21 Eylül Salı 2021
8 saat önce

Aşı olmayana ABD vizesi yok

Beyaz Saray yönetimi, ülkeye seyahat edecek 18 yaş üzerindeki tüm yabancı ülke vatandaşlarına yeni tip corona virüs (Covid-19) aşısı zorunluluğu getireceğini açıkladı. Amerikan basınına konuşan üst düzey yetkililer, Biden yönetiminin, uluslararası seyahatte Kovid-19 önlemlerine ilişkin bugün yeni politikalarını açıklayacağını bildirdi. Yetkililer, Biden yönetiminin, ABD'ye seyahat edecek 18 yaş üzerindeki tüm yabancı ülke vatandaşlarına Covid-19'a karşı tam aşılı olma zorunluluğu getireceğini kaydetti. Şu anda tüm uluslararası uçuşlarda ülkeye giriş için PCR testi isteyen ABD yönetiminin, söz konusu seyahat düzenlemesine ilişkin duyuruyu bugün ilerleyen saatlerde yapması bekleniyor.

2 gün önce

Koronavirüs aşısı olmayan Brezilya Devlet Başkanı Bolsonaro: BM Genel Kurulu’na katılacağım

Brezilya Devlet Başkanı Jair Bolsonaro, Birleşmiş Milletler (BM) Genel Kuruluna katılmak üzere ABD’nin New York kentine gideceğini duyurdu. Bolsonaro, koronavirüs (Covid-19) aşısı olmamasına rağmen BM Genel Kuruluna katılacağını ve konuşma yapacağını söyledi. Öte yandan, Bolsonaro’nun BM Genel Kurulu’na katılmasına izin verilip verilmeyeceği belirsizliğini koruyor. New Yorklu yetkililer, BM Genel Kurulu’na katılım için aşı sertifikası gösterme şartı getirilebileceğini ifade etmişti. BM Genel Sekreteri Antonio Guterres ise bu şartın ülke liderlerine dayatamayacağını belirtmişti. Aşı karşıtı söylemleriyle sık sık gündem olan Bolsonaro, geçtiğimiz yıl koronavirüse yakalanmasına rağmen aşı olmama yönündeki ısrarını sürdürüyor.

4 gün önce

Nusaybin'de 2 mahalle karantinaya alındı

İlçe Hıfzıssıhha Kurulu tarafından alınan kararla artan koronavirüs vakaları nedeniyle Bahçebaşı ve Çatalözü mahallelerinin 14 gün boyunca karantinaya alındığı bildirildi. Karantinaya alınan mahallelerin girişlerinde jandarma ekipleri görevlendirildi. İhtiyaçların giderilmesi için Nusaybin Belediyesi ekipleri görevlendirildi. İlçe Sağlık Müdürlüğü ise karantina süresince aşı sırası gelenlere, mobil aşı ekiplerince aşılarının evlerinde yapılabileceğini duyurdu.

1 hafta önce

'Öğrencilerle ilgili ne aşı ne PCR zorunluluğu var'

Milli Eğitim Bakanı Özer, gündeme ilişkin merak edilen soruları TRT Haber'de yanıtladı. Bakan Özer'in konuşmasından öne çıkanlar şöyle: 'Okullarımızın açılması için çok kapsamlı bir rehber hazırladık' Okullarımızın yüz yüze eğitime açılması için Sağlık Bakanlığı ile birlikte alınması gereken önlemlerle ilgili çok kapsamlı bir rehber hazırladık. Öğretmenlerimize de bilgilendirme ve farkındalığı artırmak için ciddi bir eğitim verdik. Git be kardeş 'Bir haftada 198 sınıfta yüz yüze eğitime ara verildi' Türkiye'de aktif kullanılan derslik sayımız 850 bin. Yüz yüze eğitimden sonra bir hafta içinde 850 bin sınıftan 198'inde vaka veya yakın temas nedeniyle yüz yüze eğitime ara verildi, ancak uzaktan eğitim kesintisiz şekilde sürüyor. Vaka nedeniyle tatil edilen hiçbir okul yok. 'Okullarımızın açık kalması için her türlü tedbir alınacak' Tüm okullarımızda uyulması gereken kuralları belirledik. Okullarımızın açık kalması için her türlü tedbir alınacak. Vakaların yaygınlaşması durumunda okulla ilgili değil sınıfla ilgili karar alacağız. Okullar açık kalmaya devam edecek. '200'e yakın okulumuz ikili eğitime geçti' 200'e yakın okulumuz ikili eğitime geçti. Problemin olduğu okulda ikili eğitime geçilebilir. Vakanın olduğu yere göre esneklik sağlayacağız. 'Öğretmenlerin aşılanma oranı Türkiye ortalamasından yüksek' Aşı gönüllülük esasına dayalı olmasına rağmen öğretmenlerin aşılanma oranı Türkiye ortalamasından yüksek. En az bir doz aşı olan öğretmen oranı yüzde 91'e çıktı. İki doz aşı olan öğretmenlerin oranı yüzde 78. Öğretmenlerimiz sadece kendi sağlıkları için değil toplumda örnek olma açısından da çok başarılılar. 'Öğrencilerle ilgili ne aşı ne PCR zorunluluğu var' Öğrencilerle ilgili ne aşı ne PCR zorunluluğu var. Velinin rızası olmadan çocuğa PCR testi yapılmayacak. 'Okulların açık kalması milli güvenlik meselesidir' Okulların açık kalması milli güvenlik meselesidir. Şimdi el birliği yapma zamanı. Okulların en son kapanan yerler olması için tüm vatandaşlarımızın fedakarlık yapması gerekiyor. 'Süresi geçmemiş olan tüm adaylara başvuru hakkı tanıdık' (15 bin yeni öğretmen atanacak) Şu andaki öğretmen sayımız 1.2 milyon. Cumhurbaşkanımız eğitimin kalitesinin artması yönünde gereken her türlü desteği veriyor. Biz adil olmak durumundayız. Milli Eğitim Bakanlığı olarak 2020 ve 2021 KPSS'sine giren tüm öğretmen adaylarımıza bu şansı tanıdık. Süresi geçmemiş olan tüm adaylara başvuru hakkı tanıdık.

1 hafta önce

Pfizer'den Uğur Şahin ve eşi Özlem Türeci hakkında itiraf geldi! Meğer ilk aşı teklifini reddetmişler

Koronavirüs tüm dünyada maddi ve manevi kayıplara yol açmaya devam ederken,  mRNA teknolojisi ile Pfizer-BioNTech ortaklığında üretilen aşı milyonlara umut oldu. Dünya genelinde bugüne kadar uygulanan aşı sayısı 5 milyarı geçerken, aşı şirketleri zaman zaman yaşadıkları süreçleri paylaşıyor. PFİZER'DEN AŞI İTİRAFI Son olarak ilaç devi Pfizer'den aylar sonra şaşırtan bir itiraf geldi. Pfizer yetkililerinin, koronavirüs pandemisinin kısa sürede sona ereceğini düşündükleri için aşı üretmeyi ilk etapta reddettikleri öğrenildi. "BU İŞ YÜRÜMEYECEK" Pfizer’in Baş Aşı ve Bilim Sorumlusu Dr Phil Dormitzer BioNTech’in kurucuları Dr Uğur Şahin ve eşi Dr Özlem Türeci ile aralarında geçen görüşmeyi anlattı. Pfizer yöneticileri virüsün hızla kontrol altına alınacağını düşündüğü için başta aşı geliştirme fikrini reddetti. Ancak Dr Uğur Şahin ve eşi Dr Özlem Türeci, zamanla birlikte bu ön görünün beklendiği gibi gelişmediğini fark edip, aşı geliştirme fikrini ortaya attı. Ancak firma görevlileri bile ikilinin bu çabasına ‘Arkadaşlar bu iş yürümeyecek’ yanıtını verdi. PES ETMEDİLER Şahin ve Türeci'nin önerdiği mRNA teknolojisi, Pfizer’in başkan yardımcısı ve baş bilim sorumlusu olan Dr. Phil Dormitzer tarafından ''fazla deneysel'' bulundu. Ancak Türeci ve Şahin ilk denemelerinin olumsuz yanıt almasına rağmen bu projeyi savundu. Pfizer yetkililerinin fikrini değiştirmek için zamanla yarışan Türeci ve Şahin, bir ay sonra şirketi ikna ederek anlaşmayı imzaladı. Türeci ve Şahin’in yaklaşık 720 milyar TL değerindeki şirketi BioNTech’in Pfizer işbirliğiyle geliştirdikleri 1.4 milyar doz koronavirüs aşısı 120’den fazla ülkeye gönderildi. ISRARLARI MİLYONLARI KURTARDI Uğur Şahin ve Özlem Türeci'nin ısrarları sonucu bugün Pfizer-BioNTech aşısı milyonlarca insanın hayatını kurtarıyor. Açıklanan rakamlara göre, koronavirüs aşısı olmayanların hastalığa yakalanma riskinin 4,5 kat fazla olduğu belirtilirken, ölüm riskinin ise 11 kat fazla biliniyor.

1 hafta önce

Dünya tıp literatüründe bir ilk! Covid-19 akciğer kanserini taklit etti

Kent dışında çalışan N.T.'nin, göğüs ağrısı şikayetiyle gittiği hastanede çekilen tomografisinde sağ akciğerinde 4 santimetre çapında tümör tespit edildi. Kanser olabileceği şüphesiyle yapılan ileri tetkikler sonrası N. T.'ye akciğer kanseri teşhisi kondu ve acil ameliyat kararı verildi. Bunun üzerine N.T., ameliyat için memleketi Kahramanmaraş'a geldi. Sütçü İmam Üniversitesi Sağlık Uygulama ve Araştırma Hastanesi Göğüs Cerrahi Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Dr. Fatoş Kozanlı da tomografi ve test sonuçlarına göre N. T.'ye akciğer kanseri teşhisi koydu ve ameliyat yapılması gerektiğini söyledi. 'AKCİĞER KANSERİ OLSAYDI TÜMÖRÜN ORTADAN KALKMASI MÜMKÜN DEĞİLDİ' Ameliyat öncesi N.T.'nin Covid-19 testi pozitif çıkınca operasyon ertelendi. Koronavirüs tedavisine başlanan N.T.'nin son testi negatif çıktı. Dr. Fatoş Kozanlı, tedavi sonrası tomografisi çekilen N.T.'nin akciğerindeki tümörün yok olduğunu gördü. Kozanlı, N.T.'nin kendilerine başvurduğunda koronavirüs belirtisi olmadığını ancak ameliyat öncesi PCR testi yaptıklarını söyledi. Koronavirüs tedavisinin ardından ortaya çıkan sonucun kendisini de şaşırttığını belirten Kozanlı, şunları söyledi: "Hastamız, çalıştığı başka bir kentte göğsünden darbe alıyor ve ağrıları geçmeyince bir üniversite hastanesine başvuruyor. Burada hastaya bir akciğer grafisi çekiliyor. Sağ akciğerinde bir kitleye rastlanıyor. Daha sonra hastaya, bir akciğer tomografisi çekiliyor ve göğüs cerrahisi için önemli büyüklükte olan 4 santimetre çapında, akciğer kanserine benzer özellikte radyolojik bulgular olan bir kitle tespit ediliyor. Daha sonra hastaya yapılan ileri tetkiklerde akciğer kanseri teşhisi konuluyor. Hastaya bir cerrahi planlanıyor. Hasta Kahramanmaraşlı olduğu için kendi memleketine gelmeyi tercih ediyor. Bize başvurdu ve göğüs ağrısı şikayeti vardı. Öksürük, nefes darlığı, balgam çıkarma, ateş gibi şikayetleri yoktu. Hastayı biz de değerlendirdik ve ameliyat olmasına karar verdik. Çünkü akciğer kanserine çok benzer radyolojik bulguları vardı. Sağlık Bakanlığımızın kuralları gereği her hastayı ameliyat öncesi PCR testi yapılır. Biz de ameliyat gecesi hastadan PCR testi aldık ve testi pozitif geldi. Ameliyatımızı 14 gün erteledik ve hastamıza koronavirüs tedavisi uygulandı. Hasta 14'üncü gün tekrar bize başvurdu ve yapılan PCR testi negatif çıktı. Yeni bir tomografi çektik ve tümörün tamamen ortadan kalktığını gördük. Şimdi sonuç bilgilerinden başlangıca gittiğimizde, bu bir akciğer kanseri olsaydı, ortadan kalkması mümkün değildi. Başka bir patolojiye bağlı durum olsaydı, yine verdiğimiz tedaviyle ortadan kalkmasını çok beklemeyiz. Antiviral tedavisi verdik ve hastanın radyolojik bulguları neredeyse tamamen normale döndü. Hastaya bunu izah ettik, 'Dünya literatüründe hiç görülmeyen bir radyolojik bulgu' diyerek. Bu gördüğümüz manzara artık hastanın akciğer grafisinde yok, akciğer kanseri değil.” Hastayı takip etmeye devam ettiklerini belirten Kozanlı, 2 yıldır dünyayı etkisi altına alan koronavirüsün akciğer kanserini taklit ettiğini, böyle bir durumla ilk defa karşılaştıklarını söyledi. Hem Türkiye'de hem de diğer ülkelerde buna benzer bir vakanın olup olmadığını araştırdığını ifade eden Kozanlı, "Genel olarak dünya literatürüne baktığımızda koronavirüsün akciğer bulguları, radyolojik bulguları infiltrasyon, buzlu cam dansitesi gibi bilinen bulgular. Ama bizim hastamızda akciğer tümörünü taklit eden bir kitle vardı. Ve biz bunu dünya literatüründe hiç görmemiştik. Bununla ilgili geniş çaplı bir araştırma yaptım. Hem kendi deneyimlerimden hem kendi hastanemizde yatan hastalardan yola çıkarak birçok hastanın radyolojik bulgularına baktık. Dünya literatürlerini karıştırdım, diğer arkadaşlarıma danıştım, benzeri bulguya rastlamadım" diye konuştu.

1 hafta önce

Uzmanlardan kritik uyarı: İki virüs aynı anda vücutta bulunabilir

Prof. Dr. Mehmet Ceyhan, çok nadir görülen virüsleri hatırlatarak grip sezonu öncesi değerlendirmelerde bulundu. Prof. Dr. Ceyhan, şunları söyledi: "Henüz Türkiye'de grip sezonu başlamadı, bir tane bile grip vakamız henüz yok. Böyle bir vaka şu an yoktur; ama teorik olarak mümkün. Delta varyantı o kadar yaygın ki, halen daha 500 bin civarında aktif vaka var. Belirtisi olanlara test yaptığımız için 'yüzde 90'ı aşağı yukarı belirtisiz seyreder' diyoruz, bunları saptayamıyoruz. Demek ki, 'toplam 5 milyon civarında aktif vaka var' demektir bu. Bu kadar yoğun vakanın olduğu dönemde, yaklaşık 1 ay önce grip kurulunda sonuçları gördük. Geçen sene çok nadir gördüğümüz birçok virüs, bu yıl ciddi artış gösteriyor. Bunun da tek nedeni; artık eskisi kadar maske ve mesafe kuralına bu yıl uymamamız. Doğal olarak onu yakaladığımızda, bir insanın boğazında da o sırada çoğalmakta olan koronavirüs olabilir, dolayısıyla ikisini birden tespit edebilirsiniz. Grip, soğuk algınlığı vakalarından örnek aldığımızda çok fazla vakada birden fazla virüs olduğunu görüyoruz. İki virüs de aynı anda vücutta bulunabilir, bunlardan biri hastalık yapabilir, diğeri de boğazda sadece çoğalabilir; ama aynı anda ikisi birden hastalık yapamaz. Hastalık sadece aynı anda bir virüs ile olur ama kişinin boğazında PCR testi yaptığınızda birden fazla virüsü bulabilirsiniz. Teorik olarak belki koronavirüstür, grip virüsü olabilir, belki de griptir ama aynı anda koronavirüs de boğazında bulunabilir." 'BU YIL GRİP ARTI KORONAVİRÜS VAKALARINI GÖRECEĞİZ' Prof. Dr. Ceyhan, bu yıl grip sezonunun başlamasıyla bu tablo ile karşılaşılabileceğini belirterek, "Grip sezonu başlayınca bunu muhtemelen yaşayacağız. Grip virüsü, Güney Yarım Küre'de geçen yıla göre artış gösterdi. Onlar grip sezonunu bizden önce yaşıyor. Kuzey Yarım Küre'de de sadece biz değil, diğer ülkelerde de grip vakalarında bu yıl artış göreceğiz. Geçen yıl virüsü gösterilmiş kesin olan tek vakamız vardı, bu yıl muhtemelen bunun epey üstünde olacak. Bu yüzden grip aşılarını insanlar yaptırmayı ihmal etmesin. Geçen yıl çok az vaka görülmesinin nedenlerinden biri de grip aşısının önceki yıllara göre, daha fazla yapılmasıydı. Bu çok soruluyor; 2 aşının aynı anda mı, kaç gün arayla mı yapılacağı kuralları tamamen iki canlı aşı için söz konusu. Ne grip aşısı ne de koronavirüs aşısı canlı aşılar değil. Bunları aynı gün, birer gün arayla, 3 gün arayla istediğiniz aralıkta yaptırabilirsiniz. Hiçbir sakıncası yok. Bunu ihmal etmemek de yarar var. Bu yıl grip artı koronavirüs vakalarını göreceğiz. Beklentimiz şu; eğer böyle görürsek gripse daha öncekilerden daha ağır bir grip tablosu, koronavirüs ise diğerlerinden daha ağır koronavirüs tablosu ortaya çıkaracak" diye konuştu. ÜMİT SAVAŞÇI: BU YIL GRİP AŞISINI ÖNERMEYEBİLİRİZ Sağlık Bilimleri Üniversitesi Gülhane Eğitim ve Araştırma Hastanesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı Doç. Dr. Ümit Savaşçı da 15 Ekim'den itibaren grip vakalarının görülmeye başlayacağını belirterek "Grip sezonu daha henüz gelmedi, genelde Ekim'in 15'inden itibaren grip vakalarımız başlar. Aşılanmayı şu an için önermiyoruz. Sağlık Bakanlığımız, Bilim Kurulu ile görüşüp görüş verecektir. Bazı kurallara dikkat etmesek de maske, el hijyeni, okullarda sınıfların havalandırılması, mesafe korunduğu için bu yıl çok fazla grip vakası beklemiyoruz. Bu yıl grip aşısını önermeyebiliriz. Grip aşısı için yaptırma anlamında herhangi bir önerimiz yok, şu an için erken" ifadesini kullandı.

1 hafta önce

Dr. Nejat F. Eczacıbaşı Tıp Ödülleri, sahiplerini buldu

Şahin ve Türeci, 2019 yılının son aylarında başlayıp hızla tüm dünyaya yayılarak milyonlarca insanın hastalanmasına ve yüz binlercesinin ölümüne neden olan SARS-COV-2’ye karşı, bir yıldan daha kısa sürede etkili ve güvenilir bir aşı geliştirerek tıp tarihinde kayda değer bir başarıya imza atmaları nedeniyle Tıp Onur Ödülü’ne layık görüldüler. Yeni bir teknolojinin ilk ürünü olma özelliğini taşıyan COVID-19 aşısı, keşfi 1960’ların başına kadar giden ve başta kanser olmak üzere birçok alandaki aşı projesine konu olan messenger RNA teknolojisinin de onay alarak insanlar üzerinde kullanıma sunulan ilk örneği. Prof. Dr. Uğur Şahin ve Dr. Özlem Türeci çifti, enfeksiyon dışında kanser ve nadir hastalık alanlarında da aşı geliştirme çalışmalarını sürdürüyor. Dr. Nejat F. Eczacıbaşı Tıp Ödülleri Bilimsel Değerlendirme Kurulu’nun değerlendirmeleri sonucunda 2021 Tıp Bilim Ödülü ise, immünoloji alanında birçok önemli buluşun sahibi bir bilim insanı olan ve Swiss Institute of Allergy and Asthma Research’de 2003 yılından beri İmmün Regülasyon Bölüm Başkanı olarak çalışan Prof. Dr. Mübeccel Akdiş’e verilirken, Tıp Teşvik Ödülü’nü Prof. Dr. Elif Çadırcı, Bilimsel Araştırma Destek Ödülü’nü Doç. Dr. Özgür Kütük, Tıp Öğrencileri Proje Ödülü’nü de Bengisu Karaköse kazandı. 7 Eylül 2021 Salı günü İstanbul’da düzenlenen ödül törenine, Dr. Nejat F. Eczacıbaşı Tıp Ödülleri Bilimsel Değerlendirme Kurulu üyeleri ve ödül kazananların yanı sıra, Eczacıbaşı Topluluğu yöneticileri ve basın mensupları katıldı. Bilimsel çalışmalarının yoğunluğu nedeniyle İstanbul’a gelemeyen ve ödüllerini geçtiğimiz günlerde Almanya’da Bülent Eczacıbaşı ile Dr. Nejat F. Eczacıbaşı Tıp Ödülleri Bilimsel Değerlendirme Kurulu Başkanı Prof. Dr. Turgay Dalkara’nın elinden alan Prof. Dr. Uğur Şahin ve Dr. Özlem Türeci, gönderdikleri video mesajı ile ödülden duydukları memnuniyeti dile getirdiler. Törende konuşan Eczacıbaşı Holding Yönetim Kurulu Başkanı Bülent Eczacıbaşı, Topluluğun 79’uncu, Dr. Nejat F. Eczacıbaşı Tıp Ödülleri’nin 62’nci yılına, dünyayı ve ülkemizi yaklaşık iki yıldır kuşatan pandemi koşullarında ulaştıklarını hatırlatarak, “Salgın sırasında dünyanın çeşitli bölgeleriyle birlikte ülkemizde de etkili olan deprem, yangın, sel gibi felaketlerle de sarsıldık ve hepsi birden; doğaya, çevreye karşı sorumluluklarımızın, araştırma ve bilimin önemini bir kez daha anlattı. Geleceğimiz için çok sayıda ders çıkarttık. Söz konusu ulusal ve küresel tehdit ve endişeler, ülke çapındaki kadar, uluslararası işbirliği ve dayanışmanın değerini de bir kere daha gösterdi. Virüs çok kısa sürede nasıl küresel bir salgına dönüşmüşse; insanlığın, milletlerin, devletlerin felaketlerle mücadelesi de küresel olmak zorundaydı. Çözümün sınırları olamazdı. İki bilim insanının, Almanya’da bir Amerikan firmasıyla işbirliği yaparak çok kısa sürede bütün dünyaya sunduğu aşı geleceğe dair umudumuzu daha da güçlendirdi. Dört milyonun üzerinde can kaybı yaşayan dünya, iki yıl dolmadan beş milyar doz dolayında aşı yapabildiyse, bu onların katkılarıyla gerçekleşebildi” dedi. 1923’de sadece 300 kadar doktora sahipken 1933 üniversite reformunda misafir bilim insanlarının katkısıyla tıp eğitiminde çağı yakalayan Cumhuriyetin, bugünkü mücadelenin sağlam ve bilimsel temellerini hazırladığını vurgulayan Bülent Eczacıbaşı, “Topluluğumuz da, bu tarihin öncü ve önemli bir parçası olarak çağdaşlık yolculuğunda yerini aldı. İzmir’de Süleyman Ferit Bey’in eczanesiyle başlayan “toplumsal değerlere adanmışlık” II. Dünya Savaşı’nın yokluk şartlarında, İstanbul’da Nejat Eczacıbaşı’nın ufkuyla Türkiye’nin sağlık, hijyen, temizlik ve kaliteli yaşam sürecinin temel taşlarını oluşturdu. Topluluğumuzun faaliyetleri, ülkemizde daha sağlıklı ve kaliteli bir yaşama öncülükle kalmadı; pandemi döneminde de sağlık sisteminin ve toplumun hayati ihtiyaçlarının karşılanmasına büyük katkı sağladı” diye konuştu. Toplumsal hayatın her alanında “normalleşebilme” umudunun şimdi daha da güçlü olduğunu belirten Eczacıbaşı, “Elbette bu işin bitmediğini, yeni varyantlarıyla çok hareketli, inatçı bir virüsle karşı karşıya olduğumuzu unutmadan, gerekli tedbirleri elden bırakmadan hayatımızı sürdürmek durumundayız. Bu vesileyle, sağlık çalışanlarımızın ve her alandaki mücadelemizin tüm üyelerini yürekten selamlıyor, tüm kayıplarımızı saygıyla anıyoruz” dedi. Dr. Nejat F. Eczacıbaşı Tıp Ödülleri Bilimsel Değerlendirme Kurulu Başkanı Prof. Dr. Turgay Dalkara da, pandeminin yarattığı kaygı ile kişisel dünyamızın ötesindeki küresel sorunların da farkına varmaya başladığımıza dikkat çekerek, “Böyle kritik bir dönemde bilime her zamankinden daha fazla ihtiyacımız var. Bu zor sorunların çözümünde bilimi kılavuz almak konusunda tereddütümüz yok. Nitekim salgının ortaya çıkması ile birlikte bilim insanları virüsü tanımlamayı, tanı—tedavi yöntemleri ile aşı geliştirmeyi tarihte görülmemiş bir hızla başarabildiler. Sağlık çalışanlarımız ise daha ilk günden kendi hayatlarını hiç tereddütsüz riske atarak salgınla savaşta en ön cephede yer aldılar. Bu vesile ile hayatlarını kaybeden değerli sağlık çalışanlarımızı saygı ve şükranla anıyorum” dedi. Bütün zorluklara rağmen, bilimle güzel günlere erişeceğimize inancın tam olduğunu belirten Prof. Dalkara, “Merhum Dr. Nejat Eczacıbaşı’nı yıllar içinde pek çok değerli bilim insanımızı yüreklendiren ilerici vizyonu nedeniyle saygıyla anıyor ayrıca, başvuruları büyük bir titizlikle değerlendiren tüm Tıp Ödülleri Bilimsel Değerlendirme Kurulu üyeleri hocalarıma ve bilime koşulsuz destekleri için başta Sayın Bülent Eczacıbaşı olmak üzere Dr. Nejat F. Eczacıbaşı Vakfı’na en içten teşekkürlerimi sunuyorum” diye konuştu. “Bilime katkı, başarıya ödül” geleneğinde 62 yıl Ülkemizde tıp ve eczacılık bilimlerinin gelişimine katkıda bulunmak amacıyla, 1959’da Dr. Nejat F. Eczacıbaşı tarafından dönemin çok değerli tıp hocaları Ord. Prof. Dr. Ekrem Şerif Egeli, Ord. Prof. Dr. Arif İsmet Çetingil, Ord. Prof. Dr. Muhiddin Erel, Prof. Dr. Reşat Garan, Prof. Dr. Sabih Oktay, Prof. Dr. Behiç Onul, Prof. Dr. Zafer Paykoç, Prof. Dr. Necmeddin Polvan’ın öncülüğünde bilimsel araştırmaları destekleme, başarılı bilim insanlarını ödüllendirme geleneği başlatılmıştı. 2019 Dr. Nejat F. Eczacıbaşı Tıp Ödülleri Bilimsel Değerlendirme Kurulu Prof. Dr. Turgay Dalkara başkanlığında, Prof. Dr. Murat Akova, Prof. Dr. Şermin Genç, Prof. Dr. Ahmet Gül, Prof. Dr. Arzum Erdem Gürsan, Prof. Dr. Hakan S. Orer ve Prof. Dr. Lale Tokgözoğlu’ndan oluşuyor. Dünya tıp çevrelerinde evrensel ölçütte başarı gösteren Türk hekimlerine 2002 yılından itibaren ise Eczacıbaşı Tıp Onur Ödülü verilmesi benimsendi. Eczacıbaşı Tıp Onur Ödülü’nün ilki Prof. Dr. Münci Kalayoğlu’na, ikincisi Prof. Dr. Olcay Neyzi’ye, üçüncüsü Prof. Dr. Masel Mesulam’a verilirken, dördüncü ödülün sahibi Prof. Dr. Uğur Şahin ve Dr. Özlem Türeci oldular. 2002 öncesinde, “Cumhuriyet Dönemi Tıp Ödülü” adıyla verilen ödülü, 1982 yılında Ord. Prof. Dr. Hulusi Behçet, Dr. Refik Saydam, Ord. Prof. Dr. Tevfik Sağlam, Ord. Prof. Dr. Mazhar Osman Uzman ve Ord. Prof. Dr. Akil Muhtar Özden, 1988 yılında Prof. Dr. Muzaffer Aksoy, 1992 yılında ise Prof. Dr. Gazi Yaşargil almıştı.

1 2 3 4 5 6 7 8 ... 20 21