30 Kasım Salı 2021
2 ay önce

Devlet Bahçeli'den Kılıçdaroğlu'na HDP tepkisi: PKK'nın mazbata almış maskeli halidir

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli'den CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'na sert tepki. Bahçeli yaptığı yazılı açıklamada Kılıçdaroğlu'nun "İmralı meşru organ değil. HDP'yi meşru organ görebiliriz. Bu sorun çözülecekse meşru organla çözebiliriz." çıkışıyla ilgili değerlendirmelerde bulundu. "Kalbi Türk milletiyle bir atmayan namertlerdir" Bahçeli, "Türkiye’de Kürt sorunu diye bir sorun yoktur. Var diyen, olduğunu ısrarla dayatıp iddia eden kim varsa kalbi Türk milletiyle bir atmayan namertlerdir" ifadelerine yer verdi.  "CHP yönetimi milli güvenlik tehdidine dönüşmüştür" MHP Lideri Devlet Bahçeli'nin açıklamaları şu şekilde; ''Cumhuriyet Halk Partisi yönetimi; söylem, eylem ve emelleri itibariyle Türkiye’nin karşısına geçmiş, hatta siyasi mihrak ve militan haline gelerek milli güvenlik tehdidine dönüşmüştür. Aziz Atatürk’ün kurduğu parti meşum ellerin denetimine girerek kökünden ve kimliğinden tehlikeli ölçülerde kopmuş, nihayetinde başkalaşıp melezleşerek siyasi merkezini ve ahlaki metabolizmasını kaybetmiştir. Küresel merkezkaç güçlerin tesir ve telkiniyle yörüngesinden kayan CHP, geçmişiyle çatışan, milli gerçeklerle çelişen bir duruma savrulmuştur. Bir diğer ifadeyle, CHP yönetiminin gayri milli tavır, tutum, teklif ve temennileri vahim bir noktaya dayanmış, tamiri ve telafisi neredeyse imkânsız bir çizgiye kapılanmıştır. Maalesef CHP’nin hal-i pürmelali dağınık, dengesiz, düzeysiz ve içler acısıdır. CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun “Bay Kemal ve İttifakları” belgeselinin ilk bölümünde “Kürt sorununu çözmek için meşru bir organa ihtiyacımız var. HDP’yi meşru organ olarak görebiliriz.” sözleri, temelsiz Sezai’nin de bu çürük sözlere cevaben “demokratik çözümün adresi ve asıl muhatabı İmralı’dır” mesajı kimin kimlerle beraber olduğunun itirafı ve ispatı niteliğindedir. "Ahlaksız ortaklığı resmileştirme arayışına girmiştir" Kılıçdaroğlu, olmayan bir sorunu varmış gibi sunarak HDP’yle sürdürdüğü yasak ilişkiyi ve ahlaksız ortaklığı resmileştirme, kaldı ki meşrulaştırma arayışına girmiştir. CHP ile HDP arasındaki danışıklı dövüş irtibatlar, kamuoyunu sinsi bir plan dahilinde ikna çabaları ve bu sürece İP’in kurnazca ve gözcü sıfatıyla dahil olma hevesi uyanık şuur sahibi hiçbir insanımızın dikkatinden kaçmamıştır. Karşımızdaki bu rezalet ve melanet su katılmamış bir ihanet ve millet iradesine meydan okuma alçaklığıdır. HDP’yi meşru organ görmek demek, PKK’yı muhatap almak demektir. CHP yönetimi siyasi ikbal ve istikbalinin çürük şifrelerini Kandil mağaralarının pespaye karanlığında bulmak üzere harekete geçmiştir. Kılıçdaroğlu’nun aracılar vasıtasıyla PKK’yla temas kurup kurmadığını, geçtiğimiz ayın son günlerinde Irak’ın kuzeyine giden CHP heyetinin PKK’lılarla görüşüp görüşmediğini yalana ve saptırmaya tevessül etmeden açıklığa kavuşturması ertelenemez zorunluluktur.  Muğlak ifadeler, müphem teviller, kaçak güreşmeler, suya sabuna dokunmayan açıklamalar milletimiz nezdinde değersizdir, yok hükmündedir. HDP, meşru bir organ değil, terör örgütü PKK’nın mazbata almış maskeli halidir. Bu yalın gerçeği bilmemek, görmemek, afişe etmemek hem ayıplı bir siyaset örneği, hem de bölücü hedeflere siperlik yapan, terörist niyetlere müsamahalı ve muhabbetle bakan terörseviciliktir. Türkiye’de Kürt sorunu diye bir sorun yoktur.  Var diyen, olduğunu ısrarla dayatıp iddia eden kim varsa kalbi Türk milletiyle bir atmayan namertlerdir. "Emperyalizmin dümen suyuna girmişler" CHP ile HDP, yedek kulübesinde ısındırılan İP ile birlikte küresel emperyalizmin dümen suyuna girmişler, bayatlamış bir senaryo kapsamında Kandil’den İmralı’ya kadar adı konulmamış bir müzakere köprüsü kurmuşlardır.  Kılıçdaroğlu’nun iradesi rehin alınmış, vicdanı haczedilmiştir. CHP yönetimi, Türkiye üzerinde hesapları olan zalimlerin gözüne girmek, dikkatlerini çekmek, onların hain desteklerini alabilmek için İblisle bile ortaklığa hazır bir kıvama gelmiştir. "Mavi Vatan'a dil uzatan CHP'li Ünal Çeviköz'e sert tepki" Bu sırada, Kemal Kılıçdaroğlu’nun dış politika başdanışmanının mavi vatanla ilgili soysuz düşünceleri, partisinin de bu düşüncelere hüsranla iştirak etmesi CHP zihniyetine hakim olan alçalmanın kahredici boyutlara ulaştığını tescil etmiştir. Deniz yetki alanlarının tespiti yapılarak muhafaza edilmesi, bu kapsamda doğal kaynaklardan tüm canlı ve cansız ekonomik varlıklara kadar sahip çıkılması mavi vatanın esasıdır. CHP, vatanın her rengine, her değerine, bizatihi vatanının kendisine karşıdır. Büyükelçilik yapmış, halen milletvekilliği görevini de ifa eden söz konusu başdanışman, tıpkı Megali İdea hayali peşinde koşan herhangi bir Yunan milletvekilini aratmayan bir şeref kaybının içine gömülmüştür. Sevr anlaşmasının bugünkü temsilcisi Sevr Anlaşmasını imzalayanlardan birisi olan Reşat Halis’in bugünkü temsilcisi, bu zaman ki ismi CHP’li Ünal Çeviköz’dür. CHP, Türkiye’nin egemenlik haklarını, tarih çıkarlarını sömürgecilerin bakış açısıyla ele alan bir çarpıklığın, bir hezeyanın pençesindedir. Türkiye’yi yayılmacılıkla suçlayan, dış politikayı agresif ve askeri olarak mimleyen işbirlikçi bir şahsın TBMM’de nasıl görev yaptığı öncelikle CHP’nin sorunu, milletimizin de ana sorusudur. Damarlarında haçlı kanı dolaşan bu başdanışmanı vatansever ve milletsever CHP’lilerin vicdanına havale etmek de bizim için başlıca sorumluluktur. CHP’ye nüfuz etmiş vatansızlara bu aziz vatanı dar etmek cumhurun namus ve haysiyet meselesidir. Nitekim bu meselenin halli Türkiye’nin ve Türk milletinin var oluş yok oluş mücadelesinin canevi, kilit taşıdır. Milliyetçi Hareket Partisi, Türkiye düşmanlarının siyaset ayağına, kiralık işbirlikçilerine, demokrasi fanusuna saklanmış vatan ve millet karşıtlarına sonuna kadar direnecek, kurulmuş tuzakları bozarak milli istiklal ve istikbal haklarını fedakârca savunacaktır.''

2 ay önce

Bahçeli: CHP artık HDP’dir, HDP zaten PKK’dır…

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, yazılı açıklamasında, "CHP yönetimi PKK'nın ve FETÖ'nün tuzağında kaybolacaktır. Kılıçdaroğlu, HDP'nin girdabında boğulacaktır. Bu ülkede bir sorun varsa o da terördür ve ona destek veren siyasi mihraklardır." değerlendirmesinde bulundu. Bahçeli, açıklamasında şunları kaydetti; Osmanlı İmparatorluğu'nun son dönemlerini de kapsayacak şekilde geride kalan 1,5 asrın perdesi aralandığında, sömürgeci güçler tarafından önce sorun tanım ve tarifinin yapıldığı, ardından ihanet, istila ve işgal projelerinin devreye alındığı bariz olarak görülecektir. Her seferinde yapay sorunlara çözüm tekliflerinin dayatılması, ya devletimizin ya da insan ve toprak varlığımızın acıklı ve kanlı çözülmesiyle sonuçlanmıştır. Bu meyanda zillet çarkı sürekli dönmüş, hıyanet mesaisi devamlı surette işlerlik ve işlevsellik kazanarak bugünlere kadar gelmiştir. Sözde Kürt sorunu emperyalistlerin hiç taviz vermediği, işbirlikçilerinin hiç vazgeçmediği bir istismar, bir inkar, bir ihanet mekanizması olarak kullanılmıştır. Herkesi uyarıyorum, kökeni, mezhebi, dili ve yöresi ne olursa olsun, Türkiye'de tek bir insanımız bile sorun değildir veya siparişi Türkiye düşmanları eliyle verilen yığma bir sorunun parçası görülemeyecektir. Sözde Kürt sorunundan bahsetmek, başka bir ifadeyle Kürt kökenli kardeşlerimi sorun olarak işaretlemek, hatta fişlemek demektir. Bunun adı da vatana ve millete ihanettir. Cumhuriyet Halk Partisi'yle İP'in aynı anda HDP'yi meşru organ görüp sözde Kürt sorunu üzerinden PKK'ya zeytin dalı uzatmaları terörizmin değirmenine su taşıyan bedhahlıktır. Kalbinde vatan sevgisi olup da HDP'nin PKK demek olduğunu bilmeyen, görmeyen, idrak etmeyen yoktur. HDP'yi meşru görmek, meşruiyet kavramına vurulmuş paslı zincirdir. CHP Genel Başkanı tarihi bir yanlışın içindedir. İP yönetimi terörizmin pençesinde güç ve iktidar devşirmenin izindedir. Karşımızdaki tablonun makul ve münasip tek bir yanı bile asla gösterilemeyecektir. Anlaşılan odur ki, HDP, zillet ittifakının diğer ortaklarını kapı kulu, siyasi kukla, kürek mahkumu haline çevirmiştir. Oy için, iktidar için, koltuk için, makam için Türkiye düşmanlarının bayatlamış projelerine tutunanları, bununla da kalmayıp kuvveden fiile geçenleri Türk milleti affetmeyecektir. Anayasa Mahkemesi'nin HDP'nin kapatılmasını esas alan davayı görüştüğü sırada, CHP Genel Başkanı'nın sivri çıkışı akılları bulandırmış, kuşkuları arttırmıştır. CHP ile Anayasa Mahkemesi arasında kirli bir temas hattı kurulup kurulmadığı, HDP'nin aklanması maksadıyla kripto mesajların karşılıklı gidip gelmediği herkesin merak konusu haline gelmiştir. Zamanlama itibariyle çok manidar olan bir dönemde HDP'yi meşru görmek, meşruiyet çemberine almaya heveslenmek Anayasa Mahkemesi üzerinde fiili baskı kurmak anlamına gelecektir. CHP Genel Başkanı'nın kulağına ne fısıldanmışsa, önüne koyulan ödev listesi neleri ihtiva ediyorsa aynısıyla tatbik ve telaffuz edilmektedir. Birleşmiş Milletler 76.Genel Kurulu'nun yapıldığı bir tarih aralığında, Cumhurbaşkanımızın isabetli ve küresel vicdanın dikkatini çeken konuşmasının yapıldığı esnada, CHP Genel Başkanı'nın gündem ve güven kirliliğini tetiklemesi, buna İP'in heyecanla iştirak etmesi sadece küstahlık değil, aynı zamanda müptezelliktir. CHP bölücülüğün ve terörizmin siyaset ayağı olmaya HDP'den daha çok yatkın ve meyyaldir. Kılıçdaroğlu'nun kahraman gazilerimizle buluşmasında onların gözünün içine nasıl baktığı, yüreğinin sızlayıp sızlamadığı ayrıca tartışılması gereken bir muammadır. Bu şahsa kalpak giyip poz vermek değil; sarı, kırmızı, yeşil poşu takıp ittifak ortaklarıyla kucaklaşması daha çok yakışacak, en azından daha gerçekçi bir fotoğraf vermiş olacaktır. Sözde Kürt sorununu ifade eden kim varsa PKK'nın yanında hizaya girmiş, bölücülüğün ağzıyla konuşmuş sayılacaktır. Terörist Demirtaş'tan selamsız Babacan'a, serok Ahmet'ten satılmış kalemlere varıncaya kadar Kürt kardeşlerimizi sorun olarak gören ve gösteren güruhun ne vatan sevgisi ne de millet mensubiyeti kalmıştır. Kılıçdaroğlu'nun "bu ülkeye barışı dostlarımızla getireceğiz" demesi, adeta Türkiye'de savaş varmış gibi ima ve ihsasta bulunması derin bir yarılma, vahim bir kırılma halidir. Dostlar kimdir, barış ne demektir? Düşmanı dost gören bir anlayışın vatanı karanlığa, milleti uçuruma çekmesi kaçınılmaz bir hayat ve siyaset gerçeğidir. Bir başka ifadesinde "KHK kapsamında görevden alınan herkesi görevlerine iade edeceğim" açıklaması 15 Temmuz'un siyasi dayanağını, FETÖ'ye duyduğu gizli sevdayı deşifre etmekle kalmamış, Pensilvanya'lı caniyle kurduğu dirsek temasını da gözler önüne sermiştir. Bu ülkede bir sorun varsa o da terördür ve ona destek veren siyasi mihraklardır. CHP yönetimi yüz kızartıcı bir haldedir. Türkiye'nin milli varlığını, milli bekasını, milli kimliğini zedelemek, dahası zehirlemek için kuyruğa giren alçakların oyuncağı, siyaset uşağıdır. Yanındaki yöresindeki diğer partilerle milli utanç haline gelen CHP'nin PKK'nın dümen suyuna, FETÖ'nün çekim alanına girmesi rezaletin daniskasıdır. Sözde Kürt sorununun çözüm adresi olarak siyaset ve TBMM'nin gösterilmesi ise millet iradesini hain bölücülere lekeletme iştahı ve iştiyakıdır. Buna da hiç kimsenin hakkı olamayacaktır. CHP ve İP'in medya üzerinden HDP ile pazarlığı yoğunlaştırmaları, PKK'ya sevimlilik ve şirinlik gösterme çabaları bölücü odaklara cesaret aşılamış, nitekim "yarın ne yapacaksınız?" sorusuna cevap aranmaya başlanmıştır. Kılıçdaroğlu'nun amacı ve yapmak istediği etnik temelde bölünmedir, terörle mücadeleye kast etmektir, küresel bir senaryo çerçevesinde sözde Kürdistan'ın kuruluş temellerine harç karmaktır. Terörle mücadele fedakârca ve kahramanca devam ederken, 350 milyar doları doğrudan, 1 trilyon doları dolaylı olmak üzere ağır bir maliyete aziz milletimiz katlanmışken, bebek katillerini meşru görmek, bunlarla görüşme, konuşma, anlaşma şartlarını tesis etmeyi hedeflemek zulümdür, zillettir, Türkiye husumetidir. 1984 yılından bu tarafa onbinlerce şehidimizin kanı dökülmüştür. Masumlar can evinden vurulmuştur. Çocuklar yetim, gelinler dul, analar babalar yüreklerindeki acıyla kalmışlardır. Terör örgütünün darbe üstüne darbe yediği bir dönemde HDP'yi meşru ilan etmek PKK'ya el uzatmak, kol kanat germek, mücadele kararlılığını tartışmaya açmaktır. Zillete düşenler ne yapsa, neyi söylese boştur, bölücü terörün kökü kazınmalı, bir daha doğrulmamak üzere beli kırılmalıdır. Terörle mücadelenin adresi de vatanımızın her köşesi, mücavir topraklarda tehdit saçan her kaynaktır. Zillet ittifakının dile getirdiğinin aksine siyasette konuşmakla vakit kaybedilmeden; dağda, ovada, şehirde hainlerin başı ezilerek devletin hükmü şahsiyetiyle ve milletimizin haysiyetli duruşuyla teröristlere ezici cevap verilmelidir. HDP, yabancıların ve Kandil çetesinin esaret tasmasıyla sözde siyaset yaparken, CHP'nin de bu tasmaya özenmesi ve talip olması hakikaten milli bir felakettir. Kılıçdaroğlu, HDP'nin girdabında boğulacaktır. CHP yönetimi PKK'nın ve FETÖ'nün tuzağında kaybolacaktır. İP teslimiyetçi ve HDP'yi Kürt siyasi hareketi gören siyasi pespayeliğinin bedelini millet nezdinde ödeyecektir. Türk milleti, bölücülüğü ve kalabalıklaşan siyasi bölücüleri tarihin çöp sepetine fırlatıp; mukadderatına, mukaddesatına ve bin yıllık kardeşlik hukukuna cesaretle sahip çıkacaktır.  Kardeşliğimizin ve milli varlığımızın arasına etnik fitne sokmaya ve bu temelde bir ayrışma süreci başlatmaya çalışanlar eninde sonunda pişman olacaklardır. Cumhur İttifakı ve Milliyetçi Hareket Partisi Türkiye'ye çok ağır bir faturası olacak terör ittifakını ne pahasına olursun durdurmaya azimli, kararlı ve hazırdır. Herkes vakit çok geç olmadan aklını başına toplamalı, Türkiye'nin geleceği ve kaderi üzerinde ölümcül bir kumar oynamaktan vazgeçme basiretini gösterebilmelidir. Milliyetçi Hareket Partisi, hangi etnik kökenden gelirse gelsin Türk milletine ortaklaşa vücut veren bütün vatandaşlarımızı büyük Türk milleti ailesinin ayrılmaz bir parçası olarak bütünüyle kucaklayan bir siyasi anlayışın temsilcisidir. Bin yıldır birlikte yaşadığımız, ortak kardeşlik hukuku ve akrabalık bağları geliştirdiğimiz Kürt kökenli kardeşlerimiz Türkiye Cumhuriyeti'nin eşit haklara sahip onurlu bireyleridir. PKK'yla dayanışma içinde etnik bölücülük hevesi peşinde koşanlara Kürt kardeşlerimiz göz yummayacaktır. CHP artık HDP'dir, HDP zaten PKK'dır, nihayetinde İP ile CHP de PKK'nın mandası altına girmiştir. Temel sakatlık etnik bölücülük sorununu Kürt kökenli vatandaşlarımızın tamamını ilgilendiren ve kapsayan bir sorun olarak takdim edilmesi ve ayrıştırıcı bir zeminde çözüm arayışlarına girilmesidir. "Demokratik hesap günü ise uzak değildir" Türk milleti bu kokuşmuşluğa izin vermeyecektir. Bölücü terörün taleplerini tüm Kürt kökenli vatandaşlarımıza yaygınlaştırmaya çalışmak, PKK'nın bunların tümünün sözcüsü ve temsilcisi olduğu anlamına gelecektir. Böyle bir yaklaşım Kürt vatandaşlarımızın çok büyük çoğunluğuna yapılacak bir hakaret olacak, buna da herkesten önce Cumhur İttifakı ve Milliyetçi Hareket Partisi karşı çıkacaktır. Emperyalizmin vaatlerle kiraladığı zillet ittifakı tarih önünde, millet önünde, ecdat önünde, şehit ve gazilerimizin huzurunda mutlaka hesap verecektir.                                                      

2 ay önce

Evlat nöbeti tutan baba: HDP çocuğumu Amerika’nın askeri yapmış

Çocuklarının terör örgütü PKK mensupları tarafından kaçırıldığı iddiasıyla 3 Eylül 2019’da farklı kentlerden Diyarbakır’a gelen ailelerin HDP il binası önünde başlattığı oturma eylemi 753. gününde de sürüyor. 10 yıl önce Diyarbakır’ın Bağlar ilçesinde 14 yaşındaki oğlunun kaybolduğunu belirten baba Ömer Tokay, çocuğunu piknik bahanesiyle Şırnak’a götürdüklerini, torpilli olan ailelerin çocuklarının geri geldiğini, kendi çocuğunun ise dönmediğini söyledi. "AMERİKA'NIN ASKERİ YAPMIŞLAR" Tokay, "3 yıla girdik, Özgür Yurttaş Derneği piknik amaçlı 14 yaşındaki çocuğumu aldı götürdü. 10 yıldır götürmüş, şu an 24 yaşında. Çocuğumu HDP’den almadan gitmeyeceğim. Eğer ölmüş ise cenazesini versinler, getirsinler çocuğumu bana versinler, HDP ve PKK çocuğumu Amerika’nın askeri yapmış. Oğlum sesimi duyuyorsan gel. 32 arkadaşın geldi, ailesiyle birlikte, sen de gel güvenlik güçlerine teslim ol" dedi.

2 ay önce

HDP: Terörle mücadele dursun

Millet İttifakı’nın gizli ortağı HDP, ittifak paydaşlarının merakla beklediği tutum belgesini açıkladı. HDP Eş Genel Başkanları Pervin Buldan ve Mithat Sancar’ın açıkladığı ‘Demokrasi Tutum Belgesi’ 11 maddeden oluştu. 2023 seçimlerinin ‘yeni bir başlangıç’ olduğunu ifade eden Buldan ve Sancar, Millet İttifakı’na HDP’nin anahtar parti olduğu mesajını gönderdi. Buldan, meclis seçimleri için ortak mücadele zemini arayışında olduklarını belirterek, meclis seçimleri dışında herhangi bir ittifak içinde yer alma arayışı içinde olmadıklarını söyledi. KILIÇDAROĞLU’NA CEVAP CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun “Kürt sorunu çözmek için meşru bir organa ihtiyacımız var. HDP’yi meşru organ olarak görebiliriz” açıklamasına cevap verildi. HDP’nin bu konuda her zaman hazır olduğu belirtilerek, çözümün adresi olarak Kılıçdaroğlu gibi TBMM gösterildi. HDP, ittifak ve muhatap olma şartı olarak Türkiye’nin terörle mücadeleye ara vermesini istedi. HDP, yayımladığı deklarasyonda “Kürt sorununda demokratik çözüm” ismini verdiği 4. maddede Türkiye’nin terörle mücadelesini sonlandırmasını istedi. İlgili maddede “Savaş politikaları, silah ve çatışma yöntemleri yerine, sorunlarımızı şiddet aracılığıyla değil; konuşarak, müzakere ederek, diyalog yoluyla çözmek temel düsturumuzdur” ifadeleriyle Kılıçdaroğlu’na, açıkça ‘olmazsa olmazımız’ budur denildi. Kürt sorunun çözümü için Kılıçdaroğlu’na sunulan diğer bir şart ise “Bu çerçevede, başta anadili hakkı olmak üzere tüm evrensel kimlik haklarının tanınması için gerekli düzenlemelerin yapılması büyük önem taşımaktadır” ifadeleriyle metinde yer aldı. Kılıçdaroğlu’nun komşularla sıfır sorun politikası da deklarasyonda yer aldı. Kanal İstanbul’un durdurulması gerektiği belirtildi. Kanun Hükmünde Kararnamelerle hak gasplarının ortaya çıktığı iddia edilerek bunların sonlandırılması istendi. HDP’nin, 11 maddelik deklarasyonunda ittifakın en büyük ortağı CHP’nin istekleri ile benzerlik çeken diğer başlık ise cumhurbaşkanı adayı tarifi. AYNI ADAYI TARİF ETTİLER Deklarasyonda parlamenter sistem vurgusu yapılırken, cumhurbaşkanlığı adaylığı tartışmalarında da CHP ile aynı aday tarifi yapıldı. Cumhurbaşkanı adayı ile ilgili kuralların ve ilkelerin koyulması gerektiğini söyleyen Kılıçdaroğlu ile aynı tarifi yapan HDP, deklarasyonda “Cumhurbaşkanlığı seçiminde ilkesel buluşmaların gerçekleşmesi, HDP seçmenlerinin ülkenin geleceğinde anahtar bir role sahip olmaları nedeniyle günceldir. İster HDP’li isterse başka bir aday olsun, isimler yerine ilkelerin ve yöntemlerin tartışılmasının gerekli olduğu inancındayız. Çünkü demokratik dönüşüm şahıslar aracılığıyla değil, ilkeler ve yöntemler üzerinde müzakere ve mutabakat yoluyla gerçekleşebilir” dedi.

2 ay önce

HDP'li Taşçıer'den Kılıçdaroğlu'na 'ittifak' şartı

CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu, geçtiğimiz hafta yaptığı açıklamada, Türkiye'de bir 'Kürt sorunu' olduğunu belirterek, çözüm yolunun HDP'den geçtiğini ifade etti. Kılıçdaroğlu'nun, "Kürt sorununu çözmek için meşru bir organa ihtiyacımız var. Devlet dediğiniz kurum gayrimeşru bir organla muhatap olmaz. Meşru organ kimdir? HDP'yi meşru organ olarak görebiliriz. Dolayısıyla eğer bu sorun çözülecekse meşru bir organla da biz bu sorunu çözebiliriz; bu düşüncedeydim" sözlerini değerlendiren HDP vekili İmam Taşçıer, 'Kürt sorununun' çözümü için doğru bir tartışma yaratılması gerektiğini dile getirdi. "ANAYASANIN İLK DÖRT MADDESİ DEĞİŞMEZSE KÜRT SORUNU TARTIŞILMAZ" Kılıçdaroğlu'nun çözüme ilişkin projesini açıklaması gerektiğini vurgulayan Taşçıer, "Anayasanın ilk dört ile 40 ve 41’inci maddesi değiştirilmezse, bazı kanunlardaki çekinceler kaldırılmazsa, Kürt sorunu tartışılamaz. Kürtlerin talepleri de bellidir." diye konuştu. ANAYASANIN İLK DÖRT MADDESİ NEDİR? HDP'nin değiştirilmesini talep ettiği Anayasanın ilk 4 maddesi şöyle: I. Devletin şekli Madde 1 - Türkiye Devleti bir Cumhuriyettir. II. Cumhuriyetin nitelikleri Madde 2 - Türkiye Cumhuriyeti, toplumun huzuru, milli dayanışma ve adalet anlayışı içinde, insan haklarına saygılı, Atatürk milliyetçiliğine bağlı, başlangıçta belirtilen temel ilkelere dayanan, demokratik, laik ve sosyal bir hukuk Devletidir. III. Devletin bütünlüğü, Resmi dili, bayrağı, milli marşı ve başkenti Madde 3 - Türkiye Devleti, ülkesi ve milletiyle bölünmez bir bütündür. Dili Türkçedir. Bayrağı, şekli kanununda belirtilen, beyaz ay yıldızlı al bayraktır. Milli marşı "İstiklal Marşı"dır. Başkenti Ankara'dır. IV. Değiştirilemeyecek hükümler Madde 4 - Anayasanın 1 inci maddesindeki Devletin şeklinin Cumhuriyet olduğu hakkındaki hüküm ile, 2'nci maddesindeki Cumhuriyetin nitelikleri ve 3'üncü maddesi hükümleri değiştirilemez ve değiştirilmesi teklif edilemez.

1 ay önce

İBB Başkanı İmamoğlu HDP'ye diyet ödemeye devam ediyor!

İstanbul Büyükşehir Belediyesi'nin eski kadrolarında büyük kıyım yapan Başkan Ekrem İmamoğlu'nun, HDP Milletvekili Hüda Kaya'nın oğlu Muhammed Cihad'ı KÜLTÜR A.Ş kadrosuna eklediği ortaya çıktı. Muhammed Cihad'ın ise terör örgütü PKK'nın sempatizanı olduğu fotoğraflarla kanıtlandı. İmamoğlu'nun beraber fotoğraf çekildiği Hüda Kaya'nın diğer oğlu Muhammed Cihad'ın PKK ile bağlantılı fotoğrafları da gün yüzüne çıktı. Kaya Kandil ziyaretine oğlu Muhammed Cihad'ı da yanında götürmüş ve teröristlerle birlikte hatıra fotoğrafı çektirmişti. Vekil Kaya'yı ağırlayan Elif Yıldırım ve Mehmet Tören, 2016'daki Ankara Güvenpark saldırısı ve İstanbul'da Çevik kuvvet Şube Müdürlüğü'ne ait midibüse yapılan saldırının planlayıcısı ve azmettiricisi oldukları biliniyor. Fotoğrafta soldan ikinci PKK'lı da Hüda Kaya'nın oğlu Muhammed Cihad'dan başkası değil.

1 ay önce

FETÖ'nün güdümündeki senatörler HDP'ye sahip çıktı

Haziran ayında terör örgütü PKK ile siyasi bağları süren HDP'ye yönelik kapatma iddianamesinin kabul edilmesinden rahatsız olan ABD'li 10 senatör, ortak bir mektuba imza atarak Başkan Biden'dan Başkan Erdoğan'a iddianamenin geri çekilmesi için baskı yapmasını istedi. Büyük çoğunluğu geçmişte FETÖ ve PKK/YPG'ye destek veren Cumhuriyetçi ve Demokrat senatörler, Türkiye'nin terörle mücadelesini demokrasiye yönelik tehdit diye adlandırdı. MEKTUPTA TEHDİT DİLİ HAKİM Senatörler, Erdoğan'a yönelik "Türkiye'nin Kürt nüfusunu haklarından mahrum bırakma, siyasi çoğulculuğu ve demokrasiyi baltalama girişimlerinden endişe duyuyoruz" gibi iftira içeren ifadelerle Biden'dan harekete geçmesini ve Avrupalı ortaklarıyla birlikte bu konuda çalışma yütümesini istedi. HDP'ye tam anlamıylas sahip çıkan senatörler "HDP'yi dağıtmak, üyelerini gözaltına almak veya görevden uzaklaştırmak Türkiye için ciddi olumsuz sonuçlar doğuracaktır" mesajıyla mektubu noktaladı. BAĞIŞ ALDILAR DESTEK OLDULAR Mektuba Demokrat senatörler Chris Van Hollen, Ron Wyden, Jeff Merkley, Jeanne Shaheen, Cory Booker, Ed Markey ve Sherrod Brown'ın yanısıra Cumhuriyetçi James Lankford, Thom Tillis ile bağımsız senator Ankus King imza attı. Daha önce FETÖ'den bağış alan Hollen, YPG sözcüsü İlham Ahmed'i Washington'da ağırladı. Wyden, 2019'da FETÖ firarisi Enes Kanter ve Merkley ile Türkiye karşıtı bir tasarıyı Kongre'ye sundu. Shaheen ise Türkiye'ye silah satışı blokesini öngören tasarıyı hazırlamış, Turkic-American ittifakının etkinliklerine katılmıştı. Booker da FETÖ'nün ABD'deki okullarını defalarca ziyaret etti.

1 ay önce

Diyarbakır annelerinden Ayten Elhaman: Oğlumu HDP'den istiyorum

Çocuklarının dağa kaçırılmasından HDP'yi sorumlu tutan ailelerin 3 Eylül 2019'da başlattığı oturma eylemi 761. gününde sürüyor. Anne Ayten Elhaman, oğlu Bayram'dan 4 yıldır haber alamadığını söyledi. Evlatlarının ellerinden alındığını belirten Elhaman, şöyle konuştu: "Oğlumu HDP'den istiyorum. HDP kandırıp götürmüş. Oğlumun hiçbir siyasi görüşü yoktu. Hayalleri vardı. Askere gidecekti. Kardeşlerine, bana düşkündü. 4 yıldır evladıma hasret kaldım. Bizden ne istediler? Kendi halinde geçinen insanlardık. Oğlum için sonuna kadar buradayım." Elhaman, oğluna güvenlik güçlerine teslim olması için çağrıda bulundu. Oğlu Fatih için eylem yapan Abdullah Demir de çocuklarını zalimlerin ellerinden kurtarmadan binanın önünden ayrılmayacaklarını dile getirdi. Evladını 5 yıldır aradığını kaydeden Demir, "Canımızı yakan HDP'dir. HDP çocuklarımızı kandırdı. Onlarda vicdan, merhamet yok. Son nefesime kadar HDP'nin peşini bırakmayacağım." ifadelerini kullandı.

1 2 ... 28 29 30 31 32 33 34 35 36