16 Nisan Salı 2024
4 yıl önce

Ankara'dan, Kandil’e ilaç gönderen iki şüpheli yakalandı

ankara, kom, kandil, ilaç, iki şüpheli, pkk, 72 bin 778 hap, ele geçirildi

2 yıl önce

Kandil'in geçiş hattına üs kurulacak

İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, AK Parti Merkez Karar ve Yönetim Kurulu (MKYK) üyelerine terörle mücadele konusunda yapılan operasyonlar hakkında bir sunum yaptı. Türkiye gazetesinden Yücel Kayaoğlu'nun haberine göre Soylu, daha önceki operasyonların İstanbul, Ankara ve İzmir’deki Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) mensuplarının ankesör telefon bağlantılarını inceleme sonucunda yapıldığını hatırlattı. "Son dönemlerde ortaya çıkartılan yeni kripto FETÖ'cülere yönelik operasyonlar, ankesörlü telefon konuşmalarına ilişkin taramayı tüm Türkiye'ye yaymaktan kaynaklanıyor" diyen Soylu, şöyle devam etti: "Daha önce İstanbul, Ankara ve İzmir’deki ankesör konuşmalarını incelemiştik. Artık tüm illeri bu kapsama aldık. Türkiye genelindeki tüm ankesörlü konuşmalar taranmaya başladı. Son dönemde artan operasyonlar da ve gözaltılar da bu yeni çalışmadan kaynaklanıyor." 'BU BÖLGE KANDİL’E GEÇİŞ HATTI, BU HATTI KONTROL ALTINDA TUTACAĞIZ' Soylu, Kuzey Irak'ta Metina, Zap, Avaşin-Basyan ve Kandil'deki PKK hedeflerine yönelik düzenlenen son operasyonlar hakkında da bilgi verdi. "Kuzey Irak'taki operasyonlar sürecek" ifadesini kullanan Soylu, "Metina bölgesi önemli bir yer. Tıpkı Suriye'de olduğu gibi, burada üs kuracağız ve bölgenin denetimini yapacağız. Bu bölge Kandil’e geçiş hattı, bu hattı kontrol altında tutacağız" diye konuştu.

2 yıl önce

Selçuk Bayraktar: Bu alçakların iftiraları yan yana koyulsa İstanbul'dan Kandil'e yol olur!

T3 Vakfı, daha önce iftira atıp özür dileyen İsmail Saymaz'ın, aynı iftirayı bir televizyon kanalında tekrarlaması üzerine dava açacağını duyurdu. Davadan gelen paranın ahlaklı gazeteciler yetişmesi için iletişim fakültesi öğrencilerine verileceği açıklandı. Vakıftan yapılan açıklamada, şu ifadelere yer verildi: "Kamuoyunun Dikkatine! Gazeteci olduğu iddiasıyla yazı yazan ve tv programlarına katılan İsmail saymaz, daha önce vakfımıza yönelik iftira kampanyasına aracılık etmiş, sonrasında ahlak ve şeref çağrımız üzerine özür dilemişti. Aynı iftira ve karalamayı katıldığı tv programında tekrar etmesinden ötürü, vakfımızın hukukunu korumak adına dava açacağız." "Kazandığımız tazminatı -daha öncekilerde olduğu gibi- ahlaklı gazeteciler olmaları umuduyla iletişim fakültesi öğrencilerine burs olarak vereceğiz. İftira ve karalamalarla beslenenler aleyhine açmış olduğumuz davaların yedisi sonuçlandı, davalılar toplam 128.000 TL tazminat ödemeye mahkum edildi. Bu meblağdan 60.000 TL'si üst mahkeme olan İstinaf Mahkemesi kararı ile kesinleşti. Saygıyla Duyurulur." "İFTİRALAR YAN YANA KOYULSA İSTANBUL'DAN KANDİL'E YOL OLUR" T3 Vakfı Mütevelli Heyeti Başkanı ve Baykar Savunma Teknoloji Lideri Selçuk Bayraktar da konuyla ilgili sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, "Ahlak ve şeref çağrımız vaktiyle özür diletmişse de, iftira ve karalama dürtüsüne engel olamamış. Bu alçakların iftiraları yan yana koyulsa İstanbul'dan Kandil'e yol olur. Sebebi Milli Teknoloji Hamlesi gönüllüsü binlerce gencimiz mi, Milli S/İHA'larımız mı? Belki her ikisi de." ifadelerini kullandı. Ahlak ve şeref çağrımız vaktiyle özür diletmişse de, iftira ve karalama dürtüsüne engel olamamış.Bu alçakların iftiraları yan yana koyulsa İstanbul'dan Kandil'e yol olur.Sebebi #MilliTeknolojiHamlesi gönüllüsü binlerce gencimiz mi, Milli S/İHA'larımız mı?Belki her ikisi de.

2 yıl önce

İşte HDP’ye gönderilen mektup: Kandil'den ittifak talimatları

Kandil’den HDP teşkilatları ve PKK’nın şehir yapılanması KCK’ye gönderilen mektuba ulaşıldı. PKK’nın Kandil’deki sözde üst yönetimi tarafından hazırlanarak gönderilen mektupta HDP’nin kapatma davasını gerekçe göstererek sokakları hareketlendirmesi istendi. Ayrıca teröristlere geniş katılımlı cenaze törenleri ve mezarlıklarda anma törenleri düzenlenmesi talimatı verildi. SOKAK HAREKETİ İSTEMİŞLER Mektupta, HDP İzmir İl Başkanlığı’na düzenlenen ve Deniz Poyraz adlı partilinin öldüğü saldırıdan ‘kitleleri ayaklandırmak için kaçırılan büyük bir fırsat’ olarak bahsedildi. Deniz Poyraz’ın ölümü sonrasında marjinal sol kesimin HDP’ye sahip çıktığının belirtildiği mektupta HDP’ye “benzer durumlarda kitleleri sokağa dökün” denildi. FIRSATLARI KÖRELTMEYİN MESAJI Mektupta bunun nasıl yapılacağı da anlatıldı: “Ortaya çıkan fırsat ve olanaklar böyle köreltiliyor. Yaşanan olayın ardından tüm il ve ilçe teşkilatlarını kısa bir talimatla ayaklandırıp, kitlede oluşmuş duygusal atmosferi de biraz besleyerek, halkı demokratik bir kalkışa seferber edebilirlerdi. Hem siyasi alan yönetimi hem de toplumsal alan yönetimi bu tür durumlarda halkı seferber etmeye odaklanmalıdırlar.” YENİ TEZGAH KAPATMA ÜZERİNDEN Deniz Poyraz’ın ölümü sonrasında istediği kaos ortamını oluşturamayan PKK’nın sözde Kandil yönetiminin, HDP’ye açılan kapatma davası üzerinden sokak hareketleri başlatmak istediğine de belgede yer verildi. “HDP’yi savun” sloganı ile planlanan mitinglere kitlelerin katılması gerektiğinin vurgulandığı mektupta “CHP’nin TV kanallarından bile bu mitinglerin reklam ve duyurusu yapılıyor. İzmir mitingi çok iyi örnek oldu. Bu fırsat ve ortamı çok iyi kullanmaları gerekiyor” denilerek HDP ve CHP arasındaki ilişki bir kez daha deşifre edildi. Mektupta HDP teşkilatlarına ve KCK’lı teröristlere, “HDP’nin kapatılması gündemi etrafında kitleleri seferber etmek için kendilerinden emin ve cesurca çalışmaları gerekiyor” mesajı da verildi. BÜYÜK CENAZE TÖRENLERİ DÜZENLEYİN Yine sokakları hareketlendirmek için terörist cenazelerinin kullanılması istendi. Öldürülen teröristlerden ‘şehitler’ diye bahsedilen mektupta şu ifadelere yer verildi: “Şehitlere sahip çıkmada ciddi zayıflıklar vardır. Cenazeleri törenle kaldıramıyorlar. Bu konuda çok sıkı tedbirler alındığı belirtiliyor. Yine de zorlamak gerekir. Sadece tören esnasında değil sonrasında mezar ziyaretleri toplu-kitlesel olarak örgütlenebilir.” Halk HDP’ye destek vermiyor Mektupta halkın HDP’ye artık destek vermediği de vurgulandı. HDP teşkilatlarında örgütlenmenin zayıf olduğu ve kapatılmayla karşı karşıya olmasına rağmen kitlesel eylem yapmaktan kaçındığı eleştirileri de yer aldı. Diyarbakır’daki eylem ve miting çağrılarında bile halkı sokağa dökemediğinden şikayet edilen HDP’nin halktan kopukluğunun ciddi düzeyde arttığı da Kandil’den gönderilen perspektif belgesinde anlatıldı. ‘Resmi ittifak dayatmasını’ da masaya yatırın Kandil’den gönderilen talimatlarda HDP’nin 2023’ün seçimlerinin il turunda aday çıkarması isteniyor. Mektupta şu ifadelere yer veriliyor: “Cumhurbaşkanı adaylığı için bir hazırlık olmalıdır. Her hâlükârda birinci tura kendi adayımızla gireceğimiz için, düşünülmüş bir adayı şimdiden hazırlamak gerekir. İkinci tur adayı için de ilke ve prensiplerimizi şimdiden oluşturmamız iyi olur. Yine genel seçimlerde ittifak siyasetimiz ne olacak? Resmi ittifak mı dayatacağız, yoksa 31 Mart’taki gibi dışardan destek vermekle mi yetineceğiz, yeni kurulan muhalefet partilerine yaklaşımımız ne olacak vb. konularda sizlerin de bir görüş ve hazırlığının olması süreç açısından önemli olmaktadır.” CHP ve İYİ Parti’ye: Biz olmadan yapamazlar Mektupta 2023 seçimleri öncesinde CHP ve İYİ Parti ile olan ittifakın nasıl yürütüleceği de açık açık anlatıldı. Talimat mektubunda şu ifadelere yer verildi: “CHP ve İYİ Parti gibi partiler HDP’yle açık ilişkiye girmezler. Fakat HDP’nin seçimler açısından onlar için çok önemli olduğunu biliyorlar. HDP olmadan seçimleri kazanamayacaklarını, AKP ve MHP’den kurtulamayacaklarını biliyorlar. HDP bu partilere bize doğru yaklaşırsanız biz de yerel seçimlerdeki gibi yaklaşabiliriz, aksi takdirde kaybedersiniz, biçiminde onlara hem umut vermeli hem de böyle bir politika yürütmemiz için bizleri cesaretlendirecek yaklaşım göstermelisiniz demelidir. Yani karşılıksız bir yaklaşım göstermelerinin böyle bir tutumu ortaya koymayı zorlaştıracağı biçiminde uygun uyarılar olabilir. Tabanımızın sizlerden böyle bir beklentisi var, mesajını vermeliler. HDP yürüteceği siyasetiyle bunları kendine muhtaç getirebilir ve bunlardan yararlanabilir.”

2 yıl önce

Evlat nöbetindeki anne: Kandil'i biz çökerteceğiz

Van'da, çocuklarının terör örgütü PKK tarafından kaçırıldığını söyleyen aileler, 26'ncı haftada da Cumhuriyet Caddesi'nde bir araya geldi. Aileler, ellerinde Türk bayrakları, çocuklarının fotoğrafları ve üzerinde, 'Dağları kurtlara, kuşlara bırakın', 'Çocuklarımızı istiyoruz', 'Anneler nöbette', 'Artık yeter yakamızdan düşün', 'Çocuklarımız kimsenin piyonu olmayacak' yazılı dövizler taşıyarak yürüyüş yaptı. HDP İl Başkanlığı binasına kadar slogan atıp yürüyen aileler için polis güvenlik önlemi aldı. Aileler, bina önüne geldiklerinde, "Kahrolsun PKK, işbirlikçi HDP" sloganları attı. Parti binası bahçesinde toplanan HDP'liler de yüksek sesle müzik açıp eylemi engellemeye çalıştı. Aileler ise slogan atarak duruma tepki gösterdi. Müzik sesine tepki gösteren bazı kadınlar, polis barikatını aşıp, binaya girmek istedi, ancak polis izin vermedi. 'SİYASİ PARTİLER ACIMIZA ORTAK OLSUNLAR' Dağa kaçırılan kızı Şeyma için eyleme katılan Nazlı Sancar, 11 yıldır kızından haber alamadığını belirtti. Kılıçdaroğlu'nun bugüne kadar kendilerini ziyaret etmediğini söyleyip tepki gösteren Sancar, "Buradan CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'na da seslenmek istiyorum; bu annelerin, babaların feryatlarını hiç mi duymadın? Duydun, gördün. Ama görmemezlikten, duymazlıktan geldin. Ha HDP, ha CHP ikisi de aynı. CHP'nin içerisinde de HDP var. Kılıçdaroğlu, Selahattin Demirtaş'ın bırakılmasını istiyor" dedi. Bütün siyasi partilerden kendilerine destek olmalarını isteyen Sancar, "Bizim sesimize ses olsunlar. Bize güç katsınlar. Acımıza, derdimize ortak olsunlar.' Anne ve babalar olarak Kandil'i biz çökerteceğiz, Kandil'in yolunu biz kapatacağız. Biz eminiz hepimiz evlatlarımıza kavuşacağız. Ben Şeyma'mı söke söke HDP ve PKK'dan alacağım. Ben 2012'de Kato Dağı'na PKK'nın içine de gittim. Orda da onlara dedim ki; Şeyma'mı söke söke alacağım sizden' O zaman gece 24.00'te Kato Dağı'na gittim. Gitmediğim yer yok Şeyma. 11 yıldır senin peşindeyim. Senin peşini bırakmıyorum, bırakmayacağım. Ben HDP ve PKK'nın karşısında geri adım atmıyorum" dedi. YILLARDIR OĞLUMUN ACISINI ÇEKİYORUM' Eyleme 8 yıl önce dağa kaçırılan oğlu Yunus için katıldığını söyleyen Gülser Alkan ise, "Oğlumdan hiç haber alamıyorum. İstiyorum gelsin. Ben tek başıma yaşıyorum, şeker hastasıyım. Oğlum gelsin. Oğlum kaybolduğunda haberim olmadı. Yıllardır oğlumun acısını çekiyorum" diye konuştu. 'OĞLUM İSTANBUL'DA KAYBOLDU' HDP önündeki evlat eylemine 1,5 yıl önce çalışmak için gittiği İstanbul'da kaçırılan oğlu Mehmetcan için katılan Aysel Yiğit de, "Çocuğum İstanbul'da kaybolmuştu. Şu an 20 yaşında. 1,5 yıldır hiçbir haber alamıyorum. Abileri İstanbul'da çalışıyordu da onların yanına gitmişti. Nasıl kaybolduğunu bilmiyorum. 'Ne olur oğlum gel teslim ol, korkma "diye seslendi.

2 yıl önce

Cumhurbaşkanı Erdoğan: Kandil uzantılı siyasete yer yok

Siirt'e kazandırdıkları eser, hizmet ve yatırımların hayırlı olmasını dileyen Erdoğan, son 19 yılda olduğu gibi gelecekte de göz bebekleri, kara gün dostları Siirt'e aşkla hizmet etmeyi sürdüreceklerini belirtti. Ömrünün 40 yılını siyaset yoluyla ülkesine ve milletine hizmete adadığını ifade eden Erdoğan, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığından itibaren üstlendiği her vazifede milletle iç içe olmaya, yüz yüze, gönül gönüle iletişim kurmaya önem verdiklerini, başkaları gibi sadece sandık ufukta belirince milleti hatırlayanlardan, milletin kapısını çalanlardan olmadıklarını söyledi. Birileri Ankara'nın konforunda yüksek siyasetçilik oynarken 81 vilayetin her birini hem de 10-15-20 kez ziyaret ettiklerini söyleyen Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü: "Parti genel merkezleriyle Meclis arasında mekik dokumayı, terör örgütlerine piyonluk yapmayı, millete parmak sallamayı siyaset zannedenlerin aksine 84 milyonun tamamının kalbine dokunmaya gayret ettik. Teşkilatlarımızla, milletvekillerimizle, bakanlarımızla kapısı çalınmadık ev, hali hatırı sorulmadık insanımızı bırakmamak için ter döktük. Bu hassasiyetimizi son dönemde gittiğimiz şehirlerimizde de aynı şekilde devam ettiriyoruz. Toplu açılış törenleri yanında ya parti teşkilatlarımızla ya da o şehrin sivil toplum kuruluşlarıyla bir araya gelmeye ihtimam gösteriyoruz. Tıpkı bugün burada olduğu gibi. İIim, irfan, liyakat sahibi hocalarımızla, kanaat önderlerimizle, büyüklerimizle milletimizin bizatihi kendisiyle görüşmeler yapıyoruz. Engellilerden kadınlarımıza, gençlerimizden iş adamlarımıza kadar toplumumuzun her kesimiyle bağlarımızı daha da güçlendiriyoruz. Bugün burada olduğu gibi son derece samimi bir ortamda ülkemizin ve şehirlerimizin gündemindeki konuları değerlendiriyoruz." Erdoğan, şu ana kadar bu şekilde yaptıkları toplantılardan çok verim aldıklarını, hem şehrin nabzını tuttuklarını hem de o şehirdeki vatandaşların hassasiyetlerini, kanaatlerini ilk elden öğrenme imkanı bulduklarını aktardı. Yalan terörü ve bilgi kirliliğinin ülkenin gündemini zehirlediği bir iklimde meseleleri etraflı şekilde vatandaşlara izah etme fırsatı yakaladıklarını anlatan Erdoğan, şunları söyledi: "Sevgililer sevgilisi peygamberimizin, istişare edenin pişmanlık duymayacağını müjdeleyen bir hadis-i şerifi var. Biz sevgililer sevgilisi peygamberin ümmeti olarak bu görüşmelerimizi, fikir teatilerimizi artırarak sürdüreceğiz. Sivil Toplum Buluşmaları teması altında inşallah bundan sonra da toplumumuzun farklı kesimleriyle bir araya geleceğiz. Bu ihtiyacın özellikle, son dönemde ülkemizde kendisini daha fazla hissettirdiğini görüyoruz. Sizler de hadiseleri yakından takip ediyorsunuz. 2023'e giden süreçte millete hiçbir şey vadedemeyenler, bu açıklarını Türkiye'yi gererek, insanlarımızı kutuplaştırarak kapatmaya çalışıyor." "Nefret ve gerilim siyasetini körüklemenin kimseye faydası dokunmaz" Erdoğan, kamu görevlilerinin tehdit edilmesi, halkın yarısının siyasi tercihlerinden dolayı gayri milli ilan edilmesi, milli kurumların yıpratılması, ülkenin mega projelerinin sabote edilmesi ve şehit yakınlarına edepsizlik yapılmasının, muhalefetin provokasyon siyasetinin örneklerinden sadece birkaçı olduğunu dile getirdi. Bu ülkede yüzde 52 oy ile Cumhurbaşkanı seçilen bir kişiyi ve yüzde 52'yi gayri milli kabul eden bir gayrimeşru zihniyeti milletin takdirlerine bıraktığını belirten Erdoğan, şunları kaydetti: "Milletimin takdiri belirleyicidir. Yüzde 52'yi siz nasıl gayri milli kabul edebilirsiniz. Böyle bir anlayış olabilir mi? Demek ki bunlar kendilerini ifade ediyorlar. Yani, biz gayri milliyiz diyorlar. Girdiği bütün seçimlerden kaybederek çıkan bu zihniyetin bu ülkede ulaşacağı yerin ne olduğunu benim değerli kardeşlerim, sizler en iyisiyle bilirsiniz. Çünkü bunlar, milletten umutlarını kestikçe siyaset dillerinin keskinleşeceği, 'benden sonra tufan' mantığıyla daha da çirkefleşecekleri anlaşılıyor. 70 yıllık sancılı demokrasi tarihinde çok acı çekmiş, operasyona maruz kalmış, gencecik evlatlarını sokak kavgalarında kurban vermiş bir millet olarak bu oyuna asla düşemeyiz. Siyasi rekabetin siyasi husumete dönüştürülmesine, siyasetin tabiatında var olan atışmaların bir kör dövüşü haline gelmesine izin veremeyiz. Sırf birkaç günlük siyasi çıkar uğruna kimsenin özellikle de sorumluluk makamında olanların ateşe benzin dökme hakkı yoktur. Nefret ve gerilim siyasetini körüklemenin başta bu işten medet umanlar olmak üzere kimseye faydası dokunmaz." Her zaman aynı düşünmek, aynı fikirleri paylaşmak, meselelere aynı pencereden bakmak zorunda olunmadığını vurgulayan Erdoğan, "Ancak aynı ülkenin vatandaşları olarak birbirimizi anlamak, dinlemek, birbirimizle empati kurmak durumundayız. Farklılıklarımız yerine müşterek noktalarımızı öne çıkarmalıyız." ifadelerini kullandı. Farklılıkların zamanı geldiğinde zenginlik olduğunu dile getiren Erdoğan, şöyle devam etti: "Biz bunu da iyi biliriz. Siyasi görüşümüz, kimliğimiz, inancımız ne olursa olsun söz konusu vatan ve millet ise bunları bir tarafa bırakıp aynı ortak paydada buluşma erdemini göstermeliyiz. Bin yıldır kardeşçe yaşadığımız bu topraklarda, bundan sonra da bir ve beraber olarak yaşama iradesini ortaya koymalıyız. Dayanışmamızı, muhabbetimizi, uhuvvetimizi güçlü tuttuğumuz müddetçe evelallah bizi kimse bölemez, bizi kimse ayıramaz. Şimdi bir muhabbet sofrasındayız. Güzel bir kelam-ı kibardır, 'Muhabbetten Muhammed oldu hasıl Muhammedsiz muhabbetten ne hasıl?' Bu muhabbet sofrasını hayranlıkla izliyorum. Bugün burada tesis edilen muhabbet ikliminin bu yönüyle de son derece kıymetli olduğunu düşünüyorum." Siirt'in bu iklimi güçlendirerek koruyacağına inandığını belirten Erdoğan, "Tıpkı o çıkışımızda olduğu gibi yeniden o günleri hatırlamak, anmak ve çıkışımızı da o şekilde yapalım istiyorum." dedi. Türkiye'nin geçtiğimiz 19 yılda gerek demokrasi gerekse ekonomik refah bakımından sessiz bir devrim yaşadığını anlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Bunu biz söylemiyoruz. Bunu Batı söylüyor. 'Türkiye'de bir sessiz devrim var.' dediler. Ama tabii bize her türlü yanlışı yaptılar. O ayrı mesele. O sessiz devrimi gerçekleştiren kadro, bu kadro. Bir yandan Türkiye'nin kalkınması, ekonomik olarak bölgesinin ve dünyanın önde gelen ülkelerinden biri haline gelmesi için çok çaba sarf ettik." ifadelerini kullandı. Diğer yandan da insan hakları, adalet ve özgürlükler alanında örnek bir ülke olması yolunda kararlı adımlar attıklarını vurgulayan Erdoğan, şunları kaydetti: "Eğitimde, sağlıkta, emniyette, ulaşımda, tarımda, dış politikada, altyapıda, üstyapıda, istihdamda, sosyal yardımlarda Türkiye'ye hamdolsun çağ atlattık. İnşa ettiğimiz eserler, hayata geçirdiğimiz projeler, yaptığımız yatırımlarla sadece bölgemizin değil tüm ülkenin, Allah'a hamdolsun çehresini değiştirdik. Altyapı ve üstyapının yanı sıra temel hak ve özgürlüklerde de bu büyük dönüşümlere imza attık. Bunu hep beraber yaptık. Eski Türkiye'nin o inkarcı, dışlayıcı, tahkir edici, nobran diline biz son verdik. İnkar politikalarını, ret politikalarını, asimilasyon politikalarını bir daha geri gelmemek üzere terk ettik. Özellikle kardeşliğimizi pekiştirecek, dayanışmamızı güçlendirecek, özgürlükleri genişletecek çok önemli reformlar gerçekleştirdik. Bu topraklar, asırlardır Kuran-ı Kerim üzerine kurulu medeniyet değerlerimizi nesilden nesile aktaran ilim, irfan yuvalarına, alimlere ev sahipliği yapmaktadır." "Karanlık devri sona erdirmek de bize nasip oldu" Türkiye'nin ilim irfan faaliyetlerinin önüne geçmeye çalışan gafillerin yol açtığı sıkıntılı günler de yaşadığını belirten Erdoğan, "Hamdolsun bu sıkıntılı günleri çözmek, bu karanlık devri sona erdirmek de bize nasip oldu. Tillo'nun adının iadesi dahil attığımız her adımda sadece sizlerin duasına nail olabilmeyi hedefledik." dedi. Tüm bu hizmetleri, bu demokratik hamleleri vesayete, bölücü terör örgütünün destekçilerine rağmen hayata geçirdiklerini ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü: "Kısa süre önce bizzat terör örgütü elebaşının çözüm süreciyle ilgili yaptığı itiraf, bu gerçeği bir kez daha göstermiştir. Terör örgütünün yaşadığı hezimetler arttıkça kim bilir daha neler, ne itiraflar, ne kalleşlikler, ne tür alçaklıklar ortaya saçılacaktır. Zaman geçtikçe bölücü örgütün, ülkemiz ve bölgemizle ilgili kirli emelleri olan emperyalistlerin taşeronluğunu yapan bir kiralık katil sürüsü olduğu çok daha net görülecektir. Terör sorununu ülkemizin gündeminden tamamen çıkarıncaya dek sınırlarımız içinde ve dışında mücadelemizi sürdüreceğiz. Bir daha bölgede yaşayan kardeşlerimin başına terör belasının musallat edilmesine kesinlikle izin vermeyeceğiz. Devletimizin tüm birimlerinin bu konudaki kararlılığı tamdır. Bölücü terör örgütü gibi örgütün siyasi ve sivil toplum görünümlü uzantıları da eninde sonunda bir tercih yapmak zorunda kalacaktır. Ya hukuk demokrasi ve anayasa içinde kalacaklar ya da yargıya hesap vermekten kaçamayacaklardır." "Hakkın rızasını gözeterek halkımız için gece gündüz çalışacaksınız" Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Türkiye'nin de bölgemizin de geleceğinde teröre ve Kandil uzantılı siyasete yer yoktur. Siirtli kardeşlerimizin de desteğiyle yaklaşık 40 yıldır insanımızın kanını, ülkemizin de kaynaklarını adeta bir sülük gibi emen bu beladan ebediyen kurtulacağımıza inanıyorum. Her sosyal meselede olduğu gibi milli birlik ve dirliğimizin güçlendirilmesi çabalarında da sivil toplumun yeri doldurulamaz." dedi. Sivil toplumun ve kanaat önderlerinin sahip çıkmadığı bir sorunun kalıcı olarak çözülmesinin mümkün olmadığını belirten Erdoğan, "Devletimiz elbette büyüktür, güçlüdür ama toplumun kılcallarına kadar ulaşacak olanlar sizin gibi gönüllü kuruluşlarımızdır. Biz temeli atacağız, altyapıyı kuracağız, uygun ortamı tesis edeceğiz, yoldaki engelleri ortadan kaldıracağız. Siz de önünüze açılan bu yoldan gidecek, Hakk'ın rızasını gözeterek halkımız için gece gündüz çalışacaksınız." ifadelerini kullandı. İstikbalin teminatı olan gençlere ulaşmanın, onların gönül dünyalarına hitap etmenin mücadelesinin birlikte verileceğini vurgulayan Erdoğan, şunları kaydetti: "Bizim terörün vahşi dişlerine kaptıracağımız tek bir gencimiz bile yoktur. Bizim bir daha asla 'himmet, hizmet' diyerek gençleri mankurtlaştıran günümüzün haşhaşilerine kaptıracak tek bir evladımız yoktur. Bizim nesillerin zihnini ve gönlünü boşaltan küresel teknoloji ve medya baronlarına kaptıracak tek bir çocuğumuz yoktur. Ne sebeple olursa olsun elinden tutamadığımız her bir gencimizin vebali bizim ve sizin üzerinizedir. İmdadına koşamadığınız her bir evladımızın sorumluluğu da bizim ve sizin üzerinizdedir. Kendi çocuklarını Paris'e, Londra'ya, Brüksel'e gönderip şatafat içinde yaşatırken, bu şehrin, bu ülkenin evlatlarına ölümü ve öldürmeyi reva görenlere meydanı asla bırakmayacağız. Bunun için bir olacağız, iri olacağız, diri olacağız, beraber olacağız, kardeş olacağız, her zemin ve her fırsatta Türkiye olacağız. Biz sağlam durursak, biz elimizden gelenin en iyisini yaparsak Allah'ın izniyle kimse bizi yolumuzdan alıkoyamaz. Biz çalışır, üretir, koşar ve gayret gösterirsek, Türkiye'nin büyümesine, güçlenmesine kimse mani olamaz. Ben kanaat önderlerine, hocalarıma güveniyorum. Kardeşliğin teröre ve fitne siyasetine mutlaka galip geleceğine inanıyorum."

2 yıl önce

CHP’nin PKK’lı öğretmenleri! Sınıftan Kandil’e gönderdiler

Diyarbakır’da görev yapan 21 öğretmen terör örgütleri ile irtibatlı oldukları gerekçesiyle 29 Kasım 2021’de ihraç edilirken, o öğretmenlere CHP Ankara Milletvekili Yıldırım Kaya sahip çıktı. Kaya, “ihraçları hukuksuz” dediği öğretmenlerle soruşturmanın, teslim olan PKK’lı bir teröristin itirafları sonrası başladığı ortaya çıktı. İşte CHP’nin sahip çıktığı öğretmenlerle ilgili itirafçı teröristin anlattıkları: BİZİ ÖRGÜTE KATMAK İSTİYORLARDI Teslim olan Tanya kod adlı terörist G.S., Diyarbakır Başsavcılığındaki ifadesinde, HDP’nin çağrısıyla başlayan 6-8 Ekim olaylarından sonra örgüte katıldığını söyleyerek şunları anlattı: “Silvan’da 2014-2015 döneminde lisede okurken bazı öğretmenler ders çıkışlarında bize PKK’ya sempati duyduklarını söylüyorlardı. AK Parti hükümetinin Kürtlere karşı yanlış yaklaşımda bulunduğunu anlatıp, Türklerin Anadolu’da barbar olarak yaşadıklarını söylüyorlardı. Sınıftaki gençlere Kürt halkının özgürlüğünden bahsederek onları PKK saflarına çekmeye çalışıyorlardı. YDG-H içerisinde olanlar bu öğretmenleri çok seviyordu. Öğretmenler Türk-Kürt ayrımı yaparak, bizi PKK’ya özendirerek fikir ve düşüncelerimizi etkiliyordu. Bizi örgüte katmak istiyorlardı.” BARIŞ PINARI’NA SALDIRI DEDİ Meslekten ihraç edilen öğretmenlerden birinin Barış Pınarı harekatının sürdüğü günlerde katıldığı basın açıklamasında, “Bir kaç gün önce ayın 9’unda Türkiye Rojova’ya bir saldırı gerçekleştirdi. Bu saldırıda gerekçe sınır güvenliğimiz dendi. Bu uygulama ve politikaları kesinlikle kabul etmiyoruz” dediği öğrenildi. OKULDA BEBEK KATİLİNİN KİTABI G.S.’nin itirafları ile başlatılan soruşturma kapsamında 6 Kasım’da gözaltına alınan 29 öğretmenin adreslerinde ve okullarda kullandıkları dolaplarda arama yapıldı. Öğretmenlerden birinin okuldaki dolabında, teröristbaşı Abdullah Öcalan’ın fotokopi ile çoğaltılmış bir kitabının nüshaları ele geçirildi. Başka bir öğretmenin evinde ise yine Öcalan’a ait basımı ve dağıtılması yasak olan 5 kitap ele geçirildi. Gözaltına alınan öğretmenlerden 21’i Milli Eğitim Bakanlığı tarafından “terör örgütleri ile irtibatlı” oldukları gerekçesiyle 29 Kasım’da meslekten ihraç edildi. Sınıftan Kandil’e Okulundaki iki öğretmeni teşhis eden terörist G.S. öğretmenlerin açıkça terör örgütü propagandası yaptığını belirterek, “Tarih dersimize giren bir öğretmen, Osmanlı tarihi ve İnkılap tarihini anlattığı esnada dersi keserek bize ‘Boşverin bunları. Hepsi yalan. Hadi gençler dağa çıkmak lazım’ şeklinde söylemlerde bulundu. Dalga geçerek Türkiye tarihinin uydurmaca olduğunu söyledi.YDG-H içinde bulunan gençlere karşı sempatisi olan bu öğretmen onlara, ‘gençler siz doğru yoldan gidiyorsunuz’ diyordu. Kendisinin mecburen öğretmen olduğunu söyleyip, YDG-H içerisinde bulunanlara ders bitiminde sözde Kürdistan tarihinden, Kürt isyanlarından, Abdullah Öcalan’ın düşüncelerinden bahsediyordu” dedi ve kendisinin de bu fikir ve düşüncelerden etkilenerek örgüte katıldığını itiraf etti. Örgüt çağrısıyla boykot yapmışlar Öğretmenlerin hendek-barikat terörü döneminde PKK’nın çağrısına uyarak dersleri boykot ettiği, bu nedenle 2016 yılında ‘Terör örgütü PKK’nın eylem ve faaliyetlerini desteklemekten’ ötürü açığa alındığı öğrenildi. Öğretmenlerin o dönemde tartışmalı bir kararla göreve iade edildikleri belirtildi.

2 yıl önce

NaifAnaliz - Ali Naif Çakar | Genç Belediye Başkanları Rahatsız; Kandil Anıtkabir hattında tehlikeli bir siyaset!

Millet ittifakının bu ülkede 15 Temmuz’u yaşanmamış sayan siyasi yaklaşımı maalesef İstanbul’da CHP il ve Büyükşehir yönetimi ekseninde kendine geniş bir ifade alanı bulabiliyor. Reklam ajanslarının direktiflerini ilahi buyruk mahiyetinde ele alan yeni nesil yapay belediyecilik anlayışıyla kimin Cumhurbaşkanı olacağına dair tartışmalar kurgulanıyor ve sonu teröre varabilecek olan her kabahat üste çıkılacak bir siyasi fırsata dönüştürülmek isteniyor. Soru açık ve net; İBB terörle iltisaklı kişilere istihdam ve kariyer fırsatı sağladı mı? Bu soruya verilen bir cevap yok. Devleti ve devletin işleyişini bilmeyen CHP güvenliği ve maalesef güvenilirliği Adli Sicil Kaydına indirgeyecek kadar düşmüş vaziyette. CHP büyük bir açmazın içerisinde. Özellikle Genel Başkan Kılıçdaroğlu’nun CHP tarihinde eşi görülmemiş bir cesaretle Cumhurbaşkanlığı adaylığına talip olması İyi Parti destekli bir Genç Belediye Başkanları Rahatsız hareketine dönüştürülmek isteniyor. Yüzünden Rabbi Yessir okunan bir İYİ’likle kuşatılan Genç Belediye Başkanları Rahatsız hareketinin terör örgütlerine sempatik gözükme ve hatta demokrasi uğruna terörle iltisaklıları sırtlanması demokrasi tarihimize balçıktan harflerle yazılacaktır! Teröristle mücadele ve terörizmle mücadele arasındaki en önemli fark birinin silahlı diğerinin silahsız araçlarla yapılıyor olmasıdır. İstanbul Büyükşehir Belediyesinin insan kaynağı politikasının demokratik ve katılımcı atmosferinde kendisine güçlü temsil imkanı bulan terör örgütü iltisaklılarının yeterli imkan ve bilgiye sahip oldukları takdirde silahlı terörist donanımında olabileceğini ön görmek zor değil. Millet ittifakı demokrasi ve HDP arasında sıkışmış vaziyette. Ancak talimatı ajanslardan alan Belediye Başkanı gençliğinin de verdiği kontrolsüz enerjiyle görünen o ki Kandil ve Anıtkabir arasında bir hatta CHP’yi ve İyi Partiyi tehlikeli bir mecraya sürüklemekten geri durmuyor. Millet ittifakının bir oy uğruna Kandil ve Anıtkabir arasındaki bu geri dönülmez hattan uzak durması gerekiyor.  Bu yol geri dönüşü dahi çok maliyetli bir yoldur ve maalesef bedeli de ağır olacaktır. 27 Aralık günü CHP genel merkezinin de fiziksel olarak alet edildiği açıklama şovunda arka fonda geçmişinde ülkücü olarak bilinen Mansur Yavaş’ında göründüğü açıklamaları ve savunma atmosferini bir kalkışmaya dönüştürmeye çalışanlara karşı, CHP’nin bu büyük tuzağa düşmemesi gerekiyor. İmamoğlu CHP’den büyük olma iddiası taşıyor olabilir, Meral Akşener’de CHP’yi İmamoğlu’yla kontrol altında tutmak istiyor olabilir. Bunu Millet İttifakının iç meselesi diyerek geçiştiremeyiz çünkü işin içerisinde terörle mücadele var, şehitlerimizin kanı, gazilerimizin hatırası ve milletimizin ahı var. Genç Belediye Başkanı İmamoğlu batı aklının ürünü olan reklam ajanslarının emir ve talimatlarıyla oturup kalkıyor olabilir ama Genel Başkan Kılıçdaroğlu’nun en azından bir kamu geçmişi var, devlet terbiyesi ve görgüsünü hatırlayacağına dair bir umut hala mevcut. Hiçbir hareket ve hiçbir açıklama İmamoğlu’nun Belediyesinin terör iltisaklı isimleri çalıştırmasının sorumluluğunun bir başka kuruma ve kişiye atılmasına müsaade etmez. Yüzlerce terör iltisaklıyı işe alanın bir sorumluluğu da vardır elbet. Kandil ve Anıtkabir arasında yüksek riskli ve gerilimli bir Türkiye siyaseti inşa etmek isteyen ajanslar, Genç Belediye Başkanları ve bunlara destek olan kahvaltı ortağı Genel Başkanlar ve onların dostları unutmayınız; “Hattı müdafaa yoktur, sathı müdafaa vardır. O satıh bütün vatandır!”.        

1 2 3 4 5 6 7 8 9