15 Haziran Salı 2021
18 saat önce

ASELSAN'ın hayat kurtaran cihazı OED

2020 Avrupa Futbol Şampiyonası'nda Finlandiya ile oynanan maçta fenalaşan Danimarkalı futbolcu Christian Eriksen'in sahadaki hızlı müdahale ve kalp masajıyla kurtarılması, bu tür acil durumlar için geliştirilen tıbbi cihazların önemini ortaya koydu. ASELSAN, 40 yılı aşan birikimini son dönemde sağlık alanında ihtiyaç duyulan ürünlerin geliştirilmesine yönelik kullanıyor. Şirketin sağlık alanında geliştirdiği ilk ürünlerden biri OED oldu. OED cihazları ASELSAN HEARTLINE markası altında sağlık sektörünün kullanımına sunulmaya başlandı. Yurt dışından da talep artıyor ASELSAN İş Geliştirme Yöneticisi Nil Ateş, OED'nin yazılım ve tasarımıyla Aralık 2018'den bu yana ASELSAN tarafından geliştirildiğini anlatarak, "OED, ilk yardım yönetmeliklerinde zorunlu hale getirildi. Bu yüzden eğitim çok önemli. Sonrasında beklentimiz özellikle ilk yardımcıların ve eğitim almış kişilerin defibrilatörü ihtiyaç duyulan yerlerde kullanabilmeleri. Bu nedenle standart cihazlarımızın üretimine başlandı. Fransa ve İtalya'ya ihracatımız yapıldı. Diğer ülkelerden de güzel talepler alıyoruz. Yurt içinde de taleplere cevap vermeye çalışıyoruz" dedi. İlk 2-6 dakikadaki müdahale çok önemli Ani kalp durmalarının çok farklı noktalarda her an karşılaşılabilecek elektriksel bir durum olduğunu vurgulayan Ateş, şu değerlendirmelerde bulundu: "Kalbin aniden durması söz konusu. İlk 2-6 dakika arasında müdahale edilmesi gerekiyor. Bu müdahalede de elektroşok ve kalp masajı gibi bir uygulama hastanın hayata hızlı geri dönebilmesi için hayati bir önem taşıyor. OED'lerin özellikle kalp krizi geçirme riskinin yüksek olduğu noktalarda, ağır spor, işçilik yapılan yerlerde, kalabalık alanlarda, havaalanları, uçaklar, okullar gibi yer ve araçlarda bulunması gerekiyor. Aslında bir yangın söndürme cihazı gibi düşünülebilir. Zaman içerisinde gerekli regülasyonlarla bu uygulamanın dünyada olduğu gibi Türkiye'de geliştirilebileceğini düşünüyoruz. Mevzuat üzerinde bildiğimiz kadarıyla Sağlık Bakanlığı çalışıyor. Türkiye'de ilk önce eğitim cihazlarına, ilk yardımcıların eğitim almasına yönelik bir mevzuat yayımlandı. Sonraki mevzuatların daha geniş kapsamlı ve yaygın alanlarda kullanıma yönelik olacağını düşünüyoruz." Cihazlar özel takip sistemiyle izleniyor Nil Ateş, bu cihazların özellikle ABD ve Avrupa'da yoğun olarak kullanıldığını söyledi. Cihazların özel takip sistemleriyle takip edildiğini belirten Ateş, "Ülkede nüfus başına oranlayanlar, iş yerlerindeki yoğunluğa ya da kalabalıkların geçiş noktalarına oranlayanlar var. Çok çeşitli çalışmalar mevcut. Her 100 ila 200 metre arasında konumlandırılan yerler var. Potansiyeli çok büyük. Türkiye'de yapılmış net bir çalışma yok ama yıllık 100-150 bin vakadan bahsediliyor. Umarız hiç olmaz ama olduğu noktada bir defibrilatör ulaştırabilirsek, bunlar uygun noktalara konumlandırılabilirse en mutlusu biz oluruz" dedi. Ani kalp durması yoksa şok vermiyor Defibrilatörün kullanımına ilişkin de bilgiler veren Ateş, uygulamaların ülkeden ülkeye farklılık gösterdiğini anlatarak, şöyle konuştu: "Dünyada ise gönüllülük esasına göre uygulamalar mevcut. OED'ler ani kalp durması yaşamayan kişilere zarar vermediği, herhangi bir risk teşkil etmeyeceği için özellikle gönüllülük teşvik ediliyor. Cihaz normal bir insan düşüp bayıldıysa, kalbiyle ilgili bir sorunu yoksa ancak elektroşok cihazı yerleştirilmişse kişiye zarar vermez. Önemli bir modu var. Ventrikuler fibrilasyon ölçüyor, bu ölçüm ani kalp durması verisidir. Bu veriyi almazsa cihaz kesinlikle şok vermez, bu nedenle de güvenlidir."

1 hafta önce

Türk SİHA'ları bir NATO ülkesine daha ihraç edilebilir!

Bayraktar TB-2'ler hem konvansiyonel, hem hibrit hem de teröre karşı gerçek vakalarda sahada bizzat denenmiş ve başarılı olduğu görülmüş dünyadaki tek silahlı insansız hava aracı olma özelliğini taşıyor. Tüm ülkelerin toplamında aktif olarak çalışan 160 tane TB-2 görev yapıyor. Bu bağlamda da bu ölçekte satışı gerçekleşen ilk hava aracı olma sıfatını da edinmiş oluyor. Hem Libya'da, hem Azerbaycan'da hem de Suriye'de Rus hava savunma sistemlerine karşı kazandığı başarılar ve bu coğrafyalarda Türkiye'nin aldığı sonuçlar yabancıların gözünden kaçmadı. ÖZELLİKLE RUSYA'NIN KORKULU RÜYASI: BAYRAKTAR TB-2 Gözünü TB-2'lere çeviren ülkelerin başında ise Rusya'nın saldırganlığından endişelenen Rusya'ya komşu Batı ve Kafkas ülkeleri geliyor. Azerbaycan, Ukrayna ve Polonya'nın Bayraktar TB-2 SİHA'larını satın almasının ardından sıra Baltık ülkelerine gelmiş durumda.  TB-2'ler aynı zamanda Libya ve Katar'a da satılıyor. Sizler için hazırladığımız yukarıdaki haritaya baktığımızda görülüyor ki TB-2 satın alan ülkelerin (yeşil) sınırlarını çizmeye başladığımızda kendimizi neredeyse Rusya (kırmızı) sınırlarını çizerken buluyoruz. LETONYA'DAN HEYET GELDİ En son gelişmelere göre, tıpkı Polonya gibi hem AB hem de NATO üyesi olan Letonya'dan gelen ve Letonya Savunma Bakanı Artis Pabriks liderliğindeki bir heyet, Bayraktar TB2 SİHA’ların üreticisi olan Baykar Savunma’nın Milli S/İHA Ar-Ge ve Üretim Tesisleri’ni ziyaret etti.  UÇAN ARABA CEZERİ'Yİ DE İNCELEDİLER Baykar Genel Müdürü ve Selçuk Bayraktar'ın abisi olan Haluk Bayraktar tarafından karşılanan ve içerisinde askeri yetkililerin de bulunduğu heyet, Bayraktar TB2 SİHA ve Baykar Savunma tarafından geliştirilen CEZERİ Uçan Araba’yı inceledi. Haluk Bayraktar’ın Letonya Savunma Bakanı Pabriks’e Bayraktar TB2 SİHA maketi hediye ettiği görüldü. HEDİYE EDİLEN TB-2 MAKETİNİN ANLAMI Hediye edilen bu maketin aynısı, daha önce Polonya heyetine hediye edilmiş ve yetkililer maketin fotoğrafını paylaşıp 'İyi haberler geliyor, beklemede kalın!' twitini atmalarının akabinde TB-2 SİHA'larını satın alma kararlarını açıklamışlardı.  İşte yukarıdaki paragrafta bahsi geçen ve Polonya'nın TB-2 satın alma kararını açıklamadan birkaç gün önce göndermiş olduğu twit: https://twitter.com/mblaszczak/status/1394976623343067141?s=21 Bu paylaşımı yapmalarından kısa süre sonra satın alma kararlarını açıklamışlardı. Şimdi aynı maket uçak Leton heyetine de hediye edildi.  'TÜRKİYE EN YÜKSEK DÜNYA STANDARTLARINA SAHİP' Ziyaret sonrasında Letonya Savunma Bakanı Pabriks ise, Baykar’ın sosyal medyadan yaptığı paylaşıma şu ifadelerle yanıt verdi: “Harika bir ağırlama için teşekkür ederiz! Türk sanayisi ve Ar-Ge’si en yüksek dünya standartlarına sahip ve NATO müttefiki olarak buna çok değer veriyoruz. Hepinize başarılar diliyorum!” TB-2'NİN YAKINDA LETONYA'DA OLMASINI UMUYORLAR Savunma Bakanı Pabriks, bir Twitter kullanıcısının kendisine yönelttiği “Bayraktar TB2’nin ‘Litvanya’dayım” demesini ne zaman bekleyebiliriz?” sorusuna “Umarım yakında” diyerek cevap verdi. ARKASINDAN DİĞER BALTIK ÜLKELERİNİN GELMESİ MUHTEMEL Rusya ile 282 kilometrelik bir sınır paylaşan Letonya, Estonya ve Litvanya ile beraber aynı zamanda bir Baltık ülkesi. Sovyetler Birliği dağıldıktan sonra bağımsızlıklarını ilan eden bu ülkeler 2004 yılında Avrupa Birliği, 2005 yılında ise de NATO’ya üye oldular. Baltık Devletleri, Rusya’ya bağlı olan ancak Rusya ile kara bağlantısı olmayan Kaliningrad Bölgesi ile Rusya arasında yer almakta ve Rus agresyonu endişesini sürekli üzerlerinde taşımaktalar. MACARİSTAN DA BİR HEYET GÖNDERMEYE HAZIRLANIYOR Türk Konseyinde gözlemci olarak bulunan, uzay çalışmalarında TUA'yı örnek alacağını açıklayan ve hem AB hem de NATO üyesi olan Macaristan da TB-2'lere yüksek ilgi duyuyor ve çok yakında onların da bir heyet göndermesi bekleniyor.

1 hafta önce

Türk SİHA’ları rahatsız etti

Türkiye’nin, son dönemde Polonya ve Ukrayna'ya Bayraktar TB2 SİHA satması, dünya medyasının gündemindeki yerini koruyor. Orta Doğu ve Kuzey Afrika'da yayın yapan ABD merkezli, Arapça bir haber kanalı olan Alhurra News'te, "Türk SİHA'ları havza ülkelerini tehdit ediyor" başlıklı bir yazı yayımlandı. "ABD Türkiye'ye ekipman transferini yasaklamalı" SİHA'ların Akdeniz'e kıyısı olan ülkelere büyük tehdit olduğunun vurgulandığı haberde, "ABD Türkiye'yi uyarmalı. Ankara'nın SİHA endüstrisindeki genişlemesi tehlikeli. Washington'un bu uçaklar için Türkiye'ye teknoloji ve ekipman transferini yasaklamasını tavsiye ediyoruz" denildi.

2 hafta önce

Türkiye Uzay Ajansı Başkanı: Uzayda yapılacak üretimlerde de söz sahibi olmayı istiyoruz

Serdar Hüseyin Yıldırım, İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesi, Hukuk Fakültesi ve Gözlemevi Uygulama ve Araştırma Merkezi iş birliği ile gerçekleştirilen 1. Uzay Ekonomisi, Uzay Hukuku ve Uzay Bilimleri Sempozyumu'nda yaptığı konuşmada, ekonomi ve hukuk boyutunun uzayda ihmal edilmemesi gerektiğini anlattı. Uzay ekonomisine ilişkin değerlendirmelerde bulunan Yıldırım, uzayla ilgili ekonomik faaliyetlerin dünya üzerindeki ve uzaydaki boyutlarının olduğuna dikkati çekti. Yıldırım, milli uzay çalışmaları esnasında uzay ekonomisinin durumu detaylı analiz ettiklerini dile getirerek, şunları kaydetti: "Pandemi süreci öncesindeki son rakamlara göre, yapılan yatırım noktasında devletlerin uzay konusundaki harcamalarının toplamı 80 milyar dolar civarında. Aynı dönem için toplam uzay ekonomisinin büyüklüğüne baktığımızda bu yaklaşık 480 milyar dolarlara kadar geliyor. 2030 yılına kadar bunun 1 trilyon doları bulacağı öngörülüyor." Bölgesel bir konumlama sisteminin oluşturulmasını hedeflediklerine işaret eden Yıldırım, bunun sadece ülkeye değil tüm bölgeye ekonomik faydasının olacağını söyledi. Yıldırım, bu alanda yapılacak yatırımların ciddi getirisinin olacağını vurgulayarak, uzayda ana başlıkları oluşturan 3 ekonomik faaliyetin "uzayda üretim, uzay madenciliği ve uzay turizmi" olduğunu anlattı. Uzayda üretim konusunda gündemde olan konulara değinen Yıldırım, dünyanın yakın yörüngesinde 7 platform oluşturularak, bu platformlarda özellikle kristalize yapılar ve biyoteknoloji alanlarında üretime başlanmasının planlandığını söyledi. Yıldırım, bu 7 platformun yavaş yavaş farklı ülkeler ve şirketler tarafından oluşturulmaya başlandığını belirterek, şunları kaydetti: "En azından 2 tane platformun üreticileri Ajansımızla temas ettiler. Türkiye'nin ilgi duyup duymadığını, bu projelerde yer almak isteyip istemediğini sordular. Tabii ki biz ilgi beyan ettik. Bunun kullanıcısı olmaktan ziyade başından itibaren içinde olan bir paydaş gibi görünmek isteriz dedik. Kabul etmeleri için bizim teknik ve bütçe olarak bu paydaşlığı kaldırabileceğimizi görmek isteyeceklerdir. Ben inanıyorum ki kaldırabiliriz. Gelişen zaman içerisinde bu platformlardan en azından birine bir paydaş olmak arzusundayız. Orada yapılacak üretimlerde de söz sahibi olmayı istiyoruz." "Ay ilerde dünyanın uzaya açılan kapısı olacak" ABD'nin Artemis Programı ile "Ay kolonisi" kurulmasını hedeflediğini anımsatan Yıldırım, Ay'ın ileride dünyanın uzaya açılan fırlatma kapısı olacağını söyledi. Yıldırım, bu yüzden Türkiye'nin Ay programının çok önemli olduğunu aktararak, "Ay'dan yapılan bir fırlatma ile dünyadan yapılan fırlatma arasında yer çekimi faktörü, atmosfer olmaması, çevre gibi çok büyük farklar var." dedi. Türkiye olarak uzay konusunda gelişmeleri çok sıkı takip ettiklerini aktaran Yıldırım, "Ülkemizin bu ekonomik devrimden nasibini alması gerekiyor. Gelişmelerin dışında kalmamamız gerekiyor. Bunun için de gereken tedbirleri almamız gerekiyor." diye konuştu. "Göktürk Yenileme uydu sisteminin kontrat imzalama işlemleri bitmek üzere" Türk Havacılık ve Uzay Sanayii AŞ (TUSAŞ) Genel Müdürü Temel Kotil de sempozyumda Türkiye'nin uydu ve uzay projelerine ilişkin sunum yaptı. Sunumunda TUSAŞ'ın faaliyetlerine ilişkin de bilgiler paylaşan Kotil, Göktürk-1, Göktürk-2, Göktürk-3, Göktürk Yenileme, İMECE, Türksat 6A ve Small Geo uydularının özelliklerinden bahsetti. Göktürk-1'in yerine geçecek "Göktürk Yenileme" uydu sisteminin devlet tarafından TUSAŞ'a verildiğini aktaran Kotil, şu anda kontrat imzalama işlemlerinin bitmek üzere olduğunu söyledi. Kotil, elektrikli itki sistemine sahip haberleşme uydusu Small Geo'yu şu anda yaptıklarını dile getirerek, Arjantin telekomünikasyon şirketi için ilk ihracat uydusunu da yakında teslim edeceklerini bildirdi.

2 hafta önce

Microsoft'tan siber saldırı uyarısı...

ABD'li teknoloji şirketi Microsoft, Rusya merkezli SolarWinds adlı internet korsanlarının 150 kuruluşu hedefe aldığını açıkladı. Akşam’ın haberine göre, Microsoft tarafından yapılan açıklamada, SolarWinds adlı internet korsanlarının, hükümet kurumları, düşünce kuruluşları ve sivil toplum kuruluşlarını hedef alan yeni bir kampanya başlattığı bildirildi. Açıklamada, Rusya merkezli bir bilgisayar korsanlığı grubu olan Nobelium'un da dünyanın önde gelen uluslararası kalkınma ajansı USAID'in bir pazarlama hesabına erişim sağlayarak, kimlik avı başlattığı belirtildi. Microsoft müşteri güvenliğinden sorumlu başkan yardımcısı Tom Burt, bir blog yazısında, şu ifadeleri kullandı: "Bu saldırılar, Nobelium'un istihbarat toplama çabalarının bir parçası olarak dış politikaya dahil olan devlet kurumlarını hedef alma çabalarının bir devamı gibi görünüyor." Çoğu ABD'de olmak üzere 150 kuruluşa ait 3 bin e-posta hesabının hedeflendiğini belirten Burt, hedefler arasında en az 24 ülke olduğuna ve bu ülkelerde hedeflenen kuruluşların en az dörtte birinin uluslararası kalkınma ve insan hakları konuları üzerine çalışmalar yaptığına dikkat çekti. Ocak ayında başladığı söylenen yüksek hacimli saldırı operasyonunda dünyanın en büyük toplu e-posta gönderim hizmeti sunan şirketlerinden biri olan Constant Contact'ın hesaplarına da erişildiği ve birçok e-postanın otomatik sistemler tarafından engellenebileceği uyarısı yapıldı.

3 hafta önce

Çinli popüler bilim yazarı Song Yiçang: Selçuk Bayraktar SİHA alanında bir deha

Çinli popüler bilim yazarı Song Yiçang, Baykar Teknik Müdürü Selçuk Bayraktar'ı "SİHA alanında deha." şeklinde tanımladı. BAYRAKTAR'I STEVE JOBS'A BENZETTİ Song, Çin Merkezi Televizyonunda (CCTV) "Savaş Teknolojileri" başlığıyla yayınlanan programda, Bayraktar'ı Apple şirketinin kurucusu Steve Jobs'a benzeterek, "SİHA konusunda Türkiye'de bu alanda bir deha ortaya çıktı. Bu, Selçuk Bayraktar. Türkiye'de insansız hava araçlarının babası. Bayraktar'ın SİHA savaşındaki konumu, Steve Jobs'un akıllı telefon teknolojisindeki konumu gibi." dedi. Song Yiçang ayrıca, "Jobs'un Apple ile telefon alanına girmesi ve sonrasında akıllı telefon teknolojisinde ilk sıraya yerleşmesine benziyor." değerlendirmesini de yaptı. Çinli yazar programda, Bayraktar'ın öz geçmişine ilişkin de bilgi vererek, ABD'deki eğitimi sırasında SİHA'ların yazılım ve elektroniği konularında uzmanlaştığını, daha sonra ülkesine döndüğünü anımsattı. Yazar Song'un "A Lonely Queen of the North", "The Empires On the Sea", "Flames on the Sea" ve "Sailing to the Deep Ocean" adlı kitapları bulunuyor.

1 ay önce

Forbes: Türkiye, TCG Anadolu'yu dünyanın ilk gerçek drone uçak gemisi yapacak...

"Bir vinç-makara sistemini bir rampa ile birleştiren çok basit yöntem, Türk donanmasının yeni saldırı gemisi Anadolu'yu dünyanın ilk gerçek SİHA uçak gemisine dönüştürmesine yardımcı olabilir." 'Anadolu'dan kalkabilecek yerli savaş uçağı pek olası değil' "Bu düzenleme aynı zamanda Anadolu'nun insanlı uçaklar konuşlandırma ve fırlatmasını da sağlamalı, ancak Türkiye'nin hem (231.82 m uzunluğunda, 32 metre genişliğinde, uçuş güvertesi de 202 metre uzunluğunda olan) Anadolu'nun  güvertesinden kalkabilen hem de kaydadeğer miktar yakıt ve silah taşıyabilen bir uçak geliştirmesi pek olası değil." "Geminin merkez hattında bir vinç ve kasnak görülüyor. Kablo, güvertede pruva rampası boyunca, TB-2/3'ün fırlatılmaya hazır olduğu noktaya kadar uzanıyor. Vincin dronu güverte boyunca ve rampadan yukarı sürüklemesi öngörülüyor." "Bu, 6.5 metre uzunluğundaki TB-2/3’ün 100 beygir gücündeki motorunun itme gücüyle birleştiğinde, pervaneli SİHA'yı 300 kiloluk yükünün büyük kısmı veya tamamıyla havada uçurabilir." 'TB-2/3'ten daha ağır SİHA'ları fırlatamayabilir' "Fırlatma sistemi sadeliği içinde zarif. Sınırlamaları olduğu aşikar, ama Türk donanmasının hava kanadının çoğunluğu SİHA'lardan oluşan bir havacılık gemisinin dünyadaki ilk operatörü olmasına hizmet edebilir. Vinç-rampa kombinasyonu, SİHA'nın kendisi daha fazla beygir gücü sağlamadığı sürece TB-2/3'ten daha ağır SİHA'ları fırlatamayabilir." 'Aslında  F-35B için tasarlandı' "Ancak sistemin net bir avantajı var: Bazı alternatif drone fırlatma donanımlarının yapabileceği gibi güverteyi engellemiyor. Deniz kuvvetleri, en azından 1960'lardan beri sabit kanatlı keşif ve hedef insansız hava araçlarını uçak gemilerinden ve diğer büyük güverteli gemilerden kaldırıyor. Ancak bu insansız hava araçları genellikle bir rampada beşik pozisyonundayken roket iticilerinin ateşlemesiyle havalandı..." "Anadolu, dünyanın birçok havacılık gemisi gibi fırlatma düzeneğinden yoksun. Vinç ve rampa fırlatma yöntemi çare olabileceği gibi Anadolu gibi gemilerden uçmak için özel olarak tasarlanan savaş uçağı F-35B'nin programından Türkiye'nin çıkarılmasından ötürü de gerekli." 'Dağlık Karabağ'da başarısını kanıtladı' "Sadece birkaç modifikasyonla Anadolu, TB-2/3 SİHA'ları ve helikopterlerden oluşan iş görür bir hava kanadıyla donanabilir. Evet, gemi havadan havaya savaş uçağından mahrum kalır. Ama sofistike sensörleri, uzun havada kalma süresi ve küçük, isabetli mühimmatlarıyla TB-2/3, başarısı kanıtlanmış bir gözetleme ve vurma platformu." "Sonbaharda Ermenistan ile Azerbaycan arasındaki kısa süren kanlı savaş sırasında Azerbaycan’ın TB-2'leri ve diğer insansız hava araçları yüzlerce Ermeni tankını, savaş araçlarını, toplarını ve hava savunma sistemlerini imha etti. Aynı tür bir robotik hava kampanyasının denizdeki bir mobil platformdan yürütüldüğünü hayal edin." 'İnsanlı hafif avcı uçağı Anadolu'ya uymayabilir' "Türk sanayisi, Anadolu ile de uyumlu olabilecek insanlı hafif avcı uçağı geliştirmeyi değerlendirmeye almıştı. Ancak Çin ve Rusya’nın rampadan fırlatılan insanlı avcı uçaklarıyla ilgili deneyimleri gösterge kabul edilirse, fırlatma mekanizmaları olmayan kısa bir gemiden faaliyet gösterecek Türk jeti felç edici performans sınırlamalarına uğrayabilir." "SİHA'lar ve onları havalandırmak için basit bir yöntem muhtemelen takip edilmesi gereken yol. Yapımı son aşamasına gelen Anadolu, 2022'de filoya katılabilir." 28 bin tonluk tonajı, 232 metre boyu, 58 metre yüksekliği ile TCG Anadolu'nun 5440 metrekarelik uçuş güvertesinin kısa mesafe kalkış-dikey iniş STOVL (Short Take Off-Vertical Landing) özelliği var. Haluk Bayraktar, Mart 2021'de yaptığı tanıtımda, 'TCG Anadolu için dikey iniş kalkış ve konvansiyonel iniş kalkış yapabilen SİHA geliştirdiklerini' duyurmuştu.

1 ay önce

Milli savaş uçağı ASELSAN teknolojileriyle donatılacak

Türk savunma sanayisinin lider şirketi ASELSAN, sahip olduğu kabiliyetler ve geliştirdiği teknolojilerle Milli Muharip Uçağı'nı (MMU) donatacak. MMU Geliştirilmesi Projesi’nde ana yüklenici konumundaki Türk Havacılık ve Uzay Sanayii (TUSAŞ), 2030'lu yıllarda Türk Hava Kuvvetleri envanterine girmesi amaçlanan uçakların geliştirilmesine yönelik çalışmalarını sürdürüyor. TUSAŞ bunun yanında uçağın üretim sürecinde ihtiyaç duyulan sistem ve alt sistemlerin geliştirilmesi için Türkiye'deki ekosistemden en üst seviyede yararlanacak. Türkiye'den temin edilecek sistemlerde ASELSAN çözümleri önemli bir yer tutuyor. Tam hareket yeteneği kazanacak ASELSAN, uçak için milli radar, elektronik harp ve elektro-optik sistemler geliştirecek. Yürütülecek çalışmalarla MMU için ihtiyaç duyulan kritik görev sistemlerinin milli olarak geliştirilmesi ve projenin ilerleyen süreçlerinde uygun aşamalarda tam harekat yeteneği kazanacak şekilde uçağa entegre edilmesi hedefleniyor. Uçağın hava haberleşme sistem ihtiyaçları için ASELSAN ve TUSAŞ arasından geçen yılın sonunda Milli Muharip Uçak Bütünleşik Haberleşme Seyrüsefer Tanıma-Tanıtma Projesi başlatıldı. Bu kapsamda, MMU Ön Tasarım Gözden Geçirme Aşaması'na kadarki çalışmaların teslim edilmesi hedefleniyor. Bunun yanı sıra sözleşme veri istek listesi dokümanlarının çalışmalarına başlandı. Dedektör geliştirme faaliyeti sürdürülüyor ASELSAN, MMU'nun Bütünleşik Elektro-optik Sistem Teknoloji Geliştirme Projesi mühendislik çalışmalarına devam ediyor. Bunun yanında hem MWIR hem LWIR (Uzun Dalgaboyu Kızılötesi) MCT dedektör geliştirme faaliyetleri sürdürülüyor. Elektronik harp sistemleri kapsamında MMU Bütünleşik RF Sistemi Geliştirme Projesi'yle hem kritik teknoloji geliştirme, hem de ürüne yönelik gereksinim tanımlama faaliyetleri devam ediyor. Milli mühimmatlar MMU'ya entegre edilecek ASELSAN'ın yürüttüğü çalışmalar, milli mühimmatların MMU'ya entegrasyonuna yönelik olarak devam ediyor. TUSAŞ ile imzalanan sözleşme kapsamında, Minyatür Bomba, Akıllı Çoklu Salan ve Lazer Güdümlü Bomba'nın MMU'ya entegrasyonu amaçlanıyor. ASELSAN ve TUSAŞ arasında ayrıca Uçuş Kontrol Sistem Sensörleri ve Kaska Entegre Gösterge için sözleşme görüşmeleri yürütülüyor. 2021 içinde sözleşme imzalanmasıyla bu konudaki çalışmaların da başlaması planlanıyor. MMU Projesi ile yeni nesil bir uçakta olması gereken düşük görünürlük, dahili silah yuvası, yüksek manevra kabiliyeti, artırılmış durumsal farkındalık ve sensör füzyonu gibi teknoloji alanlarındaki çalışmaların sonucunda Türkiye, 5. nesil bir muharip uçağı üretebilecek alt yapı ve teknolojiye sahip ülkeler arasında yerini alacak.

1 2 3 4 5 6