25 Temmuz Pazar 2021
2 saat önce

Macron, casus yazılım Pegasus'la ilgili İsrail'den açıklama istedi

Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron'un, İsrail merkezli "NSO Group" şirketinin ürettiği "Pegasus" isimli casus yazılım konusunda İsrail Başbakanı Başbakanı Naftali Bennett'ten resmi açıklama istediği belirtildi. İsrail Kanal 12 televizyonunun haberine göre, Fransa Cumhurbaşkanı Macron ile Bennett telefonda görüştü. Görüşmede, Macron'un Bennett'e konuyla ilgili duyduğu rahatsızlığı ifade ettiği ve resmi açıklama istediği kaydedildi. Bennett ise Macron'a konunun en üst düzeyde soruşturulacağı ve istenen sonuçların yakında açıklanacağı sözünü verdi. Bennett ayrıca, söz konusu olayın kendi başbakanlığı döneminden önce gerçekleştiğini ve mevcut hükümetin bu olayı basında yer alan haberlerden öğrendiğini dile getirdi. İsrail gazetesi Yediot Ahronot ise Fransa'nın, "İsrail'in, casus yazılım programları konusunda uzman NSO Group adlı şirketle ilgili fiili olarak soruşturma açıp açmadığını ve yazılımın satışı konusunda usulsüzlükler yapıldığının tespit edilmesi durumunda ise şirket aleyhinde tedbir alma niyetinde olup olmadığını bilmek istediği" bilgisine yer verildi. Fas istihbarat servisinin, mart 2019'da Macron'un 2017'den bu yana kullandığı ve çoğunlukla gazetecilerle iletişimde bulunduğu akıllı telefonlardan birini Pegasus programı ile takip etmeye çalıştığı ileri sürülmüştü. Macron'un yanı sıra Fransa'da aralarında eski Başbakan Edouard Philippe ile hükümetin üst düzey isimlerinin ve gazetecilerin de yer aldığı 100'den fazla kişinin telefonuna sızma girişiminde bulunulduğu iddia edilmişti. CASUS YAZILIM İngiliz gazetesi Guardian'ın haberinde, 17 medya kuruluşu tarafından yürütülen araştırmada NSO Group'a ait casus yazılımın küresel çapta yaygın ve kötü amaçlar için kullanıldığı ileri sürüldü. Bahreyn, Kazakistan, Meksika, Fas, Azerbaycan, Ruanda, Suudi Arabistan, Macaristan, Hindistan ve Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) olmak üzere en az 10 hükümetin NSO Group'un müşterisi olduğu iddia edildi. Casus yazılımın aktivist, gazeteci, avukat ve siyasileri hedef almak için hükümetlere satıldığı savunuldu. İddiaya göre, bir telefonu "gözetleme" cihazına dönüştürebilen bu casus yazılımla, kullanıcının bilgisi ve izni olmadan mikrofon, kamera, mesajlar, ses kayıtları ve rehber gibi çok sayıda uygulamaya erişim sağlanabiliyor. Ruanda, Fas, Hindistan ve Macaristan, 50 binden fazla telefon numarasının olduğu listede adı geçen kişilerin telefonlarını takip için Pegasus'u kullandıkları iddialarını yalanladı. Azerbaycan, Bahreyn, Kazakistan, Suudi Arabistan, Meksika ve BAE hükümetleri ise henüz iddialara yanıt vermedi. NSO Group da hakkındaki tüm suçlamaları reddetti.

3 saat önce

İngiltere'de aşı karşıtlarının protestosuna polisin müdahalesi sert oldu

İngiltere'de "StandUpX" adlı grubun üyeleri Trafalgar Meydanı'nda bir araya geldi. "Aşıya hayır, karantinaya hayır", "Çocuklarımızın üzerinden elinizi çekin" ve "Hükümet yalan söylüyor" yazılı pankartlar taşıyan göstericiler, hükümetin bazı işletmelere girişlerde Kovid-19 aşısının zorunlu olmasına ilişkin çalışmalarını protesto etti. Burada bir süre yapılan konuşmaları dinleyen göstericiler daha sonra Başbakanlık Ofisi 10 Numara'ya yürüdü. Başbakanlık Ofisi'nin bulunduğu sokağa tenis topu, şişe ve meşale fırlatan göstericiler, buradaki barikatları aşmaya çalıştı. Polisin dağılmaları yönündeki uyarılarını dikkate almayan bazı göstericiler gözaltına alındı. Grubun, geçen haftalarda düzenlediği gösterilerde de onlarca kişi gözaltına alınmıştı. 19 Temmuz'da tüm Kovid-19 önlemleri kaldırılmıştı Kovid-19 vaka sayılarının günlük 50 bini geçtiği ülkede, kısıtlamaların tamamı 19 Temmuz'da kaldırılmıştı. İngiltere Başbakanı Boris Johnson'ın "Özgürlük Günü" diye adlandırdığı 19 Temmuz itibarıyla, 1 metre olan sosyal mesafe kuralı ve maske zorunluluğuna son verilmişti. Bu kapsamda, iç ve dış mekanlarda bir araya gelecek kişi sayısı kuralı kaldırılmış, gece kulüpleri yeniden açılmıştı. Son 24 saatte 36 bin 389 vaka tespit edildi Öte yandan, Sağlık Bakanlığının yayımladığı verilere göre, son 24 saatte 36 bin 389 yeni vaka tespit edildi, 64 kişi Kovid-19 nedeniyle hayatını kaybetti. Aşılama programına 8 Aralık 2020'de başlayan ülkede, Kovid-19 aşısının ilk dozunu yaptıranların sayısı 44 milyon 476 bin 845'e ulaşırken, bunlardan 36 milyon 762 bin 646'sına ikinci doz aşı uygulandı.

2 gün önce

ABD ve Almanya Kuzey Akım 2 boru hattı projesinde anlaştı

Almanya Başbakanı Angela Merkel'in ABD ziyaretinin ardından gelen anlaşma ile ABD ve Almanya, Rusya'nın Kuzey Akım 2 boru hattını siyasi bir koz olarak kullanma girişimine karşı koyma taahhüdünde bulundu. ABD ve Almanya tarafından yapılan ortak açıklamada, "ABD ve Almanya, yaptırımlar ve diğer araçlarla maliyetler yükleyerek Rusya'yı saldırganlığı ve kötü niyetli faaliyetlerinden sorumlu tutma kararlılığında birleşiyor." ifadesi kullanıldı. Rusya'nın enerjiyi bir silah olarak kullanması veya Ukrayna'ya yönelik daha fazla eylemde bulunmaya teşebbüs etmesi halinde Almanya'nın ulusal düzeyde harekete geçeceği belirtilen açıklamada, Rusya'nın enerji sektöründe Avrupa'ya ihracat kapasitesini sınırlamak için yaptırımların uygulanması da dahil Avrupa düzeyinde etkili önlemler için baskı yapılacağı kaydedildi. Açıklamada, söz konusu taahhüdün, Rusya'nın enerjiyi bir silah olarak kullanarak agresif siyasi amaçlara ulaşmak için Kuzey Akım 2 dahil hiçbir boru hattını kötüye kullanmamasını sağlamak için hazırlandığı aktarıldı. Ukrayna ile Orta ve Doğu Avrupa'nın enerji güvenliğinin desteklendiğine işaret edilen açıklamada, ABD ve Almanya'nın Ukrayna'nın enerji kaynaklarını çeşitlendirmesi için 1 milyar dolarlık bir fonu destekleme taahhüdünde bulunduğu ve ilk olarak Almanya'nın 175 milyon dolarlık hibe sağlayacağı belirtildi. Açıklamada, Almanya'nın özellikle yenilenebilir enerji ve enerji verimliliği alanında Ukrayna ile ikili enerji projelerini desteklemeye devam edeceğinin altı çizildi. ABD ve Almanya'nın Üç Deniz İnisiyatifi ile Orta ve Doğu Avrupa'da altyapı bağlantılarıyla enerji güvenliğini güçlendirme çabalarını desteklediği belirtilen açıklamada, Almanya'nın inisiyatif ile olan ilişkisini genişletmeyi taahhüt ettiği ve 2027'ye kadar girişim için 1,7 milyar dolarlık Avrupa Birliği (AB) fonuna katkıda bulunmaya yardımcı olacağı belirtildi. Kuzey Akım 2 projesi nedir? Toplam maliyeti 10 milyar euro civarında olması beklenen Kuzey Akım 2 projesiyle yılda 55 milyar metreküplük Rus gazının Baltık Denizi üzerinden Almanya'ya sevk edilmesi planlanıyor. ABD, Ukrayna, Polonya ile Baltık ülkelerinin inşasına karşı çıktığı projenin ortakları arasında proje sahibi Gazprom'un yanı sıra Shell, OMV, Engie, Uniper ve Wintershall gibi şirketler yer alıyor. Projeye karşı çıkan ülkeler, Kuzey Akım 2'nin Avrupa ülkelerinin Rusya'ya bağımlılığını artırmaya çalıştığını öne sürüyor. 1 Nisan'da yapılan açıklamada, Rus enerji şirketi Gazprom'un, Kuzey Akım 2 Doğal Gaz Projesi'nin yüzde 95'ine denk gelen 2 bin 339 kilometrelik boru döşeme işini tamamladığı bildirilmişti. ABD yönetimi, mayıs ayında Kuzey Akım 2 boru hattı projesini inşa eden Alman "Nord Stream 2 AG" şirketi ve şirketin CEO'su Mathias Warnig'in projeye yönelik uygulanan yaptırımlardan muaf tutulduğunu açıklamıştı.

2 gün önce

Dışişleri Bakanlığı'ndan 'nefret söylemiyle birlikte mücadele' çağrısı

Dışişleri Bakanlığı'nın Twitter hesabından 10 yıl önce Norveç'te gerçekleşen ve 77 kişinin hayatını kaybettiği saldırıyla ilgili bir açıklama paylaşıldı.  Açıklamada, şu ifadelere yer verildi: "10 yıl önce bugün Norveç'in başkenti Oslo'nun merkezinde ve Utoya adasında, yabancı düşmanlığı, ırkçılık ve İslam karşıtlığı adına bir terörist, 77 insanı hunharca katletti. Bu caninin nefret söylemine ve her türlü ayrımcılığa karşı hep birlikte mücadele etmeliyiz." Ne olmuştu? Norveç'te 2011 yılında Oslo'daki başbakanlık binası önünde bir bombalı saldırı gerçekleşmiş, kısa süre sonra ise Utoya adasında bir siyasi partinin yaz kampına silahlı saldırı düzenlenmişti. Düzenlenen iki saldırıda 77 kişi hayatını kaybetmiş 242 kişi ise yaralanmıştı. Saldırıları düzenleyen Anders Behring Breivik, Norveç'i Müslümanlardan korumak için saldırıların gerekli olduğunu savunmuştu.

4 gün önce

Haiti'de suikast sonrası yeni başbakan belli oldu

Haiti'de Devlet Başkanı Jovenel Moise'nin 7 Temmuz'da başkent Port-au-Prince'de bulunan özel rezidansında uğradığı suikast sonucu hayatını kaybetmesinin ardından ülke siyasetinde görevler yeniden düzenleniyor. Ülkede geçici olarak başbakanlık görevini üstlenen Claude Joseph'in istifa etmesinin ardından, yerine Moise'nin öldürülmeden birkaç gün önce başbakan olarak atadığı Ariel Henry göreve geçti. Henry'nin görevi devralmasının ardından ülkede yeni bir hükümet kuruldu. Henry, başkent Port-au-Prince'de düzenlenen bir törenle yeni hükümet üyelerinin isimlerini açıkladı. başbakanlıktan istifa eden Claude Joseph, dışişleri bakanlığı görevini üstlendi. Törende Moise için 1 dakika saygı duruşunda bulunuldu ve suikast lanetlendi.

4 gün önce

BM Genel Sekreteri Guterres, Irak'taki terör saldırısını kınadı

Genel Sekreter Sözcülüğünden yapılan açıklamada, Guterres’in sivilleri hedef alan korkunç saldırıyı şiddetle kınadığı belirtilerek, kurbanların ailelerine, Irak hükümeti ve halkına taziyelerini ilettiği belirtildi. Açıklamada, suçun faillerinin bir an önce adalete teslim edilmesi gerektiği kaydedilerek, “Kurban Bayramı öncesi yaşanan bu ölümcül saldırı, hepimize terör belasının sınır tanımadığını hatırlatıyor.” ifadelerine yer verildi. Bağdat'ın doğusunda yer alan Sadr bölgesindeki El-Vahilat halk pazarında, bayram arifesi yoğunluğunda patlama meydana gelmiş, ilk belirlemelere göre 30 kişi ölmüş, 60 kişi yaralanmıştı.

5 gün önce

Cumhurbaşkanı Erdoğan: "Her ne kadar bizlerin burada sergilediği birlik, beraberlik, kardeşlik iklimi Amerika'da birilerini rahatsız etmiş olsa da, biz bu yolda kararlılıkla yürüyeceğiz."

Kıbrıs Barış Harekâtı’nın 47’nci yıldönümü törenlerine katılmak üzere bugün Lefkoşa’ya gelen Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın, KKTC Meclisi’nde vereceği ‘müjde’ merakla bekleniyordu. Cumhurbaşkanı Erdoğan, merakla beklenen konuşmasında müjdeyi açıkladı. İşte Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın açıklamasından satırbaşları: Bugün bizim için çok ama çok anlamlı bir gün. Kıbrıs Barış Harekatı'nın 47'nci yıl dönümünde KKTC'de bulunmanın bahtiyarlığı içindeyim.  Bugün Türkiye ile KKTC arasındaki, gücünü şehitlerimizin kanlarından alan ebedi ve ezeli kardeşliğimizi tüm dünyaya isteseler de istemeseler de bir kez daha ilan ediyoruz. Yine bu ziyaret vesilesiyle ülkelerimiz için son derece önemli bazı müjdelerimizi kamuoyu ve dünya ile paylaşma fırsatı bulacağım.  Cumhuriyet Meclisi, Kıbrıs Türk'ünün azmini, iradesini ifade eden bir kurumdur. Cumhuriyet Meclisi, Kıbrıs davasına güç katmıştır. Kuruluşundan bugüne Kıbrıs davasını savunan tüm Meclis üyelerine buradan bir kez daha şükranlarımı ifade ediyorum. BUGÜNLERE BİRİLERİNİN İHSANIYLA DEĞİL BEDEL ÖDEYEREK GELDİK Kıbrıs davası gelecekte de sizlerin omuzlarında yükselmeye devam edecektir. Bu dava öksüz, garip, sahipsiz değildir. Kıbrıs davası büyük bir davadır. Bu dava, tarihiyle büyük, vicdanıyla büyük, mücadelesiyle büyük, 1974'te yazdığı kahramanlık destanıyla büyük bir milletin davasıdır. Kıbrıs davasının sahibi, yavru vatanıyla, anavatanıyla, büyük Türk milletinin tamamıdır. Bu davanın sahibi şehitlerimiz, gazilerimizdir. Bu dava için 1974'te ülkemizin dört bir yanından 498 Mehmedimizi şehit verdik. Kıbrıs Türk halkı 170 evladını kara toprağın bağrına emanet etti. Türkiye nasıl dünyanın en büyük şehitliği ise KKTC de her karışında bir kahraman yatan şehitler yurdudur. Biz burada özgürce nefes alabiliyorsak bunda en büyük pay bu toprakları şehitler yurdu yapan kahramanlara aittir. Bugünlere birilerinin ihsanıyla, lütfuyla değil bedel ödeyerek geldik. Bu topraklarda elde ettiğimiz her başarıyı çein mücadelelerin sonucunda adeta söke söke kazandık.  KARŞILARINDA KIBRIS TÜRK HALKININ ÇELİKTEN İRADESİNİ BULDULAR Haksızlık karşısında sessiz kalanlardan olmadık. Hukuksuzluklara eyvallah edenlerden olmadık. Başkalarına değil kendi bileğimizin gücüne güvendik. Sırtlarını dayadıkları güçlere güvenerek Kıbrıs Türkü'nü yok edeceklerini sananlar, karşılarında Kıbrıs Türk halkının çelikten iradesini buldular. BİZLERİN BURADA SERGİLEDİĞİ KARDEŞLİK AMERİKA'DA BİRİLERİNİ RAHATSIZ ETMİŞ OLSA DA... Kıbrıs davasının sancaktarlığını yapan tüm kurumların dayanışmasını güçlü tutması çok önemlidir. Kıbrıs davasını içerden çökertmek için yapılan hamleler de Kıbrıs Türk'ünün feraseti ile boşa çıkmıştır. Birlik ve beraberliğimizi hedef alan belli çevrelerin kardeşliğimize fitne mayası çalmasına müsaade etmeyeceğiz. Kimi gafillerin zehirli ayrılık oklarını Kıbrıs Türk halkının kalbine saplamasına fırsat vermeyeceğiz. Yaptığınız her çalışmada yanınızda olacağımızdan hiç şüpheniz olmasın. Her ne kadar bizlerin burada sergilediği birlik, beraberlik, kardeşlik iklimi Amerika'da birilerini rahatsız etmiş olsa da, biz bu yolda kararlılıkla yürüyeceğiz. Artık sıkıntı olmayacak derken Amerika'da birileriyle ortak mahfiller oluşturmak suretiyle yeniden ortalığı karıştırmayı çalışanları iyi biliyoruz. Yarınki konuşmamda da bunlara değineceğim. Adada kimin işgalci zihniyeti temsil ettiğini gayet iyi biliyoruz.  BİR 50 YIL DAHA KAYBETMEMİZ MÜMKÜN DEĞİLDİR 50 yılı aşkın süredir devam eden müzakereler bir sonuca ulaşamadı. Konuşulmadık konu kalmadı. Artık bizim bunlara inanmamız, bir 50 yıl daha kaybetmemiz mümkün değildir. Rum tarafının kendilerini adanın tek sahibi olarak görmeleri çözümsüzlüğü getirdi.  Adada iki ayrı devlet, iki ayrı halk var. Uluslararası toplum da bu gerçeği er ya da geç kabul edecek. KKTC Cumhurbaşkanı Ersin Tatar tarafından Cenevre'de sunulan öneriye desteğimiz tamdır. Taviz vermeyiz, veremeyiz. Kıbrıs Türk'ünün önünde kurulmaya çalışılan tuzakları hep birlikte bozacağız. Aydınlık geleceğimizi de birlikte inşa edeceğiz. Rum tarafı Doğu Akdeniz'de Kıbrıs Türk halkının müktesep haklarını yok saymayı ısrarla sürdürüyor. Doğu Akdeniz'deki işbirliği alanlarını ele almak üzere AB'ye bölgesel bir konferans düzenlenmesini önerdim. Yapıcı teklifimize henüz yanıt alamadık. Bizim kimsenin toprağında, hakkında gözümüz yoktur. Niyetimiz gerginlik değil. Rum tarafının Kıbrıs Türk'ünün hakknı yok sayarak atacağı her adımın karşısında olduğumuzun altını çiziyorum.  MÜJDEMİ VERMEK İSTİYORUM Sizlere bir kaç gündür gündemde olan müjdemi vermek istiyorum. KKTC Cumhurbaşkanlığı'nın ne doğru düzgün Cumhurbaşkanlığı binası veyahut da doğru düzgün parlamento binası var. Bunu KKTC'ye yakıştırmıyoruz. Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'ndeki bina malum İngilizlere ait bir gecekondu. KKTC Cumhurbaşkanlığı Külliyesi ile ilgili adımın proje çalışmaları bitti ve inşasına da inşallah yakında başlıyoruz. Nerede başlıyoruz? Metehan bölgesinde TSK ile görüşerek 500 dönüm araziyi bu iş için tahsis ettik. Bu arazide külliyeleri yapacağız. Bir de muhteşem bir millet bahçesini orada yapalım, gerçekleştirelim. Devlet olmanın işte ifadesi budur. Bu projeyi hayata geçirerek, nasıl bir Kuzey Kıbrıs devleti varmış birilerinin görmesi lazım. Mimarımız güzel bir çalışma ile projeyi ortaya çıkardı. Bizzat ben de takip ettim. Ardından hemen işin statiklerine ve inşaatına gireceğiz. Fazla zamanımız yok. KKTC'nin ilan edildiği bu tarihi binanın da müze haline getirilerek yeni nesillere bırakılmasının isabetli olacağını düşünüyorum.

6 gün önce

AB Afgan göçüne hazır olmalı

Türkiye, NATO misyonunun tamamlandığı Afganistan’da Kabil Havaalanı’nın güvenliğinde görev üstlenmeye hazırlanırken ve gerek askeri gerekse diplomaside planlamalar devam ederken, Afganistan’da iç çatışmaların tırmanması halinde göç yönetimi de çalışmaların odağında. NATO askerlerinin geri çekilme takvimi işletilirken bir kısım Amerikan askeri ve İngiliz askerinin yanı sıra Kabil Havaalanı’nın güvenliğini sağlayan 500’ü aşkın Türk askeri 11 Eylül’e kadar bölgede bulunmaya devam ediyor. Çekilme süreciyle birlikte Taliban’ın başta sınır kapıları olmak üzere ülkede 1 Mayıs sonrası yüzde 85 oranında kontrolü ele geçirmesi, ülkede yeni bir iç çatışma riskini de beraberinde getirdi. İran üzerinden düzensiz göç dalgası kaygısı, Türkiye’nin Afganistan diplomasisinde, gündem maddelerinden biri. Türkiye’ye 2020 yılında geçmeye çalışırken yakalanan düzensiz Afgan göçmen sayısı yaklaşık 50 bin düzeyinde iken, Türkiye’de yakalanan düzensiz göçmenlerin neredeyse yarısını Afgan nüfus oluşturuyor. AVRUPA’YA GİDEN SURİYELİ SAYISINA YAKLAŞTI Olası Afgan göçü, Türkiye kadar Avrupa için de endişe konusu. Son dönemde Avrupa’ya geçen Afganistan uyruklu mülteci sayısı Suriyelilere yaklaştı. Suriyelilerin Avrupa ülkelerine kabul edilme oranı yüzde 35 iken Afgan mültecilerin kabul rakamı yüzde 51 seviyesinde. Ancak yerinden edilmiş 3.5 milyon Afgan halkın oluşturduğu göç baskısının yanı sıra Afganistan Cumhurbaşkanı Eşref Gani’nin, olası bir iç savaş halinde 10 milyondan fazla Afgan vatandaşın göç etmek zorunda kalacağına ilişkin uyarıları, tedbir gerekliliğini ortaya koyuyor. AB HAZIRLIKLI OLMALI AB içinde Afganistan özelinde göç konulu bir diyalog şu ana kadar başlatılmış değil. Ancak bu konu görüşmelerde gündem maddeleri arasında yer alıyor. Halen Suriyeli göçmenlerle ilgili Türkiye’ye katkı sunan AB’nin Afgan göçmenler konusunda da benzer mekanizmaları devreye alması gerekebileceğini belirten diplomatik kaynaklar, 2015 yılında Suriye’den yaşanan göçe hazırlıksız yakalanan AB’nin göç karşıtlığı sonucu yaşanan vahim sahnelerin yeniden yaşanmaması ve benzer hatalara düşülmemesi için Afganistan’dan olası göç dalgasına hazırlıklı olması gerektiğine işaret ediyorlar. ROTALARI DEĞİŞMEZ Türkiye, havalimanının güvenliğinin yanı sıra göç baskısı konusunda da Avrupalı müttefikleriyle yakın çalışıyor. Afganistan barış müzakerelerin sonuçsuz kalması halinde 1992-1996 yıllarında yaşanan ve İran ile Pakistan’a milyonlarca Afgan nüfusun göç ettiği büyük göç dalgası ile benzer tabloların yaşanmasının kaçınılmaz olduğuna dikkat çekiliyor. Böylesi bir olasılıkta Türkiye de İran üzerinden ana destinasyon konumunda bulunuyor. GÖÇ MEKANİZMASI YOK Olası bir göç dalgası, Türkiye için İran ile de ortak kaygı durumunda. Antalya’da yapılan Türkiye-İran-Afganistan zirvesi sonrası yayınlanan bildiride bir iyi niyet beyanı deklare edilmiş olsa da halen Türkiye’nin İran ile göç konusunda herhangi bir işleyen mekanizması bulunmuyor.

1 2 3 4 5 6 7 8 ... 83 84