03 Temmuz Pazar 2022
2 hafta önce

Erhan Afyoncu: “Elon Musk İstanbul’un fethiyle ilgili attığı tweetinde ‘Açık Unutulan Kapı’ efsanesine atıf yapıyor.”

Ünlü milyarder Elon Musk'ın sosyal medyada yaptığı İstanbul paylaşımı bir anda gündem oldu. Musk'ın İstanbul'un fethi ile ilgili yaptığı paylaşımda "Kapıyı kilitledim m?" ifadesi yer alıyordu. Çok sayıda Türk kullanıcı Musk'ın paylaşımına yorum yaparken, paylaşımın zamanlaması da dikkat çekti. O PAYLAŞIMIN ARKASINDAKİ GERÇEK ORTAYA ÇIKTI Elon Musk'ın yaptığı paylaşımla ilgili dikkat çeken bir yorum geldi. Milli Savunma Üniversitesi Rektörü Erhan Afyoncu o paylaşımdaki ifadenin "Açık unutlan kapı" efsanesine dayandığını söyledi. Afyoncu, söz konusu efsanenin gerçekle alakasının olmadığının altını çizerek, "Fethin şokunu atlatmak ve şehrin Türkler’in eline geçmesini küçümsemek için çıkarılmıştır" ifadelerini kullandı. https://twitter.com/eafyoncu/status/1538071326233182208?s=20&t=rmINDNK4Jll_X3SgIse3tg Erhan Afyoncu'nun Twitter hesabından yaptığı paylaşım şöyle: Elon Musk İstanbul’un fethiyle ilgili attığı tweetinde ‘Açık Unutulan Kapı’ efsanesine atıf yapıyor. Açık kapı söylentilerinin gerçekle alakası yoktur. Fethin şokunu atlatmak ve şehrin Türkler’in eline geçmesini küçümsemek için çıkarılmıştır.

3 hafta önce

Güldür Güldür Show’un beklenen 6’lı masa skeci yayınlandı: Ekrem İmamoğlu ti’ye alındı

Güldür Güldür Show, Sağlık Bakanı Fahrettin Koca ve Hazine ve Maliye Bakanı Nureddin Nebati skeçlerinin ardından ‘6’lı masa’ skeciyle siyasi göndermelerine devam etti. Show TV’de bugün yayınlanan programda ‘6’lı masa’ skeci izleyenlerle buluştu. Güldüren skeçte muhalefet liderlerinin bir araya geldiği altılı masa taklit edildi. Skeçte 6’lı masanın dışında İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu da konu edildi. İşte skecin o bölümü: https://www.youtube.com/watch?v=mhGGeeKUVNw&feature=youtu.be

2 ay önce

Cumhurbaşkanı Erdoğan'dan sanatçılara destek mesajı: Daima yanlarında yer aldık, yer almayı sürdüreceğiz

İşte Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın açıklamalarından satır başları: İnsan, ortak paydası üzerinde şekillenerek kendi cevabını veriyor. Sanatçılarımız icra ettiği sanat dalının ötesinde işte böyle önemli bir sorumluluğu üstlenirler. Közün üzerine ne kadar toprak atarsanız atın, maya sağlamsa içten içe yanmayı sürdürür. Milletimizde sanatına, sanatçısına sahip çıkarak kendi sentezini oluşturarak, yıkıcı ve kurak dönemi aşmasını bilmiştir. Müzik başta olmak üzere sanatın her alanında verdikleri eserlerle duayen sıfatını veren tüm sanatçılarımızı yad ediyoruz. "DAİMA SANATÇILARIMIZIN YANINDA YER ALDIK" Biz de verdiğimiz desteklerle daima sanatçılarımızın yanında yer aldık, yer almayı sürdüreceğiz. Korsanla mücadeleden telife, tiyatrodan sinemaya kadar verdiğimiz desteklerle sanatçılarımızın emeğine sahip çıkıyoruz. Ülkemize dünya çapında sanat merkezlerini kazandırdık. Büyük ve güçlü Türkiye'nin inşasında en hayati işlerden biri sanatçılarımıza düşüyor. Biz sadece kuru kuruya bir kalkınma hamlesi değil bir medeniyet ihyası peşindeyiz. Bunu da sizlerle birlikte başaracağız.

3 ay önce

İngilizce kitabında el-Fihri'yi anlatan Türk yazar ABD'de "en çok satanlar" listesine girdi

New Jersey eyaletinde yaşayan yazar Yüksel, yazdığı İngilizce resimli çocuk kitabıyla ilkinde olduğu gibi Amazon'da "İslami Biyografi" kategorisinde en çok satanlar listesine girdi. Yüksel, "One Wish: Fatima Al-Fihri and the World's Oldest University" isimli yeni kitabıyla, ABD'de doğup büyüyen Müslüman çocuklara dünyanın en eski üniversitesinin kurucusu, Müslüman ilim kadını Fatıma el-Fihri'yi tanıtarak kendi kimliklerine duyduğu güveni artırmayı amaçladığını söyledi. Türkçesi "Bir Dilek" anlamına gelen yeni eserinde lirik bir anlatım dili kullanan Yüksel, illüstratör Mariam Quraishi'nin etkileyici çizimleriyle katkıda bulunduğu kitap hakkında, "Olağanüstü bir Müslüman kadının gerçek hikayesini ana dili İngilizce olan çocuklara aktararak onlara hayallerinden vazgeçmeyen bir insanın dünyayı nasıl değiştirebileceğini anlatmak istedim." dedi. Tam adı Fatıma Muhammed el-Fihri el-Kureyş olan ve günümüzde Tunus sınırlarındaki Kayrevan'da 9'uncu asırda doğan el-Fihri'nin adını ilke defa 12 yıl önce duyduğunu belirten yazar, "Onu daha önce tanımadığıma hayıflandım. Yaklaşık 1200 sene önce dünyanın en eski üniversitesini kuran bir Müslüman kadını çocuklarımıza tanıtma fırsatını tepemezdim." ifadelerini kullandı. "HAYATINI VE SERVETİNİ İLİME ADAMIŞ BİR KADIN" ABD'de çocukların rol model alacağı Müslüman şahsiyetlerle ilgili kaynakların "yok denecek kadar az olduğunu" söyleyen Münevver Yüksel, kendi çocukları ilkokuldayken aynı sıkıntıyı yaşadığını, bunun için kitabının kahramanı olarak "hayatını ve servetini ilime adamış örnek bir kadını" seçtiğini belirtti. Yüksel, fakih ve tüccar olan babası Ebu Abdullah Muhammed bin Abdullah el-Fihri'den kalan tüm mirasını ilim yolunda harcayan Fatıma el-Fihri'nin Fas'ın Fes şehrinde 859 yılında yaptırdığı Karaviyyin Camii ve Medresesi'nin Guinness Rekorlar Kitabı'nın ve UNESCO'nun "dünyanın en eski üniversitesi olarak" kayıtlarına geçtiğini vurguladı. Yüksel'in kitabına ilham kaynağı olan el-Fihri'nin üniversitesinde eğitim görmüş tarihi şahsiyetler arasında, İbn Rüşd, İbn Haldun, ve İbn Bace gibi felsefecilerin yanı sıra coğrafyacı Eş-Şerif el-İdrisi, mutasavvıf İbn Hazm ve tıp alimi İbn Meymun gibi isimler de bulunuyor. Yaklaşık 12 asırdır aralıksız hizmet veren ve bugün "Karaviyyin Üniversitesi" adıyla öğrenci yetiştirmeye devam eden eğitim kurumu, 4 binin üzerindeki el yazması eserle dünyanın en önemli kütüphanelerinden birine sahip. Çocuk yaşta ailesiyle 1975'te New York'a göç eden Yüksel'in, farklı kültür ve mimari özelliklere ait camileri anlatan İngilizce çocuk kitabı "In My Mosque" Amazon'da "çok satanlar" listesine girmiş, ABD'de birçok ödül kazanmıştı. Amerikan Okul Kütüphanesi Dergisi tarafından da ödüle layık görülerek devlet okulları kütüphaneleri için tavsiye listesine giren kitap, uluslararası düzeyde de beğeni toplamıştı.

4 ay önce

AK Parti'li Çelik: İşgale kültür düşmanlığı ile cevap verilmez

AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik, Twitter hesabından yaptığı açıklamada, şu ifadelere yer verdi: "Rusya'nın haksız işgaline karşı çıkmak doğrudur. Rus kültürüne, edebiyatçılarına, bestecilerine yasak getirmeye çalışmak ve Rus halkına karşı nefret söylemi üretmek son derece yanlıştır. İşgale karşı çıkmakla, Kültür düşmanlığını birbirine karıştırmak akılsızca bir iştir. Münih Filarmoni Orkestrası'nın Rus Şef Valery Gergiev'i uzaklaştırması, bir İtalyan Üniversitesi'nin Dostoyevski dersini kaldırması kendi kendini cezalandıran adımlardır. İşgale kültür düşmanlığı ile cevap verilmez. Toplumlar arası barış köprüleri kuran kültür ve sanatı yüceltmek temel prensibimiz olmalıdır. Siyasi mücadeleyi sanata düşmanlık olarak ele almaktan uzak durulmalıdır."

5 ay önce

Yunus Emre Yılı ödül töreni... Cumhurbaşkanı Erdoğan'dan Türkçenin önemine vurgu: 'Milli mücadeledir'

Türkçe'nin önemine vurgu yapan Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın konuşmasından satır başları şu şekilde; Bugün bizi bir araya getiren, ömrü boyunca yüreğinden süzülüp gelen sözlerinden başka silahı olmayan Yunus Emre'nin asırları aşıp gelen kahramanlığıdır. Üstat Necip Fazıl "Bir milletin edebiyatı yoksa o millet de yok demektir." Meşhur bir Fransız ise milleti şöyle tanılıyor: Edebiyatı olan toplumdur. Terör sadece insanların canına, malına, özgürlüğüne kastetmekle olmaz, milletlerin varlığının ve devamının teminatı olan dilini, edebiyatını, kültürünü bozmak da bir çeşit terördür. Türkiye maalesef her iki teröre birden maruz kalmıştır. Dilini yaşatamayan bir milletin önünde sonunda benliğini oluşturan değerleri birer birer kaybetmesi kaçınılmazdır. Türkçemizi yaşatmadan milletimizin geleceğine güvenle bakamayız. Medya dilimizin korunmasının ve doğru şekilde yeni nesillere aktarılmasının da ana mecrasıdır. Medyada doğru Türkçe kullanımıyla ilgili hassasiyeti çok yerinde görüyorum. Hz. Adem ile Hz. Havva validemizden beri insanoğlu yeryüzüne dağılmış, zamanla farklı kavimler, farklı diller, farklı kültürler ortaya çıkmıştır. Bugün dünyada konuşulan 3 binden fazla dil olduğu biliniyor. Bize düşen görev bunların tamamını bir ağacın yaprağı olarak görüp insanlığın ortak hazinesi telakki etmektir. "TÜRKÇENİN HER BİR KELİMESİ BİZİM İÇİN PAHA BİÇİLMEZ BİR MÜCEVHERDİR" Elbette her lisan kendi içinde estetikle örülmüş bir şiirdir adeta. Hiç şüphesiz kendi dilimiz, Türkçemiz başka güzeldir. Türkçenin her bir kelimesi bizim için paha biçilmez bir mücevherdir. Medarıiftiharımız Türkçemizle insanlığa armağan ettiğimiz her bir eser mukaddes sayarız. Bugün Adriyatik'ten Çin Seddi'ne uzanan geniş bir coğrafyada en çok kullanılan dil Türkçedir. Anadolu'da yeniden inşa edilen Türkçe, Yunus'un şiirleriyle hayat bulmuş, kökleşmiş, aşk ve mana dili olarak yeni bir kimlik kazanmıştır. Yunus'un aşk odunda pişirdiği her bir şiir çağları ve kıtaları aşarak bütün insanlığa mâl olan mısralara dönüşmüştür.  Malazgirt Zaferi'nin ardından Anadolu'yu fikren ve fiziken bayındır hale getirmek, temelinde adalet olan bir nizama kavuşturmak için çok çetin mücadeleler verdik. Fethettiğimiz bu topraklar kısa zamanda bambaşka bir çehreye büründü. Anadolu'ya taşınan medeniyetimiz Osmanlı ile olgunluk çağına erişti. Milletimiz Kur'an'ın temel kavramlarını, fiillerini, tabirlerini hayranlık uyandıracak bir marifetle Türkçeye taşıdı. Türkçe bu sayede kazandığı ifade kudretiyle tarihinin en parlak çağlarını yaşadı. Maalesef Arapça ve Farsça tamlamaların bolca kullanılmasıyla yazı dilimiz ile konuşma dilimiz arasında fark oluştu. Geçtiğimiz asrın başına geldiğimizde yazı diliyle konuşma arasındaki fark büyük ölçüde kapatılmıştı. Türkiye 1930'lu yıllara geldiğinde bu defa sözde dilde sadeleştirme faaliyetleri tefrit derecesinde neticelerin doğmasına neden oldu. "VERİLEN EMEKLER YOK EDİLMEK İSTENDİ" Asırlar boyunca dilimizin musiki kudreti kazanması kelimelerimizin birer nağme alması için verilen emekler yok edilmek istendi. Hayali kurulan şey aslında ecdadın bütün izlerini silmekti. Aleni, bariz, aşikar, ayan, sarih, üryan, berrak kelimeleri yerine günümüzde sadece "açık" kelimesini kullanmaya mahkûm olmamız başka nasıl izah edilebilir? Hele sosyal medya mecralarında kullanılan dil Türkçemiz için tam bir felaket habercisidir. Bugün milletimizin henüz bir asır önce yazılan Mehmet Akif şiirlerini, Atatürk'ün Gençliğe Hitabe'sini anlayamaması dilimize yapılan suikastın büyüklüğünü gözler önüne sermektedir. Lisanımızı tehdit eden bir diğer unsur ise tabelalarda, yazışmalarda yabancı kelime kullanma hastalığıdır. Türkçe'mizi korumak, geliştirmek ve zenginleştirmek için verdiğimiz mücadele, esasında bir milli mücadeledir, bir beka meselesidir. Türkçemizi kısırlaştırma çabaları aynı zamanda onu Avrupai dillerin istilasına da müsait hale getirmiştir. Çağdaşlıklarını ve ilericiliklerini ortaya koydukları fikirlerle, eserlerle, ürünlerle değil de kullandıkları yabancı kavramlarla göstermeye çalışanları acı bir gülümsemeyle takip ediyoruz. İnşallah diğer mücadelelerimiz gibi dilimizi koruma gayretini de başarıyla neticelendireceğiz. Bu konuda takip edeceğimiz yol Yunus Emre'nin yoludur.

5 ay önce

Kapadokya'yı 2021 yılında 2 milyon 285 bin kişi ziyaret etti

Nevşehir Valiliği Basın ve Halkla İlişkiler Müdürlüğü tarafından açıklanan verilere göre, Kapadokya bölgesinde Kültür ve Turizm Bakanlığı’na bağlı olarak ziyarete açık tutulan Nevşehir, Ürgüp ve Hacıbektaş Arkeoloji ve Etnografya Müzesi, Karanlık, El Nazar ve Gülşehir St. Jean kiliseleri, Derinkuyu, Kaymaklı, Özkonak, Tatlarin ve Mazı yer altı şehirleri, Göreme Açık Hava Müzesi, Zelve Ören Yerleri, Gülşehir Açık Saray Harabeleri, Hacıbektaş Veli Müzesi ve Hacıbektaş Atatürk Evi'ni, 2021 yılında 2 milyon 285 bin 895 yerli ve yabancı turist ziyaret etti. Kapadokya bölgesindeki tarihi ve turistik merkezleri 2020 yılında ise 992 bin 620 yerli ve yabancı turist ziyaret etmişti.

6 ay önce

Şehit Eren Bülbül'ün annesinden yürek burkan sözler: Filmi izlemek zor olacak ama dirayetli duracağım

Maçka ilçesinde, 11 Ağustos 2017'de, PKK'lı teröristlerin erzak çaldığını ihbar edip, güvenlik güçlerine evi gösteren Eren Bülbül ile Jandarma Astsubay Kıdemli Başçavuş Ferhat Gedik, teröristlerin açtığı ateş sonucu şehit oldu. Sosyal medyadaki hesabında 'Biri de çıkıp demiyor ki Eren iyi ki varsın' paylaşımının ortaya çıkmasıyla Türkiye’yi hüzne boğan Eren Bülbül ile Ferhat Gedik’in hayatları, ‘Kesişme; İyi ki Varsın Eren’ filmi ile beyaz perdeye aktarıldı. Eren Bülbül’ü hemşehrisi Rahman Beşel, annesi Ayşe Bülbül’ü oyuncu Mutlu Nur, şehit Ferhat Gedik'i de oyuncu İsmail Hacıoğlu'nun canlandırdığı film, çekimlerin tamamlanmasıyla Eren Bülbül'ün doğum günü olan 1 Ocak'ta vizyona girecek. Gala için Bülbül ailesi ise Ankara’ya davet edildi. ‘EREN’İME ÇOK BENZİYORDU’ Eren’in hayatını canlandıran oyuncunun oğluna çok benzediğini anlatan anne Ayşe Bülbül, “Eren’in filminin çekimi buralarda yapıldı. Biz filmde oynamadık ama bizim hayatımızı canlandırdılar. Eren’in doğum sahnesinden 15 yaşına kadar olan sürecini onlar canlandırırken izledim. Bazen gözyaşı döktüm bazen ‘Yeter bu ağlamak’ dedim, oturdum izledim. Eren’in çocukluğunu canlandıran ve Eren’in şehit edildiği yaşlarını canlandıran çocuklar evladıma çok benziyordu ama sırtındaki sepetinde odunları ile onu canlandıran küçük bir çocuk vardı. O benim Eren’ime çok benziyordu ama ne olursa olsun kendi evladımın kokusunu, kendi evladımın sıcaklığını onlardan almam mümkün değil. Film çekilirken burada sanki benim evlatlarımmış gibi onlarla ilgilendim” diye konuştu. ‘FİLMİ İZLEMEK ÇOK ZOR OLACAK’ Eren’in doğum günü olan 1 Ocak’ta gösterime girecek filmin oğlunun anısına güzel hediye olduğunu söyleyen Bülbül, “Allah razı olsun evladımı unutmayanlardan. Burada oynayanlar bizim hayatımızı oynadı; evladımın çile dolu, yokluk içindeki hayatını oynadı. O filmi izlemek çok zor olacak benim için ama dirayetli olacağım. Eren’e ben 15 yaşına kadar yokluk yüzünden doğum günü kutlayamadım. Ona pasta alıp şarkılar eşliğinde mum üfletemedim. Şimdi ise Eren’in doğum gününde onun anısına çekilen film oynatılacak. Gala için Ankara’ya davet edildim. Şimdi oraya gideceğim kızlarımla. Evladımın anılması, unutulmaması çok güzel bir duygu ama ne olursa olsun yanımda evladım yok. Filmden sahneleri bana gösterdiler ama yüreğim dayanmıyor. Eren’in karpuz yediği bir bölümü gördüm. Eren’imin karpuz yemesi gözümde canlandı. Eren yevmiyeye gittiğinde orada karpuz vermişlerdi ona. Toplumda içini yedi, döndü kenara kabuk kısmını yedi. Tekrar çocuğumun yaşadığı o yoksulluğu görmek çok zor olacak ama gidip galaya katılacağım” dedi.

1 2 3 4 5