18 Mayıs Çarşamba 2022
8 saat önce

İBB’de Murat Ongun’un makamı lağvedildi

İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun en yakın adamı İBB Sözcüsü Murat Ongun’un görevden alındığı ve “İBB Sözcülüğü” biriminin kaldırıldığı iddia edildi. 2023 seçimleri için hazırlıklar devam ederken CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nın adaylık savaşı sonrası Ekrem İmamoğlu’dan karşılık gecikmedi. CHP Genel Merkezine karşı direniş gösteren İmamoğlu, Karadeniz turuna çıkarak cevap verdi ancak beklediğini bulamadı. https://twitter.com/ersoydede/status/1526629234713690115?s=21&t=tGaPjrcyF5VBUwTkD6-PIw “İBB SÖZCÜLÜĞÜ BİRİMİ KALDIRILDI” Ekrem İmamoğlu, Karadeniz turu sonrasında yaptığı açıklamalar sebebiyle Murat Ongun ile beraber eleştirilere maruz kaldı. Yaşanılanlar sonrası Murat Ongun’un görevden alınmasına yönelik haberler gündeme geldi. Son olarak, Murat Ongun’un görevden alındığı ve Ongun’un yürüttüğü ‘İBB Sözcülüğü’ biriminin kaldırıldığı iddia edildi. Konuyla ilgili henüz resmi bir açıklama yapılmadı.

10 saat önce

İBB uyarıları dikkate almadı, kimyasal atıkları Tekirdağ'a bıraktı: "Kirli elleriniz çekin!"

İstanbul Büyükşehir Belediyesi'ne bağlı İstanbul Su ve Kanalizasyon İdaresi'nin (İSKİ) kimyasal atığı Marmaraereğlisi-Sultanköy'de denize döktüğü ortaya çıktı. Marmaraereğlisi-Sultanköy'de denize dökülen Kınıklı deresindeki kimyasal atığın İBB İSKİ Genel Müdürlüğü Değirmenköy Arıtma Tesisleri'nden salındığı tespit edildi. "KİRLİ ELLERİNİZİ GÜZEL TEKİRDAĞ'IMIZIN ÜZERİNDEN ÇEKİNİZ" AK Parti Tekirdağ İl Başkanı Mestan Özcan; İSKİ'yi eleştirdi ve "Kirli ellerinizi güzel Tekirdağ'ımızın üzerinden çekiniz. Kirletme İSKİ" ifadelerini kullandı. Mestan Özcan; şunları söyledi: "Marmaraereğlisi ilçemiz, Sultanköy mahallesi sınırları içerisinde denize dökülen Kınıklı deresindeki kimyasal atığın, incelemeler neticesinde İstanbul Büyükşehir Belediyesi İSKİ Değirmenköy arıtma tesislerinden salındığı tespit edilmiştir." "Defaatle uyarılmasına rağmen ne yazık ki İstanbul Büyükşehir Belediyesi – İSKİ uyarıları dikkate almayıp Trakyamızın ve Ülkemizin güzide ilçelerinden olan Marmaraereğlimizi kirletmeye devam etmektedir. İleriki günlerde ilgili kurumlar gerekli açıklamaları yapacaklardır." "Olayın ilk anından itibaren TBMM Başkanımız Sayın Prof. Dr. Mustafa Şentop, Tekirdağ milletvekillerimiz Sayın Mustafa Yel ve Sayın Çiğdem Koncagül ile de konuyu takip ediyoruz." "Ulusal ve yerel düzeyde atılması gereken tüm adımları atarak bu kirliliğe sebebiyet veren İstanbul Büyükşehir Belediyesi İSKİ Genel Müdürlüğünün bu durumu tekrar etmemesi için sürecin sonuna kadar takipçisi olacağız." "İstanbul'u hizmetsizliğe mahkum ettiniz. Kirli ellerinizi güzel Tekirdağ'ımızın üzerinden çekiniz. Kirletme İSKİ"

11 saat önce

Kuzenine usulsüz ihale vermediğini açıklamıştı: Ortaklık bitti kirli ilişkiler gün yüzüne çıktı

Cumhuriyet Halk Partisi içinde gün yüzüne çıkan skandalların ardı arkası kesilmiyor... Bu olaylara bir yenisi daha eklendi.  CHP Çan Belediye Başkanı Bülent Öz'ün kuzeninin firmasına kıyak geçtiği ve belediye işlerini 'adrese teslim ihale' usülü verdiği iddia edilmişti. Öz, bu iddiaları reddeti ama gerçek ortaya çıktı.  2 SENE BOYUNCA İHYA ETMİŞ Çan'ın müteahhit kuzeni Özgür Erbil, belediyeden alacaklarını tahsil edemediği için suç duyurusunda bulununca gerçek ortaya çıktı. “Kuzenim benden ihale istedi, vermeyince de iftira attı” diyerek kendisini savunan CHP’li Belediye Başkanı Bülent Öz’ün son 2 sene içerisinde Fen İşleri Müdürlüğü üzerinden kuzenine onlarca iş aktararak ihya ettiği öğrenildi. ORTAKLIK BİTTİ KİRLİ İLİŞKİLER SAÇILDI Bu gelişmelerin ardından müteahhit kuzen Özgür Erbil, usulsüz ihalelerle ilgili Sabah'a konuştu. Firmanın, 2019’da 12 iş kalemi karşılığında Belediye’ye toplam 349 bin 632 lira fatura kestiği, 2020’de ise 30 iş kalemi için 938 bin 275 lira fatura kestiği ortaya çıktı. En yükseği 34 bin 800 en düşüğü 4 bin 153 lira olan satın almalardan müteahhit Erbil’e 2 yılda aktarılan toplam tutarın 1 milyon 287 bin 907 lira olduğu belirlendi. İLK KEZ KONUŞTU Çan Belediyesi’nde yaşanan yolsuzlukları, belgeleriyle birlikte Cumhuriyet Başsavcılığı’na detaylı bir şekilde anlatan Özgür Erbil, günler süren sessizliğini ilk kez SABAH’a bozdu. Başkan Öz’ün açıklamalarıyla aba altından sopa göstermek niyetinde olduğunu söyleyen Erbil, “Savcılığa sunduğum belge ve deliller ile yapmış olduğum suç duyurusunun sonunda haklı tarafın kim olduğu ortaya çıkacaktır.” dedi. 1 MİLYON 200 BİN LİRALIK FATURA KESTİK Başkan Öz’ün “Kuzenim usulsüzlük yapmamı istedi, yapmayınca da iftira attı ” iddialarını yalanlayan Özgür Erbil, “Sahibi olduğum Marmara Tedarik End. Mad. San. Tic. Ltd. Şti. üst yapı ihalelerine girmeye yetkili olan bir şirkettir. Ancak bugüne kadar Öz döneminde yapılan tüm ihaleli işler alt yapı işleridir. Yani biz istesek de, baskı da yapsak rica da etsek zaten bu ihalelere girme şansımız yoktur. Kaldı ki Mart 2019 tarihinde seçildikten sonra şirketim Belediye işleri için temmuz ağustos aylarında doğrudan temin işler için teklif vermeye ve iş yapmaya başlamıştır. Bu yapmış olduğumuz işlerin tamamı Belediye personeli tarafından onaylanan faturalar, yapılan iş kadar kesilmiştir. Yaklaşık kestiğimiz fatura tutarı 1 milyon 200 bin Türk lirasıdır. Yapmış olduğumuz işlere ait faturalar işleri teslim etmemize rağmen Başkan Öz’ün talimatı ile aylarca kestirilmemiş ve ödemeleri de tarafımıza yapılmamıştır. Ödemelerimizi icra yoluyla tahsil edebildik.” şeklinde konuştu. “ABA ALTINDAN SOPA GÖSTERİYOR” Bülent Öz’ün Belediye Başkanlığı koltuğunun verdiği güç ve güven ile kendisini haklı çıkarmaya çalıştığını ileri süren Erbil, “Bülent Öz’ün yapmış olduğu açıklamalar her ne kadar Savcılığa yapmış olduğum suç duyurusuyla alakalı olmasa da, konuyu çarpıtarak kamuoyunda beni suçlu ve iftiracı göstermeye çalışmaktadır. Konunun muhataplarına da aba altından sopa göstermek niyetinde olduğu açıktır. Bu sebepledir ki Savcılık soruşturmasında, şahit gösterilen tüm belediye personeli ve ticaret erbabı arkadaşlarımızın gerçekleri tüm açıklığı ile anlatmış olmalarını ümit ediyor; aksi açıklamaların, deliller ile sabit olduğunda suç teşkil edeceğini hatırlatmak istiyorum.” diye konuştu. POLİS NEZARETİNDE İFADEYE ÇAĞRILDILAR Çan Cumhuriyet Başsavcılığı’nın yürüttüğü soruşturma kapsamında; irtikap suçlamasıyla aralarında Belediye Başkanının şoförü Z.Y. ve danışmanı U.S’nin de bulunduğu birçok Belediye çalışanının ifadesine başvurulmasına karar verildi. Çan Emniyet Müdürlüğü’ne bağlı ekipler geçtiğimiz günlerde Cumhuriyet Savcılığı’nın talimatıyla Belediye’ye giderek muhasebe müdürü A.Y, şoför Z.Y. ve personel müdürü Ş.U’nun ifadesine başvurmak üzere karakola götürdü. 23 KİŞİNİN İFADESİNE BAŞVURULDU Emniyetteki işlemlerinin ardından Adliye’ye sevk edilen muhasebe müdürü A.Y, şoför Z.Y. ve personel Müdürü Ş.U. gecenin ilerleyen saatlerine kadar Savcı’ya ifade verdi. Personelin verdiği bilgiler doğrultusunda gece geç saatlerde Belediye Başkanı Öz’ün danışmanı U.S’nin ve CHP’li Belediye Meclis üyelerinin de aralarında bulunduğu toplam 23 kişinin ifadesine başvuruldu LÜKS DAİRENİN İÇ DEKORASYON FATURALARI SORULDU Sabahın ilk ışıklarına kadar devam eden sorgulamada ayrıca Belediye’ye iş yapan firma yetkililerinin de Adliye’ye çağrılarak, tanık sıfatıyla ifadeleri alındı. Sorgulamalarda firmaya yetkililerine Belediye Başkanı Bülent Öz’ün geçtiğimiz yıl iki daireyi birleştirerek kuzeni Özgür Erbil’e yaptırdığı evin iç dekorasyon harcamaları, faturaları ve parayı kimden aldıkları sorulduğu belirlendi. İddiaya göre başkanın özel dairesinin lüks dekorasyon harcamaları farklı iş kalemleriyle Belediye’ye fatura edildi, bazılarını ise Özgür Erbil, başkandan bir türlü tahsil edemedi. KOSOVA GEZİSİNE BAŞKALARI DA GÖTÜRMÜŞ Ayrıca sorgulamada 2019 yılında Meclis kararıyla Kosova’da 6’ıncısı düzenlenen Business Forum Prizren’e katılan Belediye Başkanı Bülent Öz’ün kimleri bu geziye götürdüğü, yapılan harcamaların faturalarının kimlere kesildiği, Belediye Meclisi’nin geziye katıldığı ortaya çıkan Özgür Erbil’den haberlerinin olup olmadığı soruldu. “USULSÜZLÜK YAPMAMI İSTEDİ” Kuzeninin iddialarının deli saçmalığı olduğunu savunan Başkan Öz, “Yapılan pisliktir, karalamadır” diyerek hakkındaki iddiaları reddetmişti. Kuzeninin asılsız iddialarla Savcılığa şikayette bulunduğunu ileri süren Başkan Öz, “Şikayetle ilgili müdürlerimiz, memurlarımız, dışarıdan esnaflarımız ifadeleri alınmak üzere Adliye’ye çağırıldı. Bunların hiçbiri doğru değil. Yapılacak işlerde ‘Şu ihaleyi bana ver. Bu ihaleyi bana ver’ gibi sözleri oldu. Ben de, ‘Bu sözlerine dikkat etmesi gerektiğini, benim hiçbir şekilde Fen İşlerine dair işlerde A kişiye, B kişiye iş verme yetkim olmadığını söyledim. Yarım bıraktığı işlerini tam yapmışım gibi göstermemi, tam yapmışım gibi söylememi istedi. Ben bunu şiddetle reddettim.” demişti.

17 saat önce

İsveç ve Finlandiya'nın NATO üyeliği... Bahçeli: Teröristleri ağırlayan ülkelerle bir araya gelemeyiz

İşte Bahçeli'nin açıklamalarından öne çıkanlar... Muhterem arkadaşlarım, değerli basın mensupları grup toplantısına başlarken hürmet ve muhabbetle selamlıyorum. Toplantımızı takip eden aziz vatandaşlarımıza en kalbi selamlarımı iletiyor, şükranlarımı sunuyorum. Bir yanda eser ve millet siyaseti devamlı serpilirken diğer yanda iftira ve yalan siyaseti gittikçe derinlik kazanmaktadır. Her atılıma, her yatırıma leke sürmek için fırsat kollayanların basiretleri kapanmıştır. Türkiye hak ettiği seviyelere aşama aşama ulaşmaktadır. Zorlu şartlara rağmen ülkemiz dev bir şantiye görüntüsündedir. Ekonomik büyüme yolunda atılan sağlam adımlar umutlarımızı kamçılamaktadır. İnanıyorum ki pazarda, markette vatandaşlarımızın yaşamını olumsuz etkileyen fiyat artışlarının önüne geçilecektir.  Cumartesi günü tarihe bir güne milletçe şahit olduk. Rize-Artvin Havalimanı önemli bir boşluğu doldurmakla kalmayacak kucaklaşmanın saadetini de takviye edecektir. 5 yılda 4.4 milyar liralık yatırımla tamamlanan Rize-Artvin Havalimanı'nın milletimize hayırlı olmasını temenni ediyorum. Bu havalimanının proje aşamasından yapımına kadar emeği geçen başta Sayın Cumhurbaşkanımız olmak üzere emek veren bütün işçi kardeşlerimize gönülden teşekkür ediyorum. Düzenlenen törene katılan Azerbaycan Cumhurbaşkanı Sayın İlham Aliyev'e de teşekkür ediyorum. Türkiye-Azerbaycan iki edebi kardeş, iki devlet tek milletiz. Ayrımız yoktur, gayrımız yoktur çünkü biz Türk milletiyiz. Siyaset yapıyor olmanın bir ahlakı, bir vasfı olmalıdır. Milletimizin haklı gururunu paylaşmaktan korkup saklananlar sevimsizliğin tarafıdır. Sevincimiz aynı değilse acımız nasıl aynı olacaktır. Türkiye hepimizindir. Milletimizin yararına çalışan, üreten, geliştiren, kısacası taş üstüne taş koyan kim olursa olsun şükran duymak hem insani hem de vatandaşlık görevimizdir. Temelsiz sızlanmalar makul ve mantıklı değildir. Zillet ittifakı yıkmaktan, bozmaktan, akıntıya karşı kürek çekmekten başka bugüne kadar ne yapmıştır, neyi önermiştir. Köprü yapılır nefret saçıp sözde yolsuzluktan dert yakınırlar. Türkiye hakim muhalefet zihniyetinin dünyada eşi benzeri yoktur. Zillet ittifakı sert bir kayaya çarpmış, istikametini ve iradesini kaybetmiştir. Bunlardan hiçbir yol olmayacaktır. Bu düşüncelerinin elbette pek çok gerekçesi vardır. Geçtiğimiz hafta sonu zillet partilerinden birisinin başkanı çıkmış "Her şeyi cümbür cemaat değiştireceğiz" diye konuşmuş. Allah fırsat vermesin, bunlar değiştirse değiştirse parti değiştirirler. Bunun dışında bir şeyi değiştirmeye Türk milleti icazet vermez, vermeyecektir. Çarpık bir zihniyetin iktidar ruhsatını alması mümkün değildir. YARGITAY'IN KAFTANCIOĞLU KARARI Nihayet Türk yargısı hükmünü vermiş ve konu kapanmıştır. CHP Genel Başkanı karar açıklanır açıklanmaz soluğu İstanbul'da almıştır. CHP'nin İstanbul İl Başkanı kamu görevlisine hakaret etmiş, suç işlemiştir. Cumhurbaşkanına ağzımıza alamadığımız şekilde hakaret ederek suç işlemiştir. Sonuç itibariyle zanlının toplam 3 ayrı suçtan aldığı hapis cezaları onanmıştır. CHP Genel Başkanı bize açık açık söylemelidir; Türk devletine seri katil iftirasının yanında mıdır karşısında mıdır? Sayın Kılıçdaroğlu susma, sinme, saklanma, çık karşımıza... Bu ihanete, melanete, bu suça sen de ortak sayılırsın.  Kılıçdaroğlu, zulme son vereceklerini iddia etmiştir. Sayın Kılıçdaroğlu şimdi iyi dinle; bebek katilinin posterleri altında konser veren sözde şarkıcı müsveddelerine sahip çıkmak zulmün ta kendisidir. Zulüm devlete katil demektir, zalim ise buna ses çıkarmayan alçaktır. Sayın Kılıçdaroğlu zalimi görmek istersen, abartısız ifade ediyorum ki Türkiye düşmanlarıyla çekildiği aile fotoğraflarına, aldığın talimat listelerine dikkatle bakman yeterlidir. Türk milletinin her ferdi onurludur, saygındır. CHP'nin İstanbul İl Başkanı için siyaset yolu kapanmıştır. Bu kapsamda kesinleşen ceza 1 yıldan fazla olduğu için tartışmaya mahal kalmamıştır. Kim suç işlemişse bunun bedeline katlanmak durumundadır. Tunceli'de HDP'li bir milletvekilinin polisimize taş atması da suçtur. Herkes haddini bilsin, hukukun sınırlarını zorlamaya asla heves etmesin, bunu aklından dahi geçirmesin. Bu devlet sokakta bulunmadı, hiçbir vatan evladı zillete boyun eğmeyecektir. "KURBAN BAYRAMI'NA KADAR DURMAYACAĞIZ VE GÖNÜLLERDE OLACAĞIZ" MHP bu şuurla, bu inanışla 2023 yılının Haziran ayında yapılacak seçime hazırlanmaktadır. Hainlere Türkiye'yi bırakmayacağız. Ne efendi olacağız ne de uşak. Bizim hedeflerimiz yüksek, başarma azmimiz sınırsızdır. Biz milletimizi ve vatanımızı her zamanki gibi çok seveceğiz. Gönül seferberliğimizin ikinci etabına 13 Mayıs'ta yeniden başlattık. 173 ilçemizde vatandaşlarımızla, emeklilerimizle, esnaflarımızla, memur ve çiftçilerimizle buluştuk. Kurban Bayramı'na kadar durmayacağız ve gönüllerde olacağız. Yaz ayının hemen bitiminde siyasi çalışmalarımızda 3. etaba geçmiş olacağız. İlçe ilçe dolaşıp mesajlarımızı ve hedeflerimizi birer birer anlatan siz değerli milletvekili arkadaşlarıma çok teşekkür ediyorum. RUSYA'NIN UKRAYNA İŞGALİNDE 83. GÜN Rusya ile Ukrayna arasında süregelen çatışma ortamının tehlikeli sonuçlara kapı açtığı her türlü izahtan varestedir. Silahların susması, akan kanın durması, müzakere masasında görüşülen konu başlıkları üzerinde mutabakat sağlanması tüm aktörlerin çıkarınadır. Ukrayna savaşını körükleyen devletlerin ve uluslararası kuruluşların varlığı da gizlenemez durumdadır. Adeta bir dünya savaşının test sürüşü yapılmaktadır. Bize göre gidişat normal, hayra alamet değildir. İSVEÇ VE FİNLANDİYA'NIN NATO ADAYLIĞI İsveç ve Finlandiya’nın NATO üyesi olmasıyla ilgili sürecin tartışmaya açılması, önemle ifade etmek isterim ki, Ukrayna savaşının dozajında, kapsamında ve şiddetinde azalmaya değil, bilakis artışa, kronikleşmesine ve hatta küreselleşmesine yol açabilecektir. Milliyetçi Hareket Partisi’nin bu şartlar altında oluşturduğu politikası, gündeme taşımak istediği görüş ve düşünceleri şunlardan ibaret olacaktır: 1– NATO, 1949 tarihinde kurulduğunda 12 üyesi bulunuyorken şu andaki mevcut ve mecmu üye ülke sayısı 30’dur. NATO bugüne kadar tam sekiz genişleme evresinden geçmiş, en son 2017’de Karadağ, 2020’de de Kuzey Makedonya Atlantik Paktı’nın içine girmiştir. Rusya’nın bilinen en ciddi ve göze çarpan itirazlarından birisi NATO’nun doğuya genişleme stratejisidir. Ukrayna’da savaş sürüyorken, Rusya’nın tahrik edilmesi, bölgesel gerilimi daha da sertleştirecek maksatlı ve marazi tertiplerin NATO’yu Rusya sınırlarına tutundurması dünya barışına hizmet eden bir hedef olamayacaktır. Milliyetçi Hareket Partisi, NATO’nun genişleme ve doğuya açılma stratejisini bugünkü statükoda ve siyasi angajmanlar muhtevasında oldukça mahsurlu değerlendirmektedir. 2- İsveç ve Finlandiya’nın NATO’ya girme sürecinin, bu konuda yapılan müspet analiz ve çağrıların bize göre üç ayaklı sakıncası vardır ve şöyledir: Birinci olarak, bu üyeliklerin gerçekleşmesi halinde Rusya’nın askeri veya siyasi tepkiselliği de kışkırtılmış olacaktır. Ayrıca Finlandiya’nın Rusya’yla sınır uzunluğu bin 340 km’dir. Şayet bu iki Kuzey Avrupa devleti NATO’ya alınırsa, Ukrayna savaşının Finlandiya’dan İsveç’e kadar sıçrama ihtimalini hiç kimse yabana atmamalıdır. İkinci Dünya Savaşı’nın başında Hitler’in Kuzey Avrupa’yı işgal stratejisini yeniden gözden geçirmek, tarihten doğru ve nesnel sonuçlar çıkarmak önümüzü görmek adına mühim bir ihtiyaçtır. Finlandiya ile İsveç’in NATO’ya alınması demek Ukrayna savaşının uzaması, hatta coğrafi olarak genişlemesi demektir ve bize göre böylesi bir niyet insanlık suçudur, uluslararası norm ve değer piramidinin yıkımı anlamına gelecektir. İkinci olarak, hem Finlandiya hem de özellikle İsveç’in Türkiye düşmanlarına nasıl kucak açtığı herkesin bildiği gerçekler arasındadır. PKK’nın, FETÖ’nün, DHKP-C’nin barınağı, ikmal ve ihanet merkezi İsveç’tir. Hiç kimse bize maval okumasın, hikaye anlatmasın. Viking mantığı vandal mantığıdır. Asırlar evvel bize sığınan İsveç Kralı’na müşfik kollarını açan aziz ecdadımıza vefasızlık yapanların, yüce kitabımız Kuran-ı Kerim’i yakanların, bize laf yetiştirmeye ne yüzleri olacak ne de yürekleri yetecektir. Almanya’nın başkenti Berlin’de düzenlenen NATO Dışişleri Bakanları Gayri Resmi Toplantısı’nda Sayın Mevlüt Çavuşoğlu belge, bilgi ve fotoğraflarla terör örgütlerine verilen desteği muhataplarının yüzüne vurmuştur. Mehmetlerimize kurşun sıkan, vatandaşlarımıza zulmeden damgalı hainleri periyodik olarak ziyaret eden, sonra dönüp bu kez de malum bölücü teröristleri başkentlerinde ağırlayan ülke ya da ülkelerle bir güvenlik mimarisi altında, karşılıklı müttefiklik hukuku içinde bir araya gelmemiz nasıl mümkün olacaktır? Bir yanda elimizi sıkarlarken, diğer yanda sırtımıza hançer vurmalarına seyirci mi kalalım? Terör örgütleriyle silah çatanların, katillere yardım ve yataklık edenlerin sözüne nasıl güvenelim? İttifaklarına hangi mantıkla itimat ve itibar edelim? Finlandiya ile İsveç’in bekleme odasına alınması geldiğimiz bu aşamada akla yatkın en doğru seçenektir. Merhum Vatan Şairimiz Akif’in dediği gibi; Üç buçuk soysuzun ardından zağarlık yapamam; Hele hak nâmına haksızlığa ölsem tapamam. Doğduğumdan beridir âşıkım istiklâle, Bana hiç tasmalık etmiş değil altın lâle! Yumuşak başlı isem, kim dedi uysal koyunum? Kesilir belki, fakat çekmeye gelmez boyunum! Üçüncü olarak, Kuzey Avrupa’nın mezkur iki ülkesinin NATO’ya girmesiyle ilgili hazırlık süreci, bir bakıma tehditleri Batı Avrupa’dan süpürme ve uzaklaştırma sinsiliğinden başka bir şey değildir. Bunu görüyoruz, bu sarih gerçeği fark ediyoruz. Batı Avrupa’ya yüklenen ağırlık Kuzeye kaydırılacaktır. Baltık Denizi ve mücavir bölgeleri askeri ve siyasi kutuplaşmalara havale edilecektir. Bu itibarla, Milliyetçi Hareket Partisi Finlandiya ile İsveç’in NATO üyeliğini zamansız, yersiz, gereksiz olarak değerlendirmekte ve soğuk bakmaktadır. 3- Türkiye’ye bazı NATO ülkeleri tarafından kısıtlama ve yaptırım uygulanmaktadır. ABD’yle süren stratejik sorunlar çözüm kulvarına hala girememiştir. F-16 savaş uçakları konusunda somut bir gelişme yoktur. F-15 savaş uçaklarını ağzına alan yoktur. Üstelik ABD, PKK/YPG’ye inatla, iştahla, isyan ettiren ilkellikle destek vermeyi sürdürmektedir. ABD Dışişleri Bakanı’nın, “fikir birliğine varacağımızdan eminim” demekten önce terör örgütleriyle fikir ve emel birliğinden ne zaman vazgeçeceklerini itiraf etmesi tutarlı ve ilkeli bir açıklama olacaktır. Biden yönetimi, geçtiğimiz hafta, ABD’lilerin terör örgütü PKK/YPG’nin Suriye’de fiilen işgal ettiği bölgelere yatırım yapmalarının önünü açmıştır. Yani Suriye’ye uygulanan yaptırımlar terör örgütünün bulunduğu alanlarda geçerli olmayacaktır. Bu şu demektir: ABD, yani müttefikimiz, NATO’da beraber olduğu Türkiye’ye yaptırım uygularken, terör örgütlerini bundan muaf tutmuş, kollamış, pozitif ayrımcılık muamelesi yapmıştır. Bu küstahlık bize reva mıdır? Bu kadir bilmezlik bize hak mıdır? Bu kifayetsizlik meşru mudur? Böylesi kasıtlı ve kindar tutuma hangi vatan evladı tamam diyebilecektir? NATO’nun genişleme patikasına girebilmesi için Türkiye’nin tavrı belirleyicidir. Çünkü NATO kararı, 30 üye ülkeden her birinin müşterek şekilde vereceği oyun sonucudur ki, tüm kararlar oy birliğiyle somutlaşmaktadır. Milliyetçi Hareket Partisi’nin kanaati bellidir: ABD’nin Batı’yı ve NATO ülkelerini konsolide etmek için fırsat gördüğü Ukrayna savaşı bitmeden, ateşkes ve barış rejimi temin ve tesis edilmeden NATO’ya yeni üye katılımı insanlığı yeni bir ateşe sürükleyecektir. Finlandiya ve İsveç’in muhtemel çok riskli NATO üyeliği, Avrupa’nın güvenlik haritasını kaotik ölçülerde güncellemekle kalmayacak, var olan dengeleri sarsarak Rusya’yı daha farklı ve kuvvet kullanımını provoke eden bir pozisyona taşıyacaktır. Herkesi uyarıyorum, bunun sonu ve sonucu barış değil, topyekûn savaştır. Türkiye barışın, huzurun, istikrarın, demokrasinin, insan hak ve hukukunun yanındadır, mazlumların da sonuna kadar davacısıdır. 19 MAYIS MESAJI Merhum Mithat Cemal Kuntay, Merhum Mehmet Akif’in çok yakın arkadaşıydı. Bir gün Akif’e, Gazi Mustafa Kemal Paşa’yı ima ve işaret ederek bu defa nasıl inandığını sorar. Akif’in verdiği cevap etkileyicidir ve şu şekildedir: “Başımızdaki adamı kim görse inanırdı.” Yine bir keresinde söylediği şuydu: “Vallahi azizim, eğer Atatürk olmasaydı bu zafer kazanılamazdı.” Gazi Mustafa Kemal Atatürk yalnızca duygusuyla değil, yalnızca heyecanıyla değil; aynı zamanda akıl, sabır, ihtiyat, strateji, iman, denge, sorumluluk ve milli değerlerle hareket etmiş, hedeflerine kilitlenmişti. Zorluklar karşısında geri adım atan değil, üstüne üstüne giden, sonuç almak için direten, direnç gösteren azim ve irade sahibi bir kumandandı. Zulme ve zulmete boyun eğen değil, bunlara karşı direnen ve kazanan, başka seçeneği aklının ucuna getirmemiş bir siyaset dehasıydı. Mustafa Kemal, 30 Ekim 1918 Mondros Mütarekesi’ni duyar duymaz, “bütün felaketlere rağmen ben, Türk’ün sesini işittirebileceği kanaatindeyim. Bu yolda işe başladım.” demişti. 13 Kasım 1918’de Adana treninden inip Haydarpaşa rıhtımına ayak basınca karşısındaki tablo içler acısıydı. Düşman donanması bayraklarını açarak İstanbul’a girmişti. Sahiller Levantenlerin sarhoş çığlıklarıyla, palikaryanın meydan okumasıyla çınlıyordu. Bu kahredici manzara karşısında bile ürkmedi ve dedi ki; geldikleri gibi giderler. Çok şükür, gün geldi aynen de dediği gibi oldu. Tutsak alınmış Anadolu’yu milletiyle tek nefes olarak ve emsalsiz bir kurtuluş mücadelesiyle haçlı bakiyelerinden birer birer temizledi, bağımsızlığımızı kazandırdı. Biliyordu ki, esir düşmüş insan yürüyen ıstıraptır. Bunu kabullenmedi, istilayı reddetti, zillete rıza göstermedi. Bu maksatla da 103 yıl önce Samsun’a çıktı, sönmeyecek meşaleyi tutuşturdu. Anadolu’ya taşınan bağımsızlık ülküsü ve mücadele azmi önce Havza’da alevlendi, Amasya’da körüklendi, Erzurum’dan yayıldı ve Sivas’tan tüm vatan sathında yankı buldu. Türk milleti, onun liderliğinde hürriyetini zincire vurmak isteyen zalim tutkulara karşı amansız ve acımasız bir savaş verdi. Bu savaş haklıydı, haysiyetliydi ve meşruydu. Bilinsin ki, 103 yıl önce, Türk milleti etnik topluluklar koleksiyonu olsun diye Samsun’a çıkılmadı. 103 yıl önce, etnik ve mezhepsel aidiyetler millet bilincinin önüne geçsin diye ilk adım atılmadı. Samsun’a Türk milletinin namus ve şerefini kurtarmak, kimseye muhtaç olmadan var olabilmesini sağlamak ve sağlama almak için ayak basıldı. Ne kadar övünsek azdır ve ne kadar gururlansak yetersizdir. Önemle altını çizmek isterim ki; Milli beka için gösterdiğimiz duruş ve kararlılığı siyaset icabı, zayıflık, acizlik zannederek göz ardı edenler, geçen yüzyılın başlarında milletimizi kurtaran ve devletimizi kuran kahramanları tıpkı dönemin işgalcileri gibi fark edememiş olanlardan başkası değildir. Bu bakımdan Türkiye'nin milli birliği ve kardeşliğinin devamı için sergilediğimiz sorumlu ve sağduyulu tutumu, öngördüğümüz uyarıları hiç kimse bir zaaf belirtisi olarak görmemeli, sonu ağır olacak hesap hatasına düşmemelidir. Milliyetçi Hareket Partisi 19 Mayıs ilkeleriyle bezenen, kurucu ve kurtarıcı bir fikre dayanan, işgal ve ihanete asla prim vermeyen, vermeyecek olan muhteşem bir millet eseridir. Biz damarlarımızda dolaşan kanın kudretinden şüphe duymayan bir duruşun neferleriyiz. “Ne Mutlu Türküm Diyene” seslenişi bizim irade bayrağımızdır. Türk tarihi övüncümüzün, milli ömrümüzün, daha büyük işler yapma azmimizin kaynağıdır. Şehit ve gaziler var oluşumuzun manevi sırrı ve güvenceleridir. 19 Mayıs’tan intikam ve 29 Ekim’in rövanşını aramak için pusuya yatmış köksüz ve işbirlikçiler önce bizi aşmak, bizi yenmek, bizi etkisiz hale getirmek mecburiyetindedir. Milliyetçi Hareket Partisi Samsun’a çıkan fikirdir, Sakarya’da, Dumlupınar’da, Büyük Taarruz’da düşmanı mahv-ı perişan eden, önüne kattığı gibi kaçtıkları yere kadar kovalayan kahramanlığın varisidir. 19 Mayıs; teslimiyet belgelerini yırtıp atan cesaretin timsalidir. Aynı zamanda manda ve himaye çağrılarını düşmanla birlikte bozguna uğratan ilham ve istiklal sevdasının ta kendisidir. 19 Mayıs 1919 unutulmamış, unutulmayacak, unutturulmayacaktır. Cenab-ı Allah’ın himayesi ve aziz milletimizin fedakârlıklarıyla Samsun’da başlayan tarihi yolculuk gün gelmiş başkent Ankara’da Cumhuriyet’le birlikte taçlanmıştır. Ne var ki, geçen yıllar içinde Türk milletinin maruz kaldığı operasyonların ve hunhar saldırıların seyrinde bugüne kadar bir azalma, bir hafifleme, bir zayıflama olmamıştır. Milli ve manevi değerlerimizi tahrip ve imha etmek için bu defa da maşa kullanmaya heveslenenler dün alamadıkları sonuçları bugün almayı denemişlerdir. FETÖ maşadır, PKK/YPG maşadır. Zillet ittifakı da maşalığa dünden gönüllüdür. Hiçbir kötü ve aşağılık oyun başarıya ulaşamayacak, tehditler mesafe alamayacak ve bağımsızlık iradesi kırılamayacaktır. Elbette 19 Mayıs’ın; ‘Gençlik ve Spor Bayramı’ olarak kutlandığı dikkate alındığında, Türk gençliğine çok büyük görev ve sorumluluklar düşeceği de ortadadır. Gençlerimizin, dünün saygın hatıralarına mutlaka sahip çıkacağına, art niyetlilere ve bunlara çanak tutanlara fırsat vermeyeceğine yürekten inanıyorum. Temennim, her bir gencimizin huzurlu, mutlu ve gelecek kaygısı taşımadan hayatlarını sürdürmeleri, geleceğe hazırlık yapmalarıdır. Biz bunu sağlamak için varız, başarmaya da kararlıyız. Rivayet odur ki, zamanın Venedik büyükelçisi itimatnamesini sunmak için Payitahta gelerek Yavuz Sultan Selim’in huzuruna çıkar. Görüşmesi bittikten sonra ülkesine döner ve kiminle karşılaşmışsa cihan padişahının nasıl birisi olduğu sorusuna muhatap olur. Venedik büyükelçisi bu soruları “Yavuz Sultan Selim’i göremediğini”, söyleyerek geçiştirir. Bu defa da, huzura kabul edilmesine rağmen nasıl göremediği sorulur. Söz konusu büyükelçi bu sorular karşısında şu kulaklara küpe olacak cevabı verir: “kılıcı öyle parlıyordu ki yüzüne bakamadım.” Bunu duyan Hünkarımız çevresine şunları söyler: “Osmanlı’nın kılıcı parladığı sürece düşmanların başı daima eğik kalır. Amma Allah korusun, bu kılıç bir kınına girer de paslanmaya başlarsa, işte o zaman bu kafalar yavaş yavaş dikilir ve bize bir gün yukardan bakar.” Türk gençliği aklıyla, ahlakıyla, inancıyla, zekâsıyla, zarafetiyle, edebiyle, erdemiyle, cesaretiyle parlayan kılıçtır, tutan kalemdir, okuyan kabiliyettir, seven kalptir, sevilen kalenderliktir. Türk gençliği öz ufkumuz, göz nurumuz, gönül surumuzdur. Türk gençliğine en büyük hediyemiz bağımsız ve güçlü bir ülke, kutlu bir millet varlığı, parlak bir gelecek, iş ve aş sorunlarının tamamen çözüldüğü huzurlu ve güvenli bir ortam bırakmak olacaktır. Canları sağ olsun, kime oy verdikleriyle değil, onların gül yüzünü daha fazla nasıl güldüreceğimizin derdindeyiz. Gençlerimiz geleceğe yazılmış ve henüz açılmamış mesajımızdır. Hepsi var olsun, hepsi mutlu olsun, yolları ve bahtları da açık olsun. Bu vesileyle büyük Türk milletinin ve değerli gençlerimizin iki gün sonra karşılayacağımız 19 Mayıs Atatürk’ü Anma Gençlik ve Spor Bayramı’nı şimdiden kutluyorum. 103 yıl önce başlayan istiklal mücadelesi neticesinde, bizlere vatan kazandıran başta Gazi Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere; Milli Mücadele kahramanlarına ve aziz şehitlerimize Cenab-ı Allah’tan rahmetler diliyor, muhterem anılarını hürmetle yâd ediyorum.

17 saat önce

‘Atatürk’ adına düşman olan Canan Kaftancıoğlu’nun, Atatürk Havalimanı için yaptığı eylem boş kaldı

Atatürk adına olan düşmanlığını her fırsatta dile getiren ve milli bayramlarda Atatürk adını kullanmadan paylaşım yapan CHP İstanbul İl Başkanı Canan Kaftancıoğlu, bugün parti teşkilatıyla birlikte Atatürk Havalimanı’na yapılacak olan Millet Bahçesi’ni protesto için CHP’li milletvekilleri ve il örgütü ile birlikte AHL’ye gitti. BEKLEDİĞİ KALABALIK GELMEDİ CHP İstanbul il Başkanı Canan Kaftancıoğlu’nun sosyal medyadan yaptığı çağrıya rağmen CHP’liler Atatürk Havalimanı’na gelmedi. Yaklaşık 750 kişilik bir kalabalık toplayan Kaftancıoğlu, havalimanında basın toplantısı düzenledi. Oldukça gergin olduğu gözlenen Kaftancıoğlu’nun Atatürk konusunda samimi bulunmadığı için CHP’lilerin eyleme ilgi göstermediği iddia edildi. ATATÜRK ADINA DÜŞMAN Cumhuriyetin ilk yıllarında katliam yapıldığına dair Atatürk hedef alan paylaşımları, geçmiş dönemde yaptığı açıklamalarında ‘Atatürk’ ifadesini kullanmaması ve HDP’li siyasetçilere yakınlığı nedeniyle sık sık eleştirilen Kaftancıoğlu’nun Atatürk adına eylem yapması CHP’liler tarafından samimi bulunmadı. ATATÜRK ADI RAHATSIZ EDİYOR CHP İstanbul İl Başkanı Canan Kaftancıoğlu, 9 Eylül’de internet ortamında yapılan Taksim Toplantıları’nda Türk Siyasetinde Örgütün Yeri ve Seçim Güvenliği başlıklı bir sunum yaptı. Yaklaşık 1.5 saatlik konuşmasında Atatürk’e atfen üç kez “Gazi Mustafa Kemal” ifadesini kullanmıştı. Kaftancıoğlu, katılımcıların “Atatürk adını kullanmamak tercihiniz mi?” sorusuna ise “Kişilerin isimlerinden söz ederken, belirli alışkanlıklarla bunların özel atıflarla kategorize edilmesine karşıyım. Yıllardır kullandığım gibi bu şekilde ifade etmek, kendimi ait hissettiğim bir ifade olduğu için tercih ediyorum” yanıtını verdi. Canan Kaftancıoğlu’nun bu çıkışı “Atatürk’ü telaffuz etmiyor” tartışmalarına neden oldu. Bazı CHP’li yöneticiler ve milletvekilleri başta olmak üzere birçok kesimin tepkisini çekti. Kaftancıoğlu daha sonra yaptığı yazılı açıklamada ise konuşmayı doğruladı ancak yorumlara ilişkin “Hakkımda itibarsızlaştırma operasyonu yapılıyor” dedi. 10 ARALIK HAREKETİ: DİSK Genel Başkanı Süleyman Çelebi’nin çağrısıyla 10 Aralık 2005’te İstanbul’da yapılan toplantıda CHP’ye alternaif yeni parti bir kurulması masaya yatırıldı. Toplantıya Prof. İbrahim Kaboğlu, Prof. Burhan Şenatalar, Oğuz Kaan Salıcı ve Canan Kaftancıoğlu gibi isimler katıldı.

21 saat önce

Kemal Kılıçdaroğlu, Boşnak Derneği ziyaretinde Boşnaklara hakaret etti

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, kaş yapayım derken göz çıkardı, Türkiye Bosna Sancak Derneği’ne ziyaretinde Boşnaklara hakaret etti. Kılıçdaroğlu, Türkiye Bosna Sancak Derneği’ne ziyarette bulundu. https://twitter.com/bosnaklar_bosna/status/1526286873840205826?s=21&t=EUMASq3TuOhPmOj85fvj4g Burada bir konuşma yapan Kılıçdaroğlu, Deniz Baykal’ın Aliya İzzetbegoviç’e yaptığı ziyaretten bahsetti. Bu sırada İzzetbegoviç’in savaş karargahı için “mağara” diyen Kılıçdaroğlu, Boşnakların büyük tepkisini çekti. Boşnaklar bunun kendilerine bir hakaret olduğunu belirterek Kılıçdaroğlu’nun özür dilemesini istedi.

21 saat önce

Hürriyet Genel Yayın Yönetmeni Ahmet Hakan: “Çok büyük bir alanı, ağaçlarla donatıp devasa bir parka dönüştürmek... Nasıl oluyor da doğaya ve kente düşmanlık yapmak oluyor? Canan Hanım”

Hakan, bugünkü köşe yazısında İstanbul’un havalimanları konusundaki tartışmalar için ancak “Keşke, İstanbul’a yapılan yeni havaalanına ‘Atatürk’ ismi verilseydi” diyebileceğini söyledi. Atatürk Havalimanı'na "kutsal mekan" muamesi yapıldığını iddia eden Hakan, şunları yazdı: Artık iyice şehrin içinde kalan, kent trafiğini fazlasıyla zorlayan, İstanbul’a yetmeyen bu havaalanına neden “Asla dokunulmayacak kutsal bir mekân” muamelesi yapılıyor? Anlamış değilim. Üstelik yerine... Beton dikilmeyecek. Rezidans yapılmayacak. TOKİ’ye verilmeyecek. Otel yapılmayacak. İnşaat yapılmayacak. Peki ne yapılacak? Koskocaman bir park yapılacak. Ağaçlandırılacak. İstanbul’un nefes alacağı harika bir park alanı çıkacak ortaya. Devasa bir parka kavuşacağız yani. Yapılması planlanan millet bahçesine Atatürk isminin verilebileceğini söyleyen Hürriyet yazarı, CHP İstanbul İl Başkanı Canan Kaftancıoğlu'nu da eleştirdi: Eğer Atatürk Havalimanı’na “kutsal mekân” muamelesi yapılmasının temel nedeni “Atatürk” isminden kaynaklanıyorsa... Bu devasa parka “Atatürk Parkı” ya da “Atatürk Millet Bahçesi” adı verilir ve sorun biter. CHP İstanbul İl Başkanı Canan Kaftancıoğlu’nun bu tartışmayla ilgili olarak dün yaptığı paylaşımı okudum. Şöyle diyor: “Atatürk’e, doğaya, kente düşman olanlara bir çift sözümüz var.” Paylaşımdan öğrendiğimiz kadarıyla... Canan Hanım ve partililer, bugün saat 11.00’de Atatürk Havalimanı’na gideceklermiş... Ve Atatürk’e, doğaya, kente düşman olanlara bir çift söz söyleyeceklermiş. Çok büyük bir alanı, ağaçlarla donatıp devasa bir parka dönüştürmek... Nasıl oluyor da doğaya ve kente düşmanlık yapmak oluyor? Canan Hanım şunu bir açıklasa da öğrensek. Atatürk’e düşmanlık yapmak meselesine gelince... “Atatürk” ismine bir alerji duyulması beni de çok rahatsız eder, ediyor. Ama tek bir tesellim var: Bu olay, Canan Kaftancıoğlu’nun Atatürk konusunda bir duyarlılık, bir hassasiyet kazanmasına vesile olmuş oldu. Ki bu da öyle pek hafife alınacak bir şey değil.

21 saat önce

Kadıköy Belediyesi'ne "rüşvet" operasyonu... Yüzlerce kişi için gözaltı kararı verildi

Operasyonda 54’ü kamu görevlisi olmak üzere 224 kişi için gözaltı kararı verildiği bildirildi. Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yapılan açıklamada şu ifadelere yer verildi: Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığı Memur Suçları Soruşturma Bürosu koordinesinde Mali Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğümüzce yürütülen soruşturma kapsamında; Örgütlü olarak Rüşvet Almak, Vermek, Aracılık Etmek ve Resmi Belgede Sahtecilik  suçlarından çoğunluğu Kadıköy Belediyesinde görevli zabıta personeli ile belediye mühendislerinin de aralarında yer aldığı 54'ü kamu görevlisi olmak üzere toplam 224 kişi hakkında gözaltı kararı verildi. Polis ekipleri sabah saatlerinde İstanbul merkezli İzmir, Adana, Kocaeli ve Şırnak illerinde eş zamanlı operasyon başlattı.

1 2 3 4 5 6 7 8 ... 177 178
Server Error
500
Server Error