15 Haziran Salı 2021
3 hafta önce

Organize suç örgütü elebaşı Sedat Peker'in arkasındaki ülkeyi açıkladı!

Mısırlı gazeteci Sabır Meşhur, organize suç örgütü lideri Sedat Peker'in iddiaları ile ilgili YouTube hesabından çarpıcı bir video yayınladı. Süleyman Soylu'yu hedef alan Peker'in arkasında BAE olduğunu belirten Meşhur, "BAE istihbaratı çok başarılı bir iş yapmış, Peker de bunu çok iyi şekilde uyguluyor" dedi. "TÜRKİYE'Yİ BÖLMEK İSTİYORLAR" Analizinde, mafya lideri Peker'in videolarında hangi iddialarda bulunduğunu anlatan Mısırlı gazeteci, çete liderinin hem açık hem de gizli mesajlar verdiğini kaydetti: "Verdiği gizli mesajlar, Türkiye içinde din mensupları ve ırklar arasındaki çekişmeleri körüklüyor. Şunlardan bahsediyor: Bir, Aleviler zulme uğramışlar. "Diyanet İşleri Başkanı Alevi olabilir mi?" diye soruyor. Türkiye'deki medyayı takip edenler, solcu komünistlerin devlet içindeki makamların ırk ve din esasına göre ayrılmasını gündeme getirmeye başladıklarını görecektir. Yani Müslümanların bir payı, Alevilerin bir payı, Kürtlerin bir payı ve şu ırkın bir payı vs. olmasını söylüyorlar. Amaç Türkiye'yi bölmek. Bildiğiniz üzere Suriye, Irak ve Sudan'ı böldüler. Türkiye devleti güçlü harekete ederek buna cevap verebilir. İki, PKK ile iş birliği yapmamız gerektiğini söylüyor. "Hepsi kötü değil ve bazılarıyla iş birliği yapabiliriz" diyor. Bu Türkiye'yi bölmek isteyen ve CHP'yi ele geçirmiş bir hareket. Yaklaşan başkanlık seçimlerindeki adayı ise İmamoğlu. Üç, "Türkiye'de Kürtlere yer yok" demiş. "Türk milliyetçiliğine ve Türk dünyasına inanıyorum, Türklerin dışında hiçbir kimsenin Türk dünyasında bulunmasına izin vermeyeceğiz " diyor. Peki Kürtler nereye gidecek? Yani iç savaş çağrısı yapıyor. Konuşmasının içinden anlaşılan ve gözümüze ilişen, tabii bunu BAE İstihbaratı onun dilinden açıkça söylemiyor, prensip olarak Türkiye'yi, "Müslüman Türklerin, Kürtlerin ve Alevilerin Devleti" şeklinde bölmek istiyorlar. Bu, sözde kışkırtma çağrıları arasında verdiği gizli mesajlardan biri." "İMAMOĞLU'NUN ADINI AÇIKÇA SÖYLEMİYOR AMA..." Analizine İmamoğlu üzerinden devam eden Mısırlı gazeteci Sabır Meşhur, şu ifadeleri kullanıyor: "Sedat Peker'in en önemli ve tehlikeli söylediği şey ise, bilinçaltına verdiği mesajdır. Türk halkına, adını açıkça zikretmiyor ama "İmamoğlu'nu seçin diyor. Peker ne diyor; "Erdoğan'ı düşürün. İktidardaki AK Parti başarısız, defol ve yönetimi bırak" diyor. Düşmanlığı sadece Erdoğan'a karşı değil. Tüm AK Parti ve milliyetçi MHP'ye de düşman. Onlara "iktidarı bırakın" diyor. Peki neden açıkça "İmamoğlu" demiyor? Eğer "Ben sizi İmamoğlu'na destek vermeye çağırıyorum" dese, tüm saldırı ve oklar İmamoğlu'na yönelecek. BAE İstihbaratı çok başarılı bir plan yapmış ve İmamoğlu'nu herhangi bir saldırıdan koruyorlar. Peker de bunu çok iyi bir şekilde uyguluyor." "SOYLU UYUŞTURUCUYA DARBE VURDUĞU İÇİN HEDEFTE" Meşhur, sözlerinin devamında, Süleyman Soylu'nun televizyona çıkarak gerekli açıklamayı yaptığını ve iddiaları yalandığını söyledi: "Soylu şiddetli bir saldırıya maruz kaldı. Neden? Çünkü "Afganistan'tan gelen uyuşturucu hattını kestik" dedi. "AB yılda 9.7 milyon ton kokain imha ederken biz 18.5 ton yani katı imha ediyoruz" dedi. Soylu, "Benden önceki dönemden ben sorumlu değilim" dedi. Soylu aracılığıyla dünya derin devletinin uyuşturucu ağını çökerten Türkiye, şimdi o derin yapıların hedefinde."

3 hafta önce

NaifAnaliz - Ali Naif Çakar | Bir Umuttur Youtube - 4 - Siber Mafya, Siber Terör, Siber “15 Temmuz”

Terörle mücadeleye yoğun odaklanan güvenlik sektörü narkotik ve mafyatik oluşumlarla da eş zamanlı mücadeleyi aksatmadı. Tüm bu mücadele dinamikleri ve Türkiye’nin Cumhurbaşkanlığı Hükümet sistemiyle birlikte daha fazla hissedilir olan proaktif politika, savunma, diplomasi ve güvenlik konsepti dünyadaki dengelere de dokunmak durumunda kaldı. Türkiye’de operasyonel ve ideolojik anlamda tutunamayan, etkinlik şansı bulamayan tüm yapılar siber alanda yeni bir cephe oluşturmaya başladılar. Organize Suç Örgütü Elebaşı S. Peker’in yayınladığı videolar fiili olarak Türkiye’nin girişimleriyle yurt dışında yer bulamayan ve diplomatik ilişkilerin iyi düzeyde olmadığı bir ülkede hazırlanıp yayınlanıyor. Kendini siber alanda legal görünümlü olarak gösteren, gösterten, bot hesaplar ve trol hesaplarla bir Siber Mafya örneği karşımızda duruyor. Bu siber mafya meselesi Siber Terörle iç içe geçmiş durumda. Siber mafya ve terörizmi kişi ve kurum hesaplarına sızıp eylem yapan fidye koparan bir sanal basitlikte ele almayınız. Teknolojinin içine doğup büyüyen yeni nesil bu basitliği kavramış ve uygulayabilecek yetenekte. Siber Terör bugün ki haliyle küresel siyasetin ve aynı düzlemdeki güç unsurlarının önemli bir parçası haline gelmiştir.   Geçmişin turuncu, kadife devrimleri, gezi ayaklanmaları, 17/25 Aralık kumpasları gibi konular bugün siber terörizmin doğrudan konusu halindedir. ABD’nin görünmez orduları, imza azaltma(iz azaltma) projeleri, Rangers’ları(Bağımsızlık Savaşındaki 75. Korucu Alayı) gibi unsurları bugün siber savaş içerisinde konumlanmış durumda. Toplumları meydanlara döküp, iktidarları devirme gücünü ve dinamiğini 15 Temmuz darbe girişimiyle yitiren akıl bugün Siber alanda propaganda yürüterek müdahalenin ilk adımını sosyal medya üzerinden yürütüyor. Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarını kirli ve çarpıtılmış bilgilerle yönlendirip toplumsal algıyı yönetmek istiyorlar. Bugün Türkiye Cumhuriyeti devleti uluslararası alanda daha önce eşi ve benzeri görülmemiş olan büyük büyük bir siber terörizm saldırısı altındadır. Siber Terörizmde hedef; kitleler, kurumlar, hükümetler ve ülkelerdir. Başlıca aktörler düşünce kuruluşları, sosyal medya entelektüelleri, gazeteciler, istihbarat bağlantılı yapılardır. Siber Terörizmin araçları ise siber ortam, kitlesel iletişim araçları ve uygulamalar, bilgi savaş taktikleri, çevrimiçi savaş uygulamaları(Youtube vb..) ve sibernetik. Siber terörizmin başlıca hedef alanları ise din, etnik yapı, sosyal yapı, ideolojiler, ekonomi ve politik unsurlardan oluşmaktadır. Siber terörizmle klasik terör yöntemleriyle verilmek istenen tüm mesajları verebilirsiniz. Toplumu yılgınlık, şok, endişe, öfke, moral bozukluğu gibi çeşitli ruh hallerine sürükleyip kitlesel algı yönetimi yapabilirsiniz. Türkiye büyük bir siber terörizm atağıyla karşı karşıyadır. Kişileri ve kurumları hedef seçilmiş, bir mafyatik sözcü olarak seçilerek toplumun önüne sürülmüştür. Siber Mafya’nın Siber Terörizmle buluşması Türkiye için  “Siber 15 Temmuz’un” hedeflendiğini açıkça göstermektedir. 15 Temmuz’da canını hiçe sayan bir milletin, Siber 15 Temmuz girişimleri karşısında aynı duyarlılıkta ve hassasiyette olması için tüm siber imkânların kullanılması ve Siber Millet’in de Siber Teröristlere gerekli cevabı vereceğinden endişe duyulmaması gerekmektedir. Toplumumuza Siber Terörist ataklar ve bu Siber darbeciler daha fazla ve yüksek sesle anlatılmalı. Siber Millet ve Siber Vatan, Siber Mafya’dan da, Siber Terörizmden de büyüktür. Saldırı sinsi ve karanlık, mücadele çetin ve sonu aydınlık.

3 hafta önce

“Vezir düşerse hükümet şah mat olur”

KAFASI KARIŞIKLARA… Soylu / Peker meselesinde bizim bazı arkadaşların bile dolduruşa geldiğini görüp açıkçası aşırı üzülüyorum. Bu olay çok açık ve net Amerika tarafından organize edilmiş bir FETÖ/PKK operasyonudur. FETÖ’cülerin ve PKK’lıların en çok nefret ettiği kişi Süleyman Soyludur. Soylu'ya laf söyleyen arkadaşlar, Amerika’daki FETÖ’cülerin Soylu hakkında yazdıklarını okusa utanıp yüzleri kızarır. Soylu’yu bertaraf etmenin tek yolu arkasındakilerin gözünden düşürmek böylece büyük desteğini bertaraf etmektir. Bunun için önce bir Kokainman AK Parti Gençlik kolları üyesi kullanıldı. Onun Soylu ile çektirdiği bir fotoğraf bahane edilerek start verildi. Ardından Peker meselesi geldi. Peker 2020 yılında Kosova’ya gitti. Kosova bilmeyenler için söyleyeyim FETÖ’cülerin yuvasıdır. Peker Soylu ile alakalı açıklamaları Kosova’dan yapmadı. Çünkü Kosova MİT’in operasyon sınırı içerisinde. Peker açıklamalarını Türkiye ve Erdoğan düşmanı BAE’nin Dubai’den yaptı. BAE bildiğiniz gibi Amerika’nın kontrolünde. Peker ilk videolarında açıklamalarına gerekçe olarak, “Soylu evimi bastırıp karımın iç çamaşırlarına erkek polislerin eline verdi” demişti. Sonra yayınlanan görüntülerde görüldü ki; yatak odasına 3 kadın polis giriyor ve çekmeceleri onlar kontrol ediyor. İçeriye giren tek bir erkek polis görülmüyor. İşin ilginç yanı Peker’in eşi de aramada kadın polislerin yanında görülüyor. Eeeeee.. Peker’in konuşma sebebi böylece ortadan kalktı ama Peker yine devam etti. O görüntülerle ilgili tek satır açıklama yaptı mı? Yok.. Çünkü dert başka.. Bugün işin FETÖ boyutu bir ahmak AA muhabiri sayesinde ortaya çıktı. Kardeşi FETÖ'den tutuklu bulunan Anadolu Ajansı muhabiri, bugüne kadar hiç rastlanmayan bir şekilde önce nutuk attı sonra da Bakanlara soylu ile alakalı görülmedik bir soru sordu. Bakan Soylu'nun mafya başı ile ilişkisi yüzünden 3.5 yaşındaki çocuğunun bile yüzüne bakamadığını anlatan ve Süleyman Soylu için ağır ifadeler kullanan AA muhabiri, uzun nutuktan sonra soru sormuştu. Kardeşi FETÖ'den gözaltında olan muhabirin bu kumpas için önceden hazırlık yaptığı ortaya çıktı. AA muhabiri soru sorma anını kendi sosyal medya hesabından canlı yayınladığı ortaya çıktı.. O canlı yayın Amerika’daki bütün FETÖ’cüler tarafından izlendi. Sevinç çığlıkları atıldı. Yeri gelmişken şunu da belirteyim.. O muhabir FETÖ’nün verdiği vazifesini yaptı. Vazifesini yapmayan o FETÖ'cü muhabiri keşfedemeyen ve bunları çalıştıran AA Genel müdürüdür. Ceza verecekseniz önce bu genel müdüre sonra o genel müdürü o genel müdürlüğe getiren bakana ceza verin. Yıllardır feryat ediyorum.. "TSK, Emniyet ve yardı dışındaki kurumlarda ve bürokrası da ve dahi Siyasetin içindeki FETÖ'cülere el atın bunlara neden dokunmuyorsunuz " diye.. Siz yan gelip yatın.. Siz de bu gaflet oldukça; bu FETÖ daha çok darbe teşebbüsünde bulunur. Bu adam seçememe, hak etmeyenlere makam, soysuzlara itibar ve hırsızlara ihale verdikçe başınız daha çok ağrır. Allah ıslah etsin. Allah bu millete yar ve yardım etsin. Soylu meselesine gelince.. Bütün bunları bilmeden hala Soylu’ya laf eden benim gözümde FETÖ ile aynı saftadır. Son olarak şunu söyleyeyim. Süleyman Soylu bu hükümetin veziridir. VEZİR DÜŞERSE HÜKÜMET ŞAH MAT OLUR. Operasyonun özeti yukarıdaki cümlemdir. Allah sonumuzu hayır etsin. Dinimizi, devletimizi ve milletimizi koruyup kollasın. METİN ÖZER/HABERVİTRİNİ NOT : AZ ÖNCE BİLGİ ALDIM BU MUHABİR KEMAL ÖZTÜRK'ÜN AA GENEL MUDURU OLDUĞU ZAMAN İŞE ALINMIŞ. O TARİHTE SAMANYOLU TV'DEN PEK ÇOK İSİM AA'YA ALINMIŞ. KEMAL ÖZTÜRK'Ü O GÖREVE GETİREN İSE BAŞBAKAN YARDIMCISI BÜLENT ARINÇ'TI.. SONRA GELEN AA GENEL MÜDÜRLERİ KEMAL ÖZTÜRK ZAMANINDA ALINAN SAMANYOLU TV ELEMANLARINI İŞTE TUTURAK BU VEBALE ORTAK OLMUŞTUR

3 hafta önce

NaifAnaliz - Ali Naif Çakar | Bir Umuttur YouTube – 3 – Devlet, Kirpi, Mafya, Tilki

Bu kadar mafya dizisinin ilgi gördüğü bir toplumsallık içerisinde toplumun en çok ilgi gösterdiği dizilerin terörle mücadeleye ilişkin kahramanlık dizileriyle, organize suçlar ve kriminal vakalarla mücadele eden polisiye dizililer olduğunu unutmamak lazım. 90’ların senaryo mirası mafyatik dizilerin Türkiye’de “akılcılık tanrısının” “sosyal medya peygamberliğinin” “Youtube dinine” uzanan yolda organize suç kültürüyle maskelendiği günlerden geçiyoruz.   Bu yeni dinin kutsal sembolleri ise Hristiyanlıktaki teslis (üçleme) inancına benzeyen tripod (üç ayak) ve günümüzü temsilen kamera. Bu yeni dinin gelişimini ve nerelere gideceğini hep beraber göreceğiz. Bu yeni dini girişimin arkasından gidenler ve onu kutsayan haricileri ve dâhilîleri de hep beraber görmekteyiz. Sıratı müstakim üzere yol alanlara İslam yeter. Bu yeni dinin muhipleri bizden uzak olsun. Teolojik tartışmaları bir kenara bıraktıktan sonra gelelim heybenin diğer kısmına. FETÖ tipi yöntemlerle, sinsi tuzaklarla, durumdan vaziyet çıkarmalar, samimiyeti istismar etmelerle, insanın nefsine oynayan katakullilerle planlanmış yakınlaşma ve iş tutmalarla siyaseti tanzim etmek isteyen bir organize suç hamlesine karşı devlet, devlet gibi bir duruş sergiliyor. Birçok ismin içine karıştırıldığı bu video işlerine soylu bir darbe vuruldu. Adı geçmediği halde devletin ve milletin itibarını yurt dışından sallamak isteyenlere karşı İçişleri Bakanı Süleyman Soylu sürece müdahil oldu ve hedefi devletin itibarı olan bu mafya görünümlü küresel operasyona bir hançer darbesi indirdi. FETÖ ve PKK Türkiye’yi bir terör devleti yapmak istediler ancak başaramadılar. Bu beceriksizliklerini ve öğrenilmiş çaresizliklerinin üstünü örtmek için Türkiye’yi mafya devleti olarak göstermek istedikleri bir kurgunun içerisine sokmaya çalıştılar. Süleyman Soylu bu kurguya, bu oyuna bu plana vakit kaybetmeksizin dur dedi. Ya devlet başa, ya kuzgun leşe! Devlet yarına bırakır ama yanına bırakmaz. Devlet sessizliği de unutmaz iftirayı da. Şanlı tarihinde ve o tarihin birer özeti olan Çanakkale’de, Kurtuluş Savaşında, 15 Temmuz’da korkutamadıkları milleti, yıkamadıkları, esir alamadıkları devleti mafyaya boyun eğdirmeye kalkıyorlar. Videolarda Abdulkadir Selvi özelinde gazetecileri, Demirören grubu özelide de tüm medyayı susturma stratejisini gütmekteler. Tam FETÖ aklı… Milli marşı “Korkma” diye başlayan bir milleti kirli ve çarpıtılmış bilgilerle, muhataplarının çevresinde dolanarak esir düşürmeye çalışan bu akılsızlık ve zekâsızlık devletin nizamından milletin sinesinden sert bir tokat daha yiyecektir. Kanı akmadan, canı çıkmadan yenilemeyecek bu milleti bir tripod ve kamerayla yenebileceğini, sindirebileceğini sanan akıl ve zekâ kıtlığı ancak sosyal medyada hüküm sürebilir. Eski Yunan’a dayanan Tilki ve Kirpi meselesi vardır. Kaplumbağa ve tavşan misali günümüze uzanan hayvanlar arası batılı hikayeler gibi. Tilki aynı anda çok işi yapabilir, kurnazdır, hırsızdır, ilkesi yoktur, çevresinin farkındadır, ahlaki bir kaygısı gütmez, dostu yoktur, dost olduğunu da hemen satar, amaca götüren her yolu mubah görür, hayvanlar aleminde de kargaya, aslana attığı kazıklarla nam salarak günümüze ulaşır. En önemli özelliği ise tüm kurnazlığına karşın korkaktır. Kirpi ise yaradılışında sırtındaki oklardan, dikenlerden başka bir sermayesi olmayan korunaklı, kimseye zararı olmayan, tabiata ve doğaya faydalı bir canlıdır. Tilki’nin kirpiyi avlama stratejilerinin tamamı her seferinde hüsranla son bulmaktadır. Koca hayvanlar aleminde Tilki’nin üstesinden gelemediği, kandıramadığı ve hüsranla karşılaştığı hayvan Kirpi’dir. Bugün kendini Youtube videolarındaki Tilki sembolizmiyle ifade eden mafya, terör ve küresel destek ağı devlet ve milletle sembolize ettiğimiz Kirpi’yi yenemez. Tilki’nin kıvraklığı, ahlaksızlığına karşı Kirpi’nin yapması gereken ilk şey yapabildiği o mükemmel savunma refleksidir, kıvrılıp top haline geldikten sonra dikenlerini/oklarını kaldırarak kendini savunur Kirpi. Tilki’nin tüm kurnazlığına ve ahlaksızlığına karşı galip gelen her seferinde Kirpi’dir. Unutmadan yazalım da; tek başına iş tutan tilkiyle, sürüyle iş tutan çakallar da kardeştir. Onların hikayesini daha sonraya bırakalım. Tilkiler, tilkileşenler, tilkiden medet umanlar bilsinler ki Kirpi yoluna, mücadelesine ve kararlığına devam ederken pazarlar Tilki postlarıyla doludur.  

4 hafta önce

NaifAnaliz - Ali Naif Çakar | Bir Umuttur Youtube -2- Mehdi!

getirecektir. İlahiyatcıları, kanaat önderlerini, maneviyat entellektüellerini, islam’a gönül vermiş hak dostlarını göreve çağıralım. Sosyal Medya’dan Allah’tan haber geldiğini iddia edenlere karşı toplumu ve gençleri uyaralım. Peygamberlerle kendini bir gören bu aymazlığa, devlete kafa tutacak özgüvene, zekasıyla aklını kutsayarak başkalarını adamdan saymayana, yanlış bilginin ve spekülasyonun mafyatik şöhretle kitlelere aktarımına dur demek lazım. Muhaliflik, iktidarı hedef alan her şeyi kutsamak değildir. Mafyanın peygamberlik iddiasıyla da dünya ilk defa bu videolarla tanışmış oldu, bu zihniyet yanlışlıkla bir iktidar olsa var ya bu dine geçmeyenin vay haline!

1 ay önce

NaifAnaliz - Ali Naif Çakar | Bir umuttur YouTube

Gel gelelim YouTube mecrasına. Mesleğini, kariyerini tam olarak kimsenin tam olarak bilmediği ancak yurt dışına kaçarak gittiği videolarından anlaşılan Sedat Peker videolar çekerek ülke gündeminde yer almaya çalışıyor. Son videosunda konunun diğer tarafında İçişleri Bakanı Süleyman Soylu var. Tam kapanmanın olduğu bir bayram sabahı sosyal medya üzerinden Yüksekova’nın çetin dağlarında kahraman askerlerimizle her bayram olduğu gibi bayramı karşılayan İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’nun bu vakur tavrının tam ortasına bomba niyetine Sedat Peker videosu düşürmeye yeltendiler. Bu milletin terörle mücadele eden kahramanlarıyla bayramlaşmadayken ve hele ki bir bayram vaktinde hakaret, aşağılama, iftira, çarpıtma kokan bir video yayınlayan birisi şüphesiz ki yerli ve milli değildir. Türkiye mafyayla, organize suç örgütleriyle, suçlarla, suçlularla, teröristlerle ülke içerisinde ve dışarısında tarihi bir mücadele yürütmektedir. 15 Temmuz’dan sonra her türlü suçu, türüne göre kaynağında yok etmek ve kurutmak üzere kapsamlı bir politika değişikliğine gidildi. 1990’ların dünya ve ülke şartlarında terörle mücadele öncelikli kapalı ve karışık güvenlik atmosferinden, tüm suçlarla açık, şeffaf ve etkili bir mücadele yöntemine geçildi. 90’lardaki PKK terörünün yıkıcılığı ve ayrılıkçılığı karşısındaki düşük yoğunluklu çatışma ikliminde şehirlerde mafya ve organize suç örgütleri güçlenebilecek bir ortam buldu. Son 18 yıldır ve özellikle 15 Temmuz sonrasında Türkiye’de organize suç örgütleri ve mafyayla mücadele edildiğinin en büyük ispatı Sedat Peker’in paylaştığı videolardır. Mafyanın ve organize suç örgütlerinin Türkiye’de tutunamadığını yurt dışındaki sataşmalar ve iftiralar ortaya koymaktadır.

1 ay önce

Analiz - Sultan Şenyazar | “Katranı kaynatsan olur mu şeker, cinsine yandığım, cinsine çeker..”

21.Yüzyıldayız ya, Engin Altay bir modifiye yapmak istemiş olacak ki buna başka bir kılıf buldu ve özetle dedi ki “dindar kesime, tarikatlara falan çok yüz verme, bak Menderes de öyle yapmıştı, sonra Atatürk’ü Koruma Kanunu’nu çıkarmak zorunda kaldı”.. Hımm.... Acaba öyle mi?   Bunun böyle olmadığını İçişleri Bakanı Süleyman Soylu da biliyor olacak ki, sosyal medyadan paylaştığı mesajında Engin Altay’a “tarih fukarası, cahil” dedi. Haklı mı? Atatürk’ü Koruma Kanunu’nun asıl hikayesini okuyunca anlıyoruz ki, evet haklı..   Engin Altay’ın ifade ettiği Atatürk’ü Koruma Kanunu’nun, tarikatlerin eylemleri üzerine çıkarıldığı doğrudur. Ancak sözkonusu tarikat, o zamanki DP’yi değil, CHP’yi destekleyen “Ticaniler” tarikatıydı. Hatta tarikatın başındaki Kemal Pilavoğlu’nun, 1950 seçimlerinden önce müritleriyle beraber CHP’ye üye kaydedildiği, kendisinin de 1950 seçimlerinde CHP Ankara Milletvekili adayı yapıldığı; Ticani Tarikatının 1946 öncesindeki radikal söylem ve eylemlerine rağmen CHP iktidarı sırasında hiçbir tahkikata ve soruşturmaya maruz kalmadıkları; ancak 1950-51 arasında artan eylemleri sebebiyle çıkan Atatürk’ü Koruma Kanunu’na dayanılarak tutuklandıkları ve CHP’den ihraç edildikleri, gerek o dönemin gazetelerinde gerekse sonradan yazılan araştırma çalışmalarında yer almıştır. Kaldı ki sözkonusu kanunun çıkarılmasında bir kısım CHP’li vekillerin itirazı da sözkonusu olmuştur.   Yani işin özeti, Engin Altay’ın bahsettiği kanun, Demokrat Parti’nin değil CHP’nin tarikatlarla yakın ve elaltından yürüttüğü ilişki yüzünden çıkmıştır. Bu tarikatın eylemlerinin 1946 sonrası, özellikle Demokrat Parti’nin 1950 sonrasındaki iktidarında artması, CHP’nin, “mevcut iktidara karşı her güçle işbirliği yapma” stratejisinin belki de ilk örneğidir. Tıpkı bugün din kisvesine bürünmüş Fetö ile söylem, eylem ve tanımlayamadığımız diğer birlikteliklerin içinde olduğu gibi.   Engin Altay tüm bunları bilmiyor olabilir mi? Biliyorsa fena.. Biliyor da çarpıtıyorsa daha fena. Çünkü cahillik bir eksikliktir, yalancılık ise kötülüktür.   Anlaşılan o ki sayın Bakan, Engin Altay’a cahil diyerek nezaket göstermiş, Soylu’ya teşekkür etse yeridir.

2 ay önce

Naif Analiz - Ali Naif Çakar | Kadına Şiddet ve Tecavüz Politiktir! Tuma Tuma Tum…

HDP milletvekili Hüda Kaya bile, "HDP’nin siyaseten zora düşmemesi için” kadının şikayetçi olmaması gerektiğini söyleyerek baskı yapıyor. Duyan duymayanlara bu kısmını mutlaka anlatsın, tecavüz hadisesi mağdurenin kadın olma halinden kaynaklı özel gününe tekabül ettiğinden kadınlık gururu ve onuru HDP seçim propagandasının ayakları altında bir kanepenin üzerinde eziliyor. Haliyle kanepede “kan” izi kalıyor. Bu kanepedeki “kan” izi  alınan örnekler ve DNA doğrulamalarıyla kesinlik kazanıyor. Kan izi bu oturunca geçmiştir dediğiniz anda ifadenin yönünü değiştirir, delil yetersizliğine tabi olabilirsiniz. Bu ve daha fazlası her zaman ihtimal dâhilindedir. Tuma Çelik’in mahkemedeki tutumu ve çelişkili ifadelerini de okumayan kalmamıştır. Öğretmeni “Kandil” olanların, rehberi “Kandil” olanların tecavüzcülüklerine de kılıf bulmaları kolaydır. Tehdit, baskı ve şantaj bunlar bir terör örgütünün anatomisinin olmazsa olmazlarıdır. Bir kadına tecavüz edip olayın üstünü örtmek için gösterilen çabanın yüzde 1’ni tecavüzle mücadeleye harcadıkları görülmemiştir. CHP kanadı da bu konuda oldukça sabıkalıdır. Endişem o ki, bu tecavüz taciz olaylarında CHP’de HDP’den taktik ve strateji kapacak. CHP için endişeleneceğim aklıma hiç gelmezdi lakin Allah’ın işine bakın ki HDP ile ittifak ayağına CHP’nin elinde bu işin sonunda yeni bir taciz ve tecavüz silsilesi kalacak diye endişelenir buldum kendimi. Özetle söylemek isterim ki; Kadına şiddet ve tecavüz politiktir! Başta PKK terör örgütü olmak üzere tarafı ve tarafları da bellidir. Dut yemiş bülbül dahi bir müddet sonra öterken kadın derneklerinin, platformlarının sessizliğini de tarihe not düşelim; Kadın derneklerinin ve platformlarının D.K. tecavüzü davasındaki sükutları politiktir!!! Tuma Tuma Tum…

1 2 3 4 5 6 7