24 Ekim Pazar 2021
5 ay önce

NaifAnaliz - Ali Naif Çakar | Bir umuttur YouTube

Gel gelelim YouTube mecrasına. Mesleğini, kariyerini tam olarak kimsenin tam olarak bilmediği ancak yurt dışına kaçarak gittiği videolarından anlaşılan Sedat Peker videolar çekerek ülke gündeminde yer almaya çalışıyor. Son videosunda konunun diğer tarafında İçişleri Bakanı Süleyman Soylu var. Tam kapanmanın olduğu bir bayram sabahı sosyal medya üzerinden Yüksekova’nın çetin dağlarında kahraman askerlerimizle her bayram olduğu gibi bayramı karşılayan İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’nun bu vakur tavrının tam ortasına bomba niyetine Sedat Peker videosu düşürmeye yeltendiler. Bu milletin terörle mücadele eden kahramanlarıyla bayramlaşmadayken ve hele ki bir bayram vaktinde hakaret, aşağılama, iftira, çarpıtma kokan bir video yayınlayan birisi şüphesiz ki yerli ve milli değildir. Türkiye mafyayla, organize suç örgütleriyle, suçlarla, suçlularla, teröristlerle ülke içerisinde ve dışarısında tarihi bir mücadele yürütmektedir. 15 Temmuz’dan sonra her türlü suçu, türüne göre kaynağında yok etmek ve kurutmak üzere kapsamlı bir politika değişikliğine gidildi. 1990’ların dünya ve ülke şartlarında terörle mücadele öncelikli kapalı ve karışık güvenlik atmosferinden, tüm suçlarla açık, şeffaf ve etkili bir mücadele yöntemine geçildi. 90’lardaki PKK terörünün yıkıcılığı ve ayrılıkçılığı karşısındaki düşük yoğunluklu çatışma ikliminde şehirlerde mafya ve organize suç örgütleri güçlenebilecek bir ortam buldu. Son 18 yıldır ve özellikle 15 Temmuz sonrasında Türkiye’de organize suç örgütleri ve mafyayla mücadele edildiğinin en büyük ispatı Sedat Peker’in paylaştığı videolardır. Mafyanın ve organize suç örgütlerinin Türkiye’de tutunamadığını yurt dışındaki sataşmalar ve iftiralar ortaya koymaktadır.

6 ay önce

Analiz - Sultan Şenyazar | “Katranı kaynatsan olur mu şeker, cinsine yandığım, cinsine çeker..”

21.Yüzyıldayız ya, Engin Altay bir modifiye yapmak istemiş olacak ki buna başka bir kılıf buldu ve özetle dedi ki “dindar kesime, tarikatlara falan çok yüz verme, bak Menderes de öyle yapmıştı, sonra Atatürk’ü Koruma Kanunu’nu çıkarmak zorunda kaldı”.. Hımm.... Acaba öyle mi?   Bunun böyle olmadığını İçişleri Bakanı Süleyman Soylu da biliyor olacak ki, sosyal medyadan paylaştığı mesajında Engin Altay’a “tarih fukarası, cahil” dedi. Haklı mı? Atatürk’ü Koruma Kanunu’nun asıl hikayesini okuyunca anlıyoruz ki, evet haklı..   Engin Altay’ın ifade ettiği Atatürk’ü Koruma Kanunu’nun, tarikatlerin eylemleri üzerine çıkarıldığı doğrudur. Ancak sözkonusu tarikat, o zamanki DP’yi değil, CHP’yi destekleyen “Ticaniler” tarikatıydı. Hatta tarikatın başındaki Kemal Pilavoğlu’nun, 1950 seçimlerinden önce müritleriyle beraber CHP’ye üye kaydedildiği, kendisinin de 1950 seçimlerinde CHP Ankara Milletvekili adayı yapıldığı; Ticani Tarikatının 1946 öncesindeki radikal söylem ve eylemlerine rağmen CHP iktidarı sırasında hiçbir tahkikata ve soruşturmaya maruz kalmadıkları; ancak 1950-51 arasında artan eylemleri sebebiyle çıkan Atatürk’ü Koruma Kanunu’na dayanılarak tutuklandıkları ve CHP’den ihraç edildikleri, gerek o dönemin gazetelerinde gerekse sonradan yazılan araştırma çalışmalarında yer almıştır. Kaldı ki sözkonusu kanunun çıkarılmasında bir kısım CHP’li vekillerin itirazı da sözkonusu olmuştur.   Yani işin özeti, Engin Altay’ın bahsettiği kanun, Demokrat Parti’nin değil CHP’nin tarikatlarla yakın ve elaltından yürüttüğü ilişki yüzünden çıkmıştır. Bu tarikatın eylemlerinin 1946 sonrası, özellikle Demokrat Parti’nin 1950 sonrasındaki iktidarında artması, CHP’nin, “mevcut iktidara karşı her güçle işbirliği yapma” stratejisinin belki de ilk örneğidir. Tıpkı bugün din kisvesine bürünmüş Fetö ile söylem, eylem ve tanımlayamadığımız diğer birlikteliklerin içinde olduğu gibi.   Engin Altay tüm bunları bilmiyor olabilir mi? Biliyorsa fena.. Biliyor da çarpıtıyorsa daha fena. Çünkü cahillik bir eksikliktir, yalancılık ise kötülüktür.   Anlaşılan o ki sayın Bakan, Engin Altay’a cahil diyerek nezaket göstermiş, Soylu’ya teşekkür etse yeridir.

6 ay önce

Naif Analiz - Ali Naif Çakar | Kadına Şiddet ve Tecavüz Politiktir! Tuma Tuma Tum…

HDP milletvekili Hüda Kaya bile, "HDP’nin siyaseten zora düşmemesi için” kadının şikayetçi olmaması gerektiğini söyleyerek baskı yapıyor. Duyan duymayanlara bu kısmını mutlaka anlatsın, tecavüz hadisesi mağdurenin kadın olma halinden kaynaklı özel gününe tekabül ettiğinden kadınlık gururu ve onuru HDP seçim propagandasının ayakları altında bir kanepenin üzerinde eziliyor. Haliyle kanepede “kan” izi kalıyor. Bu kanepedeki “kan” izi  alınan örnekler ve DNA doğrulamalarıyla kesinlik kazanıyor. Kan izi bu oturunca geçmiştir dediğiniz anda ifadenin yönünü değiştirir, delil yetersizliğine tabi olabilirsiniz. Bu ve daha fazlası her zaman ihtimal dâhilindedir. Tuma Çelik’in mahkemedeki tutumu ve çelişkili ifadelerini de okumayan kalmamıştır. Öğretmeni “Kandil” olanların, rehberi “Kandil” olanların tecavüzcülüklerine de kılıf bulmaları kolaydır. Tehdit, baskı ve şantaj bunlar bir terör örgütünün anatomisinin olmazsa olmazlarıdır. Bir kadına tecavüz edip olayın üstünü örtmek için gösterilen çabanın yüzde 1’ni tecavüzle mücadeleye harcadıkları görülmemiştir. CHP kanadı da bu konuda oldukça sabıkalıdır. Endişem o ki, bu tecavüz taciz olaylarında CHP’de HDP’den taktik ve strateji kapacak. CHP için endişeleneceğim aklıma hiç gelmezdi lakin Allah’ın işine bakın ki HDP ile ittifak ayağına CHP’nin elinde bu işin sonunda yeni bir taciz ve tecavüz silsilesi kalacak diye endişelenir buldum kendimi. Özetle söylemek isterim ki; Kadına şiddet ve tecavüz politiktir! Başta PKK terör örgütü olmak üzere tarafı ve tarafları da bellidir. Dut yemiş bülbül dahi bir müddet sonra öterken kadın derneklerinin, platformlarının sessizliğini de tarihe not düşelim; Kadın derneklerinin ve platformlarının D.K. tecavüzü davasındaki sükutları politiktir!!! Tuma Tuma Tum…

6 ay önce

Naif Analiz - Ali Naif Çakar | Çürük Elma Şekeri!

Bu arada nedense aklıma geldi; HDP’nin tecavüzcü ve kadına şiddet uygulayan vekilleri meselesini hatırlarsınız. Hem terör örgütüyle bağı olan bir yerde siyaset yapacaksınız, hem tecavüzcü olacaksınız ve meselenin üstü kendiliğinden örtülüp gidecek, orada toplumsal hassasiyet kasmayacaksınız. Enteresan! Milyonlarca insanın oy verdiği, üyesi olduğu siyaset yaptığı partilerde profesyonel olarak çalışan insan kaynağının ve gönüllü olarak çalışanların da tam olarak kim olduklarını ve neler yapabileceklerini tahmin edebilen bilimsel veya insan sarraflığı misyonunda bir mekanizmadan haberi olan varsa beri gelsin. İçişleri Bakanı Süleyman Soylu konuya ilişkin açıklamalarda bulundu. Açıklamasında ki siyasi sorumluluk, narkotik suçlarla mücadeledeki kararlığının yanı sıra, kullandığı çürük elma misali de son derece kıymetli bir husus… Çürük elma, yanındaki diğer elmaları da çürütür. Buradaki temsili profilimizde elmanın çürüdüğü apaçık ortada. Ancak bu çürük elmanın gücü sağlam elmaları çürütmeye yetmemiş. Neden mi? Çok basit, bu çürük elma, kendini şekerle kaplayıp çürüğünün üstünü örtmesi nedeniyle şeker erir erimez çürükte ortaya çıkmış. Bu profilin medyaya yansıyan ilk savunmasında, pudra şekeri olarak izah etmeye çalıştığı uyarıcı narkotik maddenin ve maddi gücü nispetinde ucuzundan pahalısına uyuşturucuya bulaşanların durumunun konu edilmemesi acı bir meseledir. Türkiye’deki tepkiselliğin ve kamuoyunun ortak bir vicdanı olmadığını, söz konusu iktidarı eleştirmekse insanlık dâhil olmak üzere gerisinin teferruat olduğu bir sosyal medya halinin oluştuğunu görüyoruz. Uyuşturucuyla çetin bir mücadele yürütülürken, narkotik birimleri başarılı operasyonlar yürütürken, bağımlılıkla mücadelede eğitimler ve kampanyalar yoluyla kitlesel farkındalık oluşturulurken, maalesef bu ülkenin muhalefetine ait vicdanın diplerde gezindiğine şahitlik ediyoruz.

7 ay önce

Naif Analiz - Ali Naif Çakar | Bir Anne, Bir Evlat ve Bir Millet  

"Rabb'im cennetiyle cemaliyle müşerref kılsın bizleri. Sevgili Habibi'nin Livaü'l hamd ismiyle müsemma sancağı altında toplanmayı nasip eylesin. Servet Annemiz, şu anda bu millete, bu memlekete, bu vatana hizmet eden bir evladı da yetiştirmiş olmanın bahtiyarlığı, mutluluğu içerisinde. Ben böyle inanıyorum. Zira sevgili Peygamberimizin hadis-i şerifinde de buyurduğu gibi insanlar ölür, ondan sonra hayırlı bir evlat, yaptığı bu dünyadaki hizmetler onun için hep kalıcıdır ve bu hizmetler devam ettiği sürece de onlarla hayırla yad edilirler, anılırlar. Şimdi Servet Annemiz de hem böyle bir evlat, evlatlar yetiştirmiş olmanın inanıyorum ki bahtiyarlığı, güzelliği içinde Hakk'a yürüdü, yürüyor. Hep birlikte şu anda onun cenaze namazında biz de diyoruz ki ya Rab bizleri sevgili Habibinin Livaü'l hamd ismiyle müsemma sancağı altında buluştur, bir araya getir.".

8 ay önce

NaifAnaliz - Ali Naif Çakar | Kürdün PKK ve HDP ile İmtihanı

Türkiye’de HDP kurgusuyla şekillenen Kürt siyaseti bitmiştir. Dünyadaki siyasi konjonktürde etnik-ayrılıkçılığa uygun bir zemin oluşturmuyor ve uzunca bir süre oluşturmayacak gibi duruyor. HDP Kürtlerin PKK ile anılmasının kurumsal organizasyonu olmanın ötesinde bir misyon taşımadı, taşımıyor ve taşıyamayacak. Türkiye’nin Kürtlerinin HDP ve PKK ile mutlak suretle mesafelenmesi ve ayrışması gerekiyor. Kürdün PKK ve HDP ile imtihanı artık sorgu düzeyinde başladı. HDP’nin çözüm sürecinde çözümle ilgilenmekten ziyade PKK terör örgütünü devletle eş tutma ve mevkidaş gösterme çabasının bedelini başta Kürtler olmak üzere Türkiye’nin tamamı acı bir şekilde tecrübe etti. Kürtlere ve Kürtlüğe ilişkin devlet politikasında karşılık bulan her kültürel ve demokratik gelişmeyi demokrasinin bir kazanımı olmaktan çıkarıp terör örgütünün bir kazanımına dönüştürmek için çok çabaladılar. Kürt kültürü PKK nedeniyle tarihi bir darbe aldı, son 20 yılın devrim niteliğindeki gelişmelerinden Kürtçenin kamusal alanda kullanımına ve Kürtlüğün saklanılacak utanılacak bir kimlik olmaktan çıkarılmasına değin büyük dönüşümlerden geçti Türkiye. Altını çizerek not düşmemiz gerekiyor bu kazanımların hiçbir tanesi PKK’nın silahlı mücadelesi ve HDP’nin Kürtlere silahsız müdahalesi neticesinde gerçekleşmemiştir. HDP’nin oy alma dışında tek bir demokratik ve genelinde insani başarısı yoktur. PKK Kürtlerin başına gelmiş en büyük felakettir, HDP ise Kürtlerin oylarıyla büyüttüğü büyük bir hayal kırıklığıdır. Kürt kimliği ve Kürtler kendilerine bir fanus içinde örgütçe dayatılan HDP’ye mahkum değildirler. Kürtleri bu toplumla ilişkilerini siyaset üzerinden belirleyebilecekleri yanılgısına PKK ve HDP birlikte ittiler. Bilinmeli ki; Kürtler tarafından PKK’nın ve HDP’nin reddi Kürtlüğünün şanıdır!  

8 ay önce

Analiz - Sultan Şenyazar | Üniversite olayları bizi hiçbir zaman demokrasiye götürmedi. Mesela darbeye karşı üniversite olayları olmadı

Bir soru sormak isterim. Bir üniversite öğrencisi, okul hayatı boyunca rektörü kaç kez görür? Veya bir rektörün yönetiminden, doğrudan nasıl etkilenir ki rektörün seçimiyle bu kadar ilgilenir. Türkiye’de binlerce lise var. Lisede öğrenciler, devletin atadığı müdürün yönetiminde eğitim alıyorlar, o müdürle temas ediyorlar, her gün görüyorlar ama bir yıl sonra üniversiteye başlıyorlar ve diyorlar ki hayır rektörümüzü biz seçeceğiz. Ve bunun için günlerdir eylemler yapılıyor. Yalnız burada bir incelik var, öğrenci eylemleri, rektörü öğrenciler seçsin iddiasiyla yapılmıyor aslında. Rektör üniversite içinden seçilsin diyorlar. Yani bu eylemi planlayanlar, aslında öğrencilere bir seçme hakkı talep ediyor değil. Öğretim görevlilerinin talebini dile getirmek için öğrencileri kalkan olarak kullanıyor.

8 ay önce

Analiz - Sultan Şenyazar | Boğaziçi Üniversitesi’ne Prof. Melih Bulu’un rektör atanması bağlamında Türkiye’deki rektör atamalarının dünü ve bugünü

Kimse kusura bakmasın, ne seçimleri seçim, ne siyasi kimliksiz bu insanlar seçilirken kimsenin gıkı çıkmamış da bugün öğrenciler öne itilerek birşeyler yapılmaya çalışılıyorsa, bunun adına rektörlük protestosu denmez. Ya hocalar kendi hanedanlarını kaybetmek istemiyorlar, rektöre oy vererek rektörü vesayet altında tutan sistemi sürdürmek istiyorlar, ya da bu başka bir kurgudur, daha büyük bir planın parçasıdır ki işin içindeki LGBT, terör örgütlerinin verdiği destek, bize bu büyük fotoğrafı işaret etmektedir.

1 2 3 4 5 6 7