19 Temmuz Cuma 2024

Büyük Aile Platformu'ndan LGBT propaganda ve dayatmasına tepki: Aile ocağımıza el uzatamayacaklar

Büyük Aile Platformu'ndan LGBT propaganda ve dayatmasına tepki: Aile ocağımıza el uzatamayacaklar

İstanbul'da 200’den fazla sivil toplum kuruluşunun oluşturduğu Büyük Aile Platformu, bugün saat 15.00'te ikinci kez bir araya gelerek LGBT dayatmasına karşı Saraçhane Parkı'nda 'Büyük Aile Buluşması ve Sessiz Yürüyüşü' düzenlendi. 'Çocuklarımız İçin, Ailemiz İçin, İnsanlık İçin' sloganıyla gerçekleşen etkinlikte yapılan basın açıklamasında, LGBT lobisinin her türlü dini, milli, kültürel, ailevi değerlere hakaretler savurduğuna vurgu yapıldı. LGBT lobisinin bireysel hak ve özgürlükler arkasına saklanarak Batı ülkelerinde pedofiliye alan açtığı belirtilen açıklamada, "Dün gökkuşağımızı çalanlar, bugün insanlık onurumuzu çalamayacaklar. Aile ocağımıza da sancağımıza da el uzatamayacaklar. İzin vermeyeceğiz" ifadelerine yer verildi. Ayrıca, TBMM'nin LGBT propaganda ve örgütlenmesini yasaklayacak bir yasa çıkarması gerektiğine dikkat çekildi.

 

Özellikle çocukları hedef alan LGBT terörüne karşı aile yapısını korumak üzere mücadele eden 200’den fazla farklı derneğin oluşturduğu Büyük Aile Platformu, LGBT dayatmasına karşı tepkilerini duyurmak amacıyla Saraçhane’de Fatih Anıt Parkı’nda yeniden bir araya geldi. Yeni Şafak İnternet Yayın Yönetmeni Ersin Çelik ve Yeni Şafak Gazetesi Yazarı Nuriye Çakmak Çelik'in de aralarında bulunduğu platformun LGBT propaganda ve dayatmasına karşı düzenlediği etkinliğe on binlerce insan ailesiyle birlikte buluşmaya katıldı.

 

'Bu propaganda ve dayatmaya karşı mücadele etmek zorundayız'

 

Etkinlikte Büyük Aile Platformu tarafından yapılan açıklamada LGBT lobisinin tehlikeli boyutlara ulaştığına vurdu yapılarak şu ifadelere yer verildi: "Bugün burada ülkemizin dört bir yanından ve farklı dünya görüşlerinden yüzlerce sivil toplum kuruluşunun inisiyatifi ile kurulan Büyük Aile Platformu olarak huzurunuzdayız. Bu STK’lar geçtiğimiz yıl 18 Eylül’de gerçekleştirilen Büyük Aile Buluşması’na da öncülük etmişti.

 

O gün Saraçhane’den Beyazıt’a kesintisiz akan, meydanlara sığmayan on binlerin sessiz çığlığı tüm yurda yayıldı. Bir yıl içerisinde mücadelemize destek çığ gibi büyüdü ve Büyük Aile Platformu kuruldu. Maalesef bu zaman zarfında sosyal medya ve dijital platformlarda fitili ateşlenen LGBT Propagandası ve Dayatması yangını da katlanarak her yanı sardı. Bu öyle bir yangın ki; kapınıza geldiğinde sizin inancınıza, yaşam tarzınıza, siyasi görüşünüze bakmadan yakıp geçecek. Dolayısıyla bugün hep birlikte bu propaganda ve dayatmaya karşı mücadele etmek zorundayız. Nitekim Büyük Aile Platformu da bu düşünce üzerine farklı dünya görüşlerinin aynı hassasiyetle bir araya gelmesiyle kurulmuştur. Ortak değerlerimiz olan -çocuklarımızı, ailemizi, insanlık onurunu- bu yangından kurtarmak, zihinlerin ve bedenlerin işgaline mani olmak için Kuvâ-yi Milliye ruhu ile bir araya geldi.

 

'Çocuklar ile gençlerden sonra maalesef şimdi kadınlar dahil oldu'

 

Biz hiçbir şahsı hedef almadan bu Propaganda ve Dayatmanın karşısında duruyoruz. Bu dayatmaya “Dur!” diyen herkesi nefret söyleminde bulunmak ile damgalamaya çalışan LGBT lobisi; her türlü dini, milli, kültürel, ailevi değerlere hakaretler savuruyor. Tüm bu değerleri ayaklar altına almaya kasteden ve cinsiyetsiz bir dünya oluşturmak için uydurulan “toplumsal cinsiyet” ideolojisini ise “kadın hakları ve eşitlik” kılıfında sunarak LGBT propagandasını meşrulaştırmaya çalışıyor. Bu dayatmanın öncelikli mağdurları arasına çocuklar ile gençlerden sonra maalesef şimdi kadınlar da dahil oldu. LGBT hareketi, kadınlara tutunarak meşruiyet alanını genişletmeye çalışırken, bu agresif marjinal akımın ortaya çıkardığı sonuçlar spordan gündelik hayata uzanan pek çok alanda kadınların haklarını tehdit ediyor. LGBT lobisi, uydurduğu yeni ve sayısız cinsiyetle kadın olmayı değersizleştiriyor, adeta esaret olarak sunuyor. Diğer yandan, Batı’da, “kendini kadın hissettiğini “ söyleyen erkekler, kadınlara özel mekanlara fütursuzca girmeyi talep ederek sert tartışmalar başlatıyor.

 

'Bu tehdit sadece ülkemizde değil tüm dünyada aileleri harekete geçirmiş durumda'

 

On yıllardır bilimi ve sanatı çarpıtarak kendini meşru bir zemine taşımaya çalışan LGBT lobisi dünya genelindeki bilimsel çalışmaları göz ardı ediyor yahut engellemeye çalışıyor. LGBT yaşam tarzının neden olduğu uyuşturucu bağımlılığı başta olmak üzere ağır hastalıkları, erken ölüm yaşlarını, yüksek intihar oranlarını, ruhsal çöküşleri örtbas etmeye çalışan malum lobi, ne yaparsa yapsın başarılı olamayacak. Dünyanın her yerinde cinsiyet değiştiren kişilerin yaşadıkları pişmanlıktan dolayı malum lobiye isyan etmek için her yıl düzenledikleri Detrans Farkındalık Günü, bunun en açık örneklerinden birisi. Bu tehdit sadece ülkemizde değil, tüm dünyada aileleri harekete geçirmiş durumda. İnsanlığın varoluşuna, evlatlarımıza, geleceğimize yönelen bu tehdide karşı hangi siyasi görüşe sahip olursak olalım hep beraber mücadele etmek zorundayız.

 

'Modern zamanların Kuva-yı Milliye mücadelesi'

 

LGBT lobisinin bireysel hak ve özgürlükler arkasına saklanarak Batı ülkelerinde pedofiliye alan açma çabaları da tehlikenin vahametini artırıyor. Anaokulu çağındaki çocukların malum propaganda ile cinsiyet karmaşasına düşürülmesi ve sözde uzmanlar eliyle bu karmaşaya düşen çocukların cinsiyetlerinin değiştirilmesi, anne-babaları isyan noktasına getirdi. ABD’de bazı eyaletler tehlikenin farkına vararak malum lobinin faaliyetlerine karşı ailelerin beklentilerini karşılamaya dönük yasal düzenlemeler yapıyor. Benzer tedbirleri alan ülkelerin sayısı da her geçen gün artıyor. Ülkemiz de acilen bu yasal tedbirleri alarak hayata geçirmelidir. En son İstanbul Üniversitesi’ndeki on bir sözde uzmanın mesleki etik ilkelerini ve Medeni Kanun’u hiçe sayarak onlarca evladımızın cinsiyetlerini değiştirdiklerini kendi beyanlarıyla gördük. Ancak maske düştü; LGBT dayatmasının arkasındaki pedofili yüzü göründü artık.  Batı’da malum lobi propagandaya tam gaz devam ederken dayatmalarını da artırmış durumda. ABD, İsveç, Hollanda ve İngiltere başta olmak üzere pek çok ülkede şirketlerin ardından kamu kurumları ve milli şuura sahip olması beklenen askerler resmî geçitle “sözde onur yürüyüşlerine” katıldı. Beyaz Saray’a, büyükelçilik ve konsolosluklarına; ABD Bayrak Kanunu’nu ihlal ederek kendi kamu çalışanlarının eliyle, ABD vatandaşlarının alkışları eşliğinde malum paçavralarını astılar. Tüm bunlar malum Propaganda ve Dayatmanın esir aldığı ülkelerin hazin sonu ve zihinsel işgalin en üst noktasıdır. İşte bu yüzden bu işgale karşı yürütülen mücadele modern zamanların Kuva-yı Milliye Mücadelesidir.

 

'Yabancı devletler LGBT propagandasının da en önde gelen finansörleri'

 

Dikkat edilmesi gereken en önemli hususlardan biri de; ülkemizi parçalamayı hedefleyen, on binlerce insanımızı katleden, eli kanlı terör örgütlerine her türlü silah desteğini sağlayan yabancı devletlerin, aynı zamanda LGBT propagandasının da en önde gelen finansörleri ve destekçileri olduğu gerçeğidir. Nice annenin evladını dağa kaçıran, nice gencimizi uyuşturucularla zehirleyen terör örgütlerinin ve onların destekçisi yabancı ülkelerin ve kuruluşların, malum paçavrayı binalarına, konsolosluklarına asması nasıl bir tehlike ile karşı karşıya olduğumuzun en açık göstergesidir. Dün dağa kaçırdıkları gençleri, bugün sosyal medyanın karanlık arka sokaklarında sapkın ideolojilerinin militanı haline getiriyorlar. Ülkemiz üzerinde sinsi planlar yapan güçlerin stratejileri; terör faaliyetlerinden, gençlerimizi uyuşturucuyla zehirlemekten geçtiği gibi şimdi de malum propaganda ile evlatlarımızı çalmaktan geçiyor. Eli kanlı terör örgütleri evlatlarımızı devşirmek, zihni işgal edilmiş militanları haline getirmek için onları ailelerinden koparmayı hedefliyor. “Aile kurumunun lağvedilmesini” her fırsatta defaatle vurgulayan LGBT dernekleri ise bunun yürütücüsü ve destekçisi oluyor. İşte bu yüzden yeni anayasada ailenin korunmasına ilişkin düzenleme bir zarurettir.

 

'TBMM propaganda ve örgütlenmesini yasaklayacak bir yasa çıkarmalı'

 

Sözde onur yürüyüşlerinde en önde slogan atanların, hain terör örgütlerinin militanları olduğu gerçeği ortaya çıkıyor. Çocuklarımızı terör bataklığına çeken, dağa kaçıran yapılar şimdi ellerinde LGBT paçavrası ile çocuklarımıza musallat oluyor. Tehlikenin farkına varmak için daha neyi görmemiz, neyi duymamız ve ne olması gerekiyor? Ülkemizde malum lobinin yol açtığı tehlikenin önlenmesi için son zamanlarda hükümetin ve pek çok siyasi partinin gösterdiği duyarlılık bizleri umutlandırmaktadır. Ancak siyaset içerisindeki tüm bu duyarlı söylemlerin, artık önleyici eylemlerle hayata geçirilmesi gerekmektedir. Bu doğrultuda LGBT örgütlerinin ülkemizdeki tüm faaliyetlerine son verilmesi, medya - akademi - iş dünyası - sanat - spor - eğitim aracılığıyla sürdürülen propaganda ve dayatmaların engellenmesi, gelecek nesillerin sağlıklı yarınlarının yasal güvence altına alınması ve aileyi destekleyecek adımların atılması devletimizden beklentimizdir. Türkiye Büyük Millet Meclisi’ni LGBT propaganda ve örgütlenmesini yasaklayacak bir yasa çıkarması için göreve davet ediyoruz. TBMM, Milletin Meclisi’dir ve halkın taleplerine yanıt vermelidir.

 

'Marjinal cinsel kimliklerin normalleştirilmesine izin vermeyeceğiz'

 

Üstüne basa basa söylüyoruz. Biz fertleri hedef almıyoruz. Bizim mücadelemizin ve itirazımızın muhatabı şahıslar değildir. Bizim mücadelemiz LGBT propaganda ve dayatmasını icra edenlerle, bizim mücadelemiz onları himaye ve finanse eden yapılarladır. Özel hayatları toplumun önüne saçan malum lobinin yatak odalarını sokağa taşımasına da asla sessiz kalmayacağız. Bu ülkenin her vatandaşı anayasal haklara sahiptir ve bu haklar devletin güvencesi altındadır. Biz 85 milyon ferdi olan Büyük Türkiye Ailesiyiz. Milletimizin birliğine, değerlerine savaş açanlara hep birlikte karşı duracağız. Marjinal cinsel kimliklerin normalleştirilmesine izin vermeyeceğiz. Küresel emperyalist lobilerin LGBT Propaganda ve Dayatması üzerinden yürüttüğü sosyo-kültürel teröre geçit vermeyeceğiz. Bugün buraya gelerek hassasiyetini ortaya koyan, buraya gelemese de destek veren, dua eden herkese müteşekkiriz. Bugün Saraçhane’den Beyazıt’a uzanan bu insan seli, son zamanların en muhteşem aile fotoğrafıdır. Bizler; çocuklarımız için, ailemiz için, insanlık için buradayız. Bizi “şucu, bucu” diyerek yaftalamaya, toplumun bir kesimi ile aramıza set çekmeye çalışanlar var. Onlara inat diyoruz ki; buradaki gür sedaya kulaklarınızı kapatıyorsunuz. Bunu gördük, bari Gazi Mustafa Kemal Atatürk’e kulak verin. Gazi diyor ki; “Sosyal hayatın kaynağı aile hayatıdır. Aile izaha lüzum yoktur ki kadın ve erkekten kuruludur.” Cumhuriyetin 100. Yılına gelmişken maalesef bugün malum propaganda ve dayatma bizi ailenin kadın ve erkekten kurulduğunu izaha muhtaç kılıyor.

 

'İnsanlık onurumuzu çalamayacaklar'

 

Şu çok iyi bilinmelidir ki; kadını, erkeği, gençleri, çocukları ve temelde aileyi hedef alan bu dayatma, hiçbir ahlaksızlığını ve suçunu temize çıkaramayacaktır. Ülkeleri demografik olarak zayıflatan, insanlığa kasteden, çocuklarımızın ve gençlerimizin geleceğini karartan bu propaganda ve dayatmanın kara bulutlarını dağıtmaya kararlıyız. Bugün buradaki muazzam tablo, milletimizin vakur duruşu; gelecekteki 23 Nisan ve 19 Mayıs bayramlarımızı neşeyle, gururla ve en önemlisi milli şuurla kutlayacak çocuklarımızın ve gençlerimizin güvencesidir. Cumhuriyetimizin 100. Yılında Kuvâ-yi Milliye ruhu aziz milletimizin sinesinde dipdiridir. Dün gökkuşağımızı çalanlar, bugün insanlık onurumuzu çalamayacaklar. Aile ocağımıza da sancağımıza da el uzatamayacaklar. İzin vermeyeceğiz."

Yeni Yorum