15 Haziran Salı 2021

Cumhurbaşkanı Erdoğan: "Gelin, hep birlikte yeni Anayasa konusundaki tekliflerimizi yıl içinde hazırlayalım ve tartışmaya başlayalım"

Cumhurbaşkanı Erdoğan: "Gelin, hep birlikte yeni Anayasa konusundaki tekliflerimizi yıl içinde hazırlayalım ve tartışmaya başlayalım"

Partisinin Meclis grup toplantısında yeni anayasa çalışmaları hakkında açıklamalarda bulunan Cumhurbaşkanı Erdoğan, partilere çağrıda bulunarak ''Çağrıda bulunuyorum, gelin yeni anayasa tekliflerimizi yıl içinde hazırlamaya başlayalım ve tartışalım. Kimseyi dışarda bırakmadan bunları milletimizle paylaşalım'' dedi. Yunanistan Başbakanı Miçotakis'e sert eleştirilerde bulunan Erdoğan, ''Barış arayışı varsa sende bana meydan okuma, haddini bil. Sen bazı dağlara güveniyorsun, o güvendiğin dağlara kar yağdı. Hiçbirinden sana fayda gelmez ama biz kendi göbeğimizi kendimiz keseriz. Onun için çılgın Türkleri iyi tanıyacaksın'' diye konuştu. ''İki devletli çözümden başka Kıbrıs'ta çözüm yolu kalmamıştır'' diyen Erdoğan, ''Artık federasyon diye bir şey yok. İster kabul edersiniz ister etmezsiniz'' ifadelerini kullandı.

 

Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, partisinin TBMM'deki grup toplantısında konuştu. 

 

İşte Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın açıklamasından satırbaşları:

 

YENİ ANAYASA

 

TBMM'yi yeni ve tarihi bir görev daha bekliyor. Cumhur İttifakı'ndaki ortağımız MHP’nin de bu teklife olumlu bakmasıyla, inşallah Türkiye, tarihinde ilk defa sivil bir Anayasa hazırlama ve gerçek bir özgürlük ortamında milletin takdirine sunma şansına kavuşmuştur. Milli iradenin gücünü yansıtacak yeni Anayasamızın, Cumhuriyetimizin 100'üncü yılı için belirlediğimiz hedefleri taçlandıracağına inanıyorum. Türkiye 1960 ve 1980 darbesinin gölgesinde hazırlanan anayasaların yol açığı sorunların ülkemize ağır maliyetleri olmuştur.  Partimize dava açıldığında dava dosyasına belge üretme peşine düşenleri de unutmadık. Türkiye son 7-8 yılda sınırlarının içinde ve dışında sayısız yeni işgal girişimiyle karşı karşıya kaldı. Bu ihanetlerin hepsi paramparça oldu. Sürekli sorun üreten yönetim sistemimizi rehabilite etmek için çırpındık. Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi'ni çalışırken karşımıza hep anayasa meselesinin çıktığını gördük. Adalet bakanlığımızca hazırlanan Yargı reformu hazırlıklarında da buna şahit olduk. Attığımız her adımda meselenin yamalarla çözülemeyeceği gerçeği ile karşılaştık. Bugün vesayetin gücünü kırmış, darbe niyetlilerine mesajını açıkça vermiş bir Türkiye var. Yeni anayasayı konuşmak ve hazırlamak için şartlar gayet uygun. . Üstelik, küresel siyasi ve ekonomik güç dengelerindeki değişimde hak ettiğimiz yeri alma fırsatını kamil manada değerlendirebilmek için de daha sağlam bir çatıya ihtiyacımız bulunuyor.

Milletimizin reform gündemimize olan samimi ilgisi ve yüksek beklentisi, bizi yeni Anayasa hazırlama teklifimizi kamuoyuna sunma konusunda cesaretlendirmiştir. Anayasalar toplumun mümkünse tamamının desteğini almak mecburiyetindedir. Tüm kesimlerin kendilerini içinde bulabileceği bir formülle hazırlanmasıyla mümkün olur. Tercihimiz, tüm siyasi partilerimizin bu sürecin içinde yer almasıdır. Bunun için sonuna kadar samimi bir gayret göstereceğiz. Kimi siyasi partiler kendini sürecin dışında tutsa bile biz toplumun tüm kesimleri ile oturup konuşarak yeni anayasa çalışmalarının içinde olmalarını temin edeceğiz. Acele etmeden, her kesimle gereken istişareleri yaparak bir anayasa metni çıkartmalıyız. Bu öyle bir metin olsun ki Türkiye Cumhuriyeti'nin 150., 200'üncü yılları kutlanırken bu anayasa çalışması tarihi dönüm noktalarından biri olarak gösterilsin. Sayın Bahçeli'nin daha önceki açıklamaları ve dünkü sözlerini memnuniyetle karşıladım. Cumhur İttifakı olarak tam bir anlayış birliği içinde olduğumuzu görüyorum.

 

GELİN, YENİ ANAYASA KONUSUNDAKİ TEKLİFLERİMİZİ YIL İÇİNDE HAZIRLAYALIM

 

Yakında kamuoyuyla paylaşacağımız İnsan Hakları Eylem Planımızda, diğer başlıkların yanı sıra yeni Anayasa meselesiyle ilgili de özet bir çerçeve ortaya koyacağız. Buradan siyasi partilerimize, akademisyenlerimize, üniversitelerimize, sivil toplum kuruluşlarımıza, medya mensuplarımıza, velhasıl tüm fikir ve aksiyon insanlarımıza çağrıda bulunmak istiyorum. Gelin, hep birlikte yeni Anayasa konusundaki tekliflerimizi yıl içinde hazırlayalım ve tartışmaya başlayalım. Kimseyi dışarda bırakmadan bunları milletimizle paylaşalım. Cumhuriyetimizin 100. yılını darbe anayasası ile değil yeni bir sivil anayasa ile karşılayalım. Cumhur İttifakı olarak yeni anayasa çalışmalarına en yapıcı katkıyı sunmakta kararlıyız. Nihai karar milletimizin olacaktır. 

 

Faaliyetlerine ara verilen esnaflarımız başta olmak üzere, salgından olumsuz etkilenen her vatandaşımızın sıkıntısını biliyor, meselesini yakından takip ediyoruz. Bu sıkıntıların çözümü için sürekli yeni destek programları geliştiriyoruz. Kimsenin kendisini sahipsiz hissetmemesi için devletin tüm imkanlarını seferber ediyoruz. Sosyal Koruma Kalkanı kapsamında vatandaşlarımız ve çalışanlarımıza verdiğimiz destek 51 milyar lirayı geçti. Bizim şu anda hazinemiz hamdolsun tamamen esnafın ve milletimizin emrindedir. Bay Kemal bunları takip edemiyorsa ben ne yapayım... Ama biz kasamızdan çıkanı biliyoruz. Sağlıkta şu salgın döneminde hizmete açtığımız hastaneler bile pek çok ülkenin kapasitesini aşıyor. 

 

İZMİR BELEDİYESİ BÖYLE BİR BORÇLANMA HAKKINA SAHİP DEĞİL

 

Şehirde halkına hizmet etmek isteyen bir belediye yönetiminin, zihniyetinin var olmasıdır. Geçtiğimiz günlerde İzmir'deki yağışlar sonucu yaşanan sel felaketi ile ilgili bir habere benim de gözüm ilişti. Sel felaketinin ardından nasıl olduysa hatırladı CHP Genel Başkanı'na bir esnaf ''Altyapı İzmir'de bitik. Sizden ricam ediyorum, burada 35 senedir CHP var, lütfen bu altyapıyı düzeltin'' diyor.  Çiğli Tramvayı temel atma töreninde konuşan CHP Genel Başkanı, kendi belediyesinin Hazineden daha uygun şartlarda borçlandığını övünerek anlatıyordu. İzmir Büyükşehir Belediyesi, bütçesinin neredeyse 2,5 katı borçlu bir belediye olarak, zaten böyle bir borçlanma hakkına sahip değildir Bay Kemal, bunları öğren. Belediye bu finansmanı izin aldığı dönemde gerçekleştiremedi, şu anda zaten böyle bir borçlanma iznine de sahip değildir. Belediyenin herhangi bir kredi kullanımız söz konusu değildir. Tahvil ihraçları şartlarından vadesine kadar birbirleriyle ilgisi olmayan konulardır. Kılıçdaroğlu ekonomi ve rakamlardan anlayan biri olmadığı için Hazine'nin uluslararası finansman kredi şartlarının kendi buldukları krediden daha uygun olduğunu bilmiyor. Gerçi bunların hangi iftiralarını düzeltelim, usandık. Hazine müsaade vermedikten sonra hiçbir belediye bu şekilde bir borçlanmaya gidemez. Sonunda bu bana gelir. Benim de bunu onaylamam gerekir. Eski belediye başkanı Aziz Bey'e de sorarsan sana söyler. O göndermiştir, ben de onamışımdır. Sen bu yanlışla gidecek olursan burada soru işaretleri artmaya başlar.  "İstanbul'u, sokakları çöplerden geçilmeyen, musluklarından su akmayan, ulaşımı felç, etrafı altyapısı olmayan gecekondularla çevrili, havası kirli, insanları sahipsiz ve mutsuz bir şehir olarak devralmıştık. Ekibimizle el ele verip, birkaç yıl içinde şehrin tüm sorunlarını çözüm yoluna koyduk. Maalesef bu kötü manzaraların bazıları, son dönemde İstanbul’da yeniden hortlamaya, İzmir’de ve CHP’li belediyelerin işbaşında bulunduğu başka şehirlerde sıkça görülmeye başlandı. CHP belediyeciliğinin çöp, çamur, çukur olduğunu görelim. Bu ülkede kimin hizmet, eser siyaseti yaptığı, kimin de istismar siyaseti yaptığı bir kez daha yan beyan ortaya çıkmıştır.

 

İZMİR'İN HALİ ORTADA

 

Ayda bir bu tür bazı başlıklarda görüntülü konuşmalarımı gerçekleştireceğiz. Devamlı hatırlatmamız gerekiyor. Bunlarla beraber vatandaşımızı gerçekleri bizzat ekranda izleyerek, bizden de dinleyerek görecek. bunlarda yalan bol. Edep, adap yok. İzmir'in hali ortada. 35 yıldır sizde ya. İnsan altyapı adına bir şey yapmaz mı? İzmir tüm altyapısıyla çökmüş vaziyette. Ben İzmir gibi muhteşem şehrimizin altyapı, üstyapı noktasındaki halini görünce insan eyvah diyor. Siz ne yapıyorsunuz? Suyunuz yoktu suyunuz. DSİ'ye verdiğim talimatla İzmir'e suyu biz getirdik. Halk benim halkım. Aslında büyükşehirler suyu kendisi temin etmek zorundadır. İzmir'de böyle bir şey söz konusu değil. İstanbul ve Ankara, kar falan geldi de toparladık işi yoksa buralarda da sıkıntı olabilir. Barajlar sayesinde İstanbul susuzluğu yaşamıyor. Kendi partisi içindeki tecavüz işlerini kapatmaktan milletin dertleriyle ilgilenmeye fırsat bulamayanlar bunun hesabını elbette sandıkta verecektir. 

 

DÜĞÜM NOKTASI 2023 SEÇİMLERİ

 

CHP içindeki sağduyulu kardeşlerime sesleniyorum. Şu andaki CHP Kuvayi Milliye CHP'si midir? Hayır. Amerika'dan ve Avrupa'dan demokrasi dilenen şu andaki CHP yıllarca emperyalistlere karşı yumruk sallayanların CHP'si midir? Millet tarafından seçilen vekillerini adeta pazara çıkartan CHP, yıllarca parti içi demokrasi ile övünenlerin CHP'si mi? Bu sorulara yanıt evet ise bizim için konu kapanmıştır. Ama hayır deniyorsa hatırlatmak da boynumuzun borcudur. CHP'nin başındaki zat yüzsüz bir yönetimi partisi ve ülkesine dayatıyor. Bu zatın aynı hezeyanları ısrarla tekrarlamasını izliyoruz. Vicdanı sızlamayan, siyasi ahlaktan nasipsiz bir adamcağız ile karşı karşıyayız. Yeni yönetim sistemimizde kabinenin nasıl kurulduğunu idrak edemeyen bu zat bakanların atama ile geldiğini söylüyor. Yeni sistemde bakanlar CHP Genel Başkanı gibi kasetle gelip kasetle gitmiyor. Meclis'te yapılan görüşmeleri engellemek için arbede çıkaranlar bunlar değil miydi? Esasen biz hiçbir partinin iç işlerine karışmayız. Kendimizinkine de karışılmasını istemeyiz. Geçmişte vekil ödünç verme sistemiyle siyaseti zehirleyen CHP maalesef bu ülkeyi ve ilkelerimizi yerle bir etmiştir. Kiralık vekil vereceksin, diğer parti İP o da kiralık vekil verecek. Sonra da geri istiyorum diyecek. Böyle demokrasi olur mu? Son günlerde bu partiden ayrılanların hem eski partilerine hem de bize yönelik eleştirilerini dikkatle dinliyoruz. İçinde katıldıklarımız da var katılmadıklarımız da. tüm bu gelişmelerin düğüm noktası 2023 seçimleri olacaktır. 

 

MİÇOTAKİS'E: HADDİNİ BİL

 

Kıbrıs meselesi Türk ve Kıbrıs halklarının ortak davasıdır. 1960'larda Kıbrıs Türk tarafına otonomi hakkı bile tanımayan bunlardı. Amaçları Ada'yı tek başlarına yönetmekti. Annan kendisi bana şunu söylemişti: ''Ben 4 kez bu işe giriştim, başaramadım, şimdi de başaramayabilirim.''.. Ben de kendisine dedim ki 'Türk tarafında garantör ülke olarak Türkiye'den olumsuz bir şey görmeyeceksiniz.'... 'Peki' dedi, başladı. Çalışmalar sürerken onlar kayış attı. Annan 'söz verdim, bu işi bitirmeden ayrılamayız' dedi. Referanduma gittik, Türk tarafı olarak soydaşlarımız yüzde 75 Evet dedi, Rumlar ise yüzde 65 hayır dediler. Bütün bunlara Güney Kıbrıs AB'ye alındı, Kuzey Kıbrıs alınmadı. İstikşafi toplantılar geçen hafta İstanbul'da başladı. Şimdi Miçotakis meydan okuyor. Biz seninle nasıl bir araya gelelim. Haddinizi bileceksin. Barış arayışı varsa sende bana meydan okuma, haddini bil. O zaman sen masayı tekmeledin, masadan kaçtın. Bu şekilde gitmesi halinde de biz seninle masaya oturamayız. Adalarda yaptıklarınız ortada. Neyinize güveniyorsunuz? Bir yerden destekler gelecek, buna mı güveniyorsunuz. Türkiye dimdik ayaktadır, gereğini de gerektiği zaman yapmasını bilir.  Miçotakis'e bir şey daha hatırlatmak isterim. Sen bazı dağlara güveniyorsun, o güvendiğin dağlara kar yağdı. Hiçbirinden sana fayda gelmez ama biz kendi göbeğimizi kendimiz keseriz. Onun için çılgın Türkleri iyi tanıyacaksın. İki devletli çözümden başka Kıbrıs'ta çözüm yolu kalmamıştır. Artık federasyon diye bir şey yok İster kabul edersiniz ister etmezsiniz. Türk tarafına uygulanan ambargoları ağırlaştırarak sürdürüyorlar. Daha fazla izin vermeyeceğimizi tüm dünya bilmelidir. Yardımcım Fuat Bey Kıbrıs'a gidiyor, çalışmaları başlatacağız. 

 

Kıbrıs meselesi çözüm odaklı bir anlayışla ele alınmalıdır. Kıbrıs'ta konuşulabilecek tek konu iki devletli çözümdür. Geçmişinden gölgesinde kalmadan geçmişten ders çıkararak adada barışın hakim olacağı geleceği böyle inşa edebileceğimizi inanıyoruz. Aksi takdirde herkes işine bakacaktır. 

 

Yeni Yorum