15 Haziran Salı 2021
4 gün önce

MHP'li Büyükataman'dan Emin Çölaşan'a: Vatanın ve milletin selametinden başka karşılık bekleyenin kanı kurusun mu?

Büyükataman, açıklamasında şunları kaydetti: 1- Yazacak gazete bulamayınca Sözcü’ye sığınan başarısız kalemşor Emin Çölaşan, geçirdiği nevrozlarla kaleme aldığı açık mektuplarına devam etmiş. Her zamanki seviyesizliği ile kendini oturttuğu bilirkişi koltuğundan pozlar kesen Çölaşan’ın bilmesi gereken tek şey haddidir. 2- Hayatı boyunca Ülkücü Hareket’in karşısında yer almış bu ismin bugün “Acaba bir menfaat elde eder miyim?” düşüncesiyle ve Ülkücülükten geçinen bir grup kaçkınla olan sıkı diyaloglarına dayanarak “Ülkücü taban”ın duyarlılıklarından dem vurması, acınası hâlinin delilidir. 3- Bu şahıs, Ülkücü Hareket’te tavan-taban kavramlarının bulunmadığından habersizdir. Sayın Genel Başkanımızın ifadesi ile “Bizde taban yoktur, dava arkadaşlarımız vardır. Bizde tavan yoktur, Ülkücü şuur hakimdir.” Hâl böyle iken Çölaşan hangi ezberi okumaktadır? 4- Çölaşan da Özgür Özel ile aynı yerin kumanyacısı olduğu için çok sayıda AK Partilinin bazı yakışıksız sözler söylediğini iftira etmiştir. Özel’in şerefine emanet edip cevap alamadığımız gibi Çölaşan’ın da bu AK Partililerin kimler olduğunu açıklaması kendi şerefine emanettir. 5(son)- Kraldan çok kralcılık, sizin camianın yemlenme usulüdür. Bizde vatan, millet, din, devlet uğruna vazifeye atılma şuuru,bedel ödeme cesareti vardır. Menfaat için vatanı satacak olanlara soruyorum: Vatanın ve milletin selametinden başka karşılık bekleyenin kanı kurusun mu?

6 gün önce

MHP Genel Başkanı Bahçeli'den Ahmet Şık hakkında sert sözler

Devlet Bahçeli’nin açıklamalarından satır başları şöyle: "Bugünkü şartlarda çevre sorunları toplumsal, ekonomik ve kültürel ve ahlaki boyutları olan karmaşık sorunlar yumağı haline gelmiştir. Bilimsel ve teknolojik gelişmelerle yetişen her yeni ortam çevreyi ya doğrudan veya dolaylı şekilde etkilemiş insanın hayat ve refah standartlarını çalkantılı bir mecraya sürüklemiştir. Marmara Denizi'nde mart ayından itibaren baş gösteren kıyılarımızda feci bir boyuta ulaşan deniz salyası istilası çevre üzerinde bir kez daha fakat daha derinlikli düşünmemize yol açmıştır." Çevre sorunlarını kalkınma çevre ikilemi yerine akılcı bir koruma kullanma ve geliştirmeyi ön gören sürdürülebilir kalkınma modeliyle aşmak mümkündür. çevre politikalarımızın esasını da gelecek nesillere temiz bir çevrenin intikali oluşturmaktadır. " "SU, HAVA, TOPRAK VE DENİZİ BİRLİKTE DEĞERLENDİREN ENTEGRE ÇEVRE POLİTİKALARI GELİŞTİRİLMELİDİR" "Kıyı, deniz, akarsu, göl, yapay göl ve diğer sulak alanların çevresi ile ekosistemlerin tamamını bütünlük içinde ele alan kıyı planlaması ve yönetim sistemi uygulanmalıdır. Su, hava, toprak ve denizi birlikte değerlendiren entegre çevre politikaları geliştirilmelidir. Ayrıca bio-güvenlik ve genetiği değiştirilmiş organizmalar konusundaki tehlikeleri bertaraf etmek maksadıysa tarım çevre ve teknoloji politikaları eş zamanlı uygulanmalıdır. Bizlere düşen esas görevlerden biri de çevre duyarlılığını tesis etmektir. " "GÜNÜMÜZ DÜNYASINDA ÇEVRE SORUNLARI İLE İNSAN SORUNLARINI BİRBİRİNDEN AYIRMAK NEREDEYSE HAYALDİR" "Mutlak surette kabul etmek zorundayız kirli bir denizin çevresinde sağlıklı bir hayat kurulamayacaktır. Demem odur ki bir zihniyet değişikliğine refakat eden çevre ile uyumlu bir hayat şartlarını da inşa etmek durumundayız. Günümüz dünyasında çevre sorunları ile insan sorunlarını birbirinden ayırmak neredeyse hayaldir. Çevreyi dikkate almayan her çabanın sonuç itibariyle faturası ağır olarak kazandırdığından çok daha fazlasını kaybettirecektir." SİYASİLERE DENİZ SALYASI ÇAĞRISI: AL BİRLİĞİNE, GÜÇ BİRLİĞİNE VE HEDEF BİRLİĞİNE İLERİ DÜZEYDE İHTİYAÇ VAR "Bizim milliyetçilik anlayışımızda çevrecilik ana eksenlerden biridir. Çevre demek aynı zamanda vatan demektir. Sahillerimizi işgal eden deniz salyasıyla mücadele konusunda uygulanacak politikalara samimiyetle destek vereceğimizi; bu ağır sorundan ülkemizin ve deniz canlıların kurtarılması hususunda yapılan ve yapılacak her çalışmanın yanında duracağımızı kararlılıkla ifade ediyorum. Çevre ve Şehircilik Bakanı tarafından açıklanan ve 21 başlıktan oluşan eylem planını bugünden itibaren 7/24 esasıyla Marmara Denizi'ndeki deniz salyasını temizleme seferberliğini yürekten destekliyoruz. Geldiğimiz bu aşamada siyasi partilere düşen öncelikli görev bu meseleyi istismar etmemektir. Siyasi rant hesabına tevessül gibi bir yanlışa da hiç kimsenin düşmemesi gerekir. Çünkü deniz salyası belasını yenmek için sabrın yanı sıra el birliğine güç birliğine ve hedef birliğine ileri düzeyde ihtiyaç olduğu da asla unutulmamalıdır." SİYASİ ETİK YASASI "Siyasi etik yasasının daha fazla gecikmeden mutabakatla ve süratle çıkarılması dileğimizdir. Siyaset centilmenlik içinde yapılmalıdır." BAHÇELİ AHMET DAVUTOĞLU VE ALİ BABACAN'I HEDEF ALDI "Siyasette idare tamamdır müdara da tamamdır ama dubaraya yer olmamalıdır. Ne var ki dubaracı yüzler siyasette çok faal ce fazladır. Geçmişine sırt dönüp çıkarlarının peşine düşenlerin görünülürlüğü artmıştır. Devletin en üst makamlarında görev alanların mahremiyetlerine emanet olan konuların ulu orta konuşmaları dün birlikte olduklarını bugün karalamaya çalışmaları münafıklık alametidir. Türkiye'de başbakanlık yapmış bir şahsın kendisiyle beraber mezara gitmesi gereken sırları döküp saçması bu devletin kimlerin elinde kalındığına bariz delildir. Gizlemesini bilmeyenin yönetmesi mümkün değildir. Serok Ahmet böyle biridir. Gelecek Partisi'nin yöneticilerine tavsiyem şudur; bu Serok'un yanında sakın konuşmayın aman ha sır verme gafletine düşmeyin. Aynı şey Selamsız Babacan için de geçerlidir. " MUHALEFET ELEŞTİRİSİ "Demokrasinin hakim olduğu ülkelerde muhalefet partileri birbiriyle çelişir gibi görünen iki ayrı tavrı aynı anda göstermekle sorumludur. Bir yandan iktidarı eleştirirken bir yandan da rejime ve ülkeye muhalefetten kaçınmak durumundadırlar. Demokrasinin bekası iki ucu keskin bıçak gibi parlayan bu hassasiyete yakından bağlıdır. Biz bu hassasiyete milli ahlaki ilkeli muhalefet anlayışı diyoruz ve herkesi bunlara uymaya davet ediyoruz. " "Organize suç şebekelerine terör örgütlerine sözcülük yapan onların iftiralarını taşeronluk eden köksüz bir muhalefet anlayışı karşımızdadır. Ülkemizdeki muhalefet iktidarı düşürmek için vatanı bile düşürmeye hazırdır. Ancak bu vatan düşmeyecektir. HP ve İP'in siyasi iradesi güdümlüdür. Bunların rotasını belirleyen temelsiz isnatlar Türkiye karşıtlarının emperyalist oyunlarıdır CHP ve İP'in gizli ve kaprisli ortağı HDP 2023 yılında yapılacak cumhurbaşkanlığı seçimi konusunda ortak aday çıkarmanın ciddi bir seçenek olduğunu açıklamıştır. HDP CHP ile İP'i çoktan kafeslemiş üzerlerine de çoktan kilit vurmuştur. " HDP'YE KAPATMA DAVASI: BUNDAN SONRA BÜTÜN GÖZLER AYM'YE ÇEVRİLECEKTİR Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı AYM tarafından iade edilen HDP'nin kapatılmasını esasa alan iddianamenin eksikliklerini gidererek beklenen davayı dün tekrar açmıştır. HDP'nin eylemleri devletin bağımsızlığına ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğüne insan haklarına aykırı bulunmuştur. Bu bölücü partinin hemen hemen tüm organları üyeleri ve teşkilatları vasıtasıyla suç işlediği işlenmesini tahrik ve teşvik ettiği somut delillerle belirtilmiştir. Bundan sonra bütün gözler AYM'ye çevrilecektir. Bu mahkemenin iddianameyi ikinci kez iade seçeneği de kalmamıştır. Türkiye vatan topraklarında ve sınır ötesinde terör örgütlerine karşı kazanmış olduğu muazzam üstünlüğü TBMM'de kaybedemez hiç kimse de bu kayba hizmet edemez. Bununla bağlantılı olmak üzere cevabını aradığımız sorular da şunlardır; bölücü milletvekillerinin dokunulmazlık dosyalarının TBMM'de görüşülüp karara bağlanması neden gecikmektedir. Suçu tevsik edilmiş PKK'lı milletvekilleri adaletin önüne ne zaman çıkarılacaktır? Daha neyi bekliyoruz? Bölücülüğün hesabını soracaksak şayet hukuk devletinin varlığını göstereceksek gün bu gündür. AHMET ŞIK'A: HAİN, ALÇAK, SOYSUZ, SUÇLU, AŞAĞILIK... TİP'li bir milletvekilinin 'Bu devlet katil bu devleti yıkmamız gerekiyor' iftiraları karşısında ne yapacağız. Bu hainin dokunulmazlığını kaldırıp doğruda adalete teslim etmeyecek miyiz? Düşünebiliyor musunuz böyle bir alçak TBMM'de bizimle aynı havayı teneffüs ediyor. Devlete katıl diyen bu soysuz devletin her imkanından istifade ediyor, Hazinesi'nden maaşını alıyor HDP'lilerin fütursuzluğundan cesaret alan bu suçlu bilmelidir ki TC devleti katil olsaydı bugün bulunduğun yer TBMM değil mezarlık olurdu. Bunlara müsamaha gösteremeyiz bu aşağılık tiplere tahammül edemiyiz.

1 hafta önce

MHP Genel Başkanı Bahçeli'den Atatürk'e hakaret iddiasına ilişkin açıklama

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, "Siyasi mücadelenin bir ahlakı olmalıdır. Siyasi mücadele dürüstçe, mertçe, adam gibi yapılmalıdır. Tarihin her devrinde, amaca giden her yolu meşru ve mubah görenler tehlike saçan irtibat ve iş birliği içine girmekten kaçınmamışlardır. Çünkü fazilet ve ferasetleri kuru, fikir ve fiilleri kördür." dedi. Bahçeli, partisinin TBMM Grup Toplantısı'nda yaptığı konuşmada, 27 Mayıs Ülkücü Şehitleri Anma Günü'nde il başkanlarıyla özlem giderdiklerini, ardından Merkez Yönetim Kurulu ile Merkez Disiplin Kurulu'nun ortak toplantısını gerçekleştirdiklerini dile getirdi. Bir gün sonra da belediye başkanlarıyla bir araya gelerek içinden geçilen siyasi süreci ve belediyelerin ana meselelerini ele aldıklarını ifade eden Bahçeli, "Teşkilatlarımız diridir, dengelidir, dava mücadelesini yurdumuzun her köşesinde şevkle, heyecanla, inanmışlıkla ve ağız birliği içinde ifa etmektedir." diye konuştu. Bahçeli, partisinin diğer yetkili kurullarının faaliyetlerini azimle ve istikrarla sürdürdüğünü belirterek, şöyle konuştu: "Kalpleri mühürlü olanlar görmese de çalışıyoruz, çabalıyoruz, milletimize hizmetkarlıkta canımızı dişimize takıyoruz. Milliyetçi Hareket Partisi önce ülkem ve milletim, sonra partim ve ben anlayışının rehberliğinde duruş göstermektedir. İstiyoruz ki, istiklal için birlik olalım. Diliyoruz ki, istikbal için dirlik içinde hareket edelim. Nihayetinde diyoruz ki, kazanan Türkiye, kazançlı çıkan Türk milleti olsun. Ne gidilecek bir yerimiz ne de terk edilecek bir toprağımız vardır. Ne sırt dönülecek bir insanımız ne de sırça köşklere değişilecek bir ülkemiz söz konusudur. Geleceğe umutla bakıyoruz, gelişmeleri ufuk derinliğiyle kavrıyoruz. "BİZ BU ÜLKEYİ KARŞILIKSIZ SEVDİK" Türkiye'nin hakkını görmeyen, Türk milletinin haysiyetini gözetmeyen her teklife, her tertibe, her teşebbüse, her tefrikaya karşıyız, kapalıyız. Duymayan varsa tekrar edeyim, biz bu ülkeyi karşılıksız sevdik. Biz bu milleti canımızdan aziz bildik. Biz bu cennet vatanı namus belledik." Türkiye'yi meşgul eden her sorunla ilgili düşüncelerinin, yapıcı önerilerinin MHP muhaliflerinin dahi bildiği ve tasdik ettiği bir gerçek olarak meydanda bulunduğunu aktaran Bahçeli, "MHP Milliyetçi Hareket Partisi olarak kendimize güveniyoruz, milletimize inanıyoruz." dedi. Türkiye'yi kötüleme yarışı içine girenlerin milli özgüveni aşındırmak isteyen "çorak zihniyetlerden" başkası olmadığını ifade eden Bahçeli, "Öldük, bittik, tükendik, mahvolduk, bizden bir şey olmaz teranelerine hapsolan süfli çevrelerin bizatihi Türk milletiyle ilgili sorun ve sıkıntıları olduğunu görmek ve deşifre etmek lazımdır. Bugünkü siyasi panoramadan bakınca zillet ittifakının çatısı altında buluşan partilerin içine düştükleri zaaf ve açmazların temelinde objektif bir değerlendirmeyle söylersek bu tespitimizin yattığı görülecektir." değerlendirmesinde bulundu. Bahçeli, sözlerine şöyle devam etti: "Siyasi mücadelenin bir ahlakı olmalıdır. Siyasi mücadele dürüstçe, mertçe, adam gibi yapılmalıdır. Tarihin her devrinde, amaca giden her yolu meşru ve mubah görenler tehlike saçan irtibat ve iş birliği içine girmekten kaçınmamışlardır. Çünkü fazilet ve ferasetleri kuru, fikir ve fiilleri kördür. İlkesizlerin bağımsız bir iradesi olamaz. İradesi esir düşenler için ülke ve ülkü diye bir meselenin esamisi okunamaz. Bu eyyamcı tipler gelene ağam gidene paşam diyecek kadar çıkarlarına düşkündür. Bunları kimler kafa kola almışsa, onlarla ahbap çavuş ilişkisine girerler. Zillet partileri, kağıttan kaplan olmaları şöyle dursun, zalimlerin elindeki yedili kozdur. İkbal kaygıları her şeyin önündedir. Yeter ki ağızlarına bir parmak bal sürülsün, her yeri içi boşaltılacak arı kovanı zannederler. Kapan üstünde peynir bile görseler, akara kokara bakmazlar, midelerine girecek bir lokmanın peşine düşerler. Sinek gibidirler, pekmezciyi hemen tanırlar. Kümesi iyi biliyor diye tilkiyi bekçi yapmaya kalkarlar. Gavurun ekmeğini yediler mi, kılıcını sallamaya başlarlar. Bunlara göre etek öpmekle dudak kirlenmez, eğilip diz çökmekle onur elden gitmez. Çobanla bir olup kuzuyu yerler, sonra da dönüp sahibiyle birlikte yas tutarlar. Hz. Ali'nin katili İbn-i Mülcem gibi ikiyüzlüdürler. Mescid-i Dırar'ın müdavimleri kadar fitnecidirler. Suret-i haktan görünseler de siret-i hakikatleri felakettir. Türkiye işte böylesi bir muhalefet yozlaşmasına alarm verici ölçüde maruzdur." ERKEN SEÇİM TARTIŞMASI Kılıçdaroğlu ve diğer yandaşları bu operasyonların siyaset ayağıdır. Biden'ın dümen suyuna giren, kanlı teknesine binen Kılıçdaroğlu yönetimindeki CHP'nin erken seçim isteği sahibinin sesidir. Türk milleti böylesi bir tuzağa düşmeyecektir. Oyun büyük, oyun sinsi, oyun karanlıktır. CHP yönetiminin makam ve koltuk uğruna Türkiye'nin karşısına geçmesi zillet değil de nedir! CHP Genel Başkanı bir an önce seçime gidilmesi isteniyor. Belli ki acelesi var, milletten korkulur mu diye soruyor. Desteksiz sallayan Kılıçdaroğlu, seçimlerin yapılıp yapılmamasıyla ilgili referandumdan bahsediyor. Yalan makinesi olmakla kalmıyor terör örgütlerinin neşesi olduğunu görmüyor, göremiyor. Kılıçdaroğlu masal anlatmasın. Mafyanın CHP'ye boyalı medyaya nasıl nüfuz ettiğini, kafese nasıl yerleştirdiğini görmeyen kalmamıştır. CHP yönetimi öyle bir hal almıştır ki düğüne götürseniz zurna beğenmezler. Tek ayak üstünde 40 yalan söylerler. Sayın Kılıçdaroğlu fazla zorlama, fazla hesap hatası yapma, ülkemizin erken seçim diye bir gündemi yoktur. Bunu da kiralık aklından çıkarma. Seçimlere bugün itibariyle 754 gün kalmıştır. TERÖRLE MÜCADELE Terörle mücadele alanında gösterilen başarılar milletimizi haklı olarak sevindirmektedir. 1 Ocak'tan bu yana yapılan 181 operasyon 1162 terörist etkisiz hale getirilmiştir. İhanetin bedeli hainlere ödettirilmektedir. PKK/YPG'nin beli kırılmıştır. Teröristlerin temizletilmesi konusunda üstün bir mücadele yürütülmektedir. Diken battığı yerden battığı zaman çıkarılacak, terör örgütlerinin kaynak ve üreme alanları yerle bir edilecektir. Kahraman Türk Silahlı Kuvvetlerimizle gurur duymak, sonuna kadar destek vermek milli vecibedir. FETÖ'nün kalıntıları ve kripto elemanları yakalanıp cezalandırılacaktır. Hain teröristbaşı Gülen'in yeğeni olan Selahaddin Gülen, Türkiye'ye getirilmiştir. Vakit adalet önünde hesap verme vaktidir. FETÖ ile ilgili dosya sayısı 58 bin 720'dir. 1780 gündür süren mahkemelerin vicdanı rahatsız ettiğini ikazen söylemek isterim. Yargı reformlarının konuşulduğu bir dönemde FETÖ ve PKK'yı kapsamına alan adli süreçlerin bitirilmesi süratle temin edilmelidir. FETÖ'nün de PKK'nın da kökü kazınmalıdır. Terörle mücadelede hukuk sınırlarına bağlı kalarak icra edilmektedir. Toplumsal huzurumuzun kalıcılığı ve devamlılığı terörün hayatımızdan tamamen çıkarılmasına bağlıdır. Bugün mutfak yanıyorsa yarın söndürürüz. El birliği, güç birliği yaparız. Ekonomideki ağırlıkları birer birer söküp atarız ancak vatan yanarsa, ne karnımızı doyuracak sofra bulabilir. CHP yönetimi bağımsızlık ve bekamız risk altındayken hangi yangından söz açıyor. Suriye yaklaşık 10 yıldır iç savaş tünelindedir. Esad 2014'te yüzde 88 olan oyunu, yüzde 95.1'e çıkarmıştır. Şam'da halk sabaha kadar kutlama yapmıştır. Halk yoksul ve açtır, sefalet diz boyudur. İç savaş olmasaydı, bugünkü kara tabloya mahkum olurlar mıydı? Suriye trajedisinden hiç mi çekinmiyorlar? Rezil senaryoları da mı görmüyorlar? CHP zihniyetinin yatıp kalkıp mutfak demesi nasıl bir körlük, nasıl bir kütüklüktür? Yabancı gazeteleri okuyun, CHP'nin siyasi üslubuyla benzerliği hemen fark edeceksiniz. Biden, New York Times gazetesine verdiği demeçte muhalefeti desteklemesi zillet ittifakına atılmıştır pastır. ABD'nin 2022 bütçesinde savunma harcamaları kaleminde terör örgütü PKK'nın da bulunduğu programa 522 milyon dolarlık fon ayrılması müttefiklik ilişkisine dair şerefli bir tavır mıdır? Bize göre şerefli bir tavır değildir. Zillet ittifakına göre devletin ve milletin hakkını savunmak gibi bir gündem söz konusu değildir ama biz öyle değiliz, olamayız. Herkes eşittir Türkiye'dir. Terörle mücadele esnasında şehit olan kahramanlarımıza Allah'tan rahmet diliyorum. Biden'ın zillet masasında elinden tuttuğu 7'li kozu ne olursa olsun Türkiye ite eyvallah etmeyecektir. ATATÜRK'E HAKARET İDDİASI Atatürk bizim simgemizdir, ona laf yoktur. Baş giderse börk gider, bir daha da geri gelmez. Atatürk'e tahammülsüzlük Türkiye Cumhuriyeti'ne tahammülsüzlüktür. Keskin önyargılarla Atatürk düşmanlığı yapmak hiyanete hizmettir. Atatürk alerjisini nasıl okumalıyız? Her güzel ve memnuniyet verici gelişmelerin yaşandığı dönemde suyu bulandıran, Müslüman kisvesi altında yapanların amacı provokasyondur. Gizli FETÖ'cü olup olmadıkları mutlaka incelenmelidir.  Herkes uyanık olmak zorundadır. Atatürk milli birliğimizin ortak paydasıdır. Atatürk'e dil uzatanlar daha iyi Müslüman olduğu mu sanıyorlar? Atatürk düşmanlığı yapmak ihanete hizmettir. Ey kendini bilmez akılsızlar, Atatürk'ümüzden ne istiyorsunuz!  Herkes bilsin ki Atatürk bizim ve milletimizin kırmızı çizgisidir. Atatürk Türkiye demek, Atatürk cumhuriyet demektir. Onu rahmetle anmak, ona saygı duymak, onun eserlerine sahip çıkmak her nesil için görevdir. Uyarıyorum; Atatürk'ten elinizi çekiniz. MHP, Gazi Mustafa Kemal Atatürk'e sonuna kadar sahip çıkacaktır.

2 hafta önce

Devlet Bahçeli: Zulüm 1453’de başladı diyenlerin soyu bozuk, sütü lekelidir

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, İstanbul'un fethinin yıldönümü nedeniyle Twitter üzerinden açıklama yaptı. Bahçeli'nin açıklaması şöyle: "Roma İmparatorluğu’nun yıkılmasıyla başlayan uzun Ortaçağ karanlığı İstanbul’un fethi ile sonlanmış, müteakiben Yeniçağ’ın kapıları açılmıştı. Fetihle birlikte yeryüzünün çehresi değişmiş, Türklüğün muzaffer ruhu aklın, adaletin ve ahlakın cihanşümul çağrısı haline gelmişti. Fetih bir istila, bir işgal, bir imha hareketi veya tevarüs edilen bir medeniyet birikimini yağma ve talan harabeliği değildir. Fetih, iman dolu gövdesiyle mücadele eden bir milletin gönül seferi, vicdan seferberliğidir. Çürümeye karşı taptaze ümitlerin dâhiyane sedasıdır. İstanbul’un fethinin yankıları hala devam etmektedir. Görülüyor ki, fethimizin onuruna fetretin ve nefretin zehrini bulaştırmak isteyenler oldukça faaldir. Bizans’ın köhneliğini rehber ve pusula yapanlar 568 yıldır girdikleri şizofren nöbetinde kabuslarla kıvranmaktadır. Ortaçağ alışkanlıklarından kurtulamayan, ilkel dürtülerinden arınamayan, ilkesiz ve iradesiz eğilimlerinden uzaklaşamayan iç ve dış odakların İstanbul’un fethine karşı tahammülsüzlükleri hiç kuşkusuz tedavisi imkansız klinik bir vaka, hatta bir zillet hastalığıdır. Dünyanın en büyük Türk kenti maalesef ehil ve emin olmayan, neye ve kimlere hizmet ettiği meçhul bulunan tehlikeli bir zihniyetin tasallutu altındadır. Kifayetsiz muhterisler İstanbul’un fetih mirasını ileriye taşımayacak kadar takatsiz, yükseltemeyecek kadar da taksirlidir. İstanbul, fethimizin düşmeyecek şehri, büyük Hakanımız Fatih’in dev emanetidir. Konstantinopolis sayfası şehit kanıyla mühürlenip kapatılalı 568 yıl olmuştur. Bu sayfayı tekrar açmaya heveslenmek tasfiye ve telini vatan evlatları için mecburi olan köksüz Bizans komplosudur. Bizans devleti tarihten silinmiş olsa da kokuşmuş hayaleti, zulmet hedefleri dolaşımdadır. İstanbul Türk-İslam medeniyetinin yüz akı, boğazın iki yanına tutunmuş incisi ve Türk milletinin iftiharıdır. İstanbul’suz Türkiye yetim, İstanbul’suz Türk-İslam alemi yalnız ve yuvasızdır. Efendimizin övgüsüne mazhar olmuş güzel komutanları, kutlu hünkarımız Fatih Sultan Mehmet Han’ı, manevi önderlerimizi, fethe memur edilmiş kahraman neferlerimizi rahmetle, minnetle, şükranla yad ediyorum. İstanbul Türk milletinin has bahçesi, coğrafyaların bayraktarıdır. Unutulmasın ki, zulüm 1453’de başladı diyenlerin soyu bozuk, sütü lekelidir. Çünkü 1453’de karadan yürütülen gemilerin, surları döven millet kudretinin eliyle İstanbul çekim alanı, cazibe merkezi olmuş, insaniyetin, merhametin, hakka ve hukuka hürmetin mührüyle sivrilmiştir. İstanbul sevdamızın sancağı, kabul edilmiş dualarımızın mükâfatı, zaferlerimizin kaynağı, umutlarımızın vahası, son yurdumuzun ebedi varlığıdır. Şairin dediği gibi; Bulanık akan sular durulacak yeniden, Gökyüzüne direkler vurulacak yeniden, Saâdet menziline varılacak yeniden, Çağlar üstü bir nizam kurulacak yeniden. Taksim Meydanı, İstiklal Caddesi ve Tarlabaşı Bulvarı’nın kesişim noktasında inşa edilen ve 1,5 asırlık bir hayali hakikatle buluşturan Taksim Camii’nin dün itibariyle resmen açılmasından büyük bir bahtiyarlık duyduğumu özellikle paylaşıyorum. Sembolik temeli 2017 yılının Şubat ayında atılan Taksim Camii’nin açık ve kapalı alanında 4 bin kişinin ibadeti mümkündür. İstanbul’a bir millet eserinin daha kazandırılması, inancımızın itibarına muazzam bir katkı sağlanması milletimizi sevince boğmuştur. Ayrıca bugün yerden yüksekliği 369 metre olan Avrupa’nın en büyük kulesinin hizmete sunulması bir diğer memnuiyet verici gelişmedir. Artık İstanbul’daki tüm radyo vericileri tek elde toplanarak İstanbul’un güzelliğine güzellik eklenecektir. Bu vesileyle Çamlıca Kulesi’yle birlikte Taksim Camii’nin yapımında ve hizmete açılmasında emeği geçen başta Sayın Cumhurbaşkanımız olmak üzere herkese teşekkür ediyor şükranlarımı sunuyorum. Fethimizin 568’inci yıl dönümü kutlu olsun diyorum."

2 hafta önce

Bahçeli: Cumhur İttifakı’nı samimiyetle koruyacağız

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, parti genel merkezinde Merkez Yönetim Kurulu ve Merkez Disiplin Kurulu ortak toplantısına başkanlık etti. Toplantı sonrası yazılı açıklama yapan Bahçeli, şu ifadelere yer verdi: "27 Mayıs, yakın siyasi tarihimizin iç burkan, yürek sızlatan, vicdanları kanatan vahim hadiselerin yaşanarak milli hafızalara kazındığı bir zaman dilimidir. Demokrasi ihlallerinden milli ve manevi değerlerin inkârına varıncaya kadar pek çok trajedi, müessif nitelikli pek çok olay farklı yılların 27 Mayıs'ında vasat ve vuku bulmuştur. Türkiye'nin güven ve istikrar ortamını sabote etmek isteyen iç ve dış odaklar tıpkı bugünkü gibi ihanet devriyesine çıkmışlardır. 27 Mayıs 1960 darbesi milli iradeye doğrultulmuş silah iken, 27 Mayıs 1980 milliyetçi duruşa hunhar bir suikastın ifadesidir. Ülkemizin iç barış ve huzur iklimini zehirlemek, milli birlik ve kardeşlik bağlarını zayıflatmak gayesiyle sürekli faal halde bulunan menfur çevrelerin kanlı eylemleri, kahredici edimleri, karanlık teşebbüsleri bugüne kadar hiç eksilmemiş, hiç ara vermemiştir. Darbeler, krizler, toplumsal çalkantılar, ekonomik operasyonlar, sosyal gerilimler, dış müdahaleler, terör saldırıları, bölücü dayatmalar, yasa dışı grupların tahrik ve tertipleri devamlı surette Türkiye'nin yükseliş iradesini baltalamak üzerine projelendirilmiştir. Milletimizin ruh köküyle çatışan ve çelişen düşünce, teklif ve politika sahipleri çıkar ittifakı şemsiyesi altında buluştukları yerli ve yabancı işbirlikçilerle ülkemize tuzak kurmuşlar, kötülük üstüne kötülük yapmışlardır. Şu kadar ki, 27 Mayıs 1960'da onuruna düşkün Türk milletinin egemenlik hakları, var oluş haysiyeti bir yanda ağır yara almış, diğer yanda müteakiben kurulan sipariş mahkemeler eliyle yargılanmıştır. Sandık yerine silahı tercih eden dar kadrolu cuntacı oluşum yalnızca seçilmiş bir iktidarı değil, Türkiye'nin on yıllarını da gasp etmiştir. Hala sancıları hissedilen 27 Mayıs 1960 darbesi münasebetiyle Türkiye'nin hem önü kesilmiş, hem de demokrasi kültürü zedelenmiştir. Birliğimizi, dirliğimizi ve kardeşliğimizi hedef alan provokasyonlar maalesef ülkemizin ve milletimizin gelecek hayallerine zincir vurmuştur. Daha müreffeh, daha huzurlu, daha mutlu, daha güvenli, daha refah, daha gelişmiş, daha kalkınmış bir Türkiye özlemini, bir Türk-İslam medeniyet çağrısını hazmedemeyenler maşaları vasıtasıyla istikbalimizi, hatta istiklalimizi budamaya çalışmışlardır. Fakat Türk milleti her seferinde Anka Kuşu gibi küllerinden yeniden doğmuş, şerefli geçmişiyle mütenasip parlak bir geleceğin zor da olsa peşine düşmüştür. Bu mukavemet ruhu, bu mücadele şuuru, bu dirayet ve hamiyet ufku tarihi imar eden aziz milletimizin önündeki yüzyılları inşa etmesi hususunda da ilham vermiştir. Bugün oynanan melanet oyunların Türkiye'mizi yolundan çevirme ihtimali, Türk milletini geri adım attırma şansı elbette düşünülemeyecektir. Millet, irade hürriyetine sonuna kadar sahip çıkacaktır. Bu nedenle derin komplolar boştur, densiz kumpaslar boşunadır. Devlet milletiyle kenetlenmiş, Türk tarihi, Türk kültürü, bunun yanı sıra birlikte yaşama azmi milli birliğin mihveri haline gelmiştir. Hiç kimse Türk milletinin hassasiyetlerini hafife almamalıdır. Özellikle de milli asalet ve sabrı göz ardı etmemelidir. Sokak dedikodularına bel bağlayan, sosyal medya fitnelerini geçim kapısı gören, suç ve terör örgütlerinin şantajlarından bayağı şekilde medet uman zillet ittifakı milletimizin engin feraset ve gıpta edilecek irfanı karşısında asla tutunamayacaktır. Bugün kimin kiminle işbirliği yaptığı, kimlerin hangi mahfillerin kuklası haline geldiği bellidir, belgelidir. Türkiye'nin siyasi ve toplumsal dengesini bozarak güç ve iktidar devşirmek için kuyruğa girenler zalimlerin oyun uşağı olmakla birlikte zilletin kapı kuludur. Milliyetçi Hareket Partisi kirli niyet sahiplerine karşı Türk milletiyle bir ve beraberdir. Kalbi Türkiye sevdasıyla çarpan hiçbir dava arkadaşım, hiçbir muhterem vatandaşım vatan ve millet muhaliflerinin senaryolarına prim ve destek vermeyecektir. Yolumuz çetin, mücadelemiz kutlu, zaferimiz kesindir. 27 Mayıs Ülkücü Şehitleri Anma Günü vesilesiyle herkes bilmelidir ki, ilkelerimizden, ülkülerimizden, ülkemizin ebedi hak ve çıkarlarından taviz vermeden, davamızın bizlere yüklediği yüksek sorumlulukları heyecanla yerine getirecek azim ve inanmışlığı bihakkın göstereceğiz. Kahraman ülkücü şehitlerimizin yüzünü kara çıkarmayacağız. 52 uzun yıldır sürdüğümüz dava mücadelemize leke sürdürmeyeceğiz. Her zaman demokrasinin, milli iradenin, meşru taleplerin, hukuk üstünlüğünün, devletimizin ve milletimizin tartışma kabul etmeyen emanetlerinin yanında duracağız. Türkiye'ye cephe almış ülkelerin, organize suç şebekelerinin, terör örgütlerinin, bölücü mihrakların, demokrasi karşıtlarının taciz ve tezviratlarına hiçbir şekilde kulak asmadan yolumuza kararlılıkla devam edeceğiz. Cumhur İttifakı'nın muazzez varlığını samimiyetle koruyacağız. Bugün arka arkaya yapılan ve İl Başkanları ve Merkez Yönetim Kurulu toplantılarımızda partimizin gelişmeler ve siyasi gündemle ilgili tutumu ele alınarak bundan sonra takip edeceğimiz siyaset ve stratejiler ülkücü şehitlerimizin manevi hatıraları saygıyla yad edilerek ele alınmıştır. Milliyetçi Hareket Partisi meselelere hakimdir. Nitekim partimiz Türkiye'nin içine çekilmek istenen girdabın farkında, buna karşılık siyasi pozisyonu da nettir ve milletten yanadır. Bu duygu ve düşüncelerle, merhum Başbuğumuz Alparslan Türkeş Bey başta olmak üzere, 27 Mayıs 1980'da şehit edilen eski Gümrük ve Tekel Bakanımız Gün Sazak'a Bey'e, bütün vatan ve dava şehitlerimize Cenab-ı Allah'tan rahmetler niyaz ediyorum. Davamıza emeği ve hizmet geçmiş değerli arkadaşlarıma, fedakâr timsali gazilerimize sağlıklı ve uzun bir ömür diliyorum."

2 hafta önce

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli: "Hiç kimse Türkiye Cumhuriyeti İçişleri Bakanı'nın boynuna tasma geçiremeyecek. Buna da hiçbir alçağın gücü ve nefesi yetmeyecek."

İşte Bahçeli'nin açıklamalarından öne çıkanlar: Dünyanın gözü her zaman üzerimizdedir, her dönemde tüm hakikatler bize çevrilmiştir. Maruz kaldığımız muhtelif sorun başlıklarını ele alırken, tarih şuurunun rehberliğiyle kararlarımızı somutlandırmalıyız. Her zaman resmin büyüğünü görmeye odaklanmalıyız. Tutarlı olacaksak başkaca bir seçenek olmadığını bilmeliyiz. Bugüne kadar akıntıya kapılıp onun bunun dolduruşuna gelerek siyaset yapmadık. Dibi görünmeyen sulardan su içmedik, korkuya hiç rehin düşmedik. Türkiye'yi yakın markaja alarak karanlık operasyonlara hedef yapmak için ellerini ovuşturanlara taviz veremeyiz. Tam tersi olursa milletin yüzüne bakamayız. "HERKESİ UYARIYORUM, HEDEF TÜRKİYE'DİR" Telaşa kapılmadan, daha soğukkanlı davranmak mecburiyetindeyiz. Türkiye'nin çevresindeki sinsi kuşatma sertleşmektedir. Asıl mesele gündemi işgal eden iddiaların hem taraftarlarından hem de cesametinden çok daha ötesidir. Yerli ve yabancı mihraklar tacizlerine, şer kampanyalarına hız vermişlerdir. Herkesi uyarıyorum; hedef Türkiye'dir. Bir tezgah kurulmuştur. Türkiye'nin üzerine gölge düşmesi, siyasi ve hukuki çözülme yaşaması konusunda alçak bir rekabet maalesef devrededir. Amaç Türkiye'nin itibarını lekelemektir.  Amaç Türkiye'nin mukavemetini kırarak her türlü müdahaleye açık hale getirmektir. 6 ay içinde başka bir Türkiye'nin görüleceğini söyleyen Kılıçdaroğlu kaosun bekçisi konumundadır. MERAL AKŞENER'E TEPKİ Asıl bizi düşündüren İP'in Başkanı tarafından üstlenilen provokatörlük rolüdür. Geçen haftaki grup konuşmasında Sayın Cumhurbaşkanı'nı katil Netanyahu'ya benzeten ve siyonizme gülücükler saçan bu şahsın, birkaç gün sonra Rize'yi ziyaret ederek müessif olaylara sebebiyet vermesi çok yönlü incelenmeli ve mercek altına yatırılmalıdır. İP Başkanı'nın bile bile sanki toplumsal huzurluğun fitilini tutuşturmak için Rize'ye gitmesi yalnızca öngörüsüzlükle izah edilemez. Bu şahsın, Netanyahu benzetmesinden sonra Rize'ye ziyareti baştan ayağa planlıdır.  Esnaf geziyorum diyenler esnafa tekme tokat musallat olmalıdır. İP'in Başkanı ateşle oynamıştır. 1959 Uşak olaylarında oluğu gibi şiddet olaylarının ilk halkası olması için ortaya çıkarılmıştır.  AA muhabirinin ısmarlama sorusu birden bire gündeme oturmuştur. Viranşehir Savcısı'nın durumu da bir başka üzerinde durulması gereken muammalı durumdur. Şaibeli olaylar üst üste çakışmış, biri biterken diğeri başlamıştır. PKK'NIN MAKET UÇAKLI SALDIRILARI PKK, YPG'ye eğitim ve silah desteği veren ülkeler çok tanıdıktır. Alayı dost ve müttefiklikten bahsederler ancak dürüst değillerdir, utanmaları yoktur. Yüzlerine bakınca ar damarlarının çatladığını hemen görürsünüz. Suriye'deki terör kamplarında ne arıyorsunuz? diye sorsanız iblisi bile hayrete düşürecek bahaneleri öne sürerler. Petrol kokusu aldılar mı kan kokusu almış köpek balığına dönerler. "BİZ HER ŞEYİN FARKINDAYIZ" Türkiye haksızlıklara karşıdır, adaletsizliklerin karşısındadır. Küresel emperyalizmin tam olarak karşı kutbundadır. Terörle mücadelede kahramanca devam ederken, bu mücadelenin içinde yer alan asker ve devlet adamlarını itibarsızlaştırma çalışmaları hain bir amaç taşır. Biz her şeyin farkındayız. Şirret kampanyayı görüyor ve takip ediyoruz. Türkiye'nin önünü kesmek için yarış halinde olanlar el ele vermişler, yıkım ittifakının potasında birleşmişlerdir. Tekraren uyarıyorum, oyun büyüktür, oyun kirlidir, çok boyutlu ve çok aktörlüdür. Libya'daki varlığımızın rövanşını almak istiyorlar. Doğu Akdeniz'deki tavizsiz duruşumuzdan korkuyorlar. Bölücü terör örgütü PKK'ya dünyayı zindan etmemizden dolayı üstümüze geliyorlar. Boyun eğmediğimiz için, al bayrağın solmasına müsaade etmediğimiz için deliye dönüyorlar. Terörist elebaşları Sofi Nurettin ile Aydın Şimşek'i gömdük ya, işte bunu hazmedemiyorlar. 104 emekli amirale bildiri yayınlattılar kimse yemedi... Cumhur İttifakı'nı karalayın, Türkiye'yi kötüleyin diye işbirlikçilerine tembihte bulundular, küçük bir azınlık dışında inanan çıkmadı. Çabalar boşuna, hevesler beyhudedir. Türkiye sömürge devleti, karpuz cumhuriyeti, aşiretler koalisyonu değildir. Hiçbir zaman da olmamış ve olamayacaktır. Bir suç varsa, suçluların delil ve belgelerle tespiti yapıldıysa adres bağımsız Türk mahkemeleridir.  "KİMSE İÇİŞLERİ BAKANI'NIN BOYUNA TASMA GEÇİREMEYECEK" İkazen diyorum ki, hiç kimse Türkiye Cumhuriyeti İçişleri Bakanı'nın boynuna tasma geçiremeyecek, buna kimsenin gücü yetmeyecektir. "TÜRKİYE'NİN GÜNDEMİ VİDEO KAYITLARLA REHİN ALINAMAZ" Herkes yerini yurdunu bilmek zorundadır. Herkes ağzından çıkanlara dikkat etmekle mükelleftir. Türkiye'nin gündemi video kayıtlarla rehin alınamaz, sosyal medya iftiraları ile ele geçirilemez. Sayın Binali Yıldırım'ı evladıyla birlikte töhmet altında bırakmak, uyuşturucu ticareti ile ilişkilendirmek müfteriliktir. Tarafsız kalmak destek vermektir, kimsenin hakkı yok. Konu devletimizin saygınlığı ve bekasıdır. Biden lobisinin zehir saçan lobileri Türkiye Cumhuriyeti'ni düşüremeyecektir. İhanete teşne olanların bu gerçeği akıllarından çıkarmaması tavsiyemdir. Türkiye'yi düğümleyip seçime veya başka arayışlara zorlamak demokrasi düşmanlığının yansımasıdır. Türkiye bir hukuk devletidir.  Türkiye sokakta bulunmadı, harita üzerinde kurulmadı. Bağımsızlık hediye alınmadı, sınırlarımız icazetle çizilmedi, varsa kendine güvenen çıksın karşımıza... Eğer devletimizi, eğer milletimizin tarihi haklarını can pahasına savunamazsak bu beden hepimize haram olsun. Hiç kimse hayal peşinde koşmamalı, içinden geçtiğimiz dönemde herkesin sağduyunun rehberinde hareket etmesi, toplumsal huzurun korunması hususunda sorumlu davranması tarihi bir görevdir. biz hükümetimizin yanındayız. 7 düvelin karşısındayız çünkü biz Cumhur İttifakı'yız. Hep birlikte Türkiye'yiz. Türkiye Cumhuriyeti'nin kuruluşu farklılaşma üzerine değil kucaklaşma üzerine şekillenmiş, mutabakat sağlanarak yeni devletin dayanakları tesis edilmiştir.  AP'NİN RAPORU Milliyetçi ülkücü hareketi terörle anmak sadece terör sevicilerin harcıdır. Yayınlanan rapor Avrupa değerlerinin inkarıdır. Türkiye eleştirisinin yer aldığı raporu kendilerine iade ettiğimizi, çok net olarak kınadığımızı söylemek boynumuzun borcudur. Rapor bir Haçlı organizasyonudur ve yok hükmündedir.  Çok şükür oradan bakınca ülkücü hareketten rahatsızlık duyulması bizim doğru yolda olduğumuzun göstergesidir. Gelecek ay yıldızlı bayrağın altındadır.  Gün saflarımızı sıklaştırma günüdür. AP'nin kabul ettiği rapor aslında malumun ilanından başka bir şey değildir. Husumet cephesi kalabalıktır. Nefret salgını Avrupa'ya vebadan daha şiddetli zarar vermektedir.

3 hafta önce

MHP Genel Başkanı Bahçeli: CHP kendine baksın, biz mafyayı tanımayız

İşte Bahçeli'nin açıklamalarından öne çıkanlar: Salgın hastalık bütün ezberleri bozmakla kalmamış yeni bir dünyanın kapılarını aralamıştır. Ekonomi, siyasi ticaret ağları önümüzdeki yıllarda daha net görülebilecek bir sürece girmiştir. Gelişmeleri lehimize çevirmek için hazırlıklı olmalıyız. Birlik ve dayanışmanın yanında fazilette önemlidir. Siyasi hesap hataları ile felaket tellallığı yapmak sorumluluk bağdaşmayacaktır. Zillet ittifakı salgından menfaat sağlama çabasındadır. Musibetten çıkar devşirmeye çalışanların siyasetleri hastadır. Türkiye’nin salgın sürecini başarılı yönettiğini söylemek gerekir. Toplumun her kesimin beklentisi vardır ve makuldür. Türkiye’yi yöneten irade tüm imkanları seferber etmiştir. Kovid-19 hepimizin ana meselesidir. Yapıcı muhalefet yapmak gerekir, CHP bozguncudur. "DEVLETİN UYGULAYACAĞI HER TEDBİRİ DESTEKLİYORUZ" Kahramanca çalışan doktorlarımıza güveniyoruz. Tedbirleri gevşetmeden Kovid-19’u inşallah hayatımızdan çıkaracağız. MHP olarak devletin her kararı, uygulayacağı her tedbiri destekliyoruz. 19 MAYIS AÇIKLAMASI Yarın 19 Mayıs'ı koronavirüs şartlarının kısıtı altında kutlayacağız. 19 Mayıs aynı zamanda tam bağımsızlığa giden sürecin ilk halkasıdır. Bu yolculuk sönmek üzere olan umutları canlandırmıştır. 19 Mayıs ruhu milli onurun dirilişi, milli devletin doğuşu, akıl, sağduyu ve vizyonun adıdır. Vatanımıza göz diken emperyalist vahşilik ilk cevabını Samsun'dan almıştır. 19 Mayıs haine, alçağa yıldırım gibi çarpan Türk'ün kudretli yüzüdür. 102 yıl önce durup teslim olanlara karşı kıyama geçilmiştir. İlk adım bitmemizi, tükenmemizi projelendiren zalimleri İzmir'e kadar kovalayan kahramanlığın şahlanışıdır. 30 Ekim 1918'den itibaren önümüze kefen koydular. Türk düşmanları kazan kaldırmıştı, teslimiyetçiler kaybımıza umut bağlamıştı. Batı hayranları kuyumuzu kazıyorlardı. Kısaca dünya alem üzerimize gelmişlerdi. Türk milleti tıpkı bugün gibi asla vazgeçmedi. Bu azim ve dirayet bize bağımsızlık hediye etti. Ne yaparlarsa yapsınlar Türkiye'yi tarihin gerisine düşürmeye kimsenin nefesi yetmeyecektir. Gerekirse 102 yıl önceki adımı bir kez daha atarız, yeniden Kocatepe'ye karargah kurarız. Yetmezse soluğu İzmir'de alırız önümüzde ne kadar hain varsa denize dökeriz. Dün başardık bir kez daha başarırız. Kendimize güveniyoruz. En az dün kadar bugün de lazım olan aynı ruh ve duruşun Türk gençliğine kazandırılması önemlidir. Geleneksel bağların hızla koptuğu, dilini, tarihini, kültürünü ve çağını yeterince belirlememiş bir gençliğin milletimize katkı sağlaması beklemek fazla iyimserlik olacaktır. Sorumlulukların bilincinde olan gençliğin yetişmesi halinde cumhuriyetimizin bekası güvenceye kavuşmuş olacaktır. Kalbinde Türkiye sevgisi olan herkes duruşunu ve tarafını belirlemek zorundadır. Türkiye'nin milli devlet niteliği, üniter yapısı, toprak bütünlüğü her türlü tartışmanın üzerindedir. Türk milleti kimliğinde birleşerek milli varlığa vücut veren bütün vatandaşlarımızı milletimizin eşit parçası olarak görüyoruz. Ayrılıkta, bölünmede, dağılmada, küçülmede, çözüm ve mutabakat aramamız mümkün değildir. Sonu ağır olacak hesap hatasına da hiç kimse düşmeye heves etmemelidir. CHP ve işbirlikçileri tehlikeli yolda ilerlemekte ısrar ederlerse, bunun siyasi bedelini de göze almak durumunda kalacaklarını üstüne basa basa hatırlatmak istiyorum. Kılıçdaroğlu'nun terörist Demirtaş'ın haksızlığa uğradığını söylemesi bir dil sürçmesi olarak dahi kabul edilemez. HDP ile yatmış PKK ile uyanmıştır. Bu Kılıçdaroğlu'nun alnına kazınmıştır. CHP yönetimi HDP'nin arka bahçesidir. "CHP KENDİNE BAKSIN, BİZ MAFYAYI TANIMAYIZ" Türk milleti bu zillet diline müstehak değildir. CHP ile İP, HDP'nin acil servisine dönüşmüştür. 'HDP'lilere bakanlık verilir' sözleri bize göre malumun ilanıdır. Bakanlık müjdesi veren CHP, PKK'yı devlet yönetimine taşıyacak kadar bu milletten uzaklaşmıştır. Terörle mücadelenin kararlılıkla icra edildiği bir dönemde HDP'ye destek vatana kast etmektir. Zulüm yapanla zulme sessiz kalan zalimdir. CHP Genel Başkanı bize kalırsa önce kendine bakmalı, terör örgütüyle ittifak kuran bir partinin mafyadan dertlenmesi yüzsüzlüktür. Biz mafyayı tanımayız, anlamayız. Çeteler, CHP'nin yoldaşıdır. TERÖRLE MÜCADELE SÖZLERİ Nerede terörist varsa orası meşru hedefimizdir. Irak'ın kuzeyinde icra edilen operasyonlar zorlu arazi şartlarına rağmen başarıyla sürdürülmektedir. Sevdamız millettir, aklımız Türkiye'dir. Zilletin terör kadrosuna her yer mezar edilecektir. Hiçbir şer odağı boşuna uğraşmasın, bayrak inmeyecek, ezan susmayacak, vatan bölünmeyecektir. İSRAİL'İN GAZZE SALDIRILARI Netanyahu insanlık suçlarını gözünü kırpmadan işlemiştir. Çocuklar kan revan için gömülmektedir. Gazze'de facia, Batı Şeria'da yıkım vardır. Yaklaşık 400 yıl hakimiyetimiz altında olan Kudüs yardım beklemektedir. 1. Dünya Savaşı'nda Suriye-Filistin cephesindeki yenilgimizin ardından Kudüs'ten çekilmiştir. 104 yıldır Kudüs bize hasret, biz Kudüs'e hasretiz. Kudüs demek tarih demektir. Şiddetle yağmalanmaktadır. Kudüs'ün kaderi 3 semavi dinin kaderiyle birdir. Meleklerin şehrinde şeytanlar cirit atmaktadır. HZ. Musa'nın 10 emrin 6.sında öldürmeyeceksin hükmü vardır. İsrail hükümeti katletmekten başka bugüne kadar hiçbir şey yapmamıştır. Bir karar aşamasına gelinmiştir. İsrail terörü hazmedilmesi imkansız bir sınırdadır. Böyle giderse, vahşet durmazsa ya küresel ya da bölgesel bir savaş son tercih olarak karşımıza çıkacaktır. Bütün Müslümanların, herkesin sorunudur. İsrail yönetiminin yayılması politikaları yalnızca bölgesel barış ve istikrarı değil küresel sistemi de direkt tehdit etmektedir. Vahim bir süreç önümüzdedir. İslam ülkelerindeki çarpıklıklar İsrail'in eline koz vermektedir. ABD'nin bir önceki başkanı Trump'ı Kudüs'ü İsrail'in başkenti olarak tanıması içinden çıkılmayacak bir hale gelmiştir. Kudüs'ün İsrail'in başkenti olarak ilanı BM kararlarının açık ihlalidir. ABD'nin soysuz politikası BMGK kararlarıyla tezattır. Trump ve yönetimi Ortadoğu'nun hassasiyetleriyle bomba tuzaklamıştır. Önümüzdeki perşembe günü BMGK toplanarak İsrail-Filistin meselesini görüşecektir. Kınama mesajları yayınlanıyor, İsrail'in umursadığı yoktur. Cinayet aynısıyla sürmektedir. Bu oyalamaya nereye kadar tahammül edeceğiz? Türkiye'den başka 1,5 milyonluk İslam aleminin umudu kaldı mı? Askeri mağlubiyetlerle güvensizlik içinde olan İslam toplumları bugün ayağa kalkmayacaksa, bunları yapacak kudreti ne zaman kendinde bulacaktır? Kudüs'ün geleceği herkesi ilgilendirmektedir. İsrail saldırıları derhal bitirmeli, işgal ettiği yerlerden çekilmelidir. Bölgede eşit, adil ve 2 devletli sistemin kurulması için BM harekete geçmeli, caydırıcılığını kullanmalıdır.  Tarihin sesine kulak verilmeli, Türk milleti yeni bir nöbet için devreye girmelidir. Çare olursa biz gidelim, biz koşalım, akan kanı durduralım. Huzur, istikrar ve güvenliği el birliği ile temin edelim. Kudüs'ün her karşısında izimiz vardır. Kudüs bizi bilir, biz Kudüs'ü biliriz. ABD, bunun önünde engelse NATO üyeliğini tartışmaya açalım, Kürecik'i, İncirlik'i boşaltalım gitsin. Onlardan korkan en az onlar gibi olsun.  Hiç kimse olmasa bile, Allah'ın görünmez orduları vardır. Mescid-i Aksa onurumuzdur. Bizim hedefimiz hakka sahip çıkıp şeytanları taşa tutmaktır.

1 ay önce

MHP Genel Başkanı Bahçeli: İsrail yaptıklarının bedelini ödemelidir

MHP Genel Başkanı Bahçeli, yaptığı yazılı açıklamada, İsrail'in ramazan ayında Doğu Kudüs ve Batı Şeria'da terör estirdiğini, uluslararası toplumun gözü önünde insanlık suçu işlendiğini bildirdi. Filistinli sivillere hiçbir inancın kabullenmeyeceği baskı, dayatma ve şiddet uygulandığını belirten Bahçeli, şunları söyledi: "Harem-i Şerif'in statüsünü hedef alan, Müslümanların haremi ismetine kasteden İsrail'in uluslararası hukuka aykırı eylem ve politikaları, sabırları, sınırları ve sinirleri aşacak boyuttadır. İsrail'i kınıyor, katlettiği masumlara Allah'tan rahmet, yaralılara geçmiş olsun dileklerimi iletiyorum. Arap Ligi başta olmak üzere, Avrupa Birliği'nden (AB) ABD'ye kadar birçok ülke ve çevreden cılız kınama mesajlarından başka müessir ve müdahaleci hiçbir tepki de görülmemiştir. Bu kapsamda uluslararası kamuoyunun trajik gelişmeler karşısındaki tutumu ve suskunluğu kaygı verici niteliktedir. Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'nin acil toplanma kararı yeni bir oyalama sürecini başlatmamalıdır. İslam İşbirliği Teşkilatı'yla Arap Ligi'nin somut ve caydırıcı adımlar atması, Filistin'in kanayan yarasını pansuman tedavilerle geçiştirmekten uzak durması yegane öncelik olmalıdır. İsrail yaptıklarının bedelini ödemelidir. Uluslararası Ceza Mahkemesi zulmün hesabını İsrail devletinden sormak mecburiyetindedir." "MESCİD-İ AKSA İNANCIMIZIN İFFETİ, KIBLEMİZİN İLKİDİR" Bahçeli, Müslüman Türk milletinin Kudüs'ün çiğnenmesine, mescitlerin silahların gölgesinde tutulmasına tahammül etmeyeceğini vurgulayarak, sözlerini şöyle sürdürdü: "İsrail hükümeti mukaddesatımıza ve Müslümanların ibadet haklarına saldıracak kadar barbardır, vandaldır, vahşidir. Mescid-i Aksa'ya yapılan saygısızlık kesif ve kategorik bir düşmanlıktır. İsrail'in bu şeytani politikaları dinler ve medeniyetler arasındaki uyum ve denge arayışlarına hem darbe hem de yeni cepheleşmelerin davetçisidir. Kudüs demek İslam'ın onuru demektir. Kudüs demek üç semavi dinin barış ve kardeşlik içinde yaşadığı kutsal belde demektir. Müslümanların Kudüs'ten tasfiye, tahliye ve tecrit edilmesi Orta Doğu'nun, hatta tüm dünyanın koronadan daha şiddetli bir yıkıma sürüklemesine yol açacaktır. Kudüs, siyasi ve Siyonist hesaplara kurban edilemeyecektir. Olayların önü alınmazsa dünya, sonu ve sonucu dehşetle pekişmiş yeni bir girdabın içine savrulacaktır. Mescid-i Aksa inancımızın iffeti, kıblemizin ilkidir. Türk milleti hafızasında yıllardır hasretle ve hüzünle taşıdığı Kudüs'ün teslimine göz yummayacak, bu rezalete seyirci kalmayacaktır." "SEÇİMLER 2023'TE YAPILACAK" Bahçeli, Türkiye'nin erken seçim gündemi olmamasına rağmen; ısrarla, inatla, iddiayla 'seçim olacak' diyenlerin olduğunu anımsatarak, şu ifadelere yer verdi: "Cumhur İttifakı'nın ortak ve sarsılmaz kararı açıktır. Cumhurbaşkanı ve Milletvekili Genel Seçimleri 2023 yılının haziran ayında yapılacaktır. CHP'den İP'e, HDP'den diğer sipariş ve kumandalı partilere kadar bütün siyasi aktörler hesabını buna göre yapmak durumundadır. Tezvirat müelliflerinin erken seçim dayatması beyhude çabadır. Millete hizmeti değil hezimeti reva gören zillet ittifakının içine düştüğü yozlaşma ve çaresizlik acınacak seviyelerdedir. CHP'nin Dersim isyanından özür dileme sırasına girmesi, yüzleştik, helalleştik hezeyanları bir bakıma aziz Atatürk'ün eserlerine ve emanetlerine tam bir ihanet olarak karşımızdadır. Kılıçdaroğlu'nun terörist Demirtaş'ın haksızlığa uğradığını ifadeyle birlikte HDP'yi siyasal hayatımızın vazgeçilmez unsuru olarak tanımlaması terör örgütüyle suç ortaklığını teşhir etmiştir. Bölücülüğün siyasi ayakları alenileşmiştir. CHP yönetiminin Cumhuriyet'in kuruluş rotasından sapması hem kendi tarihine hem de milletimizin hükmü şahsiyetine dış bağlantılı operasyondur." "TÜRKİYE'DE ÇETELERİN HÜKMÜ BİTMİŞTİR" Bahçeli, Türkiye'nin Parlamenter Sistemi denediğini, ancak kargaşadan ve krizden başka bir netice alamadığını vurgulayarak, şunları kaydetti: "Parlamenter Sistem, siyasi anlaşmazlıkları tırmandırmış, kısa ömürlü koalisyon hükümetleriyle ülkemize enerji ve zaman kaybettirmiştir. Türk milletinin istikbale yönelik irade ve mesajı Parlamenter Sistem'in muazzam bir yönetim reformuyla aşılması demek olan Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi, yani Türk Tipi Başkanlık Modeli'dir. Eskiye dönüş uçurumdur. Parlamenter Sistem ezberlerinin ardındaki niyet Türkiye'nin yükseliş ve büyüme isteğini engellemektir. CHP ile İP'in mafyalaşmış siyasetten bahsetmesi hezeyandır. CHP'nin uyuşturucu baronlarıyla nasıl içli dışlı olduğunu biraz hafıza tazelemesi yapanlar hemen göreceklerdir. Asıl mafya, asıl kanun kaçağı, asıl millet düşmanı terör örgütleriyle el ele verenlerin bu kapsamda ne konuşmaya yüzleri ne de insan çıkacak halleri vardır. Cumhur İttifakı'nı mafya ile ananlar bozuk maya ve mizaçlarına boyun eğmişlerdir. Türkiye'de çetelerin hükmü bitmiştir. Hukukun üstünlüğü varken mafyanın varlığı düşünülemeyecektir. Türkiye'de mafya düzeni değil, milletin egemenliği hakimdir. Bilhassa terörle mücadelenin kahramanca ve üstün başarıyla yürütüldüğü, şehit ve gazilerimizin eşsiz fedakârlıklarıyla milli güvenliğimizin emniyete alındığı bir süreçte, teröristlerin korkulu rüyası değerli komutanlarımızın manşetlerle lekelenmeye çalışılması düşmanca bir tertiptir. Askeri operasyonların azimle icrasından korkan işbirlikçilerin Türk Silahlı Kuvvetlerimizin şerefli komutanlarına ve emniyet güçlerimize iftira atması aşağılık bir komplodur." "ÖNERİMİZ CUMHURBAŞKANIMIZIN TAKDİRİNE SUNULDU" Bahçeli, 100 maddelik anayasa önerisinin de bugüne kadar yalnızca Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın bilgi ve takdirine sunulduğunu hatırlatarak, "Bunun dışında metni ne eline alan ne gören ne de okuyan olmuştur. Kaldı ki değerli ve saygın anayasa çalışmamızın bütününe nüfuz etmeden karalamak, kötü göstermek art niyetliliktir. Siyaset er meydanıdır. Varsa bir çalışması bulunan, varsa bir hazırlığı olan çıkıp milletimize açıklamalıdır. Daha bir sayfasını okumadıkları anayasa öneri metnimizi önyargılarla tenkit etmek, toptancı mantıkla reddetmek, hayal mahsulü isnatlarda bulunmak Türkiye'nin dağılan, çözülen, marjinalleşen, perişanlık yaşayan çapsız muhalefet anlayışının belgeli vesikasıdır. CHP Genel Başkanı, 'amaç gündem değiştirmektir' diyerek hiç kimseyi şaşırtmamıştır. İP'in ahlaken sorunlu ve ayıplı yorumu ise siyasi iflasın tam bir ilamıdır. Saadet Partisi Genel Başkanı'nın 'millet karnını doyurma derdinde, ne anayasası' ifadesi de gaflettir" ifadesini kullandı.

1 2 3 4 5