05 Mayıs Pazar 2024
1 yıl önce

İsveç medyası teröre destek veren hükümete yüklendi: NATO'ya giremezsek sorumlusu hükümet olacak

İsveç'in NATO üyeliği başvurusu ile ilgili tartışmalar devam ederken ülke medyası, İsveç hükümetinin, terör örgütü PKK/YPG ile iş birliğini mercek altına aldı. İsveçliler de sosyal medyada hükümetin politikalarını eleştirdi. İsveç'in NATO üyeliği başvurusu konusundaki tartışmalar devam ederken, Expresen Gazetesi, İsveç başbakanı ile terör örgütü PKK/YPG’ye desteği ile bilinen bir milletvekilinin ilişkisine yer verdi. Gazete, mevcut İsveç Başbakanı Magdalena Andersson'un, başbakan olabilmesi için parlamentodan yeterli oyu, terör örgütü destekçisi vekil Amineh Kakabaveh ile yaptığı anlaşma sayesinde aldığına dikkati çekti. Haberde bu durumun Türkiye’nin gözünden kaçmadığı belirtildi. "NATO ÜYELİĞİ GERÇEKLEŞMEZSE BUNUN SORUMLUSU İSVEÇ HÜKÜMETİ" İsveç’in Dagens industri gazetesi de, Sosyal Demokratlar partisi ile Kakabaveh arasında kriz çıktığını duyurdu. İsveçliler ise sosyal medyada hükümetin politikalarını eleştirdi. Sosyal medyada paylaşılan mesajlarda, NATO üyeliği gerçekleşmezse, bunun sorumlusunun İsveç hükümeti olacağı vurgulandı.

1 yıl önce

AK Parti'den CHP'ye İsveç ve Finlandiya tepkisi: NATO Genel Sekreteri'nin hassasiyeti kadar bir hassasiyet göstermediler

AK Parti Merkez Yürütme Kurulu (MYK), Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan başkanlığında parti genel merkezinde toplandı. AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik, toplantı sonrası açıklamalarda bulundu. Ömer Çelik'in açıklamalarından öne çıkanlar şöyle: Kadın cinayetleri konusu içimizde kanayan bir yara. Bir türlü gündemden düşmüyor. Yasalar çerçevesinde yapılacak mücadele, siyaset olarak üzerimize düşeni yaptık. Bu bir farkındalık seferberliğidir. Her alanda çalışmaya devam etmemiz gerekiyor. DİYARBAKIR ANNELERİNİN EYLEMİ Diyarbakır annelerinin eylemi bininci günü aştı. Bu eylem dünyanın en büyük vicdan eylemine dönüştü. Annelerin verdiği mücadele son derece önemli bir vicdan nöbeti olarak bininci gününü geçmiş durumda. İnşallah bütün annelerin evlatlarına kavuşmalarını diliyoruz. "HAREKATLAR SÜRDÜRÜLECEKTİR" Terör örgütlerinin yok edilmesi için açık ve net tavır defalarca Cumhurbaşkanımız tarafından söylenmiştir. Hem yurt içi hem yurt dışı fiili kararlılık gösterilmiştir. Bundan sonra da Cumhurbaşkanımız açıkladığı gibi bu harekatlar sürdürülecektir. BAKÜ'DEKİ TEKNOFEST Sayın Cumhurbaşkanımızla birlikte çok önemli bir etkinliğe katıldık. Bakü'de TEKNOFEST gerçekleşti. İlk defa Türkiye toprakları dışında gerçekleşmesi bu şekilde mümkün oldu. Cumhurbaşkanımızın ifade ettiği gibi bu bir zihniyet devrimi. Sayın Aliyev'in ev sahipliğiyle gerçekleşti. Sayın Selçuk Bayraktar yaptığı konuşmada gençleri yeni hedeflere yönlendirilmesi çok iyi oldu. Aziz Sancar hocamız da bahsetti. Esas olan zihniyet devriminin arkasından gelen Karabağ zaferinin taçlanması için kültürel, ekonomik, teknolojik alanda yeni zaferlere bu genç kardeşlerimizin vasıtasıyla imza atılacak olmasıdır. KILIÇDAROĞLU'NUN VAKIF İDDİALARINA TEPKİ Sayın Cumhurbaşkanımızın grup konuşmasında bir harekattan bahsetmesinin hemen ertesinde sayın Kılıçdaroğlu'nun sayın Cumhurbaşkanımızın kaçacağını söylemesi çok büyük bir sorumsuzluk olmuştur. Bu yabancıların diliyle etiketlemek olmasıdır. Bu yabancıların zamanlamasına baktığında Türkiye önemli bir dış politika müdahalesi gerçekleştiğinde, iç ve dış siyasette yeni bir reform ortaya çıktığı zaman olmuştur. CHP'de çok temel konularında ayrılıklarımız olabilir. Fakat CHP Genel Başkanlığı koltuğunda oturan Türkiye'nin milli güvenliği konusunda her zaman hassas olmuştur. Bunun tekniği, stratejisi konusunda, nasıl gerçekleşeceği konusunda ayrışabiliriz ama bu hassasiyeti göstermişlerdir. İlk defa CHP koltuğunun bu şekilde istismar edilmesi hem CHP hem de Türkiye için bir ilktir. Sayın Kılıçdaroğlu'nun önüne bir belge getirildiğinde bunun önünü, arkasını iyi sorgulaması lazım. Kendisini bu duruma düşürmemelidir. Sayın Cumhurbaşkanımızın 'biz harekat gerçekleştireceğiz' demesinden hemen bir iki gün sonra oluyor bu. "BUNDAN RAHATSIZ OLAN ÇEVRE FETÖ ÇEVRESİDİR" Vatandaşlarımız öğrenci olarak, iş bulmak için başka ülkelere gittiğinde FETÖ'cüler istiyor ki kendilerinin organizasyonlarına muhtaç olsunlar. Bunlar kendilerini değişik kimliklerle gösterebilirler. Bunlara karşı sivil toplum örgütleri, Türkiye Cumhuriyeti birtakım imkanlar yaratıyorsa, meşru bir biçimde yurt açıyorsa bundan memnuniyet duyulması gerekir. Bundan rahatsız olan çevre FETÖ çevresidir. Buradaki mesele bunların bizim vatandaşlarımıza, ülkemize dönük olarak bu faaliyetleri engellemektir. Sayın Kılıçdaroğlu açıklamayı yapar yapmaz 'Bakın göreceksiniz gizli belge dediği şeyler açık kaynaklarda vardır' dedim. Nitekim ABD Bakanlığının internet sitesinde çıktı. Arkasından bir FETÖ'cü çıktı 'Ben bunları zaten 3-4 yıl önce söyledim' dedi. "SAYIN KILIÇDAROĞLU, KENDİSİ BİLE İNANMIYORDU" Sayın Kılıçdaroğlu, sayın Cumhurbaşkanımızın kaçacağını söylerken kendisi bile inanmıyordu. Şimdi çıkmışlar 'Cumhurbaşkanı ve AK Parti kaybetse bile sonuçlarına razı olmayacak' diyor. 'Çabalamaya devam edecekler' diyor. Buna bir karar verin; çabalamaya mı devam edecekler; yoksa kaçacaklar mı? Türkiye'nin milli politikalarına, kurumlarına husumet üretilemez. Tabii ki siyaset isteriz ki centilmenlik ile yürütülsün. Zaman zaman sertleşse de bir sınırda durulması gerekir. İki üç tane CHP'de aklı selim sahibi, şimdiye kadar siyasi tecrübesi olan, mantıklı, dengeli davranabilen arkadaşlar var. Onlardan iki üç taneyle istişare edilseydi, 'Lütfen bunu gündeme getirmeyin kendimizi saçma sapan duruma getirmeyelim' diyecekti. "SORUMSUZ VE VAHİM BİR YAKLAŞIM" Cumhurbaşkanımız terörle mücadele operasyonundan bahsedecek, iki gün sonra Cumhurbaşkanı Türkiye'den kaçacak diyeceksiniz, böyle sorumsuz ve vahim bir yaklaşım olabilir mi? Bunu defalarca yaptınız, her seferinde bu yaptıklarınız gitti duvara çarptı parçalandı. Bosna'da merhum Aliya İzzetbegoviç'in karargâhına mağara diyorsunuz. Bundan biz utanıyoruz. Yine de diyoruz ki, 'herhalde mantıklı davranırlar, düzeltirler' diye bekliyoruz. Bir sürçü lisan olabilir, bir yorgunluk anına denk gelebilir. Bazen 12 saat bekliyorum, bazen 24 saat bekliyorum düzeltirler diye. Düzeltilmeyince demek ki bunun arkasında duruyorlar. Siyasi alanı zehirlememek lazım. Siz siyasi aklı devre dışı bırakacaksınız, nefret siyaseti, yalan siyaseti, politik dedikoduculuğa savrulacaksınız. Peki o zaman demokrasinin gücü nasıl korunacak? İSVEÇ VE FİNLANDİYA'NIN NATO ÜYELİĞİ TALEBİ Türkiye'nin Finlandiya ve İsveç'e NATO üyeliği konusunda teröre destek vermemek şartıyla desteklenmesinden sonra ortaya çıkan tepkileri izliyoruz. NATO'nun açık kapı politikasını destekliyoruz. Ancak ilkeler çerçevesinde yoluna devam etmesi lazım. Daha önce 'NATO'nun beyin ölümü gerçekleşti' diyenler doğu kanadının güçlendirilmesini istiyor. İttifakın güçlenerek yoluna devam etmesini her zaman savunduk. Aynı şekilde Rusya'nın Ukrayna'yı işgal edilmesinden sonra Türkiye'nin argümanlarının ne kadar önemli olduğu görülmüştür. Bizim buradaki yaklaşımımız bütün bu gelişmelerin, Madrid'de ele alınacak zirvede terör konusunda, dayanışma konusunda ilkeli olmak çerçevesinde yürümesi gerekiyor. Çünkü NATO müttefiklik ruhu bir güvenlik mimarisidir. Birimiz hepimiz için, hepimiz birimiz için mantığıyla kurulmuştur. Cumhurbaşkanımızın ifade ettiği her şey ittifakın ruhunu, mantığını yansıtan sözlerdir. Madrid'de bu yeni konsept tekrar ele alınacak. Türkiye kapsamlı yaklaşımını ortaya koyacak. Dünyanın birçok yerinde NATO müttefiklerinin belirli terör örgütlerini himaye ettiği, müsamahakar davrandığı gibi bir durum var. Bunun ortadan kaldırılması için çalışılması gerekirken, İsveç ve Finlandiya'nın bu politikaları değiştirmeden NATO'ya katılmasının NATO'yu güçlendirecek bir durumu yok. "TÜRKİYE'NİN TUTUMU NATO'YA KATKI SAĞLIYOR" Buradaki güvenliğin bütün üye ülkelerin toplam güvenliğini gözetecek bir şekilde ele alınmasıdır. Ortak güvenlik ve ortak çıkarlar için beraber çalışmayı taahhüt ettiğimiz bir ülkede terörist polis korumasıyla ülkemizi hedef alan eylem yapıyor. Böyle bir şey kabul edilebilir mi? Daha bu konuda tavrımızı koyar koymaz İsveç Dışişleri Bakanı, 'Bizim NATO'ya girmemizi isteyen güçlü ülkeler var, Türkiye'nin onları karşısına almayacağını düşünüyorum'. Böyle bir şey olabilir mi? Müttefiklerinizle nasıl konuşmanız gerektiğini öğrenmeniz lazım. Tam da NATO'nun konseptinin ele alınacağı süreçte Türkiye'nin tutumu NATO'ya katkı sağlayan bir tutumdur. "TÜRKİYE OTOMATİK ONAY MAKAMI MIDIR?" NATO'nun genişlemesine destek vermek NATO'nun güçlenmesi içindir. Türkiye ittifakın ruhuna, temel çerçevesine taahhütlerini yapmıştır. Daha sonra bunu takip eden Türkiye'nin içerisinde maalesef muhalefetin, hükümetin koyduğu bu tavra güçlü bir desteğini görmedik. Halbuki Türkiye'nin düşmanı olan, vatandaşlarımızın düşmanı olan terör örgütlerine karşı tavır konulduğu zaman muhalefetin daha çok sesini duyurması, milli politikaları hayata geçirmesi bakımından kıymetlidir. CHP'li birisinin yazdığı makalede Türkiye'nin bu tutumun taktiksel bir hata olduğunu söylüyor. Türkiye herhangi bir şekilde önüne gelen onay teklifi karşısında otomatik onay makamı mıdır? 'CHP İsveç ve Finlandiya'nın yanındadır' deniyor. Türkiye zaten bunu NATO içerine taşıyor. Madrid'de gündeme getirecek. Türkiye'yi bu şekilde önüne gelene onay vermesi gereken bir ülke olarak algılamak başlı başına bir zihniyet çarpıklığı. CHP adına teklif edilen bu yaklaşımını 12 Eylül'cülerin Yunanistan'ı kayıtsız şartsız geri dönüşüne onay vermekten ne farkı var? "NATO GENEL SEKRETERİ BÜTÜN ÜLKELERİN DENGESİNİ GÖZETMEK ZORUNDA" Katılmadığımız bir sürü politikasına rağmen CHP çizgisinde bunu reddedecek güçlü bir çizgisi olduğunu düşünürdük. Bunu reddetmediler. Türkiye'nin NATO içindeki ülkeler tarafından tepkiyle karşılaşması şaşkınlıkla karşılanmamalıdır deniyor makalede. Böyle bir şey olabilir mi? Teröre destek veren ülkelere destek verme dediğiniz için gelen tepkileri normal karşılıyorsunuz? Teröre destek verenlere yeri geldiğinde veto hakkımızı kullanmak, onları engellemeye çalışmak bizim en meşhur hakkımız. Türkiye Cumhuriyeti'nin diplomatik tarihi içinde bunlar defalarca yapılmıştır. O kadar kendi devletimizin aleyhine bir tutum ki. Onun arkasına istediğiniz kadar taktik önerilerde bulunun. NATO Genel Sekreteri çıkıyor, Türkiye terörden en çok zarar gören ülkelerin başında geliyor, kaygılarını anlıyoruz, hak veriyoruz diyor. NATO Genel Sekreteri bütün ülkelerin dengesini gözetmek zorunda. Türkiye'nin hassasiyetlerini dikkate alıyor ama CHP adına o makalede NATO Genel Sekreteri'nin hassasiyeti kadar bir hassasiyet görmüyoruz. "YUNANİSTAN'IN ŞIMARIKLIĞINA DİĞER ÜLKELERİ EKLEYEMEYİZ" Miçotakis geldi buraya ve Sayın Cumhurbaşkanımız ile görüştü. Görüşmede 'Sorunlarımızı iki ülke arasında çözebiliriz. Üçüncü ülkeleri araya sokmayalım' denildi. Bu konuda mutabık kalındı. Daha sonra ABD Kongresi'nde Türkiye'yi şikayet etti. Türkiye'ye F-16'ların verilmemesi gerektiğini söyledi. ABD Kongresi'nde yalvaran cümlelerle konuşması Yunan basınında da eleştirildi. Siz bulduğunuz her fırsatta başka ülkeler üzerinden bize tehdit savurmaya kalkarsanız bunun sonucu olmayacaktır. Şimdi adaların silahsız olması gerekmesi meselesine 'Modası geçmiş bir yaklaşım' diyorsunuz. Modası geçmişse meseleleri silahla çözmenin mi modası vardır? Böylesi mantıksız bir şey olabilir mi? Burada İsveç ve Finlandiya'nın NATO üyeliği konusundaki tutumumuzun ne kadar doğru olduğunu ortaya çıkarmıştır. AB içindeki Yunanistan'ın şımarıklığına NATO içindeki diğer ülkelerin şımarıklığını ekleyemeyiz. SEÇİM GÜVENLİĞİ POLEMİĞİ Bu herhangi bir dernek, kurum AK Parti'yle ilgisi yok. Birisi çıkmış 'biz bunlara sandığı teslim edemeyiz' demiş. Bu bizi niye ilgilendirir. Biz iktidarın değişimi ancak sandık yoluyla olur diyoruz. İktidarın sandık yoluyla değişimine karşı çıkanlar ortada, biz değiliz. Seçim güvenliğiyle ilgili büyük problemler olacak diye bir ton cümle kuruluyor. Türkiye'nin seçim güvenliği ile ilgili bir ton kapasitesi var. Geçen seçimlerde oy çuvallarının üzerinde yatan vatandaşlarımızı gördük. Hangi partiden olursa olsun gidip de orada bekleyen vatandaşlarımıza saygılarımızı sunuyoruz. İster bizim ister muhalefet partilerinden olsun. Hangi vatandaşımız o oyların başında duruyorsa, birileri müdahale edecekse eğer engelliyorsa bizim için saygıdeğerdir. "HER SEÇİM OLDUĞU GİBİ SAYGI GÖSTERİLECEK, BU KADAR BASİT" Seçimlerin yenilenmesi ya da itirazlar. Bunlar seçim kanunu ve YSK'nın düzenlemeleri içerisinde zaten düzenlenmiş. Biz seçimlere katılımın en yüksek olduğu ülkelerden bir tanesiyiz. Vatandaşlarımı gidecek, siyasi partilerden gözlemciler olacak, insanlar oyların sayılmasını bekleyecekler. Her seçim olduğu gibi saygı gösterilecek, bu kadar basit. Ben bu kürsüden o partilerle ilgili konuşup bir hata yapsam bir daha ağzımı açmam. Sandığın belirleyiciliği dışında kim açıklama yapıyorsa reddediyoruz. Sandığın iradesinin dışında kim başka bir iradeden bahsediyorsa reddediyoruz. CHP adına toplumu tehdit eden, CHP'ye yakın gözüküp de insanları tehdit eden bir sürü tweeti saysam burada basın toplantısını bitiremeyiz. Genel başkanımız hayatı boyunca defalarca seçime girmiştir. Sandığı lekelemeye, hakaret etmeye dönük hangi yaklaşım varsa ayağımızın altındadır. Demokrasi en büyük kazanımdır. Bu sandığımızın korunması için Başbakanlarımızı, bakanlarımızı şehit vermiş milletiz. Bizim için sandık kazanılmış mücadelenin, demokrasinin ürünüdür.

1 yıl önce

İsveç Başbakanı Andersson: Türkiye ile çeşitli düzeylerde görüşmelere devam edeceğiz

İsveç'in resmi haber ajansı TT'ye açıklamalarda bulunan Andersson, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın, Finlandiya ve İsveç heyetlerinin Ankara'daki temaslarıyla ilgili "Görüşmeler maalesef beklenen düzeyde olmadı. Bunlar dürüst değiller, samimi değiller." sözlerini değerlendirdi. Andersson, "Türkiye ile çeşitli düzeylerde görüşmelere devam edeceğiz. Bunun devam eden diyalog olduğunu söyleyebilirim." dedi. Cumhurbaşkanı Erdoğan ile görüşmek için Ankara'ya gidip-gitmeyeceğine yönelik soruya ise Andersson, "Süreçte ne doğruysa onu yapacağız." cevabını verdi.

1 yıl önce

Global Times: Finlandiya ve İsveç'i engellemek, Türkiye'nin eşsiz rolünü gösteriyor

NATO'ya katılma konusunda resmi başvuruda bulunan İsveç ve Finlandiya'nın girişimi, terör unsurlarına ev sahipliği yaptıkları gerekçesiyle Türkiye engeline takıldı. Ankara'nın net tavrı, uluslararası alanda ses getirmeye devam ediyor. "Türkiye büyük güç" Çin basınından Global Times, "Finlandiya ve İsveç'in girişimini engellemek, Türkiye'nin büyük güç olarak eşsiz rolünü gösteriyor" başlıklı haberinde konuyu mercek altına aldı. Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın, pazartesi günü Rus ve Ukraynalı liderlerle planlanan telefon görüşmelerinden önce, İsveç ve Finlandiya'nın NATO'ya katılım hedefine yönelik itirazını yeniden vurguladığı hatırlatıldı. "Batı'nın taleplerini karşılamasının istenmesi haksızlık" Söz konusu iki ülkenin, 18 Mayıs'ta NATO'ya katılmak için resmen başvurduğu, ancak Türkiye dahil diğer tüm askeri ittifaka üye ülkeler tarafından onaylanmaları gerektiğine dikkat çekildi. İsmi açıklanmayan Pekin merkezli bir uluslararası ilişkiler uzmanı, "Batı, Türkiye'nin taleplerini karşılayamazken, Türkiye'den Batı'nın taleplerini karşılamasının istenmesi haksızlık." dedi. "Küresel güvenlikteki eşsizliğini gösteriyor" Haberde, aynı uzmanın, "Türkiye, itilip kakılacak bir ülke değil. Rusya ve Ukrayna ile müzakerelere ev sahipliği yapmak, Türkiye'nin Avrupa ve hatta küresel güvenlikteki eşsizliğini gösteriyor." şeklindeki ifadeleri paylaşıldı. Türkiye'nin kaldıraçsız olmadığı belirtilerek, "kritik coğrafi etkisi göz önüne alındığında, ABD ve Batı'yı İsrail-Filistin meselesi ve İran ile nükleer anlaşma konularından uzak tutabileceği" kaydedildi.

1 yıl önce

Terör örgütü PKK, İsveç siyasetini esir aldı! Elebaşından gelen emri birebir uyguladı

Rusya'nın Ukrayna'yı işgale girişmesiyle 100 yılı aşkın tarafsızlık pozisyonunu değiştiren İsveç, NATO'ya üyelik başvurusu yaptı. Türkiye, İsveç ve komşusu Finlandiya'nın ittifaka katılmasını terör örgütü PKK'ya verdikleri destek nedeniyle veto ediyor. Bu ayın sonundaki NATO zirvesi öncesi Ankara ve İskandinav ülkeleri arasındaki görüşmeler hızlanırken, Stockholm yönetimi bugün bıçak sırtı bir gensoru oylamasıyla yüzleşti. Parlamentodaki aşırı sağcı İsveç Demokratlar Partisi, Adalet Bakanı Morgan Johansson hakkında ülkede artan çete suçları nedeniyle gensoru önergesi verdi. Aşırı sağcı partinin teklifine parlamentoda sandalyesi bulunan üç parti daha destek verdi. Ana muhalefet Muhafazakar Parti, Hristiyan Demokratlar Parti ve Liberal Parti. İSTİFA RESTİ ÇEKTİ Adalet Bakanı'nı koltuğundan edecek soru önergesinde muhalefet partilerinin hedefi, 175 milletvekilinin oyunu elde etmekti. İsveç Başbakanı Magdalena Andersson, Adalet Bakanı'nın koltuğunu kaybetmesi halinde hükümetin istifa edeceğini söyleyerek rest çekti.

1 yıl önce

Türkiye, NATO üyeliği için vetonun kaldırılmasını isteyen İsveç ve Finlandiya'ya 10 şart koştu

Terör örgütüne kucak açan İsveç ve Finlandiya'nın NATO'ya üyelikleri tartışılırken, Türkiye iki ülkenin de terör örgütleri ile arasına mesafe koymadan NATO'ya üye olmasını istemiyor. Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, "Son dönemde bize NATO'nun genişlemesi konusunda esnek olmayı telkin edenlerin terör örgütleriyle ilişkilerini sorgulamaktan ısrarla kaçması kararlı duruşumuzun haklılığını ispatlamaktadır. Bu konuda muhataplarımıza deklare ettiğimiz beklentilerimiz karşılanmadan tutum değişikliğine gitmeyeceğiz" ifadelerini kullandı. TERÖRLE MÜCADELEYE DESTEK Yeni Şafak, Ankara'nın müzakerelerin sürdüğü İsveç ve Finlandiya'ya ilettiği taleplere ulaştı. Edinilen bilgilere göre, muhataplardan istenen talepler 10 maddede toplandı. 1- İki ülkeden, Türkiye'nin PKK, DHKP/C, DEAŞ, FETÖ ve uzantıları dahil terör örgütleriyle yürüttüğü mücadelede destek vermeleri istendi. 2- Terör örgütlerinin savunuculuğunu yapan İsveç ve Finlandiya'nın terörle mücadele için gerekli yasal düzenlemeleri ve hukuki altyapıyı kurmaları gerektiği belirtildi. 3- Ülkelerinde bulunan PKK'nın uzantılarına ait temsilciliklerin kapatılması ve açılması girişimlerinin engellenmesi gerektiği vurgulandı. 4- İki ülkede yapılan FETÖ faaliyetlerine izin verilmemesi, iltisaklı internet sitesi ve medya organlarının kapatılması istendi. 5- İade, mal varlığı dondurma ve terör iltisaklı derneklerin kapatılması taleplerinin karşılanması belirtildi. 6- İsveç ve Finlandiya'da bulunan terörle bağlantılı kişilerin sınır dışı ve iade edilmesi vurgulandı. 7- PKK ve DHKP-C gibi terör örgütlerinin paçavralarıyla gösteri yapılmasına izin verilmemesi belirtildi. 8- İki ülkenin Türkiye ile istihbarat paylaşımı yapılması istendi. 9- İki ülkeden de Türkiye'ye yönelik savunma sanayii kısıtlamalarının kaldırılması istendi. 10- İsveç ve Finlandiya'nın NATO'ya üye olmaları halinde bu taahhütleri yerine getirmeleri gerektiği de belirtildi.

1 yıl önce

İsveç'in PKK'lı vekilinden yeni tehdit: Türkiye'nin taleplerini karşılamayın

İsveç resmi haber ajansı TT'ye açıklama yapan Kakabaveh, talepleri karşılanmadığı sürece hükûmetin ek bütçe görüşmelerine destek vermeyeceğini söyledi. NATO'ya üyelik başvurusuyla ilgili İsveç'in Türkiye ile yürüttüğü müzakerelere atıfta bulunan Kakabaveh, hükûmetin kendisine Türkiye'ye silah ihracatı yapmayacağı sözünü vermesini isteyerek yeni bir tehditte bulundu. Meclisi işlemez hale getirdi Kakabaveh bugün de hükûmet ve muhalefet partilerin ayrı ayrı önerdiği ek bütçe tasarılarına destek vermeyerek meclisi işlemez hale getirdi. Her iki tasarının da kabul edilmemesi üzerine İsveç hükûmetinin hazırlayacağı yeni tasarı için cuma günü tekrar mecliste oylama yapılacak. Bütçenin onay alması için 175 oya ihtiyaç var. Hükûmet ve bütçeyi destekleyen partilerin toplam oyu 174'de kalıyor. Kakabaveh'in oyu bu noktada kritik önem kazanırken bağımsız milletvekili bu durumu hükûmete şantaj yapmak için kullanıyor. Johansson hakkındaki gensoru İsveç meclisinde sağ partiler, çetelerin son yıllarda artan silahlı çatışmalarının önlenememesi nedeniyle 2 Haziran'da Adalet ve İçişleri Bakanı Morgan Johansson hakkında gensoru önergesi vermişti. Johansson, 7 Haziran'da yapılan oturumda son dakika Kakabaveh'in oyuyla görevinde kalmayı başarabilmişti. Kakabaveh, oylamadan önce 5 günlük sürede 3 kez fikir değiştirmiş, en son hükûmete destek vermeyeceğini açıklamıştı. İsveç basını da Kakabaveh'in YPG/PKK'nın "SDG" adını kullanan elebaşlarından İlham Ahmed'in son dakika emriyle kararını değiştirerek Johansson'un yanında yer aldığını iddia etti. Johansson'un görevde kalmasının ardından Kakabaveh, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada "Sosyal Demokrat Partisi'nden, terör örgütü PKK'nın Suriye'deki kolu olarak bilinen YPG-YPJ'ye destek ve yardım gönderilmesi konusunda bazı garantiler aldığını" söylemişti.

1 yıl önce

Finlandiya isyan etti: NATO’da İsveç’siz devam edelim

Rusya’nın Ukrayna’yı işgali sonrası Rusya ile sınır komşusu olan İsveç ve Finlandiya, olası bir Rus saldırganlığına karşı ülke güvenliklerini sağlama almak amacıyla NATO’ya başvurmuştu. 1952’den beri NATO üyesi olan Türkiye, PKK ve FETÖ gibi terör örgütlerine mensup kişilere kucak açan ve örgütlere finansman-silah desteği sağlayan bu iki ülkenin üyelik başvurularını veto etmiş ve üyelik için “terörle bağınızı kesin” şartı koşmuştu. İsveç’te Başbakan Magdelana Anderson, güvenoyundan hükümete olan desteğini çekmemesi için PKK’lı vekil Emina Kakabahev’in “PKK’ya desteğinizi artırın” koşulunu kabul etmiş ve ülkesini NATO yolunda büyük bir çıkmaza sürüklemişti. Sürecin başında İsveç’le birlikte hareket etme kararı alan Finlandiya’da ise karşıt sesler yükselmeye başladı. Finlandiya Parlamentosu içindeki bazı milletvekilleri, “yolumuza İsveç olmadan devam edelim” çağrısında bulundu. TEK BAŞIMIZA İLERLEMELİYİZ Finlandiya’da koalisyondaki Gerçek Finler Partisi üyesi ve Dış İlişkiler Komitesi başkanı Jussi Halla-aho, Finlandiya’nın NATO üyelik sürecinde kendi başına ilerlemesi gerektiğini söyledi. Finlandiya’nın Rusya ile bin 300 kilometrelik sınır paylaştığına vurgu yapan Finlandiya milletvekili, bu durumda İsveç’le pozisyonlarının tamamen farklı olduğunu vurguladı. Ülkesinin tek başına ilerlemesi gerektiğini kaydeden Halla-aho, “Finlandiya’nın eylemleri İsveç’inkilerle ilişkilendirilmemeli” dedi. KOALİSYON ORTAĞI DA İTİRAZ ETTİ Finli Koalisyon Partisi Milletvekili ve Dış İlişkiler Komitesi üyesi Elina Valtonen de benzer bir görüşü savundu. Elina Valtonen, süreç “makul olmayan şekilde” uzun sürerse, Finlandiya’nın kendi başına ilerleyebileceğini ifade etti. Siyasilerin çıkışı sonrası ülke basını içinde de karşıt sesler yükselmeye başladı. Finlandiya’da yayın yapan YLE televizyonu başta olmak üzere pek çok yayın organı, İsveç ve Finlandiya’nın jeopolitik konum dahil pek çok açıdan farklılıklar gösterdiğini ve farklı şekilde değerlendirilmeleri gerektiğini belirtti. NİİNÖSTÖ’YE TEPKİ İsveç karşıtı açıklamaların, Finlandiya Cumhurbaşkanı Sauli Niinistö’nün, geçtiğimiz günlerde yaptığı, “İsveç olmazsa biz de NATO’ya katılmayız” sözlerinden hemen sonra gelmesi, Helsinki’de yaşanan siyasi rahatsızlığın dile getirilmesi olarak değerlendirildi. Önceki gün ülkesinde yayın yapan YLE TV1 kanalına verdiği röportajda Niinöstö, “Süreç öylesine tıkanmış durumda ki, ilerlemeye dair kamuoyuna hiçbir şey söylenmiyor olmasına şaşırmamak gerek. Zira, hiçbir ilerleme yok” ifadesini kullanmıştı. Kaosun sebebi Anderson İsveç’te, Başbakan Magdalena Anderson’un PKK’nın destek verdiği milletvekili Amineh Kakabaveh’e verdiği tavizler büyük tavizlerle infiale neden oldu. Haber internet sitelesi Expressen, PKK destekli Kakabahev’e diyet borcu olan Andersson’u İsveç dış politikasını kaosa sürüklemekle suçladı. Yazıda PKK destekçisi vekil, “Siyasi Vahşi” olarak tanımlanırken, Anderson hükümeti acizlikle itham edildi. Haberde, sonbaharda gerçekleşecek genel seçimler öncesinde ülkenin giderek bir yönetilemezlik sorunuyla karşı karşıya olduğu, değerlendirildi.

1 2 3 4 5 6 7 8 ... 19 20