03 Şubat Cuma 2023
2 gün önce

İngiltere’de grev dalgası büyüyor: Öğretmenler ve itfaiyeciler de grev kararı aldı

Yüksek enflasyon ve ücretlerde erime nedeniyle başta demiryolu, posta, sağlık ve kamu çalışanları olmak üzere bir süredir ülkede birçok sektörde ücret artışı talebiyle grev eylemleri devam ediyor. Öğretmenler Sendikası (NEU) üyelerinin grev oylamasında da büyük çoğunlukla grev kararı alınmış ve ilki 1 Şubat'ta olmak üzere yedi farklı tarihte greve gidileceği açıklanmıştı. Öğretmenler 2010'dan beri reel ücretlerde yüzde 11 kayıp yaşandığını belirtiyor ve enflasyon oranının üzerinde ücret artışı talep ediyor. Hükümet ise okullara 2 milyar sterlin ek ödenek verildiğini ve sendika talebinin karşılandığını savunuyor. 2022'de İngiltere ve Galler'de öğretmenlere yüzde 5 ücret artışı olmuştu. Enflasyon seviyesi ise Ekim'de yüzde 11'i aşarak son 41 yılın en yüksek seviyesine yükselmişti.

5 gün önce

Elektriğe yüzde 15 indirim! Bakan Dönmez şubat ayını işaret etti

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Fatih Dönmez, "Enerjide Türkiye Yüzyılı Hedefleri" programında enerji fiyatları ile ilgili önemli açıklamalarda bulundu. Bakan Dönmez, Akdeniz'deki arama ve sondaj çalışmalarının, ortaya koyulan enerji bağımsızlığı perspektifini en iyi açıklayan örneklerden olduğunu söyledi. ŞUBAT AYINI İŞARET ETTİ Son aylarda doğal gaz fiyatlarında gevşeme meydana gelmesinin ardından bunun yansıtıldığını aktaran Bakan Dönmez şunları kaydetti: "Bu durum devam ettiği müddetçe de bu indirimler gelmeye devam edecek. Tabii doğal gaz düşünce elektrik üretiminde de doğal gazın payı önemli bir etkisi var. Aynı şekilde oralara (elektrik) da yansımasını bekliyoruz. Belki yüzde 15-16 seviyesinde de toptan elektrik fiyatlarında da bir gerilime şubat ayı itibarıyla söz konusu olacak."

1 hafta önce

Kavcıoğlu: Dijital Türk lirasının ilk pilot uygulamasını yılın ilk çeyreğinin sonu gibi denemeyi düşünüyoruz

Kavcıoğlu, Merkez Bankası İdare Merkezi'nde düzenlenen yılın ilk Enflasyon Raporu Bilgilendirme Toplantısı'nın ardından ekonomistlerin ve basın mensuplarının sorularını cevapladı. Dijital Türk lirası ile ilgili önemli bir çalışma sürdürdüklerini ifade eden Kavcıoğlu, "Kapalı devre içinde ilk kullanımını yaptık. Dijital Türk lirasının ilk pilot uygulamasını yılın ilk çeyreğinin sonu gibi denemeyi düşünüyoruz. Daha sonra test aşamasının ne kadar süreceği ve başarısına göre gerekli kanun değişiklikleri, ne zaman geçileceği belirlenecek. Bu çok zor bir süreç. Dünyada bunun uygulaması yok, pilot uygulamasına geçmiş bir iki ülke var, onlar da pilot süreci devam ettiriyorlar. Biz bu süreci en hızlı ve başarılı bir şekilde yürüten merkez bankalarının başında geliyoruz. Umarım pilot aşamasını da en doğru şekilde yönetir ve ilk dijital parayı kullanan ülkelerin başında oluruz." diye konuştu. Kavcıoğlu, TCMB'nin, firmaların yurt dışı kaynaklı dövizlerinin TL'ye dönüşümüne getirdiği desteği, sektörlerden gelen talep üzerine hayata geçirdiklerini ifade ederek, yurt dışına hizmet veren sektörlerin ya da yurt içinde olup yurt dışından gelen turistlere hizmet veren turizm gibi tüm sektörlerin bu desteklere dahil olduğunu söyledi. Söz konusu düzenlemenin yurt dışından paraların daha hızlı bir şekilde gelmesi noktasında bir teşvik olduğunu dile getiren Kavcıoğlu, "Oradan gelecek önemli bir tutar bekliyoruz. Türkiye'nin turizm, hizmet ve diğer sektörlerin desteklenmesine önemli bir katkı yapacağını öngörüyoruz. Sektörlerin talepleri bu yöndeydi, biz de taleplerine karşılık verdik. Sektörlerin de buna nasıl cevap vereceklerini süreç içinde izleyerek göreceğiz." ifadelerini kullandı. "BU YIL ENERJİYE YAKLAŞIK 25 MİLYAR DOLAR DAHA DÜŞÜK ÖDEME YAPMAMIZ SÖZ KONUSU" Kavcıoğlu, henüz ruble ile enerji ödemesinin olmadığını, konuşulmaya devam edildiğini belirterek, Türkiye'nin 2022 yılında ithal ettiği enerjinin parasını ödediğini, borcunun olmadığını bildirdi. Türkiye'nin 2022 yılında bir önceki yıla kıyasla sadece enerjide 50 milyar dolar civarında fazla ödeme yaptığını belirten Kavcıoğlu, "Şu anda bir sıkıntı yok. Bu yıl itibarıyla aynı miktarda enerjiye yaklaşık 25 milyar dolar daha düşük ödeme yapmamız söz konusu. Bu neredeyse bizim cari açığımıza denk gelecek bir rakam. Bu şekilde devam ederse bu rakamın ödemeler dengesine çok önemli bir katkı yapacağını rahatlıkla söyleyebilirim." diye konuştu. Enflasyon tahminlerini olabilecek tüm riskleri dikkate alarak belirlediklerini söyleyen Kavcıoğlu, "Hemen hemen tüm riskler bu enflasyon tahminlerimiz içinde var. Kendi yerli doğal gazımız mart ayında bekleniyor. Muhakkak daha olumlu katkı yapacaktır. Fiyatların yukarı gitmesi noktasında da geçen seneki süreci yaşamış oluruz ki onun için de hazırlığımız var. Merkez Bankamızın rezervleri hazırlıklı." dedi. Kavcıoğlu, gıda enflasyonunda kuraklık riskine dair de şimdiden bunu tahmin ederek konuşmanın çok doğru olmadığını belirterek, "Şubat sonrası için dua ediyoruz, temenni ediyoruz. Ülkemiz ve dünya için iklim şartları önemli ama ülkemizdeki gelişmeler ve tahminler şubattan sonra özellikle yağmurların daha fazla yağarak kuraklık noktasındaki olumsuz beklentileri olumlu olarak değiştireceğini düşünüyorum. Kuraklığı şahsen çok beklemiyorum." ifadelerini kullandı. TCMB Başkanı Kavcıoğlu, seçimin enflasyona etkisine ilişkin de "Seçim dönemi bizim fiyatlamalarımızın, beklentilerimizin içinde. Çok olumsuz, fiyatlara farklı yansıyacak bir durum öngörmüyoruz. Türkiye bugüne kadar çok seçim geçirdi, bir tane daha geçirir, fiyatları çok etkileyecek bir gelişme olacağını tahmin etmiyorum." diye konuştu. Kavcıoğlu, kaynakların hedefli ve selektif kredi kanallarına daha doğru yönelmesini sağlamaya çalıştıklarını vurgulayarak, bunun da GSYH'ye olumlu katkı sağlayacağını, hem liralaşma hem de enflasyonla mücadeleye katkı yapacağını anlattı. Yatırımda, KOBİ'lerde, tarım sektörlerinde hiçbir makro ihtiyati tedbir olmadığını, aralık ayının en fazla kredi kullanımında artışın gerçekleştiği ay olduğunu söyleyen Kavcıoğlu, kredi kullanımında şu an itibarıyla bir sıkıntı olmadığının altını çizdi. "GEREKLİ ADIMLARI ATMAKTAN ÇEKİNMEYİZ" TCMB Başkanı Kavcıoğlu, faiz politikasına ilişkin olarak da Para Politikası Kurulu metinlerinde yaklaşımlarını ifade ettiklerini hatırlatarak şunları kaydetti: "2023 yılındaki gelişmelere de arkadaşlar çalışıyorlar. Türkiye Ekonomi Modeli kapsamında Türkiye'nin üretimini, yatırımını, ihracatını, istihdamını destekleyecek şekilde, cari fazla vermemizin önündeki engelleri kaldırarak daha fazla üretim yapacak sektörleri destekleme noktasında, finansmanın daha ucuz maliyette erişilebilmesi noktasında para politikası çerçevemizi oluşturuyoruz. Bu gelişmelere göre ileriki dönemlerde de gerekli adımları Merkez Bankası olarak atmaktan çekinmeyiz." Liralaşmayı çok önemsediklerini vurgulayan Kavcıoğlu, swapların süre içinde azaltılması ve Merkez Bankası para politikasının buna göre şekillendirilmesi noktasındaki hedeflerini çok net bir şekilde ifade ettiklerini söyledi. Şahap Kavcıoğlu, KKM uygulamasına yönelik soru üzerine, "Kur korumayla ilgili tarafta gayet iyi bir gidişat var. Liralaşmaya çok önemli katkı veren bir alan, oradaki gelişmeden, gidişattan memnunuz. Dün akşam aldığımız kararların da buna olumlu tarafta katkı yapacağını düşünüyoruz." diye konuştu. Kavcıoğlu, "Liralaşma stratejisiyle beraber kendi mecrasında yolunu bulacaktır, gidişat da onu gösteriyor. Bu anlamdaki öngörülerimizde bir değişiklik, yanılma söz konusu değil, gayet iyi gidiyor. Liralaşma stratejisi içinde hem bankaların kaynak yaratması hem rezervlerimizin artması noktasındaki işlevi önemli şekilde artarak devam ediyor." ifadelerini kullandı. "Sudi Arabistan'dan Merkez Bankasına 5 milyar dolarlık mevduat yatırılmasıyla ilgili gelişme olup olmadığı" sorusuna karşılık Kavcıoğlu, çeşitli ülkelerle bu anlamda görüşmeler yaptıklarını, ancak herhangi bir gelişme olmadığını bildirdi. Kavcıoğlu, bankalarla olan ilişkilerini basınla paylaşmadıkları ifade etti. "BÜYÜK FİRMALARA KREDİ GİTMİYOR ALGISI DOĞRU DEĞİL" Kavcıoğlu, büyük ölçekli ve KOBİ düzeyindeki firmalara kredi kullandırılmasına yönelik soruya yanıt verirken, büyük firmalara destek verilmemesinin söz konusu olmadığını ancak "ekonominin bel kemiği" olan KOBİ'lerin daha fazla desteklendiğini söyledi. "Oradan alıp bir yere bir şey vermiyoruz." diyen Kavcıoğlu, "Yatırım yapılması noktasında hiçbir firma, ne boyutta olursa olsun hiçbir makro ihtiyati tedbire tabi değil." değerlendirmesinde bulundu. 50-100 firma tarafından kullanılan kredileri 6 bin şirketin kullanabildiği bir noktaya getirdiklerini belirten Kavcıoğlu, şöyle devam etti: "Büyük firmalara kredi gitmiyor algısı doğru değil. Türkiye Bankalar Birliği Başkanı kredilerin 2-3 kat arttığını söylüyor ama Oda başkanımız krediye ulaşamadıklarını söylüyor. Buradaki sıkıntıyı iyi görmek lazım. Kredilerin doğru şekilde hedefli ve selektif kullandırılması noktasında çaba sarf etmemiz lazım. Hatamız varsa da düzeltiriz. Şikayetler geliyor, firmalarımızdan ulaşamayanlar, kullanamayanlar var. Bunları da takip ediyoruz. Bizim için üretim, yatırım, istihdam sağlayacak, ihracat yapacak firmaların krediye ulaşımı çok önemli. Bunu kendimize görev addediyoruz. Dün gece aldığımız karar da bu sektörlerin desteklenmesine yönelik bir karardır." "SEÇİM SÜRECİ DİKKATE ALINDI" Kavcıoğlu, enflasyon öngörülerini oluştururken seçim sürecini dikkate alarak fiyatladıklarını söyledi. Hükümetin hayat pahalılığını minimize seviyede tutacak tedbirler aldığını dile getiren Kavcıoğlu, Merkez Bankasının da fiyat istikrarını kalıcı olarak sağlayacak politikaları taviz vermeden uygulamaya devam ettiğini belirtti. Kavcıoğlu, banka personelinin işten çıkarılması, zorla bir yere gönderilmesinin söz konusu olmadığını, personelin maaş zammının da kamuyla aynı olduğunu ifade etti. "KREDİLERDE ANORMAL BİR ARTIŞ YOK" Kavcıoğlu, TCMB taraflı KKM sisteminde faiz üst sınırının kaldırılmasına ilişkin de katılım finans tarafı için bu tür bir uygulama yapılamadığını ve KKM hesaplarında bankalar arasında geçişlerin söz konusu olduğunu ifade etti. Merkez Bankasına ve Hazine'ye yük getirilmemesi için politika faizinin altında bir faiz verilmemesinin kendileri için önemli olduğunu söyleyen Kavcıoğlu, bankalar ile finans kurumları arasındaki çelişkiyi ortadan kaldırmak için söz konusu düzenlemeyi gerekli gördüklerini belirtti. Kredi dağılımında dönemsel olarak kaynakların bazen KOBİ'lere bazen bireysel kredilere kayabildiğini ancak şu anda anormal bir artış görmediklerini dile getiren Kavcıoğlu, bireysel kredilerde 2022'de yüzde 3,6 aylık artış olduğunu, orada anormal bir artış olursa gerekli tedbirleri alabileceklerini söyledi. Firmaların, özellikle büyük şirketlerin, tahvil ihracıyla dış borçlanmasının tavsiye ettikleri bir araç olduğunu belirten Kavcıoğlu, bunun hem banka bilançolarındaki yükü hafifleteceğini hem de sermaye piyasalarının daha fazla derinleşmesini sağlayacağını vurguladı. Süreç içinde firmaların ve bankaların bu yönde hareket etmesini sağlayacak teşvikleri de yapacaklarını ifade eden Kavcıoğlu, "Ama bu 4 aylık tahvil ihracı olmaz bizim karşı olduğumuz nokta bu, 2-5 yıl yapsın tahvil ihracını, banka satın alsın bana da gelsin daha ucuz bir şekilde Merkez Bankasından borçlansın. Bizim destek ve teşvikimiz bu yönde olacak." dedi. "İKİLİ KUR SİSTEMİ YOK" Kavcıoğlu, ihracatçıya döviz çevrimlerinde yüzde 2 prim ödenmesi uygulamasının ikili kur uygulaması olarak yorumlandığı eleştirine yanıt verirken de şunları ifade etti: "Türkiye'de şu anda öyle farklı bir kur yok, bankalarda ihracatçıya ayrı kur uygulaması yok. Kur korumalı ile saat başı verdiğimiz kur var, o piyasa kuruyla aşağı yukarı aynı. Bankacılıkla kapalı çarşı arasında farklı kur uygulanmasında anormal durum söz konusu değil. Eskiden beri kapalı çarşı bir tık piyasanın üzerindedir. Kapalı çarşıya gidenle bankacılıkta işlem yapan aynı müşteri değil zaten. İhracatçının, ithalatçının, banka müşterisinin kapalı çarşıda ne işi var? İkili bir kur sistemi yok bir kere onu çok net ifade edeyim. Banka kuru ile kapalı çarşı arasında her zaman bir fark olabilir ama o bir ikili kur değil." Burada mali sektörde oluşan farklı kur olup olmadığına bakılması gerektiğine işaret eden Kavcıoğlu, "Biz ikili kur uygulamıyoruz, sadece ihracat değil, yurt dışından gelen kaynağı teşvik için ödediğimiz bir prim. Bunun içinde turizmci, ihracatçı, müteahhit, ulaşım var. Tüm kesimler var." diye konuştu. Kavcıoğlu, firmaların finansmana erişimde sorun yaşadığı ve Coca Cola'nın yüzde 30 faizle tahvil ihraç ettiğine ilişkin soru üzerine de "Çok kötü örnek verdin. Coca Cola dünyanın en büyük firması. Coca Cola'nın finansmana erişim noktasında sıkıntısı varsa bu sıkıntı dünyada var demektir, sadece Türkiye'de değil. Bu örnek ne kadar haklı olduğumuzu gösteren, uygulamalarımızın ne kadar iyi yönetildiğini gösteren örnek oldu. Finansmana erişimde problemler olabilir ama bunu genel problemler gibi aktarmak doğru değil." değerlendirmesinde bulundu. Türkiye'de ithal ikamesi alanlara yatırım yapan çok değerli firmalar olduğuna dikkati çeken Kavcıoğlu, "Bizim işimiz onlarla. Onlar daha fazla yatırım yapsın, biz gece gündüz onların hizmetindeyiz. Türkiye'ye üretim, yatırım yapan herkes bizim radarımızda ve onların hizmetindeyiz. Türkiye'den daha fazla hem finansman hem döviz piyasasında hem diğer işlemlerde bu konuların rahatlıkla yapıldığı bir başka ülke yok." ifadelerini kullandı. "YIL SONUNDA CARİ FAZLA VERECEĞİZ" Kavcıoğlu, hangi koşullar altında faiz indirimine gidileceğine ilişkin soruya cevap verirken şunları kaydetti: "Temmuz, ağustos ayındaki Para Politikası Kurulu metnine bakarsanız hangi şartlarda faiz indirimine gittiğimizi çok net görürsünüz. Metinleri okuduğunuzda ileriye dönük nasıl öngörümüz olduğunu çok net görürsünüz. Hangi şartlarda faiz indirimine gideceğimiz, pas geçeceğimiz, nasıl duruş sergileyeceğimize ilişkin öngörümüzü orada bulursunuz. Büyük bankalar, büyük merkez bankaları bile 'faiz artırımını nasıl yapmayalım' diye konuşuyorlar. Bizi çok eleştirdiniz, ancak bu ne kadar doğru şekilde bu süreci yöneterek geldiğimizi gösteriyor. Türkiye, bu faiz politikasıyla sadece ödemeler dengesinde bir önceki yıla göre 100 milyar dolar fazla ödemiş. Kimseye bir kuruş borcumuz yok. Faiz politikamızın ne kadar doğru yönetildiğinin fotoğrafı. Şu 100 milyar doları kimse konuşmadı. Bir önceki yıla göre enerji farkını düştüğünüzde Türkiye cari fazla veriyor. Rusya-Ukrayna Savaşı çıkmasaydı Türkiye zaten cari fazla veriyordu. Biz faizi bunun için indirdik. Biz ödemeler dengesinde cari fazla verecek duruma gelmiş noktadayız. Türkiye, her şeye rağmen dışardan bir kuruş yardım almadan bu bilançoyu Merkez Bankası olarak yönetti. 100 milyar dolar ilave farkı da Merkez Bankası bu ülkenin kaynaklarından ödedi. Biz bugünden itibaren yıl sonunda cari fazla vereceğiz."

1 hafta önce

EYT düzenlemesi Meclis'te

Emeklilikte Yaşa Takılanlar (EYT) için yapılan düzenlemelerde sona gelindi. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Bilgin, düzenlemelere ilişkin bu hafta çalışmaların tamamlanacağını ve teklifin Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne geleceğini belirtmişti. Bu kapsamda AK Parti grubunda hummalı çalışmalar yürütüldü.  İmzaya açıldı Son olarak, milyonların merakla beklediği düzenleme, Meclis'e gelerek AK Parti'de milletvekillerinin imzasına açıldı. Düzenleme, imzaların tamamlanmasının ardından Meclis Başkanlığı'na sunulacak. İlk maaş 1 Mart'ta Türkiye'nin gündem maddesi haline gelen EYT'de yaş sınırlaması kaldırılmasıyla vatandaşlar derin bir nefes almıştı. Maaşların ne zaman yatacağı da merak edilen konular arasında yer alıyordu. Bakan Bilgin, maaşlar için 1 Mart tarihini işaret etti. 2 milyon 250 bin kişi yararlanacak Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından açıklanan EYT düzenlemesinden, 2 milyon 250 bin kişinin yararlanması bekleniyor. Teklif, 8 Eylül 1999’dan önce sigortalı olanları kapsayacak. Kadınların 20, erkeklerin 25 hizmet yılı bulunması da şartlar arasında yer alıyor.

1 hafta önce

Nureddin Nebati borç yapılandırmasının detaylarını açıkladı

Dün gerçekleşen Kabine Toplantısı’nın ardından Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Cumhuriyet tarihinin en kapsamlı borç yapılandırmasının detaylarını açıkladı. Paylaşılan müjdeyle birlikte vergi borçları dahil olmak üzere birçok ödemelere düzenleme getirildi. Cumhurbaşkanı Erdoğan, vergi borçları ile ilgili "Yapacağımız düzenlemeyle, tüm bu borçları belirli bir oranla güncelleme ve taksitle ödeme imkânı getiriyoruz." ifadelerini kullanmıştı. Bakan Nebati detayları paylaştı Hazine ve Maliye Bakanı Nureddin Nebati de bugün "İş Dünyası ile Buluşma Programı"na katılmak üzere bulunduğu İzmir'den kamu borçlarının yapılandırmasına ilişkin detayları aktardı. Bakan Nebati, kamu alacaklarına yapılandırma ile ilgili olarak şöyle dedi: İnşallah en kısa sürede meclisimiz, bu konuda gündemi, önerdiğimiz taleplerin yasalaşmasını hızlı bir şekilde gerçekleştirecektir. Nureddin Nebati'nin paylaştığı detaylar şu şekilde: 1 Aralık 2022'den önceki borçları kapsıyor Yapılandırılacak borçlar 31 Aralık 2022'den önceki borçları kapsayacak Vergi ödemeleri ve sigorta prim borçları 48 ay taksitle ödenebilecek Bakan Nebati taksitleri uzun tuttuklarını dile getirdi. Buna göre, SSK, Bağ-Kur primleri ve vergi borçlarının öncelikli olarak yapılandırılacağı pakette vade 48 eşit taksite bölünerek 4 yıla yayılacak ve bu vadeden önce yapılacak ödemeler için indirime gidilecek. Peşin ödemede faizin yüzde 90'ı siliniyor Bakan Nebati bu konuda şöyle konuştu: Devlete borçlar 48 aylık taksitler halinde ödenecek. Peşin ödemede yurt içi ÜFE tutarının yüzde 90'ından vazgeçilecek. 2 bin lirayı aşmayan borçlardan vazgeçiliyor 1 defaya mahsus olmak üzere de 2 bin lirayı aşmayan kamu borçlarının cezasından vazgeçilecek. Takipler duruyor Yapılandırma kapsamında icra takipleri de durdurulacak. Yapılandırmanın kapsamı geniş Vergi Daireleri, Gümrük Müdürlükleri, Sosyal Güvenlik Kurumu, Büyükşehir Belediyeleri ve Belediyeler, İl özel idareleri ve Yatırım İzleme ve Koordinasyon Başkanlıkları'na ödenmesi gereken kamu alacaklarının yeniden yapılandırılacak. Davalar son bulacak Ayrıca, davalı olan vergi ve prim dosyalarındaki ihtilafları sonlandırarak ödeme imkanı getirileceğini belirten Bakan Nebati şöyle konuştu: Matrah prim ödemelerine yüzde 10 istisna getirilecek Teklifte, matrah artırımı ve işletme kayıtlarının düzeltilmesine imkan sağlayan düzenlemelere de yer veriyoruz. İşletmelerimiz, 2018 ila 2021 yılları için, gelir, kurumlar, KDV ve gelir stopaj vergilerinde matrah ve vergi artırımı yaparak vergi incelemesi ve tarhiyata muhatap olmayacak. Bu konuda da şunu peşinen belirteyim; arttırılan matrahların vergilerini peşin öderlerse o zaman vergi aslında da yüzde 10 indirim sağlanacaktır. Paketle ilgili yeni açıklamalar ve müjdeler devam edecek. İdari para cezası ise farklı bir indirim Nureddin Nebati'nin yaptırımlarla ilgili verdiği bilgiler şöyle sürdü: Eğer yapılandırılan borç idari para cezası ise asıl alacaktan da yüzde 25 oranında indirim sağlıyoruz. Genç girişimci istisnasının tutarını artırıyoruz Gelir Vergisi Kanununda yer alan genç girişimci istisnasının tutarını artırıyoruz. Mevcut düzenlemeye göre istisna kapsamında ilk defa işe başlayan gelir vergisi mükelleflerinin üç hesap dönemi kazançlarının yıllık 75 bin lirası gelir vergisinden istisna ediliyor. Söz konusu tutarı 2023 yılı için 150 bin liraya çıkarıyor ve her yıl Gelir Vergisi tarifesinin ikinci dilimi tutarına paralel olarak artmasını sağlıyoruz. Böylece, izleyen yıllarda, dilim tutarlarında yeniden değerleme oranında artış oldukça, bu istisna da beraberinde artacak

1 hafta önce

Almanya: Tedarik Zinciri Yasası, Türkiye-Almanya ticari işbirliğinde birçok fırsat sunuyor

Schulz, Almanya'da 1 Ocak'ta yürürlüğe giren "Tedarik Zincirleri Özen Yükümlülüğü Yasası"na ilişkin AA'ya yazılı değerlendirmelerde bulundu. Büyükelçi, kısa adı "Tedarik Zinciri Yasası" olan yasayla ekonomi ve insan haklarını birbirine bağlayarak, "uluslararası insan hakları durumunun iyileşmesine" katkıda bulunmak istediklerini vurguladı. Alman ekonomisinin küresel olarak güçlü bir ağa sahip olduğunu, şirketlerin ve uluslararası ortaklarının büyük bir istihdam yarattığını kaydeden Schulz, "Bu istihdam ile diğer ülkelerin refah düzeyine katkıda bulunuyoruz. Özellikle uluslararası alanda çok iyi bir ağa sahip olmamız nedeniyle Almanya, şirketlerine küresel tedarik zincirlerinde insan haklarına riayet edilmesi yükümlülüğünü getiriyor." ifadelerini kullandı. Schulz, küresel düzeyde şirketleri ve tedarikçilerini de kapsayacak şekilde çalışanlara karşı yükümlülüklere uyulmasını savunduklarını belirterek, "Amacımız, küresel tedarik zincirlerinde insan haklarının durumunu iyileştirmektir. Bu, somut olarak, örneğin 'Made in Germany' markası ürünlerinin zorla çalıştırma veya çocuk işçiliğiyle bağdaşmayacağı anlamına gelmektedir." değerlendirmesini yaptı. Söz konusu kanunun amacına değinen Schulz, Almanya için insan haklarına riayet edilmesi, sosyal ve çevresel standartlara uyulmasının, "sürdürülebilir bir küresel ekonominin temelini" oluşturduğunu vurguladı. Schulz, pek çok Alman şirketinin şimdiden sürdürülebilir tedarik zincirlerini oluşturma ve bunlara uyma konusunda örnek teşkil ettiğini belirterek, şunları kaydetti: "Alman ekonomisinin başarısının nedeninin de üretimde insan haklarına riayet edilmesine bağlı olduğuna inanıyoruz. İnsan haklarının korunmasının bir bedelinin olduğunun farkındayız ancak şirketler, uzun vadede bu yatırımla gelecekte kendi ekonomik başarılarını da koruyorlar." YASA, ALMANYA'DA MERKEZİ, TESCİL EDİLMİŞ OFİSİ VEYA ŞUBESİ OLAN ŞİRKETLERİ KAPSIYOR Almanya'da merkezi, ana ofisi, idari merkezi, tescil edilmiş ofisi veya şubesi bulunan tüm şirketlerin yeni yasadan etkilendiğini vurgulayan Schulz, yasanın Almanya'da bu yıl en az 3 bin ve 2024'ten itibaren ise en az 1000 çalışana sahip şirketleri etkileyeceğine işaret etti. Schulz, şirketlerin bu konuda ne yapması gerektiğine ilişkin, "Bundan doğrudan etkilenen şirketlerin öncelikle bir risk yönetimi kurması gerekmektedir. Bu şekilde insan hakları ihlalleri ve çevreye verilen zararların riskleri belirlenecek, önlenecek ve en aza indirilecektir." değerlendirmesinde bulundu. Kanunda şirketlerin önlem olarak alması gereken tedbirlerin yer aldığını kaydeden Schulz, ayrıca bu kanunun şirketlere kendi içlerinde "şikayet prosedürleri oluşturma ve raporlama yükümlülüğü" getirdiğini aktardı. YÜKÜMLÜLÜKLERİNİ YERİNE GETİRMİŞ OLANLAR AVANTAJ KAZANACAK Büyükelçi Schulz, şu ifadeleri kullandı: "Şirketler, muhtemelen yurt içi ve dışındaki tedarikçileriyle sözleşme yaparak benzer düzenlemelere yükümlü kılacaktır. AB'de (Avrupa Birliği) buna benzer bir yasa yürürlüğe gireceğinden, şirketlerin en kısa sürede bu yasayı uygulamaları doğru olacaktır. Yükümlülüklerini yerine getirmiş olanlar, rakiplerine karşı avantaj kazanmış olacak." Söz konusu yasayla şirketlerin somut yükümlülüklerine de değinen Schulz, tedarik zincirlerinde özen yükümlülüğünün yalnızca şirketlerin "kendi tedarik zincirlerindeki düzenlemelerle" bitmediğini, yasanın aynı zamanda "sözleşmeli ortakların ve tedarikçilerinin faaliyetlerini de" kapsadığını vurguladı. Büyükelçi Schulz, "Yani insan haklarına riayet edilmesi şirketin kapısından dışarı çıkıldığında sona erer demek değildir. Aksine, bu sorumluluk tüm tedarik zincirini küresel boyutta kapsıyor zira kanun dünya çapında faaliyet gösteren şirketler için de geçerli." görüşünü paylaştı. Yasayla gelen somut kurallara değinen Schulz, şunları kaydetti: "Kanun somut davranış kuralları ve yasaklar getiriyor. Kanun çocuk işçiliğini, köleliği ve zorla çalıştırmayı, iş sağlığı ve iş güvenliğinin göz ardı edilmesini, yeterli ölçüde ücretin verilmemesini, sendika veya işçi temsilciliğini kurma hakkının göz ardı edilmesini, gıda ve suya erişimin engellenmesini, toprak ve geçim kaynaklarından yasa dışı olarak mahrum bırakmayı yasaklamaktadır." ALMANYA 'TÜRKİYE' DEDİ! REKOR BAŞARI: BU ÇOK BÜYÜK BİR FIRSAT Schulz, yasanın diğer ülkelerde de özen yükümlülüklerini kapsadığını belirterek, özellikle "Türkiye gibi ülkeler için bunun büyük bir fırsat" olduğunu vurguladı. Almanya ve Türkiye'nin ticari ilişkilerinin yoğun olduğunu vurgulayan Büyükelçi, ikili ticarette yaklaşık 40 milyar avro ile yeni bir rekor seviyeye ulaşıldığını kaydetti. Büyükelçi Schulz, Almanya'nın Türk mal ve hizmetlerinin ana alıcı ülkesi olduğunu belirterek, Türkiye'de 8 bine yakın Alman firmasının bulunduğunu ve buna bağlı tedarikçi olarak ticaret yapan Türk firmalarının sayısının daha fazla olduğunu bildirdi. Schulz, "Türkiye'nin, Alman tedarik zincirlerinde tedarik ve temel ürünler söz konusu olduğunda en önemli ülkelerin arasında yer aldığını görüyoruz. Dolayısıyla bu yasa, iki ülke arasında daha da derin bir işbirliği için birçok fırsat sunuyor." değerlendirmesini yaptı. DENETİM SÜRECİ Yasanın denetim sürecine de değinen Schulz, "Alman şirketleri bu yükümlülükleri yerine getirmediklerinde para cezası uygulanabilir. Cezalar 8 milyon avroya kadar veya dünya çapındaki yıllık gelirlerinin yüzde 2'si tutarında uygulanabilir. İlaveten, belirli bir para cezası oranında şirketlerin kamu ihalelerine katılmaları da yasaklanabilir." ifadelerini kullandı. Schulz, Federal Ekonomi ve İhracat Kontrolleri Dairesinin (BAFA) yetkili ve uygulayıcı makam olarak Almanya'da şirketlerin tedarik zincirlerinin denetimini gerçekleştirdiğini belirterek, bu makamın şirketleri yerinde inceleme ve şirketlerin yükümlülüklerinin yerine getirilmesi için talimat verme yetkisinin bulunduğunu, getirmedikleri takdirde de ceza uygulayabildiğini kaydetti.

1 hafta önce

Latin Amerika ülkeleri "ortak para birimine" geçmeye hazırlanıyor

Latin Amerika ülkelerindeki gündem, ortak bir para birimine geçilip geçilmemesi... Arjantin Ekonomi Bakanı Sergio Massa, İngiliz Financial Times'a konuyla ilgili açıklamalar yaptı. "Ortak para birimi" için bölge ülkelere çağrı Arjantinli bakan, 24 Ocak'taki Latin Amerika ve Karayip Devletleri Topluluğu zirvesi öncesi konuşarak, bölge ülkelerine projeye dahil olmaları için çağrıda bulundu. Küresel gayrisafi yurt içi hasılanın yüzde 5'ini kapsayacak Massa, anlaşma sağlanması halinde önlerinde uzun bir yol olduğunu da vurguladı. Hayata geçirilmesi halinde, Latin Amerika'da ortak kullanılacak para birimi, küresel gayrisafi yurt içi hasılanın yüzde 5'ini oluşturacak. Avrupa Birliği'nin para birimi euronun dünya ölçeğindeki payı ise yüzde 14 seviyesinde bulunuyor. Amaç dolara bağımlılığı azaltmak Yetkililer, Brezilya'nın bu para birimini "sur" (güney) olarak adlandırmayı önerdiğini söyledi. Yetkililer ayrıca yeni para biriminin, bölgesel ticareti nasıl artırabileceği ve ABD dolarına bağımlılığı nasıl azaltabileceği amacı taşıdığını belirtti. Para birimi ilk başta Brezilya reali ve Arjantin pezosu ile paralel olarak işlev görecek.

2 hafta önce

Merkez Bankası faiz kararı açıklandı

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası Para Politikası Kurulu (PPK), politika faizi olan bir hafta vadeli repo ihale faiz oranını yüzde 9'da sabit tuttu.

1 2 3 4 5 6 7 8 ... 72 73
Server Error
500
Server Error