24 Ekim Pazar 2021
4 saat önce

Bild gazetesinin ‘Hollanda büyükelçisi sınır dışı edildi’ iddiasına Dışişleri Bakanlığı’ndan yalanlama

İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, Twitter'dan yaptığı açıklamada şunları kaydetti: "Hakkari Yüksekova'ya yeni geldik, takip ettiğimiz haber de geldi. Çukurca sınırından sızan 2 terörist, J-SİHA, yakın hava desteği ve ayrıca kara operasyonuyla ölü ele geçirildi. Laftan anlamıyorlar. Gözü alıyorsa Karayılan gelsin, fare gibi saklanmasın. Onun da sırası geliyor." "Talimatlarınız elimizde" Bakan Soylu, Twitter hesabından yaptığı diğer paylaşımında 2 terörist ile birlikte ele geçirilen mühimmatları açıkladı. Soylu, "Dün gece Çukurca’ya sızan ve ölü ele geçirilen teröristlerdeki mühimmatlar; 2 adet M-16 Piyade Tüfeği, 4 adet el bombası, 9 adet M-16 şarjörü, 1 adet patlayıcı ateşleme düzeneği. Ayrıca talimatlarınız elimizde. 112'yi ararsanız getiririz veya Meclis'teki arkadaşlarınıza bırakırız" dedi.

1 gün önce

Finlandiya Büyükelçisi, Abdullah Gül ile görüştü

Mäki, "Cumhuriyetin eski cumhurbaşkanı Abdullah Gül ile bugün Türkiye üzerine iyi bir konuşma gerçekleştirdik" yazdı.

1 gün önce

ABD'den Tel Abyad'a hava saldırısı: El Kaide lideri öldürüldü

ABD Merkez Kuvvetler (CENTCOM) Komutanlığından yazılı bir açıklama yapıldı. Açıklamada ABD’nin, Suriye'nin kuzeybatısında düzenlediği hava saldırısında El Kaide liderlerinden Abdülhamid el-Matar’ın öldürüldüğü belirtilerek, "MQ-9 tipi insansız hava aracıyla gerçekleştirilen saldırıda sivil kayıplara dair herhangi bir bilgimiz yok." denildi. El Kaide'nin, ABD ve müttefikleri için tehdit oluşturmaya devam ettiği aktarılan açıklamada, "El Kaide, Suriye'yi, yeniden inşa etmek, dış örgütlerle koordinasyon sağlamak ve dış operasyonları planlamak için güvenli bir sığınak olarak kullanıyor. El Kaide ayrıca Suriye'yi, Suriye, Irak ve ötesine ulaşan tehditler için bir üs olarak kullanıyor." ifadelerine yer verildi.

2 gün önce

Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Büyükelçi Tanju Bilgiç'ten 10 ülkeye "Osman Kavala" tepkisi: Türkiye'ye bu şekilde ültimatom kabul edilemez

Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Bilgiç, bakanlıkta basın bilgilendirme toplantısı düzenledi. Bilgiç, haziran ayında yapılan Antalya Diplomasi Forumu'nu gerçekleştirdiklerini hatırlatarak, bu forumun ikincisinin 13 Mart'ta Antalya'da yapılacağını söyledi. Basın mensuplarının sorularını yanıtlayan Bilgiç, F-35 projesi Türkiye'nin F-16 modernizasyonuna ilişkin, "F-16 filomuzun iyileştirilmesine yönelik çalışmalar, modernizasyon faaliyetleri zaten ihtiyaca göre yıllarca yapılıyor. S-400 tedariki nedeniyle F-35 programından ayrılmak durumunda kaldık. F-35 programından ayrılmamız sadece Türkiye'ye değil NATO'nun da caydırıcılığına önemli bir darbe vuran bir adım. Türkiye F-35 projesinin kurucu ortaklarından biri, biz yükümlülüklerimizi yerine getirdik. Bu F-35 projesi çerçevesinde ABD'ye yaklaşık 1,4 milyar dolar ödeme yaptık. Bizim için aslında seçenekler basit ya bu programa geri döneceğiz ya bize vaat edilen uçakları alacağız ya da paramızı iade edecekler. Bu çerçevede F-35 için ödenen meblağın F-16 filomuzun modernleştirilmesi için kullanılması da bir seçenek olarak gündemde. Bu konuyu ABD'li paydaşlarımız ile tartışıyoruz. Bunun sonucuna göre de hareket edeceğiz" dedi. 'HEDEFİMİZ KALICI İSTİKRARIN SAĞLANMASI' Bilgiç, Suriye Anayasa Komitesi görüşmelerinin devam ettiği zaman içinde, rejim güçlerinin İdlib'de sivillerin ölümüne neden olan saldırısına ilişkin, "Rejimin dün toplu saldırıları neticesinde aralarında çocukların da bulunduğu çok kişinin hayatını kaybettiğini öğrendik. Cenevre'de 6'ncı turu devam eden Anayasa Komitesi Toplantıları sırasında sivillerin bu şekilde doğrudan hedef alındığı saldırı aslında rejimin askeri çözüme yönelik tavrını maalesef koruduğunu gösteriyor. Bizim temel hedefimiz İdlib'de kalıcı istikrarın sağlanması. Tabiatı ile siyasi çözümü öncülüyoruz. Rejimin destekçileri Rusya ve İran'a de gerekli mesajları vermekteyiz" diye konuştu. 'KABİL ZİYARETİ İÇİN KESİN TARİH SÖYLEMEK ZOR' Bilgiç, Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu'nun Kabil'e yapacağı ziyaretin netleşip netleşmediğine ilişkin soruya, "Bu ziyaret konusu aslında New York'ta gündeme gelen bir husustu. Daha sonra Endonezya Dışişleri Bakanı'nın Türkiye'ye yaptığı ziyarette görüş alışverişi yapıldı. Lojistik düzenlemeler, kimlerin katılacağına ilişkin gerekli düzenlemeler devam ediyor. Kesin tarih söylemek zor; ama düzenlemeler devam ediyor" yanıtını verdi. Bilgiç, Suriye Şam yönetimi ile gelecek dönemde diyaloğun mümkün olup olmadığı sorusuna, rejim ile herhangi bir temasın bulunmadığı yanıtını verdi. 'KESİNLİKLE KABUL EDİLEMEZ' Sözcü Bilgiç, 10 büyükelçiliğin Osman Kavala açıklaması ile ilgili, "AB Konseyi'nin 47 üyesi var. Onların sadece 10'u böyle bir açıklamada bulundu. Biz açıklamaya tepki verdik. Hiçbir organ, makam, merci, kişi tarafından yargı yetkisinin kullanılmasında mahkemelere, hakimlere emir ve talimat verilemez, tavsiye ve telkinde bulunulamaz. Türkiye'de devam eden bir yargı süreci var. Aslında yargıya müdahale edilmemesi gerektiğini bu ülkelerin kendileri çok da iyi biliyor. Türkiye'de bu şekilde Türkiye devletine ültimatom verilmesi kesinlikle kabul edilemez. Biz bunu kabul etmediğimizi söyledik. Büyükelçiliklerin görevleri ve yükümlülükleri bulundukları ülkelerin iç işlerine karışmamak. Kabul etmediğimizi, reddettiğimizi söyledik" dedi. 'BİZİM AÇIMIZDAN AB'NİN NE SÖYLEDİĞİ ÖNEMLİ DEĞİL' Bilgiç, AB Komisyonu'nun Türkiye raporuna ilişkin ise "AB Komisyonu'nun raporu çifte standartlı yaklaşım ile yayımlanmış bir rapor. Tepkimizi geniş şekilde ortaya koyduk. Bizim açımızdan AB'nin ne söylediği çok önemli değil. Rapor baştan aşağıya çifte standart ile yazılmış. İddialar var raporda; biz bunların hiçbirini kabul etmiyoruz" diye konuştu. ABD İLE İLİŞKİLER Tanju Bilgiç, ABD ile ilişkilerle ilgili "Türkiye olarak biz her ülke ile iyi ilişkiler tesis etmek istiyoruz. ABD ile müttefikiz. NATO'da beraberiz. Müşterek çıkarlar ve benzer hedeflere sahibiz. Koronavirüs sonrası dünya ekonomisi gibi konularda benzer görüşlerimiz var. ABD yetkilileri ile temas ediyoruz. İlişkilerimizin mükemmel olduğunu da söylemek zor. Özelikle PKK, YPG, PYD ve FETÖ terör örgütlerine destek, tek taraflı yaptırımlar gibi konularda izledikleri tutum nedeniyle ABD ile ilişkilerimizde bazı sorunlar var. Bizim temel beklentilerimiz 'ilişkilerimizi etkin yönetelim' diğer yandan sorunlarımızı çözelim. Önümüzdeki dönemde de ABD ile temaslarımız sürecek" dedi. 'GEREKLİ CEVABI VERMEYE DEVAM EDECEĞİZ' Sözcü Bilgiç, Doğu Akdeniz konusuna ilişkin, "Doğu Akdeniz konusunda hem Yunanistan hem de Güney Kıbrıs Rum Yönetimi Doğu Akdeniz'de gerginliği arttıracak adımlar atıyor. Akdeniz'de kıta sahanlığımıza araştırma gemisi gönderme çabaları devam ediyor. Biz bu tahriklere hem sahada hem de masada yanıtlarını veriyoruz ve haklarımızın ihlaline de asla müsaade etmiyoruz. Rum kesimi de kasım ayında yeni bir sondaja başlayacaklarını duyurdu. Bu gerçekleşirse biz de Kıbrıs Türklerinin haklarını korumak için Türkiye olarak bu tür meydan okumalara gerekli cevapları vermeye devam edeceğiz" diye konuştu. Dışişleri Sözcüsü Bilgiç, Yunanistan ile istişari görüşmelerin de devam ettiğini vurguladı. Bilgiç, "Cumhurbaşkanı'mız açık şekilde ifade etti. Türkiye'ye herhangi bir tehdit nereden gelirse gelsin Türkiye'nin tepkisi ile karşılaşacaktır. Türkiye Cumhuriyeti gerekli adımları kararlı şekilde atacaktır. Bu Suriye için de geçerli. Ne zaman şartlar uygun olursa Türkiye Cumhuriyeti gerekli operasyonu, harekatı yapar" dedi.

3 gün önce

KKTC'den NAVTEX kararına tepki: Oldubittilere seyirci kalmayacağız

Güney Kıbrıs Rum Yönetimi’nin (GKRY), tek yanlı ilan ettiği Münhasır Ekonomik Bölge’de (MEB) Nautical Geo isimli araştırma gemisinin çalışma yürütmek üzere yarın yeniden denize açılacağı bildirilmişti. Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC) Dışişleri Bakanlığı tarafından konuyla ilişkin yapılan yazılı açıklamada, GKRY’nin NAVTEX kararına tepki gösterilerek, NAVTEX’in Doğu Akdeniz’de gerginliği tırmandırdığını ve geminin KKTC ruhsatlarını da kapsayan bir alanda yeni bir araştırmaya başlayacağı kaydedildi. Bakanlık, "Kıbrıs adasının 2 ortak sahibinden biri olan Kıbrıs Türk halkı adanın etrafındaki denizlerdeki hidrokarbon kaynaklarının da ortak sahibidir. Bu Kıbrıs Türk halkının 1960’ta kazandığı egemen eşitliğin ve eşit statünün doğal bir yansımasıdır. Bu nedenle Rum tarafının Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin onayını almadan yapacağını açıkladığı bu araştırmayı şiddetle kınıyoruz" ifadelerini kullandı. "KKTC oldu bittilere seyirci kalmayacaktır" Açıklamada, GKRY tarafından gerçekleştirilen eylemlere KKTC’nin seyirci kalmayacağını belirten Bakanlık, Türkiye Petrolleri Anonim Ortaklığı’nın (TPAO), 2011 yılında verilen ruhsat alanlarında Kıbrıs Türk halkı adına çalışmalarını yürütmeye devam edeceğine dikkat çekti. Bakanlık, "Hal böyle iken, Kıbrıs Türk halkının, haklarının Rum tarafınca tek yanlı eylemlerle ve oldu bittilerle gasp ve ihlal edilmesine seyirci kalınmayacaktır. Rum tarafının bu tek yanlı faaliyetleri karşısında, haklarımızın korunması için TPAO, devletimizin 2011 yılında verdiği ruhsat alanlarında Kıbrıs Türk halkı adına çalışmalarını yürütmeye devam edecektir" dedi. "KKTC’nin her zaman öncelikli tercihi, bu sorunun işbirliği ve uzlaşı seçeneği ile ele alınması olmuştur" KKTC’nin yaşanan gerginliğe yönelik öncelikli tercihinin sorunları işbirliği ve uzlaşı ile ele almak olduğunu ve GKRY’e, yapılan çağrıları bir kez daha hatırlatmak istediklerini belirten Dışişleri Bakanlığı, "KKTC’nin her zaman öncelikli tercihi, bu sorunun işbirliği ve uzlaşı seçeneği ile ele alınması olmuştur. Ada ve etrafındaki doğal kaynaklara ilişkin 13 Temmuz 2019 tarihli önerimiz ile Türkiye’nin biz dahil ilgili tüm tarafları bir araya getirmeyi hedefleyen Doğu Akdeniz konferansı çağrısı, konunun diplomasi çerçevesinde çözümüne imkan tanıyacak önemli fırsatlardır. Doğu Akdeniz’deki gerginliği tırmandıran ve bölgedeki istikrarı bozan Güney Kıbrıs’a yaptığımız çağrıları bu vesileyle bir kez daha hatırlatmak isteriz" ifadelerini kaydetti.

3 gün önce

İran İçişleri Bakanı Ahmed Vahidi: Komplocuların İran-Türkiye ilişkilerinde sorun icat etmesine izin vermeyeceğiz

Tahran'a resmi bir ziyaret gerçekleştiren İçişleri Bakanı Süleyman Soylu ile görüşmesinin ardından düzenlenen basın toplantısında konuşan Vahidi, iki ülke ilişkilerini değerlendirdi. Türkiye ve İran arasındaki ilişkilerde iki ülke halkının çıkarına hizmet edecek daha derin yeni bir dönem başlayacağını belirten Vahidi, "Komplocuların İran ve Türkiye ilişkilerinde sorun icat etmesine izin vermeyeceğiz. İran ve Türkiye stratejik ilişkileri genişletme iradesini göstermişlerdir. Bu dost ülke Türkiye ile ilişkileri derinleştirmek için iyi bir başlangıçtır." diye konuştu. İçişleri Bakanı Soylu ile terörizmle mücadele, sınır güvenliği, uyuşturucu ve silah kaçakçılığı alanında iş birliği ile ilgili çok önemli görüşmeler yaptıklarını aktaran Vahidi, "İsrail ve ABD'nin tahrip edici rolü" ile Afganistan'daki gelişmeleri de ele aldıklarını kaydetti.

3 gün önce

Türkiye ile İran arasında güvenlik alanında iş birliği mutabakatı imzalandı

Resmi temaslarda bulunmak üzere Tahran'a gelen Soylu ve İranlı mevkidaşı Vahidi arasında yapılan ikili ve heyetler arası görüşmelerin ardından mutabakat zaptı imzalandı ve ortak basın açıklaması yapıldı. Konuşmasında heyetler arası verimli görüşmeler gerçekleştirdiklerini ve bakanlıklar arasında birbirine yakın bir anlayışın olduğunu belirten Soylu, "PKK terör örgütü ve tüm terör örgütleri ile mücadelede birlikte ortak bir irade sergiliyoruz. Birçok çalışma grubumuz var ve bu, iki ülkenin talepleri ile dinamiklerini ortaya koymuştur. Bugün bir kez daha terörle mücadele konusundaki kararlılığımızı ve mücadeledeki birliğimizi teyit ettik." ifadelerini kullandı. Afganistan'da son dönemde meydana gelen olaylar sonrası kaçak göçün hareketlenmesine karşı yıllardan beri ortak olarak sürdürülen çalışmaları ve kaçak göçle mücadele konusunu bir kez daha ele aldıklarını dile getiren Soylu, şunları söyledi: "Daha önce irtibat noktası olarak değerlendirdiğimiz birçok çalışmayı bir üst kademeye taşıyoruz. Sınır güvenliği İran ve Türkiye arasındaki en temel konu başlıklarından biridir. Özellikle güvenlik duvarları, fiziki entegre ve teknolojik sistemler konusunda muhataplarımızın, İranlı dostlarımızın bize göstermiş oldukları kolaylaştırıcı tavır konusunda teşekkür ederim." İki ülkenin sınır illerinde İranlı Bakan Vahidi'nin önerisiyle yeni ortak çalışma grupları oluşturulduğunu aktaran Soylu, şöyle devam etti: "Kaçakçılık, organize suçlar ve uyuşturucu ile mücadele için ortak gruplar oluşturuldu. Gerek Türkiye gerekse İran uyuşturucu ile en yüksek düzeyde mücadele etmekte ve bu konuda ortak bir irade ortaya koymaktadırlar. Yine silah kaçakçılığı konusunda 2019 yılında ortak çalışma grubundan aldığımız sonuçları daha da ilerletmek konusunda birlikte bir karar aldık." Bakanlıklar arasındaki iş birliğini farklı alanlarda genişletecek mutabakat zaptını imzaladıklarını ifade eden Soylu, Müslüman coğrafyanın karşı karşıya kaldığı sıkıntıları değerlendirdiklerini ve üzerlerine düşen sorumlulukları tekrar hatırlayıp hatırlattıklarını vurguladı. İmzalanan mutabakat zaptı iki ülke arasındaki güvenlik iş birliğinin artırılması ve geliştirilmesini hedefliyor. Mutabakat sınır bölgeleri başta olmak üzere iki ülkeyi ilgilendiren hey türlü terör ve yasa dışı eylemlerin önlenmesi ve bu doğrultuda yürütülen her türlü kolluk faaliyetinin karşılıklı olarak geliştirilmesini öngörüyor. Mutabakatla birlikte hem operasyonel iş gücü kabiliyetinde istenilen sonuçların elde edilmesi, hem de iki bakanlık adasında bilgi ve tecrübe paylaşımının daha seri bir şekilde gerçekleşmesi hedefleniyor.

3 gün önce

ABD'deki askeri üslerde bekletilen Afgan mültecilerin yaklaşık yarısı çocuk

Austin, Senato Silahlı Kuvvetler Komitesi Kıdemli üyesi Cumhuriyetçi Jim Inhofe'un ABD'nin tahliye ettiği mültecilere ilişkin soru önergesine yanıt verdi. Wall Street Journal'ın ulaştığı mektupta, Asutin, ABD topraklarındaki üslerde işlem için bekletilen 53 binden fazla Afgan mültecinin yüzde 22'sinin kadın, yüzde 34'ünün ise erkek yetişkin olduğunu kaydetti. Austin, mektupta Afganların kalan yüzde 44'ünün ise çocuk olduğuna dikkati çekerken, bunlardan kaçının ebeveynsiz olduğu konusunda detay vermedi. ABD'nin toplam 124 bini aşkın kişiyi Afganistan'dan tahliye ettiğini kaydeden Austin, bunların yaklaşık 104 bininin Afgan olduğunu belirtti. ABD, Afganistan'dan çekilme sürecinde tahliye ettiği 124 bin kişinin sadece 53 binini Amerikan topraklarına getirirken geri kalanını Avrupa ve Orta Doğu'daki askeri üslerde tutuyor.

1 2 3 4 5 6 7 8 ... 111 112