyle konuştu: "Ziyarete geldiklerinde de doğrusu ben Başbakanı olumlu bir insan olarak gördüm ama maalesef yani Kitabullah'ı, Kur'an-ı Kerim'imizi affedersin yakacaklar, etrafında da kimler var? Korumalar var, polisler var. Ya benim ecdadım Osmanlı; İncil, Tevrat, böyle bir şeyi yakma eylemine girenleri inim inim inletmiş. Yani şu anda Türkiye olarak, onlar böyle yaptı diye biz karşıtını mı yapalım? Hayır, biz yapmayız. Bizim aldığımız terbiye bu değil. Farklıyız biz. Onlar Kur'an'ımızı yakmak suretiyle İslam'ı mı bitirdiler? Kitabullah'ın koruyucusu Rabb'imizdir. Bunlar sadece cibilliyetlerinin ne kadar bozuk olduğunu gösterdiler. Aynı şeyi Danimarka yaptı. O da aynı, değişen bir şey yok. Ama biz dik duracağız, sağlam duracağız ve Kitabımıza, aynen nasıl ki Peygamber Efendimiz, 'Onun koruyucusu Allah'tır.' buyurdu, biz de şu anda biliyoruz ki koruyucusu Allah'tır. Elimizden geleni her zaman yapacağız." Gençlere seslenerek, dünyada milyonlarca hafız olduğunu unutmamalarını söyleyen Erdoğan, "Niye? Kur'an-ı Kerim'in işte bunlar koruyucularıdır. Bu, Allah'ın izniyle kıyamete dek bu şekilde de devam edecek. Bunlar cahil, sapık. Zannediyorlar ki 'Biz Kur'an-ı Kerim'i yaktık, iş bitti.' Bitmez. Kur'an-ı Kerim bizim hafızalarımızda kayıtlı. Buralarda kayıtlı. Bizim imanımızı çok daha güçlü hale getirecek." ifadelerini kullandı.

4 gün önce

Diyarbakır annelerine 2 aile daha katıldı

Çocuklarının dağa kaçırılmasından HDP'yi sorumlu tutan ailelerin 3 Eylül 2019'da başlattığı oturma eylemi 1245 gündür sürüyor. İstanbul'dan 2018'de 20 yaşında kandırılarak dağa götürülen oğlu Ahmet için gelen anne Safiye İlhan ve yine İstanbul'dan 12 yıl önce 17 yaşında kandırılarak dağa götürülen tek oğlu Ubeydullah Muhammet için gelen Güler Laçin de oturma eylemine dahil oldu. Anne Güler Laçin, tek oğlunun 17 yaşındayken HDP tarafından dağa götürüldüğünü ve onu geri almak için eyleme katıldığını söyledi. Laçin, "Ben oğlumu onlardan geri istiyorum. Tek bir oğlumdu, gelsin artık. Ne olur Muhammet geri gel. Sen gelene kadar ben buradan gitmeyeceğim. Örgütten oğlumu istiyorum, evladımı onlara bırakmayacağım" dedi. Anne Safiye İlhan da Kürtçe yaptığı açıklamada, şunları dile getirdi: "Ben İstanbul'dan oğlum için geldim. Oğlumu istiyorum. Oğlumu kandırıp dağa götürmüşler. Oğlum Ahmet İlhan kahvede çalışıyordu. Oğlum 20 yaşındaydı, 4 yıldır götürülmüş ve şu an 24 yaşında. Ben oğlumu istiyorum, oğlum gelmeden buradan gitmeyeceğim. Oğlumu HDP'den istiyorum, oğlumu kandırıp dağa götürmüşler." AİLELERE DESTEK Milli Yol Partisi Genel Başkanı Remzi Çayır ve beraberindeki heyet evlat nöbeti tutan aileleri HDP il binası önünde ziyaret etti. Evlatlarının dağa nasıl kaçırıldığını heyete anlatan aileler, terör örgütü PKK ile HDP'ye tepkilerini dile getirdi. Anne ve babalara gül dağıtan Çayır, Diyarbakır annelerinin başlattığı eylemin çok anlamlı ve değerli olduğunu söyledi.

1 2 3 4 5 6 7 8 ... 716 717
Server Error
500
Server Error