23 Temmuz Salı 2024

Bakan Soylu: "Yaşadığımız tek güvenlik sorunu yağmacılık değil yalancılıktır"

Bakan Soylu: "Yaşadığımız tek güvenlik sorunu yağmacılık değil yalancılıktır"

Kahramanmaraş'ta yaşanan depremlerin 7. gününde açıklamalarda bulunan İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, "Şu süreçte yaşadığımız tek güvenlik sorunu yağmacılık değil yalancılıktır. Allah hepimizi bundan muhafaza etsin” dedi.

 

Merkez üssü Kahramanmaraş olan 7.7 ve 7.6'lık depremlerin ardından devlet yetkililerinden açıklamalar gelmeye devam ediyor.

 

İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, Kahramanmaraş İl Emniyet Müdürlüğü’nde açıklamalarda bulundu.

 

“Elinizde ne kadar malzeme varsa gönderin”

 

Bakan Soylu burada yaptığı konuşmada şöyle konuştu:

 

“Depremin ilk günü yollar kapalı olduğu için, havalimanı kapalı olduğu için doğal gaz olmadığı için vatandaşımızın ihtiyacını karşılamak zorundaydık. Buradaki tüm marketleri polis marifeti ile açtık. Vatandaşlarımıza iki üç polis orada görevlendirerek, marketlerin içindeki malzemelerin hepsini verdik. Olağanüstü durum olduğu için bu durumun ihtiyacını karşıladık. Şu deniyor, 'Artık malzeme göndermeyin'. Elinizde ne kadar malzeme varsa gönderin. Milyonlarca insanın aşa ihtiyacı var."

 

“Yaşadığımız tek güvenlik sorunu yağmacılık değil yalancılıktır”

 

Bakan Soylu şunları söyledi:

 

“Kahramanmaraş merkezli deprem afetini yönettiğimiz şu süreçte yaşadığımız tek güvenlik sorunu yağmacılık değil yalancılıktır. Allah hepimizi bundan muhafaza etsin. Buradaki arkadaşlarımız günlük 2 saat, 3 saat, 4 saat uyudukları zaman kendilerini dinlenmiş hissediyorlar çünkü hepimiz sorumluluğumuzu taşıyoruz. Belki bir dakika farkla Cenab-ı Allah nasip edecek ve bir çocuk, bir kadın, bir yaşlı, bir insan kurtulacak, bunun hepimiz farkındayız."

 

“Depremden bu yana suçta toplam sayı bir hafta öncesine göre yüzde 35 azaldı”

 

Dünyanın en büyük depremlerinden biri ile karşı karşıya olduklarını hatırlatan Bakan Soylu şunları söyledi:

 

“Güvenlik meselesinde şu anda bu bölgede takviye 80 binle birlikte bütün bölgeye 5 bin bekçi daha çektik. Bu 5 bin bekçi bütün gece dolanarak güvenliği sağlayacak. 31 Ocak’tan 5 Şubat’a kadar Türkiye’de mal varlığına karşı meydana gelen 9 önemli suçta toplam sayı 744. Depremden bugüne kadar aynı gün periyodunda 6 Şubat ile 12 Şubat arasında meydana gelen olay sayısı 511. Yüzde 35’lik bir azalma var. Biz Kahramanmaraş’tayız bir yağma görmedik. İnsanlar dükkanların depremden dolayı açık, kimse kimsenin yerine girmiyor. Ama Türkiye’de zihni yağmalanmış, zihni birileri tarafından sürekli yağmalanmış insanlar afetle karşı karşıya kalan vatandaşlarımızı istismar etmek için elinden gelen her şeyi yapıyor”

 

Kahramanmaraş'tan tahliyeler

Kahramanmaraş'tan başka illere gitmeyi kabul eden 29 bin kişiyi hava ve kara yolu ile bu illere gönderdiklerini dile getiren Bakan Soylu şunları ifade etti:

 

"Kahramanmaraş'tan başka bir ile gitmek isteyen ve aracıyla gitmek isteyenin de yakıt bedelini karşılıyoruz. O ile gidiyor, o ile vasıl olduğunda burada verdiğimiz ufak bir belgeyi oraya ulaştırıyor ve ertesi gün de parasını bize vermiş olduğu hesap numarasına çıkarıyoruz. Elimizde ne imkan varsa sonuna kadar kullanıyoruz ve kullanmaya devam edeceğiz. Yeter ki vatandaşımızın burada karşı karşıya kaldığı, milletimizin burada karşı karşıya kaldığı bu deprem travmasında ya burada kaldıysa hizmetlerimizle ya da buradan gittiyse bir şekilde nefeslenmesini ve bu tramvayı atlatabilmesini sağlamak için bütün devletimizin birimleriyle ayaktayız."

 

Bakan Soylu, deprem bölgesinde çalışmaların kararlılıkla devam ettiğini vurgulayarak, dirençli olduklarını söyledi.

 

"Yorgunluğumuz olmayacak, bu meseleden hep beraber bir millet olarak çıkacağız"

 

Buradaki ve Türkiye'deki bu depremde çalışan bütün arkadaşlarının sorumluluk sahibi olduklarına işaret eden Soylu, sözlerini şöyle tamamladı:

 

"Yorgunluğumuz olmayacak ve bizim yüzümüze bakan vatandaşlarımız umutsuzluk değil, bu meseleden hep beraber bir millet olarak nasıl çıkacağımızı, yarını görecekler. Bizim inancımız budur. Sorumluluk başkasında olsaydı onlardan da biz millet olarak aynı şeyi beklerdik. Biz sorumluluk sahiplerinden yani bu işi yönetme sahiplerinden bir vatandaş olarak ne bekliyorsak kendimiz de onu yerine getirmekle mükellefiz. Sosyal medya meselesinde de şunu söyleyeyim. Kim dezenformasyon yapıyorsa, devletin bütün kurumlarıyla bizatihi şahsım da dahil olmak üzere arkadaşlar bildirdiği andan itibaren kanuni ve olağanüstü halin getirdiği bütün unsurlar kullanılmak kaydıyla hukuk karşısına çıkarılmaktadır. Burada belki de bu ülkeye yapılabilecek en kötü yüklerden, en büyük kötülüklerden ve cinayetlerden bir tanesi bu dönem dezenformasyon ve yalanla bu milletin gündemini meşgul etmek ve insanımızın kafasını karıştırmak ve vatandaşımızı umutsuzlandırmaya yönelik bir anlayışı ortaya koyabilmektir."

Yeni Yorum