28 Kasım Pazar 2021
1 hafta önce

Bulgaristan’da ilk kez bir Türk cumhurbaşkanlığı için yarışıyor: Bir oy bir oydur

BULGARİSTAN’da bugün çifte seçimler var. Hem genel seçimler, hem de cumhurbaşkanlığı seçimleri yapılacak. Mustafa Karadayı, Hak ve Özgürlükler Hareketi (HÖH) partisinin cumhurbaşkanı adayı olarak yarışacak. Türkiye’de bu seçimlerde oy kullanma hakkına sahip yaklaşık 350 bin ‘çifte vatandaş’ var. Balkan dernekleri, oy verme hakkı bulunan Türk seçmenleri, oy vermeye çağırıyor. HÖH Genel Başkanı Mustafa Karadayı cumhurbaşkanlığına, partinin Avrupa Parlamentosu (AP) milletvekili İskra Mihaylova da cumhurbaşkanı yardımcılığına aday. Anketler, cumhurbaşkanı seçiminde aday 23 ikiliden sadece 3’ünün geniş destek alabileceğini gösteriyor. Kamuoyu araştırmalarına göre Rusya yanlısı, eski Komünist Parti çizgisinde siyaset yürüten Bulgaristan Sosyalist Partisinin (BSP) desteklediği mevcut Cumhurbaşkanı Rumen Radev ve eski Başbakan Boyko Borisov’un lideri olduğu Bulgaristan’ın Avrupalı Gelişimi İçin Yurttaşlar (GERB) partisinin aday gösterdiği Sofya Üniversitesi Rektörü Profesör Anastas Gercikov en favori cumhurbaşkanı adayları. Karadayı anketlerde üçüncü sırada yer alıyor. İlk turda cumhurbaşkanı seçilememesi halinde ikinci turun 21 Kasım’da yapılması planlanıyor. SANDIĞA ÇAĞRI Anketlere göre, erken genel seçimlerde parlamentoya girmek için gereken yüzde 4 barajını sadece 6 siyasi güç geçebilecek. Boyko Borisov’un GERB partisinin, kemikleşmiş seçmen desteğiyle oyların yüzde 23’ünü alarak yeni parlamentoda en büyük parti konumunu elde etmesi bekleniyor. Anketler ayrıca BSP, HÖH partilerinin yanı sıra yeni kurulan Değişime Devam (PP), şovmen Slavi Trifonov’un Böyle Bir Halk Var (İTN) ve kent soylu sağ görüşlülerin oluşturduğu Demokratik Bulgaristan (DB) partisinin yeni mecliste yer bulabileceğini gösteriyor. Siyasi gözlemciler, yeni parlamentoda hükümetin kurulması için en az 4 gücün koalisyon kurması gerekebileceğini savunuyor. ÇOK ÖNEMLİ BİR SEÇİM Balkan Göçmenleri Derneği Onursal Başkanı Turhan Gençoğlu, Bulgaristan’daki seçimleri ‘çok önemli bir seçim’ diye niteledi. Derneğin internet sitesinde yayınlanan açıklamasında Gençoğlu, “Bizleri silahla asimile etmeye çalıştılar, başaramadılar. Ekonomik açıdan asimile etmeye çalıştılar, başaramadılar. Şimdi de siyasi yönden asimile etmeye çalışıyorlar. Ama başaramayacaklar! Bir oy bir oydur, anlayışıyla hepimiz gayret ederek seçimlerde katılımı en yüksek seviyeye taşımalıyız. Oradaki kardeşlerimizi, eskiden olduğu gibi bu seçimlerde de koalisyonun büyük ortağı olarak yönetime taşıyacak oy çoğunluğuna ulaşmalıyız” dedi. BİLGİ NOTU  Türkiye’de bugün Adana, Ankara, Antalya, Aydın, Balıkesir, Bilecik, Bursa, Çanakkale, Edirne, Eskişehir, İstanbul, İzmir, Kırklareli, Kocaeli, Manisa, Mersin, Sakarya, Tekirdağ ve Yalova’da merkez ve ilçelerde birden çok noktada sandıklar kurulacak. Türkiye’de sandıkların nerelerde kurulacağını internette ‘balgoc.org.tr’ adresinden görmek mümkün.

1 hafta önce

İkiyüzlü ABD! Rusya duyurdu: S-400'ler Asya devine gidiyor

Şugayev, Dubai'de Rus haber ajansı TASS'a yaptığı açıklamada, "Rusya, Hindistan'a S-400 sistemlerinin teslimatına başladı." ifadesini kullandı. Hindistan ile Rusya arasında S-400 hava savunma sistemleri satın alınmasıyla ilgili anlaşma, Kasım 2018'de toplam 5,4 milyar dolar bedelle imzalanmıştı. Hindistan Başbakanı Narendra Modi ile Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin arasındaki geniş çaplı müzakereler sonucu karara bağlanan anlaşma kapsamında, teslimatların Nisan 2023'te tamamlanması bekleniyor.

1 hafta önce

NYT: ABD, Suriye'de DEAŞ'la mücadele sırasında yaklaşık 70 kişilik sivil bir grubu vurdu

ABD'nin 2019 yılında, Suriye'de DEAŞ'e karşı verilen mücadelede, kadın ve çocuklardan oluşan yaklaşık 70 kişilik sivil bir gruba hava saldırısı düzenlediği ortaya çıktı. Amerikan New York Times (NYT) gazetesinin habere göre, ABD hava kuvvetleri, 18 Mart 2019'da Suriye'nin Bağhuz bölgesinde kadın ve çocuklardan oluşan sivil bir grubu hedef aldığı belirtildi. Haberde, ABD insansız hava araçlarıyla yeri tespit edilen sivil grubun üzerine daha sonra F-15E tipi savaş uçaklarıyla 3 ayrı saldırıda 2 tondan fazla bomba bırakılarak yaklaşık 70 kişinin ölümüne neden olduğu vurgulandı. Bu olayın detaylarının ilk kez ortaya çıkarıldığı vurgulanan haberde, "Bağhuz saldırısı, DEAŞ'a karşı savaş sırasında en büyük sivil kaybın verildiği olaylardan biriydi ancak ABD ordusu tarafından hiçbir zaman kamuoyuna açıklanmadı." ifadeleri kullanıldı. Haberde, şunlar kaydedildi: Saldırının ayrıntılarının aylar süren gizli belge ve raporların incelenmesi, ismi gizli tutulan ilgili personel ve yetkililerle doğrudan yapılan görüşmeler sonucunda bir araya getirildiğine işaret edilen haberde, eldeki bulguların ABD Merkez Komutanlığına gönderilmesinin ardından, komutanlığın, hava saldırılarının haklı olduğunu savunarak saldırıyı ilk kez kabul ettiği ve 80 kişinin öldürüldüğünü açıkladığı aktarıldı. Haberde, Komutanlığın, söz konusu saldırıda 16 DEAŞ savaşçısı ile 4 sivilin öldürüldüğünü, diğer 60 kişiyle ilgili olarak da DEAŞ'in kontrolündeki bölgelerde kadın ve çocukların bazen silaha sarılmaları nedeniyle sivil olup olmadıklarının net olmadığını iddia ettiği kaydedildi.

1 hafta önce

Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı, İran ile görüşmeleri sürdüreceklerini söyledi

Bin Ferhan, France 24 kanalına yaptığı açıklamada, Suudi Arabistan-İran arasında daha önce gerçekleştirilen 4 müzakerenin yalnızca keşif amaçlı olduğunu ancak her iki tarafın da iletişim kurma taahhüdünde bulunduğunu belirtti. Ülkesinin İran ile müzakerelere devam edeceğini ve yakında yeni bir müzakere turu beklediklerini dile getiren bin Ferhan, "Birkaç hafta içinde yeniden başlayacak olan İran nükleer müzakereleri hakkında ciddi çekinceler var." ifadesini kullandı. İran-Suudi Arabistan ilişkileri Suudi Arabistan'da, 2 Ocak 2016'da aralarında Şii din adamı Nimr el-Nimr'in de bulunduğu 47 kişi "terör" suçlamasıyla idam edilmişti. İdamlara tepki gösteren İranlı yetkililerin peş peşe yaptığı açıklamaların ardından Suudi Arabistan'ın Tahran Büyükelçiliği ve Meşhed kentindeki konsolosluk binaları İran'daki göstericiler tarafından ateşe verilmişti. Bu olaylar sonrasında, Mart 2015'te başlayan Yemen'deki iç savaş nedeniyle zaten gergin olan iki ülke arasındaki diplomatik ilişkiler tamamen kesilmişti. Eski ABD Başkanı Donald Trump döneminde Washington'un İran'a uyguladığı "azami baskı" politikasının da etkisiyle Tahran ile Riyad arasındaki gerginlik çatışma boyutuna ulaşmıştı. İran ve Suudi Arabistanlı yetkililer, nisanda Bağdat'ta doğrudan görüşmeler yapmak üzere bir araya gelmiş ve Irak'ın ara buluculuğundaki görüşmeler daha sonra da devam etmişti. Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman, 27 Nisan'da Suudi televizyon kanalına verdiği bir röportajda, "İran bir komşu devlet ve biz kendisiyle iyi ve seçkin ilişkiler kurma arzusundayız." açıklamasında bulunmuştu. Suudi Arabistan Kralı Selman bin Abdulaziz de 22 Eylül'de Birleşmiş Milletler 76. Genel Kurulundaki konuşmasında, İran ile güven inşa etmek için yapılan ilk görüşmelerin somut sonuçlar vermesini umduğunu belirtmişti.

2 hafta önce

"Türkiye'yi ekarte etmek isteyen ortak hareket yapılan anlaşmayla bertaraf edildi"

Libya Devlet Yüksek Konsey Başkanı Halid el-Mişri, Milletlerarası İlişkiler ve Diplomasi Merkezi (MID) tarafından düzenlenen Uluslararası İstanbul Buluşmaları programı kapsamında gazetecilerle bir araya geldi. Türkiye ile Libya ilişkilerinin tarihi geçmişi olduğunu söyleyen Mişri, ilişkilerin ekonomik, askeri, siyasi yönden daha da güçlenerek devam ettiğini anlattı. Mişri, Trablus'un 4 Nisan 2019'da Libya'nın doğusundaki gayrimeşru güçlerin lideri Halife Hafter'ın saldırısına maruz kaldığında ilk ve hatta tek tepki veren ülkenin Türkiye olduğunu hatırlattı. Yunanistan, Mısır ve İsrail'in Türkiye'yi Akdeniz'deki kaynaklardan ekarte etmek için ortak hareket ettiğine dikkati çeken Mişri, "Türkiye ve Libya, Akdeniz'de 'Deniz Yetki Alanlarının Sınırlandırılması Anlaşması'nı imzalayarak Türkiye'nin Doğu Akdeniz'deki hak ve çıkarlarını koruma altına almıştır. Bölgede hak sahibi olmasına rağmen Türkiye'nin enerji kaynaklarını kullanmamasına yönelik atılan adımlar da bu anlaşmayla bertaraf edildi. Libya ve Türkiye, Fransa'nın Doğu Akdeniz'deki komplosunun farkında. Fransa başarılı olamayacak. Çünkü Libya, Ankara ile ilişkilerini çok daha güçlendirecektir." diye konuştu. Mişri, ABD, Fransa gibi ülkelerin Hafter'e asker ve silah desteği verdiğini ve Türkiye'nin oradaki varlığına karşı çıktığını dile getirerek Türkiye'nin her şeye rağmen Trablus hükümetine desteğini sürdürdüğünü ve bu desteğinin de Hafter'in Trablus'ta yenilmesine neden olduğunu aktardı. Mişri, şunları kaydetti: "Türkiye'nin Libya'daki varlığı tamamen uluslararası hukuka uygundu. Çünkü Trablus hükümeti birçok ülkeye çağrıda bulundu ve sadece Türkiye yanıt verdi. Türk güçleri hariç tüm bu taraflar gayriresmi ve gayrimeşru yollarla geldi. Türkiye ise aleni bir şekilde geldi. Türk askerinin varlığı tamamen uluslararası anlaşmalara uygun. Türk askeri ayrıca sadece eğitim ve destek amaçlı bulundu." Libya'da Yüksek Danıştay'ın kurallara uygun ve yasal bir seçim yapmak istediğini dile getiren Mişri, Fransa ve Mısır'ın buna müdahale etmeye çalıştığına işaret etti. ABD ve diğer ülkelerin kendilerine dikte etmeye çalıştığı bir seçim pozisyonunu kabul etmeyeceklerini belirten Mişri, "Türkiye ve İtalya ise Libya'da hatalı bir seçim yapılmasından yana değil ve desteklemiyor. Çünkü hatalı yasalarla yapılan bir seçimin ülkenin bölünmesine neden olacağını, yeni bir savaşa sürüklenerek bölüneceğini düşünüyor ve bu konuda bize destek çıkıyor." diye konuştu. Mişri, 24 Aralık'ta yapılması planlanan başkanlık ve parlamento seçimlerinin adil bir ortamda yapılması durumunda Libya Başbakanı Abdulhamid Dibeybe'nin çoğunluğu elde edeceğini vurguladı.

2 hafta önce

Almanya Başbakanı Merkel: Önümüzde çok zor haftalar var

Merkel, hükümetin internet sayfasından bir video mesaj yayınlayarak günlük Kovid-19 vaka sayılarının salgındaki en yüksek seviyeye çıktığını, hastanelerin yoğun bakım bölümlerinde yatanların sayısının hızla yükseldiğini ve her gün Kovid-19'dan insanların öldüğünü anımsattı. Başbakan Merkel, Kovid-19'a yakalanan herkesin mümkün olan en iyi tedaviyi alması ve başka bir hastalık nedeniyle tedavi olması gereken herkes için de hastanelerde personel ve yatak bulunması gerektiğini vurguladı. Salgından çok fazla etkilenen bölgelerde artık bunun tam mümkün olmadığını belirten Merkel, "Hastanelerdeki bölümler dolu, hastaların başka yerlere nakledilmesi gerekiyor. Ameliyat randevuları iptal ediliyor." diye konuştu. Merkel, doktor ve sağlık personelinin bir kez daha kapasitesinin sınırına geldiğini kaydetti. "Önümüzde çok zor haftalar var. Bunun beni çok endişelendirdiğini hissediyorsunuz." diyen Merkel, bir yıl önce benzer ciddiyette bir durumla karşı karşıya kalındığını ancak artık Kovid-19’a karşı etkili aşının bulunduğunu anımsattı. Merkel, halkı aşı olmaya ve Kovid-19 tedbirlerine uymaya çağırarak salgınla mücadelede 3. doz aşıyı olmanın da önemli taşıdığını kaydetti. Eyalet başbakanlarıyla 18 Kasım Perşembe günü Kovid-19 salgınındaki durumu ele alacağını anımsatan Merkel, Kovid-19 tedbirlerinin uygulanmasında birlikte hareket edilmesini istedi. Almanya İçişleri Bakanı Horst Seehofer de Augsburger Allgemeine gazetesine yaptığı açıklamada, ülke genelinde ortak kuralların uygulanması çağrısı yaparak "Vatandaşların kafasını daha fazla karıştırmamamız lazım." değerlendirmesinde bulundu. Öte yandan Spiegel dergisinin haberinde, Alman ordusunun, Kovid-19'la mücadelede hastaneleri ve sağlık dairelerini desteklemek ve halkı aşılamada yardımcı olmak amacıyla yıl sonuna kadar yaklaşık 12 bin askeri seferber etmeyi planladığı belirtildi. Kovid-19 vakaları yüksek seviyede seyretmeye devam ediyor Robert Koch Enstitüsünden yapılan açıklamaya göre, Almanya’da son 24 saatte 45 bin 81 vaka tespit edildi. Böylelikle toplam vaka sayısı 4 milyon 987 bin 971’e yükseldi. Ülkede 11 Kasım'da 50 bin 196 ile salgının başlangıcından bu yana "en yüksek günlük vaka sayısı" tespit edilmişti. Son 24 saatte 228 kişinin yaşamını yitirmesiyle virüse bağlı toplam can kaybı sayısı 97 bin 617'e çıktı. Haftalık 100 bin kişide görülen yeni vaka sayısı 277,4 olarak belirlendi.

2 hafta önce

Yunan General itiraf etti! 'Baş edemiyoruz'

Yunan emekli Korgeneral Lambros Tzoumis, Atina'nın Türkiye ile rekabete girebilmek adına ABD ve Fransa ile yaptığı askeri anlaşmalar için "Bu anlaşmalar tek başına ulusal güvenlik sorununu çözmez" dedi ve 'hiç kimsenin, herhangi bir yabancı gücün garanti verdiği yanılsamasını sürdürmesine izin verilmediğini' vurguladı. Yunanistan Dışişleri Bakanı Nikos Dendias ve ABD Dışişleri Bakanı Antony Blinken, 14 Ekim'de günü iki ülke arasındaki Karşılıklı Savunma İşbirliği Anlaşması'nın uzatılması protokolünü imzalamış, Blinken, "Yunanistan ve ABD'nin birlikte barış, refah ve insanlık onuru için daha da büyük bir güç haline gelebileceğine inanıyoruz" demişti. Yunanistan Parlamentosu, Fransa ile imzalanan Savunma ve Güvenlik Alanlarında İş Birliğine Yönelik Stratejik Ortaklık Anlaşması'nı 8 Ekim tarihinde onaylamıştı. Türkiye'nin, Yunanistan'ın askeri bir çatışmaya yol açmasını istemediğini düşündüğünü belirten Tzoumis, yine de yakın gelecekte gelişmelere çok fazla dikkat gösterilmesi gerektiğine inandığı kaydetti. 'BİZİ İKİ KÖTÜ SEÇENEĞE MAHKUM ETMEK İSTİYORLAR' Tzoumis, "Türkiye, objektif hedeflerini hiçbir dirençle karşılaşmadan gerçekleştirmeyi hedefliyor. Ayrıca Atina'nın psikolojisini bozmayı ve Yunan siyasi iradesinin gerilemesini sağlamayı amaçlıyor. Türkiye'nin asıl amacı hedeflerine direniş göstermeden ulaşması" diye konuştu. Emekli general, Ankara'nın hamlelerinin arkasındaki amacın, Atina'yı 'iki kötü seçenek' arasında bırakmak olduğunu savundu: "Bizi savaş veya bir uzlaşma arasında seçim yapmak zorunda olduğumuz bir duruma getirmek istiyorlar. Bu durum ulusal çıkarlarımıza zarar verebilir. "Ankara, beklentileri doğrultusunda ikili anlaşmazlıkların kapsamlı bir şekilde çözülmesi için müzakere masasına gelmemizi istiyor." 'SİHA'LAR ÖNCELİKLİ SORUNUMUZ' Türkiye yapımı Bayraktar SİHA'lara özel olarak değinen Tzoumis, "Türk SİHA'ları ve ve yürüttükleri casusluk faaliyetleriyle ile ilgilenilmesi konusuna öncelik verilmesi gerektiğini düşünüyorum. Bu soruna karşı alınacak önlemler ele alınmalı. Yunanistan bu sebeple ABD ve İsrail ile askeri işbirliğini geliştirdi." 'TÜRKİYE'NİN YERLİ ÜRETİMİYLE ŞU AN BAŞ EDEMİYORUZ' Türkiye ile rekabette en büyük çıkmazlardan birisinin savunma sanayisi olduğunu kaydeden Yunan General, "Ülkemiz için en büyük sorun, kullandığı silah sistemlerinin yüzde 60-65'i yerli üretim olan Türkiye'nin yanında, Yunan savunma sanayisinin pek de parlak bir durumda olmaması" ifadelerini kullandı. Tzoumis son olarak Yunan ordusunda, patlak verebilecek herhangi bir olaya karşı bununla mücadele için ayrıntılı talimatlar olduğunu vurguladı.

2 hafta önce

Diyanet İşleri Başkanı Erbaş: Kudüs turlarına yeniden başlıyoruz

Diyanet İşleri Başkanı Erbaş, Twitter'daki hesabından 'Yürü kardeşim, ayaklarına bir Kudüs gücü gelsin' notuyla paylaştığı mesajında, "Diyanet İşleri Başkanlığı Hac ve Umre Hizmetleri Genel Müdürlüğü Umre ve Kudüs Ziyaretleri Daire Başkanlığımız öncülüğünde 2021-2022 yılları içerisinde Kudüs turlarına yeniden başlıyoruz inşallah" dedi. Diyanet İşleri Başkanlığı'ndan yapılan açıklamaya göre, '3 gece 4 gün' olarak düzenlenecek ziyaretlerde, 2 ayrı konaklama türü olacak. Her 2 konaklama türünde de yolculara 3 öğün yemek verilecek. Turlara katılacak olanlar için dini rehberliğin yanı sıra ziyaret yerleri konusunda bilgili, deneyimli personel görevlendirilecek. Ayrıca Kudüs ziyaretlerine katılacak olanlara yönelik eğitim seminerleri düzenlenecek. Tura katılacaklar ilgili makamlarca Covid-19 salgın hastalığı nedeniyle alınmış tüm tedbir ve kurallara uymakla yükümlü olacak.

1 2 ... 4 5 6 7 8 9 10 ... 125 126