19 Ekim Salı 2021

Naif Analiz - Ali Naif Çakar | PKK’nın Sonu; ‘Kürt’lüğün Miladı, Kürtçenin İhyası  

Naif Analiz - Ali Naif Çakar | PKK’nın Sonu; ‘Kürt’lüğün Miladı, Kürtçenin İhyası  

PKK’nın ne olduğu kadar ne olmadığını da net bir şekilde biliyoruz. Arif bir millete tarif gerekmez, üzüntümüz PKK’nın afyonladığı kitlelerin bu bağımlılık döngüsünden hala tam anlamıyla kurtulamamasındandır.

 

Yürekli bir mücadele yürütülüyor. Gönülden selamladığımız, şehitlerin kanıyla, yöneticilerimizin kararlığıyla emsali içeride ve dışarıda görülmemiş bir çaba var.

 

Parolamız belli; Temizlik imandandır…

Terörden ve terörizmden temizlediğimiz her yer, her mecra, her bulanık su bugünden yarına bırakılacak en kıymetli kazanım olmaya adaydır.

 

PKK’nın sonunun geldiğini hepimiz biliyoruz. ABD seçimlerinden medet uman PKK/KCK yöneticilerinin beyanatları ortada.

Suriye’de, Irak’ta, İran’da şiddetten ve istikrarsızlıktan beslenen PKK’yı yakinen tanıyoruz.

 

ABD’den medet uman kendi papazına günah çıkartmaya çalışan bir terör örgütü var karşımızda.

 

40 Yıllık PKK miadını doldurmuştur. Örgütün lideri yıllardır Türkiye Cumhuriyeti’nin hapishanelerinde cezasını çekmektedir. Son dönemlerde hemen hemen her hafta üst düzey bir yöneticisi etkisiz hale getirilmektedir.

 

Emniyet ve Jandarmanın yurt içindeki operasyonlarıyla hem silahlı kadro hem de şehirlerdeki destek kadroları darbe üstüne darbe yemektedir.

 

40 Yıllık PKK’nın ortada bir başarısı yok ama asıl işi olan terörle değil de kendini Kürtlükle var kılma, ilişkilendirme çabası ve bu çabanın temelini oluşturan Kürtlüğü her yönüyle istismar etmesi tahrip edici olmuştur.

 

Kürtlüğü kendi formlarından, geleneğinden, köklerinden, aile bağlarından ayrıştırarak bireysel ve ideolojik bir Kürtlük inşa ederek örgüte insan kaynağı sağlanmıştır. Terörize olan bu insan kaynağı dağlarda örgüt tarafından heba edilmiş, örgüt kamplarında infaz edilmiş ve Kürt ailelerinin içerisine örgüte bağımlı kılacak birer acı bombası olarak bırakılmıştır.

 

PKK için ne şekilde olursa olsun ölen her mensubu “şehit gerilla” olup yüceltilirken, PKK’nın siyasetine soyunanlar içinse ölen bir “Kürt gerillası” olarak etnik siyasi malzemeye dönüştürülmüş olsa da netice itibarıyla kanun, hukuk, tarih ve millet karşısında ölenin de, dağa çıkıp silah kuşananın da terörist olduğu gerçeği nihai realite olmuştur.  

 

PKK’nın siyasi temsilciliğine soyunan tüm partiler ve sivil toplum örgütleri, PKK’nın yıktığı “Kürt”lüğü yeniden inşa etme misyonuyla kitleleri kültürel soykırıma tabi tutmuştur.

 

Doğu ve Güneydoğu Anadolu’nun tarihsel geri kalmışlığı, coğrafyanın zorluğu, Aşiret gerçeği, gelenek, görenek ve değerler küçümsenerek, sol siyasetin gölgesinde öcüleştirilerek reddedilmiş ve kötülenerek örgüte müzahir Kürt kolektif belleği tüm birikimiyle formatlanmıştır.  

 

Türk’ün kötü olduğu, devletin düşman olduğu, PKK’ya meyletmeyen Kürdün Kürt’ten sayılmadığı, Apo’cu Kürtlüğün esas olduğu, bölücülüğün baki, şiddetin makbul olduğu bir örgütsel iklime karşı artık hem Kürtlerin hem de gönlünde Kürtlere kocaman yer olanların başkaldırma zamanı.

 

Kürt isyanlarını tarihin sayfalarından çıkarıp PKK’ya gerekçe gösterenlerin, tarihçilerin, aydınların, melelerin, mollaların, müderrislerin, dedelerin, babaların cümle kamu ehlinin PKK’ya , onun siyasi uzantılarına ve Kürtlerin gönlünden ve zihninden söküp aldıklarına karşı gerçek isyan bayrağını açıp dalgalandıracakları gün bugündür!

 

Yarın değil bugün!

 

Diyarbakır’daki annelerin isyanına katılma ve bu isyanı büyütmek için doğru gün bugündür.

 

Kayyum atamaları durup dururken boşu boşuna yapılmamıştır, hukukla, terör ve terörizmle mücadeleyle yüksek derece ilişkilidir.

Gaziosmanpaşa Kaymakamlığı, Urfa Valiliği tarafından yasaklanan İstanbul Büyükşehir Belediyesi tarafından ısrarla oynatılmak istenen Kürtçe Tiyatro oyunu Kürtçe olduğu için yasaklanmamıştır.

 

Mesele oldukça anlaşılır olmakla beraber biraz daha izaha muhtaç; PKK işgali, propagandası ve kültürel ajandasında bulunan proje Kürtlüğün ve Kürtçenin temsiliyetini taşıdığı için yasaklanmıştır.

 

PKK’ya bir vesileyle takılmış Kürtlerin, Kürt gençlerinin, Kürt aydınlarının gözünü açmak için herkese ve her kesime büyük görev düşüyor.

 

Kürt büyüklerine, bilgelerine, yaşlılarına gençlere Kürtlüğü, tarihi, geçmişi, stranları ve hikayeleri PKK’sız anlatmak ve aktarmak görevi her kesim tarafından yüklenmeli.

 

PKK’nın Kürtler ve Kürtçe için 40 yıl önce açtığı ancak içini doldurmayı başaramadığı, zihinleri bulandırabildiği, kendi gerçekliğini dayatmaya çalıştığı parantezi, Cumhurbaşkanı Recep Tayip Erdoğan’ın liderliği,  İçişleri Bakanı Süleyman Soylu ve ekibinin gayretleriyle kapatacak büyük bir fırsat döneminin içerisindeyiz.  

 

Aşağıdan yukarıdan PKK’nın sonu görünüyor, bu fırsat PKK’nın tahrip ve işgal ettiği Kürtlüğün miladı ve Kürtçenin ihyası, öze dönüşü olacaktır.  

 

Unutmayın etnik ve mezhebi olarak ne ve kim olursak olalım, hepimiz Kürtlerin kardeşiyiz!

 

Biz Kürtlerin kardeşleri için, Kürtlüğü ve Kürtçeyi PKK/KCK tasallutundan kurtarmak bizlerin, sizlerin, herkesin ve her kesimin öncelikli görevi, Allah hayreylesin…

 

 

Yeni Yorum