14 Haziran Cuma 2024
3 yıl önce

Alparslan Kuytul kimdir?

Gaziantep’te yaşanan ‘cami olayı’nın ardından gözaltına alınan Alparslan Kuytul, Fetullahçı Terör Örgütü'nün (FETÖ) darbe girişimine destek oluşturacak konuşmalarının yanı sıra Afrin'deki Zeytin Dalı Harekatı aleyhindeki propagandası ve Atatürk düşmanlığı iddiaları üzerine yargılandı. Kuytul Türkiye’nin 2018 yılında gerçekleştirdiği Afrin operasyonu öncesinde, "Amerika şimdi onlara 4 bin 900 tır silah verdiyse, Allah göstermesin orada artık kaç bin tane askerimizi kaybederiz, bilmiyorum. Yani bu iş bir tuzak olabilir. Amerika sanki göz göre göre Türkiye’yi bataklığa çekiyor gibi, göz göre göre silah gönderiyor" diyerek tepki çekmişti. Ardından FETÖ/PDY’ye destek verdiği iddialarıyla gündeme gelen Kuytul, FETÖ'cülerin Youtube'daki propaganda kanalı KHK TV’de, 15 Temmuz'u bir proje olarak tarif ederken, darbe girişiminde bulunan FETÖ'cü hainleri de 'kandırılmış saf Müslümanlar.' olarak tanımladı. 2018’de tutuklanan Kuytul hakkında hazırlanan iddianamede, “Suç işlemek amacıyla örgüt kurma yönetme, özel belgede sahtecilik, dini inanç ve duyguların istismarı suretiyle dolandırıcılık, kamu kurum ve kuruluşları, vb. tüzel kişiliklerin araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık, silahlı terör örgütüne bilerek ve isteyerek yardım etme (FETÖ/PDY), yayın yoluyla terör örgütü propagandası yapmak (PKK/KCK), mal varlığı değerlerinin gayri meşru kaynağını gizlemek” suçlamaları yöneltilen Kuytul ve destekçileri provokatif eylem ve açıklamalarını birçok koldan sürdürdü. Adana Cumhuriyet Başsavcılığınca derinlemesine incelenen vakıf adı altında kurulan örgüt hakkında çarpıcı bilgilere ulaşıldı. Adana Cumhuriyet Başsavcılığının yaptığı araştırmada, örgütün ortaokul, lise ve üniversite öğrencilerini hedef aldığı tespit edildi. Buna göre, örgüt, üye kazanmak için hedef aldığı öğrencilerin vakfa ait yurtlarda kalmalarını sağladı. BEYİN YIKAMA TAKTİĞİ UYGULANDI Örgütün ideolojisi doğrultusunda sözde "cihat" fikirleri tebliğ edildi. Yurtlarda kalanlara savaş görüntüleri izlettiren örgüt, devlete karşı isyan, ayaklanma içerikli kitapların okutulmasını sağlayarak beyin yıkama taktikleri uyguladı. Halkın dini duygularını istismar ederek bağış toplayan vakıf, gelirini bu bağışlardan sağladı. Gelirinin büyük kısmının kayıt dışı olduğu belirlenen vakfın, sahte makbuzlar düzenleyerek dolandırıcılık yaptığı da tespit edildi. Toplanan bağışlar, vakfın resmi kayıtlarına aktarılmadan örgüt faaliyetlerinde kullanıldı. Burs ödemeleri için açılan ve öğrencilerde bulunması gereken banka hesap cüzdanları da vakfın merkezindeki aramada ele geçirildi. Burs ödemeleri düzenli olarak banka hesaplarından çekilerek örgüte aktarıldı. "Vakıf faaliyeti" adı altında toplanan kurban derisi ve kurban etlerinin de kayıt dışı satışı yapılarak örgüte mali kaynak sağlandı. Vakfa ait kaçak olduğu belirlenen yurtlarda çocuklara yönelik cinsel istismar suçunun işlendiğine dair şikayetler alındı. DEAŞ'E KATILMAK İSTEYENLER YURTLARDA KALDI Öte yandan, Adana Cumhuriyet Başsavcılığının yürüttüğü soruşturmayla örgütün DEAŞ ve El Kaide ile bağlantıları da ortaya çıkarıldı. Terör örgütü El Kaide'ye yönelik operasyonlarda tutuklanan D.D'nin vakfa sürekli geldiği, R.B. adlı tutuklunun da vakıf yurtlarında ders verdiği tespit edildi. Geçen yıl nisan ayında yapılan izinsiz gösteride yer alan bir kişinin de DEAŞ üyesi olduğu ortaya çıktı. DEAŞ'a katılmak üzere Türkiye'ye gelenler, vakfa ait yurtlarda barındırıldı. Söz konusu kişiler, vakfın izinsiz gösteri ve yürüyüşlerinde yer aldı. BAKAN YARDIMCISI ÇATAKLI: BU KİŞİ FETÖ'YÜ SAVUNAN BİR KİŞİ Son gözaltı olayından sonra açıklama yapan İçişleri Bakan Yardımcısı ve Bakanlık Sözcüsü İsmail Çataklı, Kuytul’un FETÖ’ye desteğine dikkat çekti: "Alparslan Kuytul kimdir? Bunun kamuoyu tarafından tam olarak, doğru olarak bilinmesini isteriz. Bu kişi, din kisvesi altında, dini istismar eden bir kişi, FETÖ'yü savunan bir kişi. Bu kişi, 15 Temmuz'u örtmeye çalışan bir kişi. Bu kişi, Türkiye'nin menfaatine ne varsa her fırsatta bunu provoke etmeye çalışan bir kişi. Sürekli güvenlik güçlerimizle karşı karşıya gelme çabası içinde olan bir kişi. Furkan Vakfının yöneticiliğini yaptığı sırada orayı da istismar eden bir kişi. Vakıf tarafından kurban derileri toplanıyor, toplanan bu kurban derilerinin de şahsi nam ve hesabına yolsuzluk yaparak kullanan bir kişi." Diyanet İşleri Başkanlığının camilerde itikafa girilmesiyle ilgili bir tavsiyede bulunduğunu belirten Çataklı, "İçinde bulunduğumuz süreç ortada. Toplum olarak büyük maliyetler ödüyoruz, büyük fedakarlıklarda bulunuyor insanlarımız. Gün geldi camileri kapattık, teravih namazlarının camilerde kılınmaması yönünde Diyanet İşleri Başkanlığımızın tavsiye kararı oldu." dedi. Diyanet İşleri Başkanlığının itikaf ibadetinin evlerde yapılması tavsiyesinde bulunduğunu, istisnai durumlarda belirlenecek camilerde itikafa girilebileceğinin önerildiğini hatırlatan Çataklı, "Esasen bu provokasyon, başlangıçta teravih namazlarının evlerde kılınmasına yönelik Diyanet İşleri Başkanlığımızın tavsiyesi üzerine başladı. Son dönemde de itikafa girilmesiyle alakalı Diyanet İşleri Başkanlığımızın bunun evlerde yapılması tavsiyesini provoke ederek bir durum oluştu." diye konuştu. Diyanet İşleri Başkanlığının "istisnai olarak belirli camilerde itikafa girilebileceğini ancak bunun müracaat edilmek ve mülki makamların onayı alınmak suretiyle yapılabileceğini" kamuoyuyla paylaştığını aktaran Çataklı, bu kişilerin, bu süreci de işletmeden, bütün kuralları ihlal ederek camilere girdiğini anlattı. Bakanlık Sözcüsü Çataklı, şunları kaydetti: "Din görevlilerimiz bunları ikaz ettiler, bunun uygun olmadığı, yönteminin bu olmadığı konusunda uyarılarda bulundular. Ancak bunlar şiddetli bir şekilde mukavemette bulundular. Üstelik, benim burada söyleyemeyeceğim, hele hele bir camide asla söylenemeyecek ifadelerle, hakaretlerle, küfürlerle karşılık verdiler. Baktılar baş edemiyorlar, kolluk birimlerinden din görevlisi arkadaşlarımız talepte bulundu. Herhalde o esnada çevrede bulunan kolluk personeli de buna müdahale etti. Bu esnada bir yanlış yönlendirme ile orada bulunmaması gereken bir personelimizin de orada bulunduğunu ve gaz kullandığını biliyoruz. Zaten bununla ilgili kamuoyuna açıklama yapıldı, bu kişiyle ilgili gerekli işlemler de başlatıldı. Ancak iş burada kalmadı, başta Adana ve Gaziantep olmak üzere 40 ayrı noktada onlarca yandaşıyla birlikte bu kişi provokasyonu sürdürmek istedi ve dün gece kolluk birimlerimiz gerekli işlemleri yaparak bu provokasyona mani oldu. Alparslan Kuytul da bu kapsamda şu an gözaltında. Diğer idari ve adli süreç de bu kişilerle ilgili halen devam ediyor."

2 yıl önce

FETÖ’den ve PKK’ya ilişkileri… Alparslan Kuytul kimdir? İşte son ‘Hasan Sabbah’ ve kirli geçmişi…

Türkiye’de “dini cemaat görünümünde” terör faaliyetleri yürüten örgütlerin, kirli emelleri için dini duyguları kullanması Türkiye’nin alıştığı bir durum haline geldi. Tarihte Hasan Sabbah ile başlayan ve yüzyıllar boyunca devam eden gelenekte en son Fetullah Gülen ve müritleri tarafından Türkiye Cumhuriyeti işgal edilmeye kalkışılmış ve 15 Temmuz 2016 gecesi kanlı bir darbe girişimi yaşanmıştı. Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin kararlı tutumuyla FETÖ terör örgütünün Türkiye’de zayıflatılmasının ardından küresel güçler, boşluğu doldurmak adına yeni ismi ön plana çıkarmaya başladı: “Alparslan Kuytul” https://twitter.com/medyaadami/status/1505858553743085569?s=21 ALPARSLAN KUYTUL KİMDİR Müntesipleri Alparslan Kuytul’a, ‘Kuytul Hocaefendi’ diyorlar. Adanmış bir kitlesi var. Sosyal medyada yapılan onunla ilgili paylaşımlar epey beğeni alıyor. Hatta kendi sitelerinde Kuytul için, ‘Muhterem Alparslan Kuytul Hocaefendi’ diyorlar. ‘Muhterem’ ve ‘hocafendi’ sıfatlarının kolektif belleğimizdeki çağrışımı ise malum. Kuytul, 20 Ağustos 1965 Adana doğumlu. Kendi sitesindeki bilgilere göre ilköğrenimini Adana İnkılap İlkokulu’nda, orta öğrenimini Tepebağ Ortaokulu’nda ve lise öğrenimini de Adana Erkek Lisesi’nde tamamlamış. 1991 yılında Çukurova Üniversitesi Mimarlık-Mühendislik Fakültesi İnşaat Mühendisliği bölümünden mezun olmuş. CV’nin bundan sonrası çok ilginç! 1993-1997 arasında Mısır’da el-Ezher Üniversitesi Şeriat Fakültesi İslam Hukuku bölümünde okuduğunu ileri sürüyor Kuytul, ancak ortada diploma yok. Ayrıca lideri olduğu vakfı, yani Furkan Eğitim ve Hizmet Vakfı’nı 1994 yılının kasım ayında, yani sözüm ona kendisi Mısır’da iken kurmuş. İngilizce’de ‘alibi’ diye bir kavram vardır, genelde hukukta kullanılır. Suç veya eylem gerçekleştiğinde başka yerde olduğunu ispatlayabilmek demektir. Kuytul’un özgeçmişinde ise bu durum, tersinden geçerli. Vakıf, o burada değilken kurulmuş.  FETÖ-IŞİD-PKK İLE YAN YANA Genç yaştaki Alpaslan Kuytul da tam bu dönemde ortaya çıktı. 1988 yılında İhvan’a atfen Kardeşler Kitabevi’ni kuran Kuytul, 1993 yılında da El Ezher Üniversitesi’ne girdi. Buradaki eğitimi sırasında Furkan Eğitim ve Hizmet Vakfı’nı kuran Kuytul, 1997’de Türkiye’ye dönerek vakfın örgütlenmesini hızlandırdı. Özellikle son dönemdeki faaliyetleriyle gündemde yer alan Furkancılar ve Alpaslan Kuytul, Türkiye düşmanı cephede yer alıyor. 2018’deki terör örgütlerine destek vermek suçundan da yargılanan Kuytul’un sicili hayli kabarık. 15 Temmuz FETÖ darbe girişimi için “Hayırlı olsun” diyen Kuytul, Mehmetçiğin terör örgütü PKK’ya düzenlediği operasyonlara da karşı çıktı. Alpaslan Kuytul ve Furkan Vakfı üyeleri, sosyal medyada “Türk ordusunun Afrin’de katliam yaptığı” propagandasına katılmış, Mehmetçiğe karalama kampanyası başlattı. Kuytul’un da aralarında bulunduğu 20 kişi olayın ardından göz altına alınırken Kuytul, çıktığı mahkemede tutuklandı. Yargılandığı davada beraat etmesine rağmen Kuytul, Türkiye Cumhuriyet Devletini hedef alan açıklamalarını sürdürdü. Diyanet İşleri Başkanlığı’nın tarikat ve cemaatler raporunda FETÖ destekçisi olarak ifade edilen Kuytul, terör örgütü IŞİD’in üst düzey yöneticisi olmakla yargılanan ve El Ezher mezunu olan ‘Ebu Hanzala’ kod adlı Halis Bayancuk’un hapis kararına tepki gösterirken milletvekilliği düşürülen HDP’li Ömer Faruk Gergerlioğlu’na da sahip çıktı. “Gergerlioğlu’nun dosyasında bir suç unsuru olduğunu sanmıyorum” dedi. Furkancıların elebaşı Alparslan Kuytul, 30 Kasım 2020 tarihinde firari FETÖ’cülerden Asım Yıldırım’ın Youtube kanalına konuk oldu. Yıldırım, Kuytul’un kendilerinin duygularına tercüman olduğunu vurguladı, Kuytul’u FETÖ elebaşı Fetullah Gülen’e benzetti. 2 saat süren yayında Türkiye’nin FETÖ’yle mücadelesini hedef alan Kuytul, 15 Temmuz’un FETÖ değil “Derin Devlet” tarafından yapıldığını da söyledi. EL EZHER’DEN FETÖ ÖVGÜSÜ El Ezher mezunu Alpaslan Kuytul’a FETÖ, PKK ve IŞİD’i aklama görevi bir merkezden verilmiş olacak ki aynı aklama görevini El Ezher Üniversitesi de yerine getiriyor. 15 Temmuz sonrası El Ezher’de yapılan birbiri ardına çalışmalarda Fetullah Gülen ve FETÖ’yü aklamaya çalışıldı. Mısırlı alim Sabır Abdulfettah El-Mişrifi, FETÖ’nün yayın organı Zaman Arabic’e yazdığı yazıda El Ezher Üniversitesi’nin Fetullah Gülen’in eserlerini incelediğini, Ehli Sünnet ve cemaat düşüncesine hiçbir aykırılık bulunmadığını tespit edip onay verdiğini kaydetti. 15 Temmuz sonrasında Gülen’in kitaplarının toplatılmasını eleştiren El-Mişrifi, El Ezher Üniversitesi’nden Dr. Fethi İcazi’nin Gülen’in “Sonsuz Nur” isimli kitabını ders kitabı olarak okuttuğunu yazdı. HOCAHANIM VE KADIN MİLİTANLAR Kuytul’un eşi Semra Kuytul da grup içinde ‘Hocahanım’ olarak biliniyor. O da özellikle kadınlara yönelik propaganda faaliyetlerine öncülük ediyor. Semra Kuytul’un yurt dışından yayın yapan FETÖ’cü kanallarda sürekli boy gösterdiği biliniyor. Vakfın eylemlerinde kadınlar da öne çıkıyor. Elinde Kuran-ı Kerim’le polisin karşısına dikilen çarşaflı kadınları, bir tür ‘canlı kalkan’ olarak kullanıyorlar. Adana, Gaziantep, Mersin gibi pek çok şehirde Furkancılar, polise karşı kışkırtma eylemlerinde kadın militanlarını kullanıyor. TEK İDEOLOJİLERİ ANTİ-ERDOĞANCILIK Sabah gazetesi yazarı Ferhat Ünlü, Kuytul’un ideolojisini şöyle tarif ediyor: “Furkan’ın ideolojik çizgisine gelince… Bu konuda bir belirsizlik söz konusu. ‘Selefi’ oldukları iddia ediliyor, ancak Kuytul, Selefilikle ilgileri olmadığını söylüyor. İlle de bir ideolojileri varsa buna ‘anti-Erdoğancılık’ demek en doğrusu. Bunun dışında bir ideolojiye ihtiyaçları yok. Devlete de muhalif bir çizgileri var. Misal Türk Silahlı Kuvvetleri’nin 2018’de düzenlediği Zeytin Dalı Harekâtı’na şiddetle karşı çıktılar. Bir vakfın sınır ötesi bir operasyonla ne işi olur, değil mi? Ama askeri olsun, istihbari olsun devletin aldığı her türlü karara ‘İstemezük’ klişesiyle mukabele ediyorlar. Kuytul şöyle diyor kendi grubu için: “Islahatçı değil inkılâpçı bir harekettir. Safları ayıran bir harekettir. Ilımlı bir hareket değildir. Kâfirle münasebeti tebliğ düzeyinde olup, flört düzeyinde değildir. Radikal değil Rabbani bir harekettir.”